İçeriğe geç

War Fever: Uyanış Dağı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

War Fever: Uyanış Dağı

Bölüm 1

SİSİN ÇAĞRISI

Sisin Çağrısı Kasım rüzgârı, Grayford Vadisi’ne yılın o tanıdık tınısını getiriyordu. Yapraklar yorgun birer savaşçı gibi dallardan ayrılıyor, taş döşeli yollara çarpıp hafif bir tıslamayla sürükleniyordu. Bu ses, vadinin çocukları için sadece sonbaharın gelişi değildi; aynı zamanda War Fever'ın yaklaştığının işaretiydi. Her kasım ayında başlayan ve tam bir yıl süren bu yarış, Grayford’un kaderini belirleyen en eski geleneklerden biriydi. Bu yıl yarışa dördüncü kez katılan Harry, sabahın erken saatlerinde evinin arkasındaki antrenman alanında tek başına ayakta duruyordu. On sekiz yaşına yeni girmişti, fakat gözlerinin derinliğinde yılların yükü gizliydi. Her yarışta bir adım daha ilerliyor fakat asıl hedefe – Ogüron Dağı’nın zirvesinde uyuyan ejderhanın zırhından altın küreyi almak – ulaşamıyordu. Omuzlarına dökülen siyah saçları rüzgârla savrulurken, elindeki ahşap eğitim kılıcını sıkıca kavradı. “Bu kez farklı olacak,” diye fısıldadı kendi kendine. Her yıl aynı sözü verirdi ama bu sefer içinde anlamını açıklayamadığı bir kararlılık vardı. Az sonra taş yoldan adım sesleri duyuldu. İlk gelen, takımın en hızlısı olan Miraydı. Mira, sarı-kahverengi kısa saçlarıyla çevik bir tilkiyi andırıyordu. Üzerinde hafif zırhı, belinde ise gri renkli çift hançeri vardı. Harry’ye yaklaşıp gülümsedi. “Yine gün doğmadan başlamışsın,” dedi Mira. “Bu gidişle ejderha bizden önce uyanacak.” Harry hafifçe gülümsedi. “Birimiz erken başlamasak kimse başlamayacak.” Mira'nın ardından uzun boylu, sessiz mizaçlı Taran göründü. Omzunda mızrağı, sırtında her zamanki gibi ağır deri çantası vardı. “Rüzgâr yön değiştirdi,” dedi Taran, bakışlarını dağın uzaklardaki siluetine dikerek. “Ogüron çağırıyor.” Son olarak grubun en genç üyesi Lysa koşarak geldi. Saçları örgülüydü, boynunda annesinden kalma bir tılsım taşıyordu. Harry’nin aksine büyü gücüne sahipti; fakat gücü hâlâ tam olarak kontrol edemiyordu. “Hepiniz burada mısınız? Mükemmel,” dedi nefes nefese. “Bugün yeni katılımcıların da tanıtımı olacak. Yarış Kurulu kamp meydanında bir toplantı düzenliyor.” Harry gözlerini kısarak diğerlerine baktı. “O zaman gidelim. Bu yıl nelerle karşılaşacağımızı bilmekte fayda var.” --- War Fever Kamp Meydanı Kamp meydanı, vadinin en büyük düzlüklerinden birinde kurulmuştu. Her yıl kasım ayında yüzlerce yarışmacı buraya gelir, ekipler kurar, stratejiler geliştirir ve yolculuğa buradan başlardı. Meydanın ortasında büyük bir çember şeklinde taş anıt vardı. Anıtın üzerinde ejderha kabartmaları ve yarışın tarihini anlatan eski semboller işlenmişti. Harry ve arkadaşları kalabalığa yaklaştığında, meydan çoktan dolmuştu. Yeni yüzler, eski ustalar, maceraperestler, paralı savaşçılar, keşişler ve hatta bu yıl ilk kez katılacak olan gizemli bir grup: Gölge Silsilesi. Bu grup kapüşonlu siyah pelerinler giymişti. Onların varlığı bile havayı ağırlaştırıyordu. Mira kaşlarını çatarak Harry’ye fısıldadı: “Bu adamlar geçen ay Kuzey Ormanları’ndaki Tuhaflık Takibi’nde üç ekibi devre dışı bırakmış. Söylentilere göre büyüleri karanlık.” Lysa ürperdi. “Büyüleri yasak değil mi?” “Yasak değil,” dedi Harry. “Ama bazı büyüler cezai. Umarım onlar o tarafa bulaşmadan yarışırlar.” Meydanda bir hareketlenme oldu ve Kurul Başkanı Kelderon Nivek yüksekçe bir platforma çıktı. Kelderon, iri yapılı, gri sakallı ve tanrısal bir ciddiyet taşıyan bir adamdı. “War Fever savaşçıları!” diye gürledi sesi. “Bu yıl dört yüz otuz iki yarışmacı Ogüron Dağı’na ilerleyecek. Fakat unutmayın: Bu bir maraton değil, bir hayatta kalma sınavıdır. Ejderhanın uykusu artık daha hafif. Söylentilere göre zırhındaki altın küre artık çatlamaya başladı.” Kalabalık arasında uğultu yükseldi. Harry’nin kalbi hızlandı. Çatlamış bir küre… Bu, ejderhanın daha da tehlikeli olduğu anlamına gelebilirdi. Kelderon devam etti: “Ayrıca bu yıl yarışa yeni bir unsur eklendi. Ejderhanın bulunduğu mağaraya giden üç farklı rota var. Takımlar bu rotalardan birini seçmek zorunda.” Sahnede üç dev harita açıldı. 1. Kül Vadisi Rotası – Hayatta kalma ağırlıklı, toksik sislerle dolu. 2. Ruh Ormanı Rotası – Büyülü yaratıkların yaşadığı eski bir orman. 3. Buz Çentiği Rotası – Yüksek irtifalı, ölümcül fırtınalarla bilinen bir yol. Taran haritaları incelerken dudaklarını büktü. “Buz Çentiği… Bu rota bizi öldürür.” Mira hemen atıldı. “Kül Vadisi daha mantıklı. Sisler tehlikeli ama hızlı ilerlenir.” Lysa titrek bir sesle konuştu: “Ruh Ormanı… belki benim büyülerim orada işe yarar.” Harry derin bir nefes aldı. Karar vermek için çok erken olduğunu biliyordu ama içgüdüleri Ruh Ormanı’na doğru çekiliyordu. Orada cevaplanmamış bir şeyler olduğunu hissediyordu. --- Yeni Tehlike: Magnus Crow Toplantı sona ererken kalabalığın içinden bir alkış patladı. Çoğu kişi alkışlamıyordu ama bir grup insan öne doğru itiliyordu. Sahneye genç fakat ürkütücü bir figür çıktı: Magnus Crow. Magnus, Gölge Silsilesi’nin lideriydi. Gözleri siyah bir alev gibi parlıyor, çevresine görünmez bir baskı yayıyordu. “War Fever'ın bu yıl daha kısa süreceğine inanıyorum,” dedi buz gibi bir sesle. “Ejderhanın altın küresi bizim olacak. Eğer karşımıza çıkarsanız—” burada kısa bir duraksama oldu, ardından dudakları kıvrıldı, “—yanlış takım seçmiş olursunuz.” Harry’nin elindeki kılıç istemsizce sıkıldı. Magnus’un kibri onu çileden çıkarmıştı. Mira dişlerini sıktı. “Bu adamın bizi hedef aldığı çok belli.” Taran sessizce başını salladı. Lysa ise korkuyla Magnus’a bakıyordu. --- Kamp Ateşi Yanında Gün biterken Harry ve ekibi kampın daha sakin bir köşesinde küçük bir ateş yakmıştı. Ateşin kıvılcımları yukarı doğru sıçrayıp soğuk geceye karışıyordu. Harry, kimsenin konuşmadığı bir anda düşüncelerini paylaştı: “Bu yıl farklı olacak. Sadece ejderhayla değil, insanlarla da mücadele edeceğiz.” Taran başını salladı. “Magnus ve ekibi diğer yarışmacılara zarar verebilir. Onları görmezden gelemeyiz.” Mira ateşe bir odun attı. “Tek yolumuz var: Daha iyi olmak. Daha hızlı, daha güçlü, daha akıllı.” Lysa gözlerini Harry’nin tılsımına taktı. “Peki Harry… bu sefer neden kazanabileceğini düşünüyorsun? Diğer yıllardan farkın ne?” Harry derin bir nefes aldı, ateşin turuncu aydınlığında gözleri parladı. “Bu sefer,” dedi, “ejderhaya giden yolun sadece güç değil… bir sırrı olduğunu hissediyorum. O sırrı bulursak, yalnızca Altın Küre’yi değil… Ogüron’un kaderini de değiştirebiliriz.” Rüzgâr tekrar yükseldi. Uzaktan, dağın zirvesinden geldiği söylenen boğuk bir uğultu duyuldu. Sanki uyuyan bir canavar yer değiştirmişti. Lysa ürperdi. Mira kılıcını eline aldı. Taran sessizce ayağa kalktı. Harry ise sesi neredeyse fısıltıya dönerek konuştu: “Ve bu sadece başlangıç.”

Bölüm sonu

1 yorum