İyi Okumalar 🦋
________________
~jisung~
Düğün sandığım kadar gerici geçmiyordu. Sadece herkesle çok fazla konuşuyorduk ve ben biraz geriliyordum tanımadığım insanların yanında.
Yine Minho bir Kralla ciddi ve hararetli bir şekilde konuşurken sıkıcı konuyu dinlemekten bıktığım için sıkıca tuttuğu elime bakıyorudm.
Nereye giderse beni de kendisiyle sürüklüyordu. Sanki beni kaçıracaklarmış gibi elimi bırakmıyordu. Artık elim heyecandan değil de onun sıkı tutuşundan terliyordu.
Yan masadan Seungmin'in bana kaş göz yaprtğını gördüğümde gülmemek için dudaklarımı bir birine bastırdım. Saatlerdir, düğün boyunca onun yanına gitmek istemiştim ama Minho beni gittiği her yere sürüklediği için gidemiyordum.
Seungmin gözüyle, eşiyle oturduğu masayı işaret ettiğinde gözlerimle birleşik ellerimizi işaret etrim gelememe nedenimi göstermek adına.
Neyse ki düğünün ilk başında anne ve babamın yanına gitmiştim. Onlar benim iyi olduğumu görmüş ben de onların iyi olduğundan emin olup rahatlamıştım.
Kralların şu sıkıcı sohbeti daha da ciddi bir hal aldığında sıkıntıdan ağlamak üzereydim. Keşke tüm düğün boyunca sadece dans etseydik.
Dans ederken herkes bizi izlemişti ve kendimi bulutların üzerindeymişim gibi hissetmiştim hep. Minho ile ilk dansımızı hatılatıyordu tüm danslarımız.
J: "Minho. Ben arkadaşımın yanına gidebilir miyim"
Duymasını beklemiyordum. Çünkü duymaması için çok kısık tonda mırıldanmıştım. Lakin konuşmayı bırakarak bana doğru bakmış, sonra bakışlarını Seungmin'e çevirmişti.
M: "Git güzelim ama çok durmadan hemen geri yanıma gel"
Gören de beni düğünden kaçıracaklar sanacaktı. Başımı sallayarak onu onayladım lakin hala elimi sıkıca tutuyordu. Evlendikten sonra bizi yapıştırmışlar mıydı ya neydi bu.
M: "Bak pamuğum, kimseyle bir yere gitme tamam mı. Arkadaşınla konuş gel birazdan bitecek düğün"
Dudağımın iç tarafını ısırarka başımı onaylar anlamda salladım. Şey düğün biraz daha uzun sürse olmaz mıydı.. çünkü ben düğünden sonrasına hazır değildim de.
Deltadan elimi kurtarır kurtarmaz hemen Seungmin'in masasına doğru adımlamıştım. Önce Kral Chan'a selam verdikten sonra arkadaşımın yanındaki sandalyeyi çekerek oraya oturdum.
S: "Zorla mı evleniyorsun? Kaçırayım mı seni? Zorla bir şey yapmak zorunda değilsin Jisung"
J: "Sanırım Minho'u seviyorum"
Düşünmeden ona cevap vermiştim. Çünkü içimdeki duyguları anlayabilecek birisi varsa o da arkadaşımdı.
Bu itirafıma şok olmuş bir şekilde bir süre öylece kaldıktan sonra sandalyesini biraz daha yaklaştırdı bana doğru.
S: "Sen nefret ediyordun ondan. Ne oldu? Büyü mü yaptılar"
J: "Yok artık Seungmin! Onu tanımıyormuşum. Tanıdıktan sonra.. ben galiba aşık oluyorum çok korkunç"
Hızlıca sitem ettiğimde bu halime kıkırdamış ve beni baştan sona süzmüştü.
S: "Senin düğününü asla göremeyeceğim sanmıştım. Çok güzel olmuşsun Jisung"
Gözlerim tekrar dolduğunda ağlamamak için yanakalrımı şişirdim. Seungmin'in düğününde hissetiklerimin aynısını şimdi arkadaşım hissediyordu.
Tam dudaklarımı aralayıp Seungmin'e olanları baştan anlatacaktım ki yanımda hissettiğim hareketlilikle o tarafa döndüm.
"Majesteleri odanıza kadar eşlik edelim"
Saray hizmetçileri bana seslendiğinde kaşlarımı anlamaz bir şekilde çatarak Minho'nun olduğu masaya doğru bakındım. Hala dalmış bir şekilde sohbet ediyordu.
Düğün daha bitmemişti ve Minho yanından ayrılmamamı söylemişti. Bu yüzden onlara cevap vermek adına başımı kaldırdığımda kulağımda Seungmin'in sıcak nefeslerini hissettim.
S: "Seni gece için hazırlayacaklar aptal. Ne dikiliyorsun kalk ayağa herkes sana bakıyor"
Gözlerimi sonuna kadar açarak panikle ayağa fırladım. Minho'nun yanına gidecektim lakin.. lanet olsun tüm gözler üzerimdeydi. Ben nedimelerin beni gece için hazırlamasını istemiyordum. Ama şu an bunu burada reddetmek çok kritikti.
Aniden kolumda hissettiğim dokunuşlarla nedimelerin adımlarına uyum sağladım. Durmadan başımı arkaya çeviriyor ve Minho'nun buraya bakmasını umuyordum.
Odaya girdiğimizde dolaba doğru adımlayan hizmetçiyle konuşmak adına boğazımı temizledim.
J: "Beni yalnız bırakın. Kendim halledeceğim"
"Kral odaya gelene kadar yanında duracağız majesteleri"
Beni dinlemeden elime birkaç parça bir şey tutuşturmuş ve beni banyoya sokarak kapıyı kapatmışlardı.
"Majesteleri lütfen zaman kaybetmeyin. Krala güzel gözükmeniz gerekiyor"
Kapının ardından duyduğum sesle elime tutuşturulan beyaz parçaya kaydı gözlerim. Bunu yapmak istemiyordum.
Deltaya karşı hislerim olsa da onunla yatmak istemiyordum. Ama Minho'yu nasıl reddedebilirdim ki. O beni seviyordu ve eşi olmuştum buna hakkı vardı.
Üstelik düğün gecesi mühürlenmemek gibi bir seçeneğim yoktu.
Derin bir iç çekerek üzerimdekileri hızlıca çıkarmaya başaladım. Önce aceleci bir duş almış, ardından bana verdikleri utanç verici, dizlerimin fazlasıyla üzerinde kalan beyaz elbiseyi üzerime geçirmiştim.
Gözlerimden yaşlar elbisemin üzerine damladığında dişlerimi birbirne sıktım. Minho'nun önünde de ağlayıp, ona kötü bir eş olmak istemiyordum.
Derin bir nefes alarak kapıyı çekingen bir şekilde açtım. Hizmetçiler hala kapının önünde dikiliyorlardı. Onların beni böyle görmesini istemiyordum.
Benim kapıyı yavaşça açmama izin vermeyerek aceleyle kapıyı açmış ve beni odaya doğru çekiştirmişlerdi. Şu an her şeye ağlayasım vardı ve bu yaptıkları hoşuma gitmiyordu.
J: "Hareketlerinize dikkat edin"
"Özür dileiz majesteleri. Kral birazdan burada olur. O yüzden acele ediyoruz. Lütfen yatağa geçin"
Gözlerimi sonuna kadar açarak başımı hayır anlamında salladım. Beni çok geriyorlardı. Hemen yatağa geçmek zorunda değildim. Minhoyla konuşmak istiyordum.
J: "Çıkabilirsiniz artık"
"Lütfen majesteleri yatağa geçin"
Kolumu çekiştiren hizmetçiden kurtararak konuşmak adına dudaklarımı araladım lakin duygusal bir patlama yaşadığım için öylece hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım.
Korkudan ellerim ve dizlerim zangır zangır titriyordu. Üzerimdeki beyaz kumaş yüzünden üşüyordum. Hiçbir şeye hazır hissetmiyordım kendimi ve onlar beni yatağa girmem için zorluyorlardı.
Ellerimi yüzüme bastırarak hıçkırarka ağlamaya başladım. Korkuyordum.. çok korkuyordum.
M: "Çıkın! Hemen"
Duyduğum bağırma sesiyle irkilerek ellerimi yüzümden çektim ve koyu bakışlarıyla hizmetçilere bakan deltama baktım.
Üzerimdekler.. utanç vericiydi.. tüm vicudum açıkta kalmış gibi hissettiğim için olduğum yerde küçülmek, yok olmak istedim.
Hizmetçiler hızlıca odadan çıktığında Minho kapıyı sert bir şekilde kapatarak tekrar irkilmeme neden olmuştu.
Bakışlarımı yerden kaldırmadan elbisemin dizlerimin çok üzerinde kalan eteklerini aşağı doğru çekiştirmeye çalışıyordum.
Bana yaklaştıkça daha da küçükmek, görünmez olmak istiyordum. Adımları dibimde durduğunda gözlerimdeki yaşların süzülmesine tekrar izin verdim.
J: "Minho, ben çok korkuyorum. İstemiyorum lüt-"
Ağlayarak söylediğim cümlemi bitirmeme izin vermeyerek elini belime sarmış ve beni sert bir şekilde göğsüne çekerek sıkıca sarılmıştı.
Üzerimdeki ince parçalar sayesinde sanki sırtımdaki elleri tenime temas ediyordu. Yüzümü onun göğsüne bastırarak, kıyafetini ıslatacağımı umursamadan ağlamaya devam ettim.
M: "Sana yanımdan ayrılma dedim güzelim. Nereye götürürlerse gitme dedim. Biliyordum böyle olacağını. Korkutmuşlar benim bebeğimi"
Bana karşı sakin ses tonu kullandığı için ağlamam biraz daha şiddetlenmişti. Kollarımı beline sıkıca sararak yüzümü nefes bile alamayacağım kadar çok bastırdım göğsüne.
J: "Çok korkuyorum"
M: "Shh yok öyle bir şey. Korkulacak bir şey de yok. Her zaman olduğu gibi sarılıp yatacağız"
Duyduklarım ağlamamın duraksamasına neden olurken, omuzlarımda hissettiğim ağlıkla başımı deltamın göğsünden kaldırdım.
Kendi pelerinini çıkararka omzuma bırakmış ve etrafıma sararak ısınmamı sağlamıştı. Başımı kaldırdığımı gördüğünde ise ellerini yanaklarıma sararak yüzümü kendisine doğru çekti.
M: "İkimiz de çok yorulduk güzelce uyuyalım. Ama ondan önce seni bir yere götüreceğim"
__________________
Yaah piç karılar 😭😭 niye gerdiniz çocuğumu. Minho ıstır onları hadi kuçu kuçu yakala wömdwlleldödleöd
İyisiyle kötüsüyle 20. Bölüme geldik. Umarım okurken keyif almışsınızdır.



