Bölüm 4
Yıldızı parlatalım lütfen💫💫
Bölüm şarkıları
The Seed- AURORA
R U Mine- Arctic Monkeys
Leaving Tonight - The nghbd
Uykusuz ve Dengesiz -yyk(bu şarkı tam Barlas gibi hissettiriyor.)
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü
her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
-Montaigne.
Ben bir ceylandım. Bir av veya bir kurban. En azından hayatımın çoğu kısmında buydum. Her şeyi kaybedince içimdeki ceylanı öldürdüm. Yerine bir kurt koydum,içimdeki ceylan canlanmasın yerini unutsun diye.
Hayatımın her kısmı benim için bir dersti.
İçimde dört nala koşan kalp atışlarım, kulağımda çınlıyordu. Adrenalin vücudumu sarmıştı. Nasıl bir bahane uyduracağımı düşünmeye çabalıyordum ama bu gidişle aklıma ilk geleni söyleyeceğim kesindi. Sakladığı şeyler vardı. Buna şaşırmadım. Ona zaten güvenmiyordum.
Bahsettiği gece neydi? O kız ben miydim?
Gizli saklı bir şeyler dönüyordu. Bu lanet davet bittiğinde o geceyi öğrenicektim.
Bakışlarımla buluşan kahve gözler,gözlerimin ardını;ruhumu görür gibi bakıyordu. Ona şuan hesap sormak istiyordum ama bunun aptallık olacağının farkındaydım. Ona oynacaktım,ürkek ceylanı.Kendini kurt sanmasını sağlayıp işin sonunda kimin,kim olduğunu gösterecektim ona.
Surat ifademi düz tutup,sesimi dingin şekilde ayarlamaya çalışarak "Seni aramaya çıkmıştım,sıkıldım" diyip omzumu silktim.Kardeşine bakıp bir baş hareketiyle silahını indirtti. Omuzlarımı tuttu.
"Buradayım parlayan ışık. Bora'yla ufak konuşmamız gereken meseleler vardı. Ne zamandır arıyorsun beni?"
Bunun açılımı ne zamandır kapının arkasında durup bizi dinledin,ne duydun?
"Az önce geldim kapıyı çalıcaktım birisi var mı, burada mısın diye. O sırada çantamı düşürdüm zaten kapıyı açtınız." dedim. Ellerimi omuzlarımdan çekti bana başıyla yürü der gibi salladı. Bora araya girip bana göz ucuyla bile bakmadan, Santino'ya doğru konuştu. "Abi ben annemlerin yanına geçiyorum,gelirsin." diyip yanımızdan geçip gitti.
Santino bana bakıp "Biraz gergin yoksa böyle biri değ-" diyecekken telefon sesi konuşmasını böldü. Çalan telefon benimdi.Çantamın titreşiminden anlamıştım. Hızla çantamı açıp telefonumu çıkardım. 'Tutu arıyor..' yazan ekrana dudaklarımı ısırıp baktım. Gerilmiştim çünkü Tuna arıyordu ve yalan söylersem anlaması muhtemeldi. Açmazsam mesaj yağmuruna tutacağı da kesindi. Sıkıntıyla içli bir şekilde ofladım.
Telefonu açıp,kulağıma götürdüm. "Güneşim! Yaklaşık iki dakika,otuz saniye beni beklettin? Ne işler peşindesin öt bakalım." demesine gülmeden geçemedim.
Santino yüzümü inceliyordu. Ona ufak bir göz atıp yürümeye başladım.
"Davetteyim Tutu. Önemli bir davet." diye mırıldandım.Bu ona kısa kes demekle eşdeğerdi.
"Kimin daveti bu güneşim? Sen kendi şirketinin davetine gitmeye üşenirsin, sevmezsin öyle şeyleri." bi yandan konuşuyor, bi yandan çekirdek çitliyordu. Garipti ama onu böyle seviyordum.
Santino'nun arkamdan ilerlediğini biliyordum. Adım sesleri benimle uyumluydu.
Ağzımı elimle hafifçe kapadım.Dudaklarım okunmasın kimse tarafından diye. Kısık sesle "Akava'larla bir davetteyim. Seni sonra arıcam." kısa kesip telefonu yüzüne kapadım. Adımlarım durdu. Arkamdakininde adımları aynı anda durdu.Ona doğru dönme ihtiyacıyla tutuştum.
Arkamı döndüğümde düşündüğümden daha yakın mesafede olduğumuzu farkettim. Bir adım atsak karşılıklı burun buruna gelecek kadar hem de.
Gözlerimiz buluştu yine ve yine.
Gözlerimiz birleşince denizle,toprak karışıyormuş gibi hissediyordum.
Toprağı içine çekip sömürmek isteyen bir denizdi öyle bir histi. Ne saçmalıyorum ben sahi? Adam şüpheli, buraya ne için geldiğini unutma Meyra!
"Neden kaşlarını çattın durduk yere?" diyen sesle. İç sesimin tavsiyesini kısa kestim.Kaşlarımı düzelttim hızlıca "Ne zaman biticek bu davet saçmalığı Santino? Kaç saat oldu? Burada daha ne kadar bulunmam gerekiyor? Buraya seninle mutlu mesut roller kesmeye gelmedim. O gece ki barmen veya kamera kayıtlarını istiyorum." diye art arda öfkeyle konuştum.
Kollarını göğüsünde çapraz şekilde kavuşturdu. Sırıtarak bana bakmaya devam etti "Sakin ol, bir saate çıkıcaz buradan. Ve evet o zaman ki barmenimizi buldum şuan Yunanistan'da kim sakladıysa iyi saklamış. Kaynaklarımı araya sokup yerini buldum. Kameralardan şuanlık haber yok araştırıyorlar." başımı anladım dercesine sallayıp salona geri girdim.
✨
Elimdeki dördüncü şampanyamı bitirmeme ramak kalmıştı.
Akava ailesiyle yeterince muhattap olduğum için onlardan ayrı bir masada dikiliyordum. Santino etrafta insanlarla konuşuyor, bir yandan da beni izliyordu.
Sanki göz kulak olması gereken bir çocuk,koruması gereken bir sorumluluk gibiydim.
Onun tavırları tuhaftı.
Kendide tuhaftı. İçimde izlendiğime dair bir his doğunca sağ tarafıma kafamı çevirdim. Mavi gözlerimle yeşil bir göz buluştu. Bir kadındı. Bu kadın tanıdıktı.
Gözlerimi üzerinden çekmedim,oda inatla çekmiyordu. Yanında bir adam vardı. Kadının üzerinde askılı kırmızı, neredeyse kasığına kadar yırtmacı olan uzun saten bir elbise vardı. Saçları siyah ama kömür gibi bir siyahtı. Tehlike bir enerjisi vardı. Ama yüzü bakışlarına kıyasla fazla masum duruyordu.
Yanındaki adama baktığımda onunda tanıdık olduğunu farkettim.
Kumral bir adamdı. Yakışıklı olduğu belliydi. Kalıplı,uzun boylu tahminimce 1.90 falandı. Takım elbise yerine siyah bir gömlekle siyah kumaş pantolonu vardı salaştı.
Buraya hem aykırı hemde hakim gibiydi.
Yanlarına yaklaşan adamla kaşlarım kalktı. Santino yanlarına gülerek gidiyordu. Kadında benim bakışlarımın kaydığı yöne baktığında sert ifadesi yumuşadı,yerini kocaman samimi bir gülümseme aldı.
Adam, elinde tuttuğu şampanyayı Santino'ya doğru kaldırdı gülerek. Santino buna karşılık olarak omzuna vurdu adamın. Hepsi gülüyorlardı bu sinirlerimi gerdi. Adamın keyfini bekliyordum resmen. Elimdeki şampanyayı fondip yapıp masaya sertçe bıraktım. Yakınımdaki iki masa bana baksada onlara dönüp bakmadım. Çantamı tutup, onlara doğru yürüdüm.
Adımlarım sertti. Kaşlarım çatılmasın diye uğraşıyordum. Santino'nun arkası bana dönük olduğu için farketmiyordu. Yada farkettiği halde umursamıyordu?
Sohbet ettikleri ve buna daldıkları kesindi.
Elimi Santino'nun omzuna koydum. "Santino" dedim. Vücudu kaskatı kesildi temasımla hissetmiştim.Karşısındaki adamla,kadın benim yüzüme bakıp odaklanmışlardı. Santino bana dönüp omzumdaki elime baktı. "Parlayan ışık seni dostlarımla tanıştırıyım." diyip belimden tutup kendine sabitledi. Hafifçe uzaklaşmaya çalıştım. Ama sanki kendine beni çivilemiş gibi elleri belime pranga vurmuştu.
Eliyle az önce gözlerimizin kapıştığı kadını gösterdi. "Gülce,Gülce Adin" diyip yanındaki çocuğu gösterdi. "Buda çok gerekli olmasa da Ekin, Ekin Çevikel" dedi alayla.
Ekin ona göz devirdi. "Konuştu Barlas paşazademiz. " bana baktı Ekin sağ tarafımda kalan elimi tutup üstüne öpücük bıraktı. "Memnun oldum efendim. Ben ekin gözlerim derin." diyip gözlerini kırpıştırdığında istemsizce güldüm.
"Bende Meyra. Meyra Güneş." elimi hafifçe çektim.
Yeşil gözlerin sahibi olan Gülce'ye baktım."Seni hatta" ikisini elimle gösterip "Sizi ben bir yerden tanıyor gibiyim." dedim seslice.
Santino sadece benim duyabileceğim şekilde mırıldandı.
"Stalk yaparken fazla baktıysan postlarıma ordandır." dedi ağzının içinden.
Kaşlarım aydınlanmış gibi havalandı. "Ha" diye bi ses çıktı ağzımdan istemsizce. Bunlar onlardı. Hikayesindeki ve postlarında olan kişilerdi. Ama postta bir çocuk daha vardı sarışındı o. Sanırım burada değildi.
Gülce sonunda konuşup "Bizde seni tanıyoruz." dedi. Sesi inceydi ama bana karşı mesafeli olduğu belliydi. Ona dümdüz bir gülümsemeyle cevap verdim. "Normal haber spikeriyim ondandır." diyerek geçiştirdim. Santino'nun kulağına hafif yükselerek konuştum. "Artık gidelim yoksa sinirlenmeye başlıcam."
Açıkca biraz daha gitmezsek seni bir şekilde rezil edicem demekti.
Dediğimi hiç duymamış gibi sanki sadece ona olan yakınlığım ve nefesimi üfleyerek kulağına konuşmam varmış gibiydi onun için.
Boynundaki tüylerin diken diken olduğu gözle görülüyordu. Belimi tutan eli sıkılaşmış. Adem elması yutkunmasıyla oynamıştı. Bana kafasını çevirdiğinde hala çok yakın olduğum için burun buruna geldik.
Gözlerini anlık gözlerimden çekip dudaklarıma baktı.
Gözlerini takip edip bende onun dudaklarına baktım. Dolgun şekilli dudakları günaha davetti.
Dudaklarını yaladı, beni kışkırtmaya çalışıyordu. Farklı şartlarda tanışsaydık onunla takılırdım ama şuan asla. Dudağımın kenarı kıvrıldı. Gözlerine geri baktım.
Yaptığı şeyi anladığımı anlamıştı. Onunda dudağı kıvrıldı. Bakışırken aramıza bir ses girdi. "Gençler anladık birbirinize yükseldiniz ama önümüzde porno çekmenizi de istemeyiz yani bu iğrenç" sonra kusar gibi sesler çıkardı, bu kişi Ekin'di.
Aniden ateşe değmiş gibi ellerimi çektim Santino'dan uzaklaştım.
Oda ensesini hafifçe kaşıyıp etrafına bakındı. Kendini toparlıyordu. Bense hiç bir şey yaşanmamış gibi düz ve sakindim. Bu adam benden etkileniyordu yada her dişi varlığa böyle yükselen kontrolsüz bir libidosu vardı?
Sahi bu adamın burcu neydi ya?
Neyse neydi. Bananeydi.
Santino kendine gelmiş olacak ki arkadaşlarına dönüp "Yarın görüşürüz dicem ama anca haftaya falan bir hafta boyunca işlerim var gibi." diyip bana baktı sonda söylerken. Ne yani bir hafta mı sürücekti?
Kaşlarımı çattım ne çok çatıyordum bu adamın yanında kaşlarımı onunla işim bitince gidip botoks yaptırmam gerektircekti.
Ekin'e bakıp "Hoşçakal Ekin" Gülce'ye dönüp "Sende Gülce." Ekin'e ne kadar sıcakkanlı olsamda Gülce beni itiyordu resmen. Garip bir kızdı arkadaşlarına böyle olmadığına emindim.
Santino'yu beklemeden çıkışa yürüdüm. Arkamdan Ekin'in "Görüşürüz Meyra" diye bağırdığını duydum. Ona 'he he' dercesine elimi salladım.
Çıkış kapısına yürürken telefonumu açtım. Abim herhalde Delfinleydi. Bir mesaj yoktu. Tuna'da konuşmadan sonra yazmamıştı. Abime kısa bir mesaj attım. 'Davetten çıktım. İşimi halledip eve dönücem,merak etme.' yazıp yolladım.
Muhtemelen şuan Delfin'le yatakta birbirlerinin ırzına geçiyorlardı.
Onları anlık istemeden hayal edince midem bulantı,yüzümü buruşturdum. Çıkışa gelince dışarıda göz gezdirdim. Magazinciler gitmişti, sonunda!
Yarın haberlere bu adamla çıkmamam lazımdı. Uğraşamazdım hem bağlı olduğum şirketle hemde abimle. "Niye beklemiyorsun kızım?!" arkama dönüp baktığımda öfkeli görünen bir adet Santino vardı karşımda.
"Vedalaşman bir türlü bitemedi sana acele et diyorum."
"Sabır" diyerek valeye yürüdü. Sırıtmamı engelleyemeden arkasından yürüdüm bende. Arabayı beklerken ceketinden sigarasını çıkarıp,siyah üstünde gümüş desenli zipposuyla yaktı. "Şimdi ilk işimiz ne Santino?" dedim ona bakmadan.
Vale arabayı getirmişti. Anahtarı alıp,yüklü miktarda parayı valeye verdi;sigarasını yere fırlatıp,arabaya geçti.
Hızlıca bende kapıyı açıp arabaya geçtim. Çantamı arka koltuğa fırlattım. Topuklularımı ayağımdan çıkardım. Ayaklarım bugün can çekişmişti.Topukluları seviyordum ama bir yere kadardı işte. "Yunanistan'a gidicez. Evden almak istediklerin varsa uğrayabiliriz yada Yunanistan'dan alırız gerekli eşyaları." derken yeni sigarasını yaktı dudaklarına götürdü.
Şokla ona doğru döndüm "Ne Yunanistanı ya! Saçmalıyorsun bi anda Yunanistan'a mı gidicez gerçekten?" İstifini bozmadan gözlerini yoldan ayırmadı. Hatta gömleğinin bir iki düğmesini açıp,papyonunu çıkarttı; camdan aşağıya attı.
"Birşeylere hemen başlamak istediğini sanıyordun parlayan ışık? Yoksa yanılıyor muyum? Herif Yunanistan'a kaçmış dedim sana. Şimdi gidip onu kaldığı yere gidip, her şeyi sorucaz."
Gözlerimi devirmeden geçemedim. "Anladım. Eve uğramam lazım kardeşime ve abime haber vermem gerek." diyerek konuştum. 'Tamamdır' dercesine mırıldandı. Sessiz kalmak şuanlık istemediğim için müzik teybine uzandım tuşa bastım herhangi bir şarkı çalsın diye. Çalan şarkı içime oturmuştu.
Arabanın içini Yebba - Far Away doldurdu.
Roll up all my ones, Take my chances
(Tüm birlerimi sarıp,şansımı deniyorum)
Hit another blunt Watch the embers burn away
(Bir esrar daha yakıyorum,közün yanışını izliyorum)
Sevdiğim bir şarkıydı. Sözlerini de severdim. İngilizce şarkıları zaten genel olarak severdim. Kollarımı göğüsümde kavuşturup,başımı arabaya koltuğuna iyice yasladım. Başımı cama çevirdim. Yanımdakide şarkıyı seviyor? Yada beğenmiş olmalı ki sesi daha da açtı.
I been shadow boxing your nightmares left & right
(Sağda solda senin kabuslarınla gölge boksu yapıyordum)
Showing up to the battlefield no one to fight
(Savaşacak kimsenin olmadığı bir savaş alanına çıkıyordum)
Keep believing the smoke will clear & the bombs will subside
(Yıllardır,göz yaşlarımı tutarak, gururumu itimat ettiğim şeylerin önüne sererken)
Yolda geçen arabalar çok fazlaydı. İstanbul'dan bir gün gidersem kesinlikle sebebi bu olucaktı.
"Senden de, ailenden de şüphelendiğimi biliyorsun dimi?" dedim bir anda. Bakışlarım hala camdaydı. İçli bir derin nefes alış kulaklarıma doldu. Müziğin sesi kısıldı. "Evet biliyorum,farkındayım." dedi boğuk bir sesle.
"Bana niye yardım ediyorsun o zaman Santino?" kafamı çevirip ona baktım.
Oda bana döndü anlık sonra geri yola baktı. "Çünkü benim mekanımda bir şeyler unutuldu. Bunu sana borçluyum ayrıca karşılığında sende bir şey yapacaksın sözünü verdin. Yardım etmemem için bir sebep yok." dedi. "Bu işin sonunda sen çıkarsan seni öldürürüm bunuda biliyorsun dimi?" bunu dememle sırıttı. "O kadar kolay değil bu parlayan ışık." Kaşlarımı çattım. "Sen öyle san" diye ağzımda geveledim.
Duymuştu ama duymamazlıktan geldi. Aramızda sessizliğin savaşı sürerken yaklaşık on dakika sonra Santino "Geldik,hızlı ol uçağı ayarlattım. En fazla on beş dakika." dedi.
Bana hep duyuldu attığı için çantamı arka koltuktan aldım. Ayakkabılarımıda elime aldım,kapıyı açıp indim ardından hışımla kapattım. Ben duyuldu attım bu sefer. Arkamdan söylenmiştir sonuçta araba kapısını kırmaya teşebbüs etmiştim.
Çıplak ayaklarım beton yolda hareket ediyordu. Evin ışığı yanmıyordu. Sahi saat kaçtı? Davetten çıkarken 00.00'dı. Şuan 1 olmuştur sanırım.
Çağın evde değildi kesinlikle,mesajıma hala yanıt vermemişti.
Çantamdan anahtarı çıkarıp,sessiz olmaya çalışarak kapıyı açtım. Ayakkabılarımı ayakkabılığa bıraktım. Sessiz adımlarla odama geçtim. Işıklarımı yakıp, gardırobun içinden spor çantamı aldım. Kaç gün yada saat kalacağımızı da dememişti bu herif. Ne olur ne olmaz diye; iç çamaşırları,tayt, body,pijama ve makyaj çantamı son olarakta Çağın'ın bana verdiği çakıyı koydum. Nolur nolmazdı.Bakım malzemesi olarak makyaj çıkartıcı ve nemlendiricimi aldım.
Üstümdeki elbiseyi çıkardım. Yerine bol siyah eşofmanla bordo body giydim. Saçımı gelişigüzel topuz yaparak bıraktım. Makyajımı uçakta silicektim."Umarım doğru olan şeyi yapıyorumdur." diye mırıldandım, aynadaki kendime.
Odadan çantayı alıp çıktım. Sessiz adımlarla Alçin'in odasının kapısına geldim. Sessizce açtım kapıyı. Alçin'im ,bebeğim uyuyordu.Onu öptüm hafifçe. "Abla?" diye mırıldandı. "Burdayım güzelim hadi uyu birtanem" dedim saçını okşayarak. Komidinine nakit bütün paramı bıraktım. Kaç gün kalacağım belirsizdi. İçimin rahat etmesi gerekti.
Odasından dikkatlice çıktım. Kapıyı kapadım. Spor ayakkabılarımı aldım ayakkabılıktan aldım. Onları giyip dış kapıyı açtım çıkıp ardımdan anahtarla iki kez kitledim.
Telefonumu alıp Çağın'a 'Yunanistana gidiyorum kaç gün kalırım bilmiyorum. Beni ara müsait olduğunda. Alçin'i tek bırakma.' yazıp yolladım. Ardından Tuna'nın sohbetine girip 'Tutu Yunanistana gidiyoruz. Kaç gün kalırım bilmiyorum. Cumartesi ve pazar izinliyim. İzni aşarsa şirketle konuşur musun?' yazıp yolladım.
Santino paşa hazretlerini daha da bekletmemek için hızla arabaya yürüyüp bindim.
Elinde telefon tutuyordu. Kapı sesiyle bana döndü. Önce kaşları çatıldı sonrasında yüzünü bir gülümseme aldı. 'hayırdır' der gibi başımı salladım.
"Farklı görünüyorsun." dedi samimi bir şekilde.
Anlamadığımı anlamış olacak ki "Ekranlardaki,fotoğraflardaki sen gibi değilde farklısın. Bu halin hoşuma gitti." Alayla konuştum "Ayyy sen beğendiysen hep böyle yaparım artık."
Gülümsemesi soldu bana göz devirdi,arabayı çalıştırdı.
Çantamı arka koltuğa attım bende. "Direkt havaalanına geçicez. Uçuşumuz bir veya bir buçuk saat sürücek. Atina'ya gidicez. Kuzenim orada onun evinlerinin birinde kalıcaz. Uçakta yatak var. Uyumak istersen uyursun." dedi.
"Kaç gün kalıcaz?"
"Kesin değil ama iki günü geçmez işimizi halledip dönücez." diyip sustu.
Sessizlikten nefret ediyordum gerçekten. "İtalyanca biliyor musun?" dedim amaç sohbet,muhabbetti. Aynı zamanda şüphelim hakkında bilgi öğrenmeye çalışıyordum. Bu konuyu sevdiğini belli edercesine güldü. "Elbette İtalya'da yaşadık bir süre." İtalyancayı severdim. Bir kaç kelime biliyordum bende ama sadece bir kaç kelime işte.
Heyecanla baktım ona "Konuşsana bir kaç kelime." dedim heyecanım sesime de yansımıştı.
Bu muzipçe baktı "Söz bir gün. Bana güvendiğin gün sana tüm gün rusça konuşucam mia moglie." Yutkundum. Ne çok yakışıyordu italyanca konuşmak.
Hevesle başımı salladım bende gülümsedim istemsizce.
✨
Havaalanına giriş yaptık. Herhangi bir bilet almamıştık çünkü özel uçakla gidicektik. Özel uçağının olmasına şaşırmamıştım açıkcası.
Ama uçağın üstünde gümüş renkte B.S.A yazmasına ve akrep sembolu olmasına şaşırmıştım. Bu adam akreplere takıntılıydı. Omzumda spor çantam,yanımda Santinoyla birlikte piste girdik.
Uçağın açılan kapısının önünde iki koruma bekliyordu.
Santino'dan önce uçağa girdiğimde beni bildiğiniz saray gibi bir uçak karşılamıştı.
Muazzam bir dekorasyonu vardı. İki tane karşılıklı tekli koltuklar vardı ortada bir masaları. Bir tane altılı, üç üç olucak şekilde karşılıklı koltuklar ortada geniş bir masa. Birde dörtlü vardı ikili karşılıklı. Koltuklar siyah deri, masalar siyah camdı. Scorpion'a benziyordu dizaynı.
İçeriye doğru uzanan koridorda uçta iki oda vardı. Muhtemelen yatak odasıydı. Umarım ikiside yatak odasıydı.
Ses sistemi olduğu belli olan bir sistem vardı. Buna sevinmiştim. Uçakta müzik dinlemek en sevdiklerimdendi.
Kendimi tekli karşılıklı olan yerlerden birine attım. Yorulmuştum. Spor çantamı hostes direkt gelip almıştı. Kadın bir kızıl saçlı bir hostesti. Santino korumalarla içeri girip ceketini çıkarıp koltuktan birine attı. Karşıma geçip oturdu. "Pilot hazır şimdi uçuşa geçicez." Hostes yanımıza gelip bir şey istemeyip istemediğimizi sordu. Santino ballı viski istedi bende ona uymak için aynısını söyledim.
Ne olur nolmaz diye kemerimi takmıştım. Uçağın kapıları kapandı. İçerisi bir anda loş oldu "Yok anasının gözü" diye ağzımdan kaçtı bi anda. Led sistemi vardı. Hemde kırmızı. Santino kahkaha attı. Gülüşüne istemsizce baktım. Çok nadir gülüyordu.
Hostes viskilerimizi bıraktı. Geri pilotun olduğu kısıma gitti. Uçak havalandı her uçağa bindiğimde havalandığında içim kıpır kıpır oluyordu.
Viskimi dikip komple içtim.
"Gergin misin?" diye sordu Santino. Dudağımı ısırıp bıraktım. "Biraz uçağın ilk kalkışında hep içim garip oluyor." dışarıya baktım bulutlar arasında süzülüyorduk resmen. "Birde o gece unuttuğum şeyler için gerginim. Öğrenince her şey iyi mi olucak? Yoksa daha mı kötü hissedicem? Bilinmezlik beni geriyor." Santino'nun gerildiğini hissettim. Viskisini anında bitirip tekrar doldurdu.
"Öğrenmek istediğinden emin misin?" dedi viskisini yudumladı.
Bir an durdum. Düşünceli şekilde ona baktım. "Eminim, bunu yapmazsam sözüme ihanet ederim." Kaşlarını çattı bardağını masaya bıraktı. "Ne sözü?" dediğinde derin bir nefes aldım. "Aileme sözüm var yani annemle babama." diyerek açıkladım.
Dudaklarını yaladı. Başını salladı 'anladım' der gibi. Ayağa kalktım davet işleri derken fazlasıyla yorulmuştum.
"Yatak odası tam olarak nerede Santino?"
Benimle ayaklandı.
"Gel" diyip yanımdan geçip yürümeye başladı. İlk girdiğimde tahmin ettiğim odadan içeri girdi.
Büyük oval yatak,siyah yatak örtüsü, kırmızı ledler ve ayna vardı. "Burada uyuyabilirsin,ben uyumucam zaten bir saate inmiş oluruz." yüzüne baktım yakındık. Parlayan kahve gözlerini görebileceğim kadar yakındık.
Uykusuzdu oda belliydi. Ama tabikide benimle uyu demicektim beyefendiye,koltukta sızsındı. Onunla aynı yatakta yatmak kumar oynamak gibi olucaktı. Aramızdaki gerekli olmayan çekimi hissediyordum eminim ki oda hissediyordu.
Birlikte aynı yatağa girersek içime işlemesine razı gelebilecek kıvama bir şekilde geleceğimi de öngörüyordum.
Bakışlarımı çekip, yatağa yürüyüp yorganı kaldırdım. Yatağa iyice yerleşip üstümü iyice örtüp,gözlerimi kapadım. Herhangi bir hareket hissetmedim. "Beni izlediğinin farkındayım.Çıksan mı artık?" hafifçe güldü. Adım sesleri hissettim ama uzaklaşması gerektiği halde sanki daha da yaklaşıyordu. Yüzümde nefes hissettim. Onunla birlikte burnuma dolan baharatlı amber kokusuyla; gözlerimi istemsizce daha sıkı kapayıp, ellerimi çarşafa kitledim.
Sıcak nefesi yüzümü okşayıp geçiyordu.
"İyi uykular parlayan ışık." dedi boğuk bir sesle. Yüzümü okşayan nefes çekildi ardından adımlar uzaklaşıp,kapı kapandı.
Gözlerimi açtım "Siktir ya" diye söylendim. Sağıma dönüp yanımdaki yastığa sarıldım. Kokusunun yoğunluğu odayı az kaldığı halde doldurmuştu. Gözlerim yavaşca kapandı ardından uykuya doğru çekildim.
✨
Rüzgar hafifçe vücuduma vurunca kıpırdandım. "Uyu parlayan ışık." dedi bir ses. Gözlerimi araladım. Karşılaştığım bir boyundu. "Noluyor ya " diye mırıldandım uykudan uyanamamış sesimle.
"İniş yaptık, arabaya binicez şimdi uyumaya devam et."
Kapı sesi duydum. "Hoşgeldiniz Barlas bey, Çınar bey sizi bekliyor." dedi kaba bir ses.
Santino kafasını sallamakla yetindi. Dikkatlice kucağında benimle arabaya yerleşti. Uykum açılmıştı. Uçak inişine uyanmamam mucizeydi! Kucağından doğrulup yanına geçtim. "Kucağına alma hevesin mi vardı herhalde?"
Yamuk bir sırıtışla baktı. "Evet hep bugünün hayalini kurdum " dedi alayla. Nedense hiç alay gibi değildi?
"Aptal" diyip gözlerimi devirdim.
Sırıtmasına devam edip cevap vermedi. Bir sigara yaktı. İçine çekerken yüzü enfes oluyordu açıkcası. Yanakları çukur gibi çöküyor,gözleri kısılıyor, kalın şekilli elleri sigarayı kavrıyordu.
"Ne zaman gidicez adamın kaldığı yere?" sigara külünü camdan atarken cevap verdi. "Önce kalacağımız yere gidip eşyaları bırakalım,bugün dinlen. Yarın sabah gidicez adamın yanına."
"Ya kaçarsa?" diyerek sordum. Çünkü kaçabilirdi. Niye kaçmasındı bir yerlerden öğrenip kaçabilirdi. Barmenin biri Yunanistan'da öylesine nasıl kalabilirdi ki?
Komik bir şey demişim gibi güldü. "İzletiyorum adamı. Şu an evinde dağlık bir yerde merkezden uzak,tek tük ev bulunan bir yerde kalıyor." sigarasından nefes alıp camdan attı. Bana baktı,"Başında kim varsa iyi saklıyor zor oldu bulmak."
Sıkıntıyla koltukta arkaya yaslandım.
"Kim yapmış olabilir anlamıyorum.Üç senedir bunu düşünmeden geçmeyen tek günüm yok. Birkaç şüpheli var ama kesin tek bir kişi yok. Yoruluyorum." dedim. Susmadan devam ettim. "O gece mekanında bana ve arkadaşlarıma bir madde verildiği kesin çünkü hepimiz unuttuk. Kokteyl söyledikten sonrası yok resmen. O gece sen neredeydin?"
Bana baktı. Öyle uzun öyle derin ve anlamlı baktı ki. Bir an bana aşık olduğunu düşünücektim paşanın.
"Mekandaydım."
Şaşırıp baktım. "O gece beni gördün mü hiç? Gerçi kalabalıktır ama ne biliyim işte ya" dedim. Bakışları değişti, camdan dışarı baktı "Hayır görmedim" ardından mırıldandı ama duymuştum " Zaten görsem unutamazdım seni"diye geveledi ağzında.
Cevap vermedim. Duyduğumu biliyor muydu bilmiyorum. Salak bi adam değildi. Duyduğumu biliyordu ama cevap vermek istemiyordum. Onunla tamamen bu iş için muhattap oluyorduk. Bu iş bittiğinde bir daha görüşmeyecektik.
Geri kalan yolcuğumuz fazlasıyla sessizdi zaten Yunanistan'da sabaha karşı saatlerde olduğumuz için bomboştu yollar.
Kısa sürede iki katlı bir beyaz villaya gelmiştik.
Santino arabadan inince arkasından bende indim. Koruma aynı zamanda şoför olan adam bagajdan benim spor çantamı almıştı. İyi ki unutulmamıştı uçakta yoksa karaları bağlayabilirdim.
Makyajım yüzümde erimişti resmen bir an önce çıkarmak istiyordum.
Santino büyük kapıyı çaldı. Ardından kapı Mavi gözlü kumral bir çocuk açtı. Üstünde peynirli bir pijama takımı vardı. "cugino(kuzen)" diye yüksek sesle haykırdı. Bönkürdü desem daha doğru olabilirdi.
Santino ise samimi bir gülüşle birlikte ona sarıldı.
Kulağına bir şeyler dedi fakat duymadım. "Buyrun hanımefendi " diyen sesle arkamı döndüm koruma çantamı uzatıyordu. Santino ve yanındaki adam bize baktı. Elinden çantamı alıp gülümsedim.
Koruma yanımızdan uzaklaşıp bizi indirdiği arabaya doğru gitti.
Adam bana yüzünde gülümseyle bakıp "Hoşgeldiniz hanımefendi ben Çınar Alberti bu hayırsızın kuzeniyim." Santino gözlerini devirdi. "Kes laklağı Çınar içeri geçelim yorgunuz." Çınar'ın kapıdan çekilmesiyle içeri girdik.
"Ben de Meyra Güneş,bu hayırsızın bir süreliğine ortağıyım." diyip içeri izlemeye başladım.
Çınar kahkaha attı. Santino ise somurtarak homurdandı. "Bu kıza bayıldım kuzen" konuşması hafif aksanlıydı. İçerisi beyaz ve griyle doluydu. Merdivenler vardı. Amerikan mutfak, büyük bir salon, kocaman bir TV ünitesi 'ben zenginim ' diyordu.
"Geçin hadi biraz oturalım sonra sizde dinlenirsiniz." dedi Çınar salonda koltuğa kuruldu.
Spor çantam elimde bende karşısındaki koltuğa geçtim. Santino yanıma oturdu. Çınar samimi bir çocuktu belliydi özellikle peynirli pijama takımıyla tanımadığımı benim karşıma çıkmasından.
"Eee Meyra nereden tanışıyorsunuz bu hayırsızla" istemeden güldüm. Durum komik gelmişti sanki kırk yıllık dost gibi sohbet mi edicektik? Yine de Çınar'ı kırmak istemedim.
"Açıkcası mezarlıkta karşılaştık tanışmamız bir nevi Scorpionda oldu. Ben magazinden biliyordum(yalan abim şüphelendiğinde fotoğrafını göstermişti.) Ben de haber sunucusunu olduğum için magazinle içli dışlıyım. Kısaca dadandı bana gitmiyor." Santino kahkaha attı. Bu adam ne çok gülmüştü geçirdiğimiz vakit boyunca böyle.
"Sorma kuzen bitiyorum kendisine hele o gözleri birer ölüm makinesi sanki." dedi bunu ne tam alay ne de ciddi demişti.
"Taşak mı geçiyorsun sen benle?" dedim ona dönüp gülüşünü kesmemişti.
"Çabuk anladın bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum." dedi alayla. Kaşlarım çatıldı derin bir nefes aldım "Bana bak Santino ben senin peşinde gezdirdiğin o finolardan değilim. Taşak geçebileceğin biri hiç değilim. Alırım altıma çiğner geçerim!"
Kaşları kalktı önce sonra yüzü muzip bir ifade aldı "Alsana altına beni." diyip sırıttı. Gözleri devirdim sinirle "Ya sabır seninle olduğum süre boyunca ya sabır bana."
Gözlerim Çınar'a kaydığında bi elinde çekirdek eksikti.
"Sen ne bakıyon öyle patlamış mısır verelim mi sana?" dedim öfkeyle. "Ol- Ne atıyorsun kuzen beynimi yarıcaksın!" Santino kolunun altındaki yastığı kafasına fırlatmıştı.
"Adam gibi dur Çınar." dedi gülmemek için zor duran sesiyle.
"Sizinle uğraşamıcam ben yatmak istiyorum nerede kalıcam?" ayaklandım çantamı elimle tuttum. Çınar'da kalktı benimle birlikte üst kata ilerlemeye başladı.
"Gel la moglie di mio cugino odanı göstereyim." Peşinden giderken aklıma gelenle ona doğru konuştum "mio cugino ne demek?" bu sorumla güldü. "Barlas sana bunu mu söyledi?" piç anlamıştı. Kanlardan geliyordu herhalde bu çakallık. "Yo ne alaka?" dedim ama o bozuntuya vermedi cevapta vermedi.
Bir odanın önünde durunca bana baktı. "Burası odan iki gün kalıcakmışsınız. Yan odanda Barlas koridorun sonundaki odada ben olucam. Kafana göre takıl içeride banyo var kendi evinmiş gibi rahat et lütfen." dedi. Ona gülümseyip "Teşekkürler. İyi geceler Çınar." diyip kapıyı açıp gülümsememi silip yüzüne kapadım.
Telefonumu çantamdan çıkarıp saate baktım saat dört olmuştu. Sabah 10'a alarmımı kurdum. Alçin 'e haber vermediğimi farkedip mesaj attım. 'Kınalı yapıncak bir iki gün Yunanistan'da olucam para bıraktım. Seni seviyorum sabah arıcam.' yazdım.
Telefonu komidine bıraktım.
Çantadan makyaj temizleme ve nemlendiriciyi alıp banyoya geçtim.
Saçımı çözdüm ardından makyaj temizleme jelimi aldım elime sıkıp suyla köpürttüm. Yüzüme sürüp, arındırdım.
Duruladıktan sonra nemlendiricimi sürüp bıraktım. Takılarımı tek tek çıkarttım. Odaya tekrar girip, pijama takımımı çıkarıp üstüme giyindim ve ayakkabılarımı çıkardım. Çakımı çantamdan alıp yatağa geçtim. Yastığımın altına koydum. Yeni tanıdığım insanlara güvenicek değildim.
Gözlerim yorgunlukla kapanıp,uykuya dalarken odamın kapısının açıldığını duydum.
İstemsizce tetikte kaldım. Odayı baharat ve amber kokusu sardı tekrar. Nefesimi stabil tutmaya çalıştım. Elini saçlarımda hissettim. "İyi uykular sana parlayan ışık, bana bir süre daha haram." diyip başımı öptü.
Sonrasında hızlı adımlarla odadan çıkıp sessizce kapattı kapımı.
Gözlerimi açtım. Elektrik şoku verilmiş gibiydi vücudum. Bu adam napmaya çalışıyordu? Gözlerim kendini açık tutmakta zorlanıyordu. Uykuya istemsizce daldım.
Bir arazideydim. Etrafı soğuk,puslu. Koşuyordum sanki sozsuzluğa doğru gidiyordum amansız.
İleride bahçe vardı. Öyle bir bahçeydi ki güzelliklerle doluydu. Karanlıktan çıkaracaktı beni. Hızlandım daha da hızlandım.
Üstümde bembeyaz bir elbise vardı paçaları çamur olmuştu hep. Ayaklarım çıplaktı her yeri kıpkırmızıydı.
Bir el gördüm bahçeden bana elini uzatıyordu hiç düşünmeden ele uzandım son adımda eli sıkıca tutup oraya doğru atladım.
Nefes nefese yere düştüm. Kafamı kaldırıp baktım. Bir sürü kelebek ve zambaklarla doluydu. Zambak benim en sevdiğimdi. O kadar çok zambak vardı ki cennetteyim sandım kendimi. Karşımda beyaz takım elbiseli biri vardı yerden kalkıp baktım. "Hoşgeldin sevgilim. Seni bekliyordum." şaşkınca baktım. "Santino?" ellerimi tuttu.
"Sevgilim. Senin için her yeri zambak yaptım. Her şey senin için."
"Na-nasıl yani?" dedim konuşamıyordum resmen. "Her şey senin için parlayan ışık." dudaklarıma yaklaştı.
Gözlerim kapandı istemsizce, elleri ellerimden belime kaymıştı.
Dudaklarımız kavuştu. Alevle benzinin bir araya gelip yangın oluşturması gibiydi bu. Alt dudağım dudakları arasında eziliyordu. Ellerim omuzlarına kaydı.
Alarm sesi beynimde çaldı. Gözlerim aralandı. Lâl olmuş şekilde etrafıma baktım.
Rüyaydı. Gerçek gibiydi tanrım öpüşmüştük. Şerefsiz iki günde bilinç altıma yerleşip ergen rüyalar gördürttüyordu bana. Sinirle alarmı kapadım. Bir an önce yüzüme soğuk su vurmak için banyoya gittim. Suyu yüzüme beş kez vurdum art arda ayılmıştım. Diğer işlerimi halledip banyodan çıktım.
Pijamam absürt olmadığı için değiştirmedim. Pembe şort askılı bir takımdı. Telefonumu alıp aşağıya indim.
Kimse görünmüyordu.
Mutfağa gidip kahve aramaya başladım. Alt çekmecelerden sonuncuyu açtığımda sonunda bulmuştum. kettleye su koyup ısınmasını beklerken bir kupaya kahve koydum.
Telefonumu açıp baktığımda Abim 5 cevapsız arama,Kınalıyapıncak bir mesaj ,Tutu 2 cevapsız arama vardı.
Derin nefes alıp Alçin'e 'Günaydın kuzum' yazıp yolladım. Çağın'ı aradım telefonu kulağıma koydum.
"Meyra sen nerdesin! Yunanistan ne demek? O herifle sana görüşme dedikçe sen dibinde bitiyor, üstüne üstlük Yunanistan'a kadar gidiyorsun! Delirtmek mi amacın he abicim beni?" gülesim geliyordu derin nefesler alarak kendimi tutmaya çalıştım.
"Abi önemli bir iş! Barmeni bulduk o gece ki onun için geldim apar topar sana ulaşmaya çalıştım dün gece ne halt ediyorsan baksaydın bu kadar delirmezdin!" diyerek sesimi yükselttim bende. Çocuk gibi azarlayamazdı. Akava'lar hakkında bana tam bilgi vermiyor aynı zamanda uzak kalmamı bekliyordu.
Kettleden tık sesi gelince suyun kaynadığını anladım.
Telefonu omzumla sabitleyip,sıcak suyu kupama doldurdum. Kaşık alıp çekmeceden karıştırmaya başladım.
"Dün gece Delfin'leydim. Fazla kaçırmışız gördüğüm gibi aradım. Dikkat et Meyra başına bir şey gelirse önce o iti sonra sülalesini mahvederim!" iç çektim.
"Tamam bir şey olmucak merak etme iki güne dönücem yazarım sana birazdan çıkıcaz biz Alçin'i tek bırakma. Gerekirse Delfin'de gelsin bizde kalın." dedim kahvemi elime alıp yemek masasına oturdum.
Bacak bacak üstüne attım. "Seni seviyorum kardeşim." dediğinde gülümsemeden edemedim. "Ben de seni abi öptüm" diyip kapadım.
"Günaydın." yerimden hopladım. Arkama dönüp baktım. Saçları karışmış,gözleri hafif kızarık üstünde siyah bir tshirt gri eşofman olan Santino'ya baktım.
Rüyam aklıma gelince yutkundum.
Bu adamı artık nasıl normal görücektim bilmiyorum. Beynimde öpüşme sahnemiz dönüyordu. "Günaydın Santino" dedim düz bir sesle.
Yanıma gelip yan sandalyeye oturdu. "Dün sabah altıda adamın evinin önüne diktiğim adamların başı olan adam aramış şu an arıyorum ulaşılmıyor. Kahveni iç çıkalım olur mu?" dediğinde hızla ayağa kalktım.
Kahveden son bir yudum alıp, lavaboya döktüm. "Çıkalım. Önemli bir şey olmuş olabilir. Ben hazırlanıyorum sende hazırlan." diyip hızla merdivenlere gidip çıktım. İkişer ikişer çıktım.
Odama girip dün gece koyduğum taytla tshirtü giydim. Spor ayakkabılarımı giydim. Makyaj yapmakla uğraşmayacaktım zaman kaybı olurdu.
Saçımı at kuyruğu yapıp parfümümü sıktım.
Telefonumu alıp aşağıya inip salonda Santino'yu beklemeye başladım. Merdivenden yürüyüş sesi gelince baktım. Siyah bir jean,beyaz tshirt giyip altına da spor ayakkabı giymişti.
Bir şey demesini beklemeden çıkışa yürüdüm. "Oradan değil alt kata inicez garaja." şaşkınlıktan açılan ağzımla ona baktım. Ama bir yandan takip ettim. "Ne yani evin altında garaj mı var?" bana bakmadan "Evet parlayan ışık." İlk girişimde farketmediğim merdivenden aşağıya indik.
Etraf karanlıktı.
Santino ışığı açtı. Gördüğüm manzara deli işiydi!
Bugatti,ferrari,porsche, lamborghini ve daha adını bilmediğim bir sürü araba vardı.
"Bunların hepsi Çınar'ın mı?" diye sordum şokla.
Bu tepkime sırıttı. "Evet istersen sana verir birini sürekli pert ediyor salak,almaktan da vazgeçmiyor." Lamborghiniye ilerledim. Koyu kırmızı bir arabaydı. Umutla ona baktım. "Bunla gidelim mi?" dedim i'leri uzatarak.
Sırıtması gülümsemeye dönüştü. "Hadi geç bakalım" diyip bir dolaptan anahtarı alıp kapıyı açtı. Sağ koltuğa kurulup kemerimi taktım. Santino'da kapıyı açıp yanıma geçti. Kemer asla bağlamıyordu onun hakkında edindiğim bilgilerdendi.
Garajın kapısını açtı. Sigarasını zipposuyla ateşleyip derin bir nefes aldı.
Keyifle arkama yaslandım.
Bir anda gaza bastı garajdan çıktı ana caddeden yola bağlandı. "Yavaş hayvan yavaş" diye bağırdım istemsizce.
Telefonundan navigasyon açtı. Yirmi dakika gösteriyordu. "Yirmi dakika gösteriyor trafik olmazss 10-15 dakikaya varırız."
İçimde kötü bir his vardı. Umarım gerçekten umarım ki bu işi bugün halledebilirdik.
"Adamlardan haber gelmemesi genelde ne anlama çıkar?" diye sordum. Sigarasını içip tek eliyle direksiyon hakimiyeti kuruyordu.
"Telefon çekmiyor olabilir,önemli bir iş olabilir,satmış olabilirler yada" diyip kaşları çatıldı. Düşünmekten korktuğum şeydi kesin aklına gelen.
"Ya da?" diye direttim.
"Saldırıya uğramışlardır şu an eşek cennetinde fink atıyorlardır." canımı sıkmıştı.Dilerim ki sadece bizim kurmacamızdı.
Hızımızla birlikte gittikçe dakika daha da azalıyordu. Beş dakika kalmıştı. Ormanlık köy gibi bir yerden gidiyorduk. Tek tük evler. Bir market vardı şuana kadar. "Bir insan burada nasıl yaşar tam olarak?" diye söylendim. Araba durdu. "Şimdi görücez nasıl yaşanır yada yaşanmaz." bunu neden dediğini anlamasam da arabadan inince anlamıştım.
İs kokusu burnuma girdi.Kabus geceyi anımsar gibi oldum.
"Sikiyim,hayır olmasın düşündüğüm şey olmasın." diyerek toprak yolda dümdüz koşmaya başladım.
Santino arkamdan bağırdı. "Dur,gitme güvenilir değil! Parlayan ışık beni bekle!"
Onu dinlemedim gittiğimde karşılaştığım manzarayla kanım dondu. Yaklaşık altı adam yerde kan içinde yatıyordu.
Tahminimce barmenin evi yanıyordu etrafındaki ağaçlarla birlikte.
"Hayır! hayır,hayır! Tek şansım buydu!" gözyaşlarım akmak için gözümü zorluyordu. Görüşüm bulanıktı. Sersem adımlarla eve doğru yürüdüm.
Santino bana yetişmişti. Nefes nefese tam arkamda yürüyordu.
"Senin yüzünden" dedim buz gibi bir sesle arkamı dönüp. Bana tepkisizce baktı. "Senin yüzünden! Sen yaptın dimi he? Sen yaptın!" diyip iki elimle omuzlarına vurdum. Bana tepki vermeden vurmamla vücudu bir adım geriledi.
"Gerçeklere ulaşmamı istemedin! Adamları sen öldürttün, bana haber alamıyorum diye bilerek dedin. Sana güveniyim başkasının yaptığını düşüniyim diye dimi!" diyip bir daha vurdum.
"Sen alçak bir adamsın Santino! Duydun mu beni!Sana güvenip gelen aklımı sikiyim! Sonra da seni sikiyim!" dedim çığlık atarak. Gözyaşlarım akıyordu ama umurumda değildi.
"Tek şansımdı! O gece ne yaşadığımı öğrenmek için tek şansımdı! Ben o-o ne verildiyse o lanet gece ailemin öldüğünü bile anlamadım! Sende,mekanında batsın!" artık hıçkırarak ağlıyordum. Nefesim kesilip geliyordu. Çıldırmış gibi saçlarımı tutuyor. Volta atıyordum.
Santino ağır adımlarla yanıma geldi.
"Ben yapmadım." dedi. Yanaklarımı iki eliyle tutup yaşlarımı sildi.
"Ben yapmadım duydun mu? Sana yardım edicem. Halledicez kim yaptıysa bul-" derken gözü arkada bir noktaya daldı.
"Parlayan ışık!" diye bağırıp bir anda yerlerimizi değiştirdi.
Tok kurşun sesi aramızda çınladı.
Yüz ifadesi anlık kasıldı. Girdiğim krizden şokla çıktım. "S-santino" dedim kekeleyerek.
Dizleri üstüne çöktü onunla birlikte çöktüm. Dizime yatırdım. Göğüs kafesinden vurulmuştu sağ kısmından.Tanrım beni korumuştu!
Elimi yanağına koydum "Santino!" diye bağırışım her yeri çınlattı.
"Ölme sakın ölme! Daha kendini affettireceksin! Sakın ölme."
Herkeseeee uzun bir ara sonra merhabaa! Nasıl bir bölüm oldu inanın bilmiyorum. Aslında ilk beş bölümü hemen yazmak istiyordum ancak Yks hazırlığımdan dolayı pekte olamadı bu durum yinede yazmaya çalışıcam. Sınavdan sonra fazlasıyla aktif olucam. Kitap okunmaya ve oy almaya başlamış. Desteklerinize minnettarım şimdiden. Tavsiyelere açığımmm. Yazmaya teşvik eden şeyde buydu beni, görülmek. Yorumlarınızı bekliyorumm kendinize iyi bakın beybişler💗💗💗
İnst:Zeynepcaglsr