İçeriğe geç

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 29 · 6 dk okuma

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 29

Bakmaya bile kıyamıyorum

İyi Okumalar 🦋

________________

~jisung~

Gözlerimi saniyelik olarka açıyordum, lakin daha görüşüm netleşmeden yorgunluktan geri kapatıyordum.

Hiçbir şey hatırlamıyordum. Acıdan başka. Yaşadığım acıları hala kemiklerimde hissediyordum. Geri kalan her şey bulanıktı.

Bildiğim bir diğer şey ise şu an deltamın kollarının arasında olduğumdu. Onun sayesinde ağrılarımın geçtiğinin farkındaydım. Ama hala korkuyordum. Ölmüştüm ve sanki sonradan mucizevi bir şekilde dirilmiştim.

Korkudan gözlerim dolduğu için yüzümü deltamın göğsüne gömerek hıçıkırıklarımı bastırmaya çalıştım.

M: "Geçti güzelim"

Minho, sırtımı okşayarak beni daha fazla kendisine doğru çektiğinde, başımı onun göğsünden kaldırmadan hayır anlamında salladım.

Geçmemişti. Artık ona mühürlenmiştim ve hayatım böyle devam edecekti. Pişman değildim, kurdum kalbimi ona mühürlediği için asla pişman değildi. Ama korkmuyor da değildim.

Onun büyük ellerini yanaklarımda hissettiğimde karşı çıkmadım. Yüzümü dikkatli bir şekilde ellerinin arasına alarak başımı kaldırmış ve usulca gülümsemişti bana.

M: "Geçti bebeğim. Hepsi geçti. Bir daha asla böyle bir şey yaşamayacaksın söz veriyorum"

Dudaklarımı büzerek başımı hayır anlamında salladım. Tekrar o acılara gömülürsem ölmekten korkuyordum.

J: "Korkuyorum"

Hıçkırıklarım arasından zor da olsa konuştuğumda gözlerimden yanaklarıma doğru akan yaşları teker teker silmiş ve burnuma küçük bir öpücük bırakmıştı.

Beni böyle sevmesi, okşaması, bebekmişim gibi davranması daha da ağlamak istememe neden oluyordu.

M: "Ne kadar önemli bir işim olsa da sensiz hiçbir yere gitmeyecek, seni yanımdan asla ayırmayavağım. Kalbini hep sevgimle dolduracak ve bir daha acı çekmemen için elimden gelen her şeyi yapacağım. Seni daha önce kimsenin sevmediği kadar çok seveceğim güzelim. Öyle ki bu sevgiyi kalbine bile sığdıramayacaksın. Korkma tamam mı minik şeftalim"

Her cümlesinde ağlamam biraz daha şiddetleniyordu. Ben şimdiden onun aşkını kalbime sığdıramıyordum. Ki zaten bir ay olmadan ona mühürlemiştim kalbimi.

Onun sevgisi şimdiden beni şımartıyordu. Beni asla bırakmayacağına emindim ama korkuyu da üzerimden atamıyordum. Ölüme hiç bu kadar yakın hissetmemiştim.

J: "Ölmek istemiyorum"

Beni hemen göğsüne çekerek sıkıca sarılmıştı. Ne kadar sıkı sarılsa da sanki yeterli gelmiyordu. Ben onun kalbinde yaşamak istiyordum.

Saçlarımın arasına durmadan öpücükler kondurarak sırtımı okşuyordu. Gözlerim deltamın yanında olmanın verdiği huzurla kapandığında yavaş yavaş ağlamalarım da iç çekişlere dönmüştü.

Yanağımı Minho'nun göğsüne sürterek burnumu çektim. Gözlerimi açacak gücüm yoktu ama uyumak da istemiyordum.

Kısık bakışlarımı deltamın yüzüne bakmak adına kaldırdığımda daha yeni fark ettiğim gerçeklikle duraksadım.

O çıplak mıydı?

Gözlerimi irice sonuna kadar açarak ellerimi göğsüne bastırdım ve kendimi biraz geriye doğru çekerek kaslı vücudunu süzdüm.

Kolları kas yüzünden o kadar şiş gözüküyordu ki.. karın ve göğüs kaslarını tarif dahi edemiyordum. Kaya gibi vücudu vardı.

Sesli bir şekilde yutkunarak şaşkın bakışlarımı yakışıklı suratına kaldırdım. Pişmiş pişmiş sırıtıyordu. Hemen ellerimi çıplak vücudundan çekerek ona bakmıyormuş gibi yaptım.

M: "Beni daha iyi hisset diye ten-tene temas ettim güzelim"

Ten tene? Yaşadığım aydınlanmayla bakışarımı aşağı doğru indirerek kendi çıplak üstüme baktım.

Onun kaslı vücudunun aksine benim kendini belli eden ince kıvrımlarım çok küçük ve güçsüz gelmişti gözüme. Ama şu an sorunumuz çıplak olmamdı.

Hemen kollarımı etrafıma sararak göğsümü kapatmaya çalıştım. Bir de tüm bunlar yetmezmiş gibi kucağında oturuyordum.

Yanaklarım kızarmaya başladığında yorganı aceleci bir şekilde kaldırarak etrafıma sardım ve vücudumu kapatmaya çalıştım.

M: "Eşinden mi saklanıyorsun?"

Beklemeden başımı onaylar anlamda sallamıştım. Tamam eşim olabilirdi ama bir birimizi hiç çıplak görmemiştik. Daha yeni yeni yaklaşıyordum ona ve bir anda kendimi onun yanında rahat hissedemezdim.

M: "Sabaha kadar yumuşacık tenini okşayarak seni sakinleştirdim güzelim. Utanacak bir şey yok"

Daha da utanç vericiydi. Ne kadar süredir uyuyordum bilmiyordum. Dolayısıyla ne kadar süredir çıplak bir şekilde onun kucağındaydım onu da bilmiyordum. Başımı hayır anlamında tekrar sağa, sola salladım.

J: "Ne kadar uyudum ki?"

M: "24 saatten fazla oldu"

Gözlerimi irice sonuna kadar açarak başımı yan tarafa çevirdim ve akşam olduğu için batmak üzere olan güneşin turuncu ışıklarına baktım.

J: "Niye bu kadar çok uyudum ki? Hep mi böyle olacak?"

Endişeli bir şekilde mühür hakkında sorularımı sorduğumda, etrafıma sardığım yorganın altından çıplak belime sarılan sıcak eli hissettiğimde kucağında belimi gerdim.

Bu hareketime memnun bir şekilde gülümseyerek beni belimden daha sert tutmuş ve kendisine doğru çekerek aniden üzerimi kapatmaya çalıştığım yorganı çekerek benden almıştı.

M: "Artık daha yakın olmamız gerekiyor. Sık sık beni öpersen sorun olmayacakmış"

Sinirli bir şekilde yumruğumu çıplak omzuna geçirdim. Ben ölümden dönmüştüm onun aklı hala öpücükteydi. Mühürlendiğim için mutlu olduğu her halinden belliydi.

J: "Ciddiyim Minho! Ben ne yapacağımı bilmiyorum"

Diğer elini usulca çeneme sardığında sesli bir şekilde yutkundum. Artık temasları tüm vücudumun titremesine neden oluyordu. Her dokunuşunu iliklerime kadar hissediyordum.

Yüzümü kendi yüzüne doğru çekmiş ve kendisi de biraz daha bana yaklaşmıştı. Saatler önce atmayan kalbim, şimdi o kadar hızlanmıştı ki o dakikaların acısını çıkıyordu benden.

M: "Senin hiçbir şey yapmana gerek yok. Ben yanında olduğumu her zaman sana ve kurduna hissettireceğim. Şimdi bazı zorluklar yaşasak da mühürlendikten sonra daha iyi olacak her şey"

Dudaklarımı birbirine bastırarak başımı onaylar anlamda salladım. Bakışları sürekli dudaklarıma kaydığı için onun dediklerini anlamam uzun sürüyordu.

J: "Mühürlenecek miyiz?"

M: "Sen hazır olduğunda evet"

Boşta kalan ellerimi nereye koyacağımı bilemediğim için omuzlarını sararak ona sıkıca tutundum. Aniden o kadar heyecanlandırmıştı ki onu hissetmek, onun mühürünü taşımak..

J: "Ben hazırım"

Kelimeler kontrolüm dışında dudaklarımdan çıkmıştı. Bunu söylemeye cesaret dahi edemezdim normalde. Ki, deltam da duyduklarına şaşırmıştı.

M: "Büyüdüğünde"

Verdiği anlamsız cevapla gözlerimi devirdim. Kızgınlığa girmemiş olmam cinsel ilişkiye hazır olmadığım anlamına gelmezdi.. yani bence gelmezdi.

J: "Beni yanına getiriyorsun, evleniyorsun, kendine mühürlüyorsun ama konu sevişmek olunca büyü diyorsun!"

Omuzlarını sinirli bir şekilde sıktığımda bu çıkışıma gülümseyerek çeneme sardığı eli sayesinde beni kendisine doğru çekmiş ve dudağımın kenarına küçük bir öpücük bırakmıştı.

M: "Seni öpmeye bile kıyamıyorum Jisung. Tenine dokunduğumda bile sanki oralarda yara bırakacakmış gibi hissediyorum. O kadar güzelsin ki bakmaya bile kıyamıyorum"

Duyduğum her bir sözcük karnımın kasılmasına neden olduğu için onun kucağında kıpırdandım. Gözlerine bile bakamıyordum. Cümleleri bile beni darmadağın ediyordu.

Omuzlarına daha sıkı tutunarak ona doğru uzandım ve dudaklarımı beceriksizce aralayarak üst dudağını dudaklarımın arasına aldım.

Bu hamlemi bekliyormuş gibi iki kolunu da belime sıkıca sararak dudaklarını dudaklarımdan ayırmadan yatakta dizleri üzerinde doğrulmuş ve beni sırtüstü bir şekilde yatağa uzatarak kendisi de üzerimde yerini almıştı.

Alt dudağımı kendi dudaklarının arasında biraz daha sert sıkıştırdığında kasıklarıma giren ağrı yüzünden altında kıvrandım.

Vücudum her seferinde deltasının dokunuşlarına tepki veriyordu ve bu hoşuma gidiyordu.

Alt dudağımı sanki beni günlerdir öpmemiş gibi sert bir şekilde dudaklarının arasına alarak emiyor, oradan uzaklaşarak üst dudağımı dudakları arasına alıyordu.

Ben ise altında kıvranarak onun hareketlerine uyum sağlamaya çalışıyordum. Üst dudağımdan sesli bir şekilde ayrıldığında bitmesini istemediğim için dudaklarımı tekrar arladım.

Lakin sırıtarak yüzüme bakmış ve başını boynuma sokarak burnunu feromon bezime bastırmıştı. Her yer şeftali ve okyanus kokuyordu.

Bu hareketine kıkırdayarak güldüm ve başımı yana doğru eğerek onu boynuma sıkıştırdım.

Ama dudaklarının baskısını mühür yerimde hissettiğimde tüm kaslarım boşalmıştı. Gözlerim akarcasına kapanmıştı resmen.

Az önce dudaklarımı emen sıcacık dudakları aralanarak mühür yerimi emercesine dudaklarının arasına aldığında, çıkan inlememi durduramamıştım.

J: "Mmhhh"

____________________

Rezil olduk babaaa

Kalkın arkadaşlar biz bugün yine rezil olduk

Benim semelerin ortak yönleri: bakmaya, dokunmaya kıyamazlar ama düşmanları gibi sikerler

Bölüm sonu

6 yorum