İyi Okumalar 🦋
_______________
~jisung~
Kahvaltıdan sonra Minho bana zaman ayıramadığı ve acil bir işi çıktığı için beni yalnız bırakmak zorunda olduğundan benden özür dileyip saraydan çıkmıştı.
Çok garipti.. bana iyi davranıyordu.
Onun niyetini çözememek kafamı daha da karıştırıyordu. Gece bırak beni rahatsız etmeyi, yatakta bir kere kıpırdamamıştı bile korkmamam için.
Sabah odadan çıkmıştı üzerimi rahat giyinmem için ve kahvaltıda... aldığım her lokmamı gülümseyerek izlemişti.
Bunu düşünmek istemiyorum ama.. acaba amacı benimle evlenip krallık için delta bir varis dünyaya getirmek miydi. Aynı yüzyılda iki delta.
Böyle bir amacı olsa bile bana dokunmasına asla izin vermeyecek ve duygusal olarak ona mühürlenmeyecektim. Ben onu istemediğim sürece çocuğumuzun olması imkansızdı.
Daha fazla kendi kafamda kurmaktansa geldiğinde onunla açık açık konuşacağım. Amacının ne olduğunu açıkça bana söylemezse onu kendimden bıktırmak için her şeyi yapacaktım.
Aniden kapı çalındığında oturduğum yatakta irkilerek ayağa kalktım. O kadar dalmıştım ki düşüncelerime kapının tıklatılması bile beni korkutmuştu.
J: "Girebilirsiniz"
"Efendim Prens Felix geldi. Sizinle tanışmak istiyor"
Muhafız kapıyı azıcık açmış ve yüzüme bakmadan bakışlarını yerde gezindirerek konuşmuştu. Prens Felix, Minho'nun sabah bahsettiği kardeşi olmalıydı.
Bu sarayda kimseye güvenmiyordum lakin prens ile tanışmamak da büyük saygısızlık olurdu. Bu yüzden başımı onaylar anlamda salladım.
Kapı kapanmış ve birkaç dakika sonra tekrar tıklatılarak ardından açılmış ve içeri sarışın bir omega gelmişti. Anında dudaklarım şokla aralandı.
Lee Felix bu kişiyse eğer o, dünyanın en güzel omegası seçilmeliydi. Sarı saçları, iri gözleri, yüzüne serpiştirilmiş çiller.. melek gibiydi.
Bana doğru adımlayarak gülümsediğinde kendimi onun güzelliğine kaptırarak gülümsedim ben de.
Karşımda saygıyla eğildiğinde hemen panikleyerek ben de aynı saygıyı ona gösterdim ve tek elimi sırtıma diğer elimi göğsüne bastırarak önünde eğildim. Sonunda ikimiz de prenstik.
F: "jisung sen olmalısın! Abim aylardır Jisung diye sayıklıyor. O kadar merak ettim ki seni!"
Ne güzel asil asil takılırken aniden tamamen farklı bir kişi olmuş ve heyecanlı sesiyle neredeyse çığlık atarak konuşmuştu.
Ellerini kollarıma yaslayarak beni hafifçe sarstı. Aynı benim gibi duygularını hat safalarda yaşayan birisine benziyordu.
Benim şaşkın suratımı yeni fark etmiş olacak ki mahcup bir şekilde gülerek ellerini benden uzaklaştırmıştı.
F: "Özür dilerim. Şey ben abimi ilk kez aşık görünce ne yapacağımı şaşırdım biraz."
J: "Sorun değil.. ben de aynı tepkiyi verirdim"
Onu yargılamadığımı gördüğünde ellerini birbirine birleştirerek çenesinin altına bastırmış ve kocaman gözleriyle bana bakmıştı.
F: "Bence biz ikimiz çok iyi anlaşacağız"
...
J: ".. sonra da işte heyecandan kusmuştum"
Felix şok olmuş bir şekilde elini açık kalmış ağzına bastırmıştı. Kimseye güvenmeyeceğimi söylemiştim lakin... Felix çok tatlıydı hemen onunla kaynaşmıştık.
Anlayamıyordum o bu kadar melek gibiyken nasıl Minho'nun kardeşi olduğunu aklım almıyordu ya. Tamamen farklı gibiler.
F: "Çok zormuş. İyi ki abim beni kraliyet işlerine karıştırmıyor"
Başımı onaylar anlamda salladım. İlk kez ailemin yanında kraliyet üyesi olarak görüşmeye gittiğimde yaşadığım stresi ona anlatmıştım.
Benim aksime Felix kraliyet işlerinden uzak tutulmuştu. Minho'nun bir kardeşi olduğundan bile kimsenin haberi yoktu muhtemelen.
O kadar çok konuşmuştuk ki çenem ağrımıştı. Sırtüstü bir şekilde kendimi yatağa bırakarak tavana baktım.
Felix ile zaman geçirmek kafamdaki problemlerin bir süreliğine de olsa susmasına neden olmuştu. Ama yine aynı karmaşanın içinde hissediyordum kendimi. Belki de ondan yardım almalıydım.
J: "Abin nelerden hoşlanmaz?"
Ben yatakta uzanıyorken o, bağdaş kurarak oturuyordu. Kaşlarını çatarak yüzüme doğru yaklaştığında garip ifadesine baktım.
F: "Bu soru genelde "abin nelerden hoşlanır?" Olmaz mı ya?"
Umursamaz bir şekilde omuzlarımı kaldırarak elimle yataktan destek aldım ve Felix'in önünde oturdum.
J: "Nelerden hoşlanmadığını öğrenirsem belki benden soğumasına neden olabilirim"
Felix elini ağzına bastırarak kıkır kıkır gülmeye başlamıştı. Komik değildi.. iki gündür bu sarayda tek başıma planlar üretiyordum.
F: "Abimle evlenmek istemiyor musun?"
J: "Bilemiyorum Felix.. ben.. abinin kişiliğinden korkuyorum sanırım"
Ona gerçek endişemi açıkladığımda başını onaylar anlamda sallamıştı. Beni yargılamasından veya kızmasından korkuyordum. Sonuçta abisi hakkında konuşuyodduk. Ama aksine o, çok anlayışlı davranıyordu.
F: "Muhtemelen abimin acımasız bir canavar olduğunu düşünüyorsun"
Ne kadar bunu söylemeye çekinsem de başımı sallamıştım..
F: "Abim hakkındaki şu söylentiler.. dur nasıllardı. Halkına işgence ediyor, muhafızlarını ve ordusunu kısırlaştırarak tüm beyinlerin savaşa odaklanmasını sağlıyor... ha şey de vardı. Kendi anne babasını tahta geçmek için öldürmüş"
Felix bunları sırıtarak söylüyordu ama benim ağzım ve gözlerim şokla sonuna kadar açılmıştı. Duyduğum her kelimede kalbim korku ve endişeyle biraz daha da hızlanıyordu.
F: "Sakin ol Jisung. Bunların hepsi söylenti. Abim böyle şeyler asla yapmıyor. Biraz ciddi ve sinirli bir kişiliği olsa da özünde çok tatlı. Kedi gibi. Sadece olması gereken kişilere karşı acımasız birisi"
Felix, yüz ifademden ne kadar şok olduğumu anlamış olacak ki elini omzuma bastırarak orayı okşamıştı. Bunları ondan duymak gerçekten iyi hissettiemişti.
F: "Eğer abim böyle birisi olsaydı Jisung, senin onunla evlenmemen için elimden geleni yapardım. Ama o, seni gördüğü ilk günden beri bana senden bahsediyor. Hatta bana sordun ya abim neden hoşlanmaz diye. Abim çok konuşmaktan ve çok konuşanlardan hiç hoşlanmaz. Ama seni tanıdığı günden beri her akşam bana durmadan seni anlatıyor. Bu yüzden eğer beynini kurcalayan bir soru varsa lütfen ona sor. O, en iyi şekilde sana açıklayacaktır"
Ben.. ne söyleyeceğimi bilmiyordum gerçekten. Aylarca onu ve sevgisini görmezden gelmiştim. Çünkü korkağın tekiydim. Ama Felix'in dediklerinden sonra pişman olmuştum.
Ona, benimle konuşması için bir şans bile sunmamıştım. Eğer amacı bana zarar vermek olsa, bunu çoktan defalarca yapardı. Ama hala anlayamıyordum.. sanki birisi beni karşılıksız sevmeyecekmiş gibi hissediyordum, sanki beni seviyorsa bir karşılık isteyecekmiş gibi..
J: "Çok teşekkür ederim Felix. Sayende kafamdaki binlerce soruya cevap buldum"
Memnun bir şekilde gülümseyerek omzumu patpatladığında ben de ona karşılık gülümsedim.
F: "Ben de artık senin abinim. Artık her zaman yanında olacağım"
J: "Bir dakika abim mi? Sen kaç yaşındasın ki?"
Felix de benim yaşlarımda gözüküyordu. Onun benden büyük olması aklımın ucundan bile geçmemişti.
F: "Sanırım senden iki yaş büyüğüm. 19 yaşındayım ben"
Gözlerimi sonuna kadar açarak yatakta panik bir şekilde dizlerimin üzerinde doğruldum ve iki elimi de Felix'in omuzlarına sardım.
J: "Nasıl yani sen 19 yaşındasın ve hala evlenmedin mi? Kızgınlığa girdin mi? Ne olacak peki? Saraydan kötü omega olarka atılacak mısın?"
Felix, sakinleşmem için yatağa geri oturmamı sağlamıştı. Onun için komik olan bu olay benim için travmadan farklı değildi.
F: "Bizim krallıkta öyle bir kural yok. Pasif türlerin kızgınlığa girmeden evlenme şartı, abim tahta geçtiğinde kaldırdı. Küçük yaşta evliliği yasakladı"
Ağzımı sonuna kadar açarak öylece yatakta donup kaldım. Bizim krallık dahil neredeyse tüm krallık bu katı kurala bağlıydı. Pasif türler, kızgınlığa girmeden evlenmezse kirli sayılıyorlardı. Böyle bir kuralın olmadığı bir yerde olmak.. güvende hissettirmişti.
F: "Abimin kral olarak ilk çıkardığı kanun "çocuk evliliğinin kaldırılması" kanunuydu. Çok havalı değil mi?"
M: "Neymiş havalı olan?"
Aniden kapıda Minho'nun sesini duyduğumuzda ikimiz de irkilerek kapıya taraf dönmüş ve bize doğru yürüyen bedene bakmıştık.
__________________
Havalı ne demek amk. Beton yetmez diyeceksin. Aşk deltam benim.




