İyi Okumalar 🦋
________________
~jisung~
Mija ajumma tekrar beni kendisine doğru çekerek saçlarımın arasına öpücük bırakmış ve bana sıkıca sarılmıştı. Onu da endişelendirdiğim için kendimi kötü hissediyordum.
Ama o gün, o acıların içinde sadece yardım isteyeceğim tek kişi oydu. Bana durmadan sarılıyor tabağımı yemekle dolduruyordu.
"Üç günde zayıfladı resmen çocuğum. Bol bol ye, hepsini ye"
Başımı onaylar anlamda sallayarak onu mutlu etmek adına hemen yanağımı yemeklerle doldurdum.
Tamamen kendime gelmem birkaç gün almıştı. Bu süre zarfında da ne Minho, ne de ben odadan çıkmamıştık. Onunla bu kadar yakın olmak beni hemen iyileştirmişti.
İyi tarafından bakarsak isteğime kavuşmuştum. Artık Minho her saniye, her dakika yanımdaydı.
J: "Çok mu korkuttum seni ajumma"
Bana sardığı ellerini dizlerine yaslayarak başını salladı. Sanki o günü tekrar yaşıyormuş gibi yüzünü buruşturdu.
"Yere düştüğünde kalbim durdu. Seni kollarımın arasına aldığımda burnundan akan kanı gördükten sonra sakinleştiremediler beni"
Dudaklarımı büzerek başımı onun omzuna yasladım. Yaşlıydı, kalbi zayıftı ve ben onu bu kadar strese soktuğum için çok pişmandım.
Bu yüzden mutlu olsun diye bugün tabağıma doldurduğu her şeyi yiyecektim! Canım çektiği için bana özel yaptıkları rameni ağzıma doldurarak yemek odasının kapısına bakındım.
Minho, beni buraya bırakmış, Felix ile konuşup geleceğini diyerek gitmişti. Yanımdan ayrıldığında istemsizce panikliyordum. Bir daha dönmeyecekmiş gibi hissediyordum.
Sakinleşmeye çalışarak saçlarımı okşayan ajummaya gülümsedim ve yemeğimi yemeye devam ettim.
Aniden birisi sırtıma çarparak omuzlarıma sarıldığında ağzımdaki lokmayı hızlıca yuttuğum için öksürmeye başladım.
Daha kimin olduğuna dönüp bakamadan sırtıma sarılan beden omuzlarımdan beni tutarak sarsmaya başlamıştı.
F: "Abim! Abim ben ve Hyunjin ile özel olarak konuştu. İlişkimizi onun gözünün önünde yaşamamızı, fazla ileri gitmememizi söyledi. Eğer kendimizi ona kanıtlarsak ve Hyunjin'in beni üzmeyeceğine emin olursa evlenmemize izin verecekmiş Jisung AAAAAAAAA"
Sonda çığlık attığında yüzümü buruşturarak heyecandan hala beni sarsan bedene doğru döndüm ve sırıtmaya başladım.
O gün Hyunjin hızla Seo krallığına haber götürmeseydi belki ben bugün..
J: "Resmi olarka sevgili misiniz?"
F: "Evet! Bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi ama iyi ki bayılmışsın Jisung"
Mija ajumma Felix'in bu dediğine kızarak onun kolunu çimdiklediğinde kıkır kıkır güldüm. Bu yetmezmiş gibi poposuna da vurmuştu onu uyarmak adına.
F: "Beni istediğin kadar dövebilisin Mija ajumma"
Felix şımarık bir şekilde yaşlı kadının boynuna sarıldığında, ajumma da memnun bir şekilde gülümsüyordu. Her şeyin yolunda olması çok güzel hissettiriyordu.
F: "Ben gideyim sevgilimle rahat rahat sarayda gezeyim!"
Felix olduğu yerde heyecanla zıplayarak kapıya doğru koştuğunda kendisini durduramayıp, kapıdan içeri giren Minho'ya çarpmış, sırıtarak ona da el sallayarak koşmaya devam etmişti.
Kardeşinin bu haline Minho göz devirse de ben durmadan sırıtıyordum. Deltam benim güldüğümü gördüğünde kendi dudaklarını da kıvırdı.
"Ben sizi yalnız bırakayım"
Ajumma apar topar oturduğu sandalyeden kalkmış ve ağrıyan belini tutarak mutfağa doğru ilerlemişti.
Deltam ise yanımdaki sandalyeye geçerek zaman kaybetmeden elini omzuma sarmış ve beni kendisine doğru çekmişti.
Yerimden gayet memnundum. Hemen başımı onun göğsüne yaslayarak birkaç gündür kendime yatak olarka belirlediğim yerde tekrar gözlerimi kapattım.
M: "Yorgun musun hala?"
J: "Sen yanıma geldiğinde kollarının arasına sıkışarak uyumak istiyorum sadece"
Bu isteğimi gerçekleştirmek adına beni biraz daha kollarının arasına çektiğinde derin bir nefes çektim ciğerlerime.
J: "Odamıza gidelim mi? Sarılıp uyumak istiyorum"
...
Dudaklarımda hissettiğim ıslak öpücükle mırıldandım. Dudaklarımda hissettiğim sıcak ama ıslak dokunuşlar daha da mayışmama neden oluyordu.
M: "Uyan güzelim"
Deltamın sesini duyduğumda öpmeye devam etsin diye dudaklarımı biraz daha büzerek gözlerimi kısıkça açtım.
Etraf tamamen karanlıktı, güneş daha doğmamış ben birazcık bile uykumu alamamıştım. Kaşlarımı çatarak deltama baktım.
J: "Minho sabah olmamış ki ama"
M: "Sabah olmadı ama 14 Eylül oldu"
Gözlerimi irice açarak ellerimi yatağa yaslayarak oradan destek aldım ve yatakta doğrularak deltama baktım.
Onun yanındayken günler o kadar hızlı geçmişti ki doğum günümün yaklaştığının bile farkında değildim. Benim bu halime gülümsediğinde ben de kendimi tutamayarak gülümsedim.
Aniden kollarını belime sararak beni göğsüne çektiğinde kıkırdayarak göğsüne sokuldum ve öpmesi için dudaklarımı büzdüm.
Bakışları hemen dolgun alt dudağıma kaymıştı. Minho'yu giderek daha iyi tanıyordum. Mesela doldgun alt dudağımı emmeyi daha çok seviyordu.
Kendine hakim olamadığı bakışlarından belliydi. Bu haline gülümsediğimde gerilen alt dudağımı kendi dudağının arasına alarak sesli ve hızlı bir şekilde emerek uzaklaştı.
M: "Beni baştan çıkarmadan sana süprizini göstereceğim"
Süpriz kelimesini duyar duymaz hemen onu göğsünden iterek kendimden uzaklaştırmış ve karanlığa rağmen etrafa bakınmıştım hediyemi görmek için.
M: "Gel bakalım"
Meraklı halimi anlamış olacak ki elini elime sararak parmaklarımızı içiçe geçirdi ve ayağa kalkarak beni de kendisine doğru çekti.
Pijamalarımızla odadan çıkmış salonun olduğu kata doğru iniyorduk. Normalde asla Minho'nun iri adımlarına yetişemezdim.
Ama şu an heyecandan ben ondan önde yürüyor, onu kendimle çekiştiriyordum. Minho'nun yönlendirmesiyle alt kata geldiğimizde karanlık salonda bakışlarımı gezindirdim.
Süprizimin nerede olduğunu sormak adına eşime doğru döndüğümde aniden geniş salon ışıklarla aydınlanmıştı.
"Sürpriz!"
Herkes bir ağızdan çığlık attığında ağzımı sonuna kadar açarak bakışlarımı tanıdık yüzlerde gezindirdim. Annem, babam, Felix, Mija ajumma Seungmin.. sevdiğim herkes buradaydı ve ellerindeki pasta ile bana doğru yaklaşıyorlardı.
Dolu gözlerimi kırpıştırarak annemin bana doğru uzattığı pastaya baktım. Üzerinde küçük sincap desenleri vardı. Ağlamak üzereydim..
"Önce dilek tut"
Annem beni uyardığında başımı onaylar anlamda sallayarak gözlerimi sıkıca kapattım. Gözlerimi kapattığım an aklım Minho ile geçirdiğim anılarla doluydu.
Onun yanında her zaman mutlu ve huzurlu en önemlisi de sevildiğimi hissetmiştim. O yüzden onu dilemekten başka bir dileğim yoktu ki..
Deltam ile uzun, sağlıklı ve sevgi dolu bir ömür yaşamayı diledim. Sevdiğim insanların her zaman yanımda olmasını diledim. Ve en önemlisi de zamanı geldiğinde bebeğimizi sağlıkla kucağımıza almamızı diledim.
Gözlerimi açarak bana gülümseyen sevdiklerime gülümsedim ve pastamı üfleyerek herkesin beni alkışlamasını izledim. Kalbim kıpır kıpırdı. İçim içime sığmıyordu. Heyecandan ve mutluluktan bayılacaktım.
Arkamda hissettiğim eşimin varlığı ise.. tarif edilemez bir duyguydu. Onun sadece arkamda durması bile kalbimi güvenle dolduruyordu. Nerede olursam olayım, başıma ne gelirse gelsin onun beni her zaman koruyacağını biliyordum.
Gülümseyerek kocama doğru döndüğümde bakışlarım önce gözlerine sonra ise elinde tuttuğu açık kutuya kaymıştı.
Karşılaştığım zarif ve gözalıcı yüzüklerle gözlerim sonuna kadar açıldı. Kırmızı taşlarla süslenmiş yüzük.. birçok krallıktan bile pahalı olmalıydı.
M: "Sana iyi bir evlilik teklifi edemedim. Belki düğünümüzde yeterince mutlu edemedim. Ama bundan sonra seni her geçen günden daha da mutlu edeceğim güzelim. Aşkımı tekrar kabul eder misin?"
Bunun ne demek olduğunu biliyordum. Bu zamana kadar Minho hep bana karşı kendisini dizginlemiş ve olgun bir yaşa varmamı beklemişti.
Bu teklif ise gerçek bir evlilik teklifi, gerçek bir karı, koca olma teklifiyfi.
Diş etlerim gözükene kadar kocaman gülümseyerek yüzükleri hiçe saydım ve kollarımı onun boynuna sararak sıkıca sarıldım.
J: "Ben senin yanında her zaman en mutlusuyum Deltam"
________________
Finale doğru 😭😭
Zaman çok hızlı geçiyor yaaah



