İyi Okumalar 🦋
_______________
~Jisung~
Pijamamın üstünü kaldırarak bıçağı karnıma soktum ve kumaşı geri indirdim. Belki böyle uyumak tehlikeli olacaktı ama başka türlü kendimi güvende hissetmiyordum. Karnımda bıcak taşırken güvende hissediyor olmam da ayrı bir konuydu bence.
Saatlerdir bu saraya deltanın eşi olarak getirilmiştim ve o şerefsiz delta ortalarda yoktu. Gece olmuştu, dolapta benim için ayrı kısım ayrılmış kıyafetler yerleştirilmişti. Şimdi ise uyumak üzereydim ama o, hala yoktu.
Olmaması işime geliyordu açıkçası ama beni eş olarak getirdikten sonra bir kere bile beni görmeye gelmemesi. Oysa o gece dediği şu "aşk" yalanına kanmak üzereydim.
Dolabın üzerindeki boydan aynada kendime baktım ve saçlarımı karıştırarak yanaklarımı şişirdim. Bir gün içinde yaşadığım şeyler o kadar saçma geliyordu ki..
Hiçbir şeyi kafama takmayacaktım. Ben ne fikirleri önemsenecek kadar önemli, ne de yalnız kalmayacak kadar değerli birisi değildim. Şu an tek istediğim en azından insan gibi yaşayabilmekti.
Yatağa doğru adımlayacağım sırada kapı aniden açılmıştı. Dönüp kim olduğuna bakmama gerek var mıydı ki? Bu odaya kapıyı çalmadan başka kim girebilirdi..
Tabanlarımın üzerinde dönerek bana doğru adımlayan deltaya baktım. Üzerindeki siyah kıyafetler yetmezmiş gibi uzun, siyah bir pelerin de takmıştı. Siyah saçları ise onu tamamlayan en önemli noktaydı. Ciddi suratı, çatık kaşlarıyla korkunç gözükordu.
Bana doğru yavaş yavaş adımladığının tekrar farkına vararak refleks olarak elimi karnıma bastırdım. Bıcak orada mı diye emin olduğumda rahatlama gelmişti.
Dibime varmasına birkaç adım kala pelerinini çözdüğünde, yere düşen parçayı aldırmadan tam önümde durana kadar bana yaklaşmıştı.
Gözlerimin içine bakarak elini üzerindeki gömleğin düğmelerine atarak onları teker teker açmaya başlamıştı.
Gözlerimi sonuna kadar açarak apar topar, elim ayağıma dolaşır bir şekilde pijamamı kaldırarak karnıma sakladığım bıçağı çıkardım ve iki elimle sıkıca tutarak ona doğru uzattım.
J: "Bana dokunursan öldürürüm seni!"
Önce baştan sona bana bakmış, vücudumu süzmüştü. Sonra ise bakışlarını titrek ellerimle sıkıca tuttuğum bıçağa yönlendirmişti. Ardından dudağının kenarı sinir bozucu şekilde kıvrıldığında kaşlarımı çattım.
J: "Kalbine saplarım! Gözümü bile kırpmam"
Onu korkutmak adına daha net ses tonuyla bağırdığımda gülümsemesi daha da büyümüştü. Ellini aniden bıçağı tutan ellerimin üzerine sıkıca sarmıştı.
M: "Öyle mi.. ne kadar da korkutucu"
Sıkıca tuttuğu ellerimden beni sert bir şekilde kendisine doğru çekmiş ve bıçağı kendi isteğiyle göğsüne konumlandırmıştı. Sivri bıçağın ucu az önce gömleğinin düğmelerini açtığı için açıkta kalan göğsüne temas ettiğinde geri çekilmeye çalıştım.
Lakin tek eliyle beni o kadar sıkı tutuyordu ki olduğum yerde çabalamaktan başka bir işe yaramamıştı bu. Ayı kadar vücuduna karşı çıkabileceğimi düşünmem ne kadar da komikti.
J: "Şaka yaptığımı mı zannediyorsun! Korkmalısın!"
Bıçağı biraz daha göğsüne bastırdığında bakışlarımı oradan uzaklaştırdım. Ben sadece onu korkutmak istiyordum. Ona zarar vermek istemiyordum. Ve şu an bıçağın ona bu kadar sert bir şekilde temas etmesi beni üzüyordu.
M: "Saraya geldiğimde seni burada göremiyor olmak beni daha çok korkutuyordu"
Duyduklarımla duraksayarak kaçırdığım bakışlarımı gözlerine diktim. Gözleri bana farklı bakıyordu. Genelde duygusuz bir suratı vardı. Şu an da mimikleri aynıydı değişmemişti. Ama sanki gözünün içinde küçük parıltılar görebiliyordum.
J: "Burada olmam bana dokunacağın anlamına gelmez. Gömleğinin bir düşmesini daha açarsan parçalarım göğsünü!"
Sanki ona iltifat ediyormuşum gibi gülümsediğinde sıkıca tuttuğu ellerimi biraz daha kendisine doğru çekmişti. Bıçağın ucu tenini çizip hafif kırmızı kanın belirmesini sağladığında çığlık atarak geri çekilmeye çalıştım.
J: "Yapma, yapma kanıyor"
Kendimi iyice rezil etmiştim. Onu korkutmaya çalışıyordum ama şimdi de ona zarar verdim diye oturup ağlamak üzereydim.
Bu paniğimi hissetmiş olacak ki hemen çevik bir hareketle elimdeki bıçağı alarak aramızdaki mesafeyi kapatmış ve başını eğerek yüzüme biraz daha yaklaşmıştı.
M: "Sorun değil. Çizik sadece. Kan bile sayılmaz"
Başımı hayır anlamında sallayarak dolu gözlerimi kırpıştırdım. Bugün çok fazla şey birikmişti içimde. İlk kez kendi ailemden, odamdan uzakta uyuyacaktım. Ve yaşadıklarım kolay değildi. Şimdi de birini yaraladığımı düşünmek ağlamam için bahane olmuştu.
Gözlerimin biraz daha dolduğunu gördüğünde başını iki yana hafifçe sallayarak bıçağı masanın üzerine bıraktı ve göğsündeki kan lekesini baş parmağıyla aceleci bir şekilde sildi.
M: "Bak yok artık. Gitti hepsi. Çizik bile hemen iyileşti"
Bakışlarımı açıkta kalan göğsüne indirdiğimde gerçekten yaradan hiçbir iz yoktu. Delta olduğu için iyileşme süresi inanılmaz derecedeydi.
Dolu gözlerimi kırpıştırarak burnumu çektim ve başımı onaylar anlamda salladım. Onun sert yüz ifadesinin yumuşadığını görmek garip hissettirmişti. Sanki.. sanki gerçekten beni seviyor gibiydi.
M: "Sana dokunmayacağın Jisung. Böyle bir şeyi sen istemiyorken asla yapmam. Gerçi sen istesen bile yapmam. Daha küçüksün. Benden sakın korkma. Ölürüm de sana zarar vermem"
Dudaklarım istemsizce büzülmüştü. Ben böyle sözler duymak istiyordum, aynı böyle sevilmek istiyordum. Ama onun hislerinin gerçek olduğuna emin olmamak beni yoruyordu.
M: "Duş almak için üzerimi çıkarıyordum. Şimdi banyoya geçeceğim. Sen de uyu tamam mı? Bugün önemli işlerim olduğu için bir türlü gelemedim yanına. Yarın sana sarayı gezdireceğim"
Sert ses tonunu bir kenara bırakarak yumuşak ifadelerle konuşuyordu benimle. O yüzden hemen kendimi ona teslim etmiş ve başımı onaylar anlamda sallamıştım.
Ağlamadığıma emin olduktan sonra banyoya geçtiğinde ben de kendimi yatağa bıraktım. O bir Deltaydı. İsterse beni feromonlarıyla bile kandırabilirdi. Ama o.. bana dokunmayacağını söylemişti. O zaman beni neden yanında istiyordu ki..
Başımın altındaki yastığı alarak yüzüme kapattım. Belki nefessiz kalırsam bu kabustan uyanır ve kendi sarayımda güneşli bir sabah başlardım.
Lakin yastığı yüzüme bastırmak bana başka bir şeyi hatırlatmıştı. Yataktaki yorganı kaldırarak yatağın üstündeki kırmızı yastıkları aldım ve tam yatağın ortasına bariyer olarak dizdim.
Böylece sınırlarımız belli olacaktı ve ben de rahat uyuyacaktım. Hem babam hemen düğün olmayacağını demişti. Bir hafta sonra olacağını söylemişti. Belki bir hafta içinde deltanın gerçek niyetini öğrenirdim. Ya da onu kendimden bıktırırdım ne bileyim.
Ben garip planlar kurarken Minho, banyodan giyinik bir şekilde çıktmıştı. Pijamaları bile siyahtı. Dolapta gördüğüm kıyafetlerinin de neredeyse hepsi siyahtı.
Saçlarındaki havluyu masanın üzerine bırakarak yatağa doğru yaklaştığında yorganın altına girerek yorganı burnuma kadar çekmiştim.
Bu hareketimi tek kaşını kaldırarak izlemiş ve yorganın kendi tarafında olan kısımını kaldırmıştı. Anında onu karşılayan manzara kocaman gülmesine neden olmuştu.
Onu ilk kez bu kadar kocaman bir şekilde gülümserken görüyordum. Çok yakışıklıydı..
Bakışlarını yatağa dizdiğim yastıklardan alarak yorganın altına saklanmaya çalıştığım için bana dikmiş ve yatağa uzanmıştı.
Benim yastıklarla yaptığım sınırı bozmamak için çabalıyordu resmen. Onun bedeni daha iriydi ve yatakta daha geniş kısıma ihtiyacı vardı.
M: "Çok mantıklı ve güçlü önlemler alıyorsun"
Sonunda zor da olsa yastıkları dağıtmadan yatağa girmeyi başarmıştı. Dediklerine gözlerimi devirerek yorganı kaldırdım ve yastıkları biraz kendime doğru çektim.
Böylece onun kısmını daha genişletmiştim rahat uyuması için. Dudaklarını kıvırarak bana güldüğünde yorganı tekrar üzerime çektim ve ona sırtımı döndüm. Bu gülümsemelerine kanmayacaktım!
M: "İyi geceler Jisung"
__________________
Eğer bir delta ile aynı yatakta uyuyorsanız ve korunmak istiyordanız ortanıza yastık dizmek yeterli. Hiçbir delta yastığın gücüne karşı çıkamaz södmödmfdömd



