İyi Okumalar 🦋
_______________
~Minho~
Dirseğimle yataktan destek alarak yan bir şekilde durup, yatağımda yatan Etamı izliyordum. Aylar sonra onu yanımda görmek gerçekten rüya gibi hissettiriyordu.
Biliyordum onu buraya zor kullanarak getirmiştim ama bana başka seçim hakkı bırakmamıştı. Aylardır peşinden koşuyordum ama yanına yaklaşmama, tek bir kelime etmeme bile izin vermiyordu.
Ne kadar onu yanıma zorla getirmiş olsam da, istemediği taktirde ona zorla bir şey yapmazdım asla. Onu gördüğüm ilk andan beri hayatım, onun olmuşken ona nasıl kötü davranabilirdim ki?
Ama sanki bana karşı farklı düşünceleri varmış gibi hissediyordum. Çünkü beden korkuyor gibiydi. Oysa beni yakından tanımıyordu bile.
Biraz daha onun bana adım atmasını bekleseydim, ailesi belki de onu başkasıyla evlendirecekti. Çünkü bizim krallıktan başka dünyanın neredeyse her yerindeki krallıklarda kurallar aynıydı.
Pasif ırk ilk kızgınlığına girmeden evlenmelidir...
Ailem suikastle öldürülmeden önce bizim krallıkta da bu kural geçerliydi. Ama ben tahta geçtiğim an bu saçma kuralı kaldırmış ve hala bunu çocuklarına zorla dayatan ailelere cezalar vermiştim.
Neyse ki benim Etam bu saçma kuralın kurbanı olmadan onu yanıma getirebilmiştim. Dün yanında olamasam da bugünden itibaren ona kendimi sevdirmeye çalışacaktım.
Elini kaldırarak parmaklarıyla tombul, yumuşacık yanağını kaşımış ve mırıldanarak tatlı uykusuna devam etmişti.
Gece uyumadan önce onu benden korusun diye aramıza dizdiği yastıklara baktım.. kendi dizdiği yastıkları kendisi dağıtmıştı. Gece yatakta taklalar atarak uyuyordu resmen.
Sırıtarak kucağına ve bacağının altına çektiği yastıklara baktım. Normalde farklı bir yerde uyuduğumuzda ilk gece uykumuz derin olmaz. Ama o.. tam bir koala gibi uyuyordu.
Onu izlerken dudaklarım istemsizce kıvrılıyordu. Hayatımın bana yaşattığı zorluklar, bu hayatta çok fazla gülmeme izin vermemişti. Ama onun yanında o kadar çok gülüyordum ki.. bu bir mucize gibiydi.
Elimi kaldırarak işaret parmağımın tersini yavaşça tombul yanağına sürttüm. Yumuşacıktı teni.. tam ısırılmalık.
Dokunuşumu hafif tutmaya özen göstererek parmağımı yanağında sürükledim. Ona dokunduğum için kurdum bile seneler boyunca hiç olmadığı kadar sakindi.
Küçük yaşımdan beri savaşa hazırlanmış, kral olmak için eğitilmiştim. Zaten Delta olan kurdum bu eğitimlerle daha da kontrol edilemez bir şeye evrilmişti.
Bu yüzden her saniye onu kontrol altında tutmak o kadar zordu ki. Sanki belimde çok ağır bir yük taşıyormuşum gibi.
Lakin onu gördükten sonra hayatım o kadar değişmişti ki. Bu yaşımda ilk kez aşık olmanın ne olduğunu tatmıştım. İlk kez onun yanındayken uysallaşmıştı Deltam.
Yanağını parmağımla hafifçe dürttüm. Biraz daha uyumaya devam ederse yanağını ısıracaktım. Ve bu konuda kontrollü olabileceğimin sözünü veremezdim.
Yumuşacık yanağını, parmağım içeri göçecek kadar dürttüğümde kaşlarını çatarak elimi itmiş ve yanağını okşadıktan sonra uykusuna devam etmişti.
O kadar derin uyuyordu ki, yanında top atılsa uyanmayacağına emindim. Bu haline gülümseyerek tekrar yanağını yumuşak bir şekilde dürttüm.
Yine elimi itekleyerek kollarının arasındaki yastığa sıkıca sarılmış ve sırtınu bana dönmüştü mırıldanarak.
Bu tatlı haline dayanamadığım için biraz daha uyumasına izin verdim. Ayağa kalkarak önce banyodaki işlerimi hallettim, sonra ise üzerimi giyindim.
Bilerek ses çıkarmıştım bunları yaparak, onun uyanması için ama yine kendisinden büyük yastıklara sarılarak uyuyordu.
Onun tarafına geçerek yatağın önünde tek dizimin üzerine çöktüm ve yüzümü yüzüne yaklaştırarak aramızdaki mesafeyi neredeyse kapattım.
Gerçekten hala mışıl mışıl uyuyordu. Numara yaptığını sanmıştım ama yeni doğmuş bebekler gibi uykucuydu sadece.
M: "Jisung.."
İsmini usulca fısıldadığımda sadece mırıldanmıştı. Onu alıp böylece kahvaltı masasına götürmek, kucağımda onu beslemek istiyordum. Ama tüm bunlar için fazlasıyla erken olduğunun farkındaydım.
Onu ne dürterek, ne de adını seslenerek uyandıramayacağımı anlamıştım. Aklıma dolan plana gülümseyerek iki parmağımı burnuna sardım ve hafifçe sıktım.
Saniyeler sonra nefes alamadığı için yuvarlak gözlerini aniden açmıştı. Burnunu hemen bıraktığımda gözleri beni bulmuş ve yuvarlak gözleri aniden irice açılmıştı.
J: "Yah! Bana suikast mı yapıyorsun sen! Bunun için mi getirdin beni sarayına! Öldürecektin değil mi beni?"
Elini havada sallayarak bağır çağır konuşuyordu. Çok tatlıydı... öylece ona sırıtarak bakmaktan başka bir şey yapamıyordum ki.
J: "Herkese söyleyeceğim! Kral, bir prensi öldürmeye çalışıyor!"
Üzerindeki yastıkları tekmeleyerek atmış ve hızla ayağa kalkarak odanın kapısına doğu adımlamıştı. Yürüyen sincaptan farkı yoktu.
Hemen ayağa kalkarak peşinden ona yetiştim ve odanın kapısını açamadan elimi koluna sararak onu kendime doğru çektim.
J: "İmdaaat!"
Çığlık atarak göğsüme çarptığında karada kalmış balık gibi çırpınıyordu. Tanrım.. olayları fazla abartıyordu. Sanki dün kendisi beni öldürmeye kalkışmamış gibi..
M: "Buraya seni öldürmeye değil, seni sevmeye getirdim Jisung"
Gözlerinin içine bakarak konuştuğumda duraksamış ve açık dudaklarını birbirine bastırarak yutkunmuştu.
Bazen gözleri bana güvenle bakıyordu ama bazen o kadar yabancı bakıyordu ki.. sanki ona kötü bir şey yapmışım gibi.
J: "Beni boğmaya çalıştın!"
M: "Seni boğmaya çalışmadım. Uykundan bir türlü uyanmıyordun. Üstelik dün beni bıçaklamaya kalkışan sen değil miydin?"
Kolunu sert bir şekilde çekerek tutuşumdan kurtulmuş ve kaşlarını çatarak parmağını havada sallamıştı.
J: "Keşke dün parçalasaydım o acımasız kalbini!"
Sinirli bir şekilde konuşarak yanımdan geçmiş ve banyoya girerek kapıyı sert bir şekilde kapatmıştı.
Acımasız.. ben ona karşı asla acımasız olmamıştım, olmazdım da. Ama beni böyle tanıması nedensizce göğsümün sızlamasına neden olmuştu.
...
Jisung üzerini rahat giyinsin diye önden odadan çıkmıştım. Kahvaltı salonunda onu bekliyordum.
"Efendim kardeşiniz Seo krallığından yola çıkmış. Öğlen burada olur"
Danışmanım kardeşimi alan arabadan haber verdiiğinde başımı salladım. İki gündür, arkadaşı Jeongin'in yanında olmak için Seo krallığındaydı ve onsuz saray.. hiç çekilmiyordı.
"Bir de efendim, Han krallığının kralı sizinle özel olarak konuşmak istiyor bugün"
Normalde bugün hiçbir işim yoktu. Jisung ile zaman geçirmek istiyordum. Lakin Kral benimle konuşmak istediğine göre bunu geri çeviremezdim.
Ne de olsa oğlu benim yanımdaydı ve endişelenmiş olabilir veya başka bir sorun olabilirdi. Bu yüzden gitmekten başka çarem yoktu.
Sabah kahvaltıdan sonra hemen yola çıkarsam, akşam geç olmadan varabilirdim saraya. Hem bugün Felix de gelecekti. Jisung belki onunla tanışırsa daha rahat olurdu.
Muhafızların eşliğiyle Etam odaya girdiğinde başımı yana doğru eğerek onu izledim. Feromonlarını çok merak ediyordum.
Ama bir kraliyet üyesi olduğu için feromonlarını bastırma konusunda özel dersler almıştı. İstemediği sürece onun kokusunu alamazdım.
Tatlı yüz ifadesiyle onun için çekilen sandalyesine oturduğunda bakışlarını masada gezindirdi. Onu tanımama izin vermemişti. Bu yüzden neyi seviyordu bilmiyordum. Anlık olarak aç kalmasından öyle korktum ki.. onun aç kalmaması binlerce problemimden daha önemliydi.
M: "İstediğin bir şey var mı? Hemen senin için hazırlamalarını söyleyeyim"
Bakışlarını dikkatli bir şekilde masada gezindirmiş ve masaya dizilen tüm kahvaltılıkları dikkatle süzdü.
J: "Şey.. tatlı bir şeyler yok mu?"
Bu isteğiyle gergin suratım gitmiş yine yerinde gülücükler açmıştı. Kardeşim de sabahları tatlı şeyler yemeyi seviyordu. Bu yüzden kahvaltılarımız tatlısız geçmezdi.
M: "Çikolatalı krep yer misin?"
Hemen ellerini masaya yaslayarak gözlerini sonuna kadar açmış ve tatlı suratıyla bana bakarak başını onaylar anlamda sallamıştı.
J: "İsterim!"
O kadar heyecanlı konuşmuştu ki dünyadaki tüm tatlı şeyleri onun önüne dizmek istemiştim. Ben çok fena aşık olmuştum..
__________________
Allahım bu hayatta green flag yazmak kadar mükemmel başka bir şey daha yok. Red flag yazarsam beni idam edin amk sldöslödldöfelöf



