İyi Okumalar 🦋
_______________
CB: "Gelecek sefer eşinle birlikte gel. Felix'i de getir. Jeongin çok özledi onu"
Changbin, arkadaşını uğurlamak adına at arabasının önünde duruyordu. Saat geç olmuştu. Normalde böyle bir ziyarette gece misafir olarak kalırdı Minho.
Ama şimdi onu bekleyen eşinin özleminden kavrulduğu için hemen gitmek istiyordu. Bu sefer diplomatik işler için gelmişti. Gelecek sefer daha rahat bir zamanda ziyarete gelecekti.
M: "En kısa zamanda ziyarete geleceğiz"
Kral Seo gülümseyerek arkadaşının omzunu pat patladı. Minho daha fazla zaman kaybetmeden onun elini sıkarak, muhafızlar tarafından kapısı açılmış at arabasına binmek adına ayağını basamağa attı.
Lakin uzaktan duyduğu at nalı sesiyle kaşlarını çatarak önce etrafına sonra ise sarayın önündeki düz, toprak yola baktı.
M: "Savaş pozisyonu alın!"
Muhafızlar deltanın sesini duyduklarında bellerindeki ok ve yayı alarak kralların önüne geçmişlerdi. Delta olduğu için sesi önceden duyan Minho onları uyarmıştı.
Onun uyarısının hemen ardından ise atın üzerinde onlara doğru gelen beden gözükmüştü. Muhafızlar, çığırdan çıkmış bir şekilde koşan ata ok ile nişan aldıklarında, Minho gözlerini kısarak yaklaşan ata baktı. Krallığında yetişen her atı tanıyordu.
M: "Durun!"
Muhafızlar aldıkları emri ikiletmeden gerdikleri yayı gevşettiklerinde Changbin kaşlarını çatarak arkadaşına baktı.
Tam önlerinde Hyunjin, atı, ön bacaklarını havaya kaldıracak kadar sert bir şekilde durdurmuş ve toprağın, karanlık havaya savrulmasını sağlamıştı.
H: "Jisung! İyi değil"
Nefes nefese kalan alfa nefessizlikten ölmeyi hiçe sayarak konuştuğunda Minho bir saniye bile beklemeden elini alfanın yakasına atmış ve onu çekerek yere attıktan sonra ata kendisi binmişti.
Kral, tek kelime bile etmeden hızla gözden kaybolduğunda kimse hiçbir şey anlamamıştı. Herkesin gözleri, yerde nefes nefese yatan bedenin üzerinde kalmıştı.
...
Felix durmadan odanın içinde bir sağa, bir sola adımlıyordu. Güneş doğmak üzereydi. Her geçen saniye Jisung'un nabzı biraz daha zayıflıyordu.
Öylece ölüden farksız bir şekilde yatakta yatıyordu. Hekimler ise ellerinden bir şey gelmediğini söylüyorlardı.
Ama yine de hekimler, Eta'nın başında dikiliyorlardı. Kalbi durursa en azından ilk müdahaleyi yapmaları adına.
Felix, odada dönmeyi bırakarak adımlarını durdurdu ve bembeyaz surata bakarak dolu gözlerini kırpıştırdı.
Gözlerinin önünde Jisung ölüyordu ve ellerinden hiçbir şey gelmiyordu. Omega ise tüm bu olanlar yüzünden abisini suçluyordu.
Hekimlerden biri tekrar yatakta yatan bedene yaklaşmış, elini Eta'nın bileğine sararak nabzını kontrol etmeye çalışmıştı. Lakin zayıf nabzı buradan kontrol edemeyeceği için parmaklarını bu sefer onun boynuna bastırdı.
Parmaklarının altında atan sanki nabız bile sayılmazdı. Ona dikkatlice bakan hekim yoldaşına umutsuz bakışlar attığında Felix, onların söyleyeceklerini duymamak için ellerini kulaklarına bastırdı.
Hemen onlara arkasını dönderek bulanık bakış açısıyla kapıya doğru baktı. Aklından geçenler olmamalıydı.. olursa..
F: "Hayır.. hayır lütfen"
Bu sırada kendisini şafağa doğru zor da olsa saraya yetiştiren Minho, ardına bile bakmadan sarayın içinde koşuyordu.
Hyunjin ona Jisung'un iyi olmadığını söylediğinde delta zaten anlamıştı sorunun ne olduğunu. Bu yüzdendi telaşı. Sevdiği kişiyi kendi hatası yüzünden kaybederse kendisini asla affetmezdi.
Jisung'u da kaybederse bu hayatta yaşayacak gücü kalmazdı.
Nefes nefese bir şekilde odanın önünde vardığında kapıyı kıracak kadar sert bir şekilde açarak bakışlarını odada gezindirdi.
Hekimleri ve ağlamaktan gözleri şişen kardeşini es geçerek bakışları yatakta yatan eşini buldu. Anında kalbinde hissettiği sızı yüzünden nefesleri teklemişti.
M: "Dışarı çıkın hemen!"
Gür sesiyle bağırdığında hekimler bir saniye bile beklemeden odadan çıkmışlardı. Lakin korkunun etkisi altında olan omega hala orada dikiliyordu.
Delta, hızlı atan kalbi ve titreyen elleriyle yataktaki bedene yaklaşarak bir saniye dahi beklemeden odayı feromonlarıyla doldurmaya başladı.
M: "Geçti güzelim, geçti bebeğim artık yanındayım"
Jisung'tan hiçbir tepki alamayacağını biliyordu ama yine de kendisini deltaya mühürleyen Eta'nın tüm bunları duyduğunu biliyordu.
Elini yumuşacık, hafif kıvırcık saçların arasına daldırarak eşini şefkatli bir şekilde okşadı. Ne kadar ona zarar gelmesinden korksa da artık deltası onun yanında olduğu için iyileşeceğini biliyordu.
F: "Ölüyordu! Senin yüzünden ölüyordu!"
Minho, kardeşinin ağlamaktan kısılan sesini duyduğunda eşine olan temasını durdurmadan başını arkasına çevirdi ve omegaya baktı.
F: "Her şeyi önceden düşünen sensin abi! Bunu nasıl göz önünde bulundurmadan onu bırakıp gidersin!"
Felix, korkunun kolları arasından çıkarak tüm sinirini abisinin üzerine kusuyordu. O da korkmuştu. Hem Jisung'u kaybedeceğinden korkmuş, hem de Jisung'a bir şey olursa hyungunun da yaşamayacağını bildiği için tüm ailesini kaybetmekten korkmuştu.
M: "Dışarı çık ve sakinleş Felix. Sonra konuşuruz"
Minho bakışlarını tekrar eşine doğru çevirerek az önce korkudan titreyen parmaklarıyla yumuşacık yanakları okşadı usulca.
F: "Eşinin sana mühürlendiğini nasıl fark etmezsin!"
Delta hiçbir şey demeden Felix'i dinliyordu. Haklı olduğu için ona bir şey de diyemiyordu. Hissetmesi gerekirdi. Son zamanlarda Jisung'un ona olan yakınlığından, onun yanından ayrılmayışından anlaması gerekirdi.
Ama delta bu düşünceye inanamamıştı. O kadar çok seviyordu ki küçüğünü. Onun bu kutsal bağ ile mühürlenmesi ona imkansız gözüküyordu.
M: "Dışarı çık Felix. Kalmak istiyorsan da sen bilirsin"
Felix, hyunguna kızmak adına ona bir adım daha yaklaştığında Minho omuzlarındaki pelerini açarak kıyafetini tek hamlede üzerinden çıkardı ve üst tarafını çıplak bıraktı.
Abisinin çıplak omzuna bakakalan omega odadan çıkmak adına bir adım geri atmıştı. Eta, mühürlendiği deltasını hissetsin diye çabalıyordu Minho.
Delta, küçüğünün üzerindeki yorganı kaldırarak ellerini dikkatli bir şekilde onun kıyafetine attı ve küçük bedeni sarsmayacak bir şekilde başından çıkararak yere attı.
Daha fazla odada kalmaması gerektiğini anlayan Felix geri geri attığı adımlarıyla odadan çıktı ve kapıyı ardından kapattı.
M: "Asla ama asla seni bırakmayacağım pamuğum. Özür dilerim"
Minho, eşinin çıplak üstüne bakmadan hemen ellerini onun beline sardı ve kucağına doğru çekerek ona sıkıca sarıldı.
Kendisi yatağa oturarak sırtını yatağın başlığına yasladı ve eşini kucağına oturtarak onu sıkıca kendisine doğru çekti.
Böylece ikisinin de çıplak göğüsleri birbirine temas ettiğinde kalpleri, göğüslerindeki boşlukları doldurmuştu.
Jisung, sıcacık göğüse sokularak hafifçe mırıldandığında Minho gülümseyerek yumuşacık saçların arasına durmadan öpücükler dizdi.
M: "Aferin güzelime, güçlü bebeğim benim"
Yavaş yavaş kendisine gelen beden deltasının sıcaklığını, feromonlarını ve sesini duyduğunda derin bir nefes çekti ciğerlerine ve güçsüzlükten titreyen kollarını eşinin beline sardı.
Minho, yorganı kaldırarak eşinin çıplak sırtını kapatarak yanağını onun başına yasladı ve feromon salgılamaya devam etti.
Deltanın okyanus kokan feromonları, Eta'nın ciğerlerinden kalbine doluyordu. Eşinin varlığını, mühürlendiği kişinin aşkını ve sıcaklığını hisseden beden ise her geçen saniye daha rahat nefes alıyordu.
M: "Bu kadar çabuk bana mühürleneceğine inanamadım küçüğüm. Özür dilerim.. bir daha asla canının yanmasına izin vermeyeceğim."
Jisung, deltasının sesini her duyduğunda yanağını biraz daha sert bastırıyor, kaslı göğüse, biraz daha sokuluyordu iri kolların arasına.
Güneş doğmak üzere camdan ışıklarını odaya sunduğunda, Jisung vücudunda hissettiği rahatlıkla öylece eşinin kollarının arasında uyumaya devam etti.
Minho ise saatlerce kıpırdamadan öylece eşinin rahat uyumasına zaman tanımış, onu feromonlarıyla iyileştirmeye devam etmişti.
_________________
Ben Felix'in yerinde olsam odada kalırdım amk. Niye çıkayım ki. Bedava şölen




