İçeriğe geç

Vuslat

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Vuslat

Bölüm 1

1. Bölüm

🪄

Yüzümdeki elini hissedince zorlanarak da olsa gözlerimi açtım. Gözlerindeki o suçluluk hissi ve yorgunluk hâlâ yerli yerindeydi. Bana baktığı anda gözleri doldu, kalbim sıkıştı... Onu böyle görmeye dayanamıyordum. Ama onu daha da kötü günlere sürükleyecektim...

Titrek bir nefes aldı. "Aleda..."

İsmimi her söyleyişinde içim titriyordu. Kalbim dayanmıyordu. Bu onun ağzından son duyuşumdu, gözlerine bakışımdı...

"Ne olur dayan? Beni sensiz bırakma. Bizi bırakma sevgilim. Lalin seni evimizde bekliyor. Beni tek bırakma, dayanabilecek miyim bilmiyorum. Yapma bunu bize..."

Onu tanıyordum, dayanırdı. Kızımız için dayanırdı. Ama ben dayanamıyordum.

Gözlerindeki yaşlar kalbime akıyordu. Asıl sen bunu bana yapma sevgilim... Ben seni bensiz bırakmıyorum hep aklında ve kalbinde olacağım. Biliyorum...

Derin bir nefes almaya çalıştım fakat kalbime saplanan acıyla nefesi bile tam alamazken o yaşamamı istiyordu... '10 dakika...'

"Korel..."

İsmini söylediğim an gözlerini sımsıkı yumdu. Fakat gözlerime bakabildiği bu son anları kaçırmamak için yeniden açtı.

Asla ela olduğuna inandıramadığım gözlerinden yaşlar akıyordu. Zorla elimi kaldırıp yanağından akan yaşları silmeye çalıştım. "Senden sadece iki şey isteyeceğim sevgilim." Sesim fısıltıdan farksızdı.

Başını iki yana sallayıp "hayır, hayır. Ne isteyeceğini biliyorum Aleda, söyleme. Sensiz yapamam, olmaz."dedi.

Acımasız, bir zamanlar ölesiye korktuğum kudretli adam gitmişti. Yerine karısının ölmesine sebep olan suçlu, bitik ve en az karısı kadar canı yanan biri gelmişti.

"Korel, beni dinlemelisin. Dayanamıyorum, canım çok acıyor. Bana daha fazla acı çektirmek yerine dinle."

Sinirden kendini sıkıyordu, kendineydi siniri fakat onun hiçbir suçu yoktu.

Sessizliğinden kabul ettiğini anlayıp devam ettim.

"İlk olarak, bir rüya gördüm... Kızımız Lalin..." Zorlukla konuşuyordum ve nefesim yetmiyordu, canım yanıyordu...

"Onu sakın yalnız bırakma. Sakın! Bana bunun için söz vermeni istiyorum. Ne olursa olsun ya sen onun yanında olacaksın ya da Kumru. Bakıcı yok. Beni anladın mı? Ya sen ya kardeşin. Eğer ikinizin de işi çıkarsa, onu Aris'e bırak... Ama hiçbir şekilde bakıcı istemiyorum. Korumalara da dikkat et, kızıma yaklaşmayacaklar ve Lalin'e kendisini savunmasını öğret biraz büyüdükten sonra. Evdeki bakıcı, Hatice. Onu da ara kızımı getirsin ve kovulduğunu söyle. Bir daha da evimin yakınlarına bile gelmesin. Tamam mı?"

Kaşlarını çattı fakat nedenini sorgulayacak durumda değildi. Başını olumlu anlamda sallayıp sessizce ve istemeye istemeye "tamam." dedi. İstememesinin sebebini biliyordum, zaten eğer Lalin olmasaydı şimdiye kendi kafasına sıkmıştı.

"Her şey bittiğinde..." Öldüğümde. "...Lalin'in odasındaki kameraları kontrol ettir ve evin kamera olmayan nadir yerlerine de kamera taktır. Ben yokum diye sakın, sakın kendini salma. Sakın düşme. Daha çok güçlen. Daha çok korumacı ol. Ben yokken... Kızımızın sana daha çok ihtiyacı olacak. Ona her konuda sahip çık. Bunları ben söylemesem de yapacağını biliyorum ama işte annelik içgüdüsü. Hem, anneler susmaz..." Yüzümdeki tebessüm gözümden akan yaşlara zıttı.

Yanağımdaki eliyle yaşlarımı sildi ama o da ağlıyordu... Gözlerimi sımsıkı yumup kafamı ona ters tarafa çevirdim ve yaşların akmasına izin verdim. Elimi tuttu. Sımsıkı, 'buradayım' der gibi. Alnıma sıcak dudakları deydi. İçim titredi.

Zorlukla son isteğimi de söylemeye çalıştım.

"Lalin'de yerim hiçbir şekilde dolmaz biliyorum. Ama sen, hayatına devam et. İyi, kızımızı kabul edecek birini bulmanı ve evl..."

Sinirli bir şekilde sözümü kesti. "Aleda, sakın. Sakın benden, senden başkasıyla birlikte olmamı isteme. İstemeni geçtim, aklının ucundan bile geçirme! Benim sonum sensin. Senden başkası yok. Lalin olmasaydı senden sonra yaşayabileceğimi zannediyor olamazsın."

Zannetmiyorum. Biliyorum yaşamazdı.

Dudağımı ısırıp "Aris, o nerede?"diye sordum sessizce. Kardeşimi de son defa görmeyi ve doya doya sarılmayı istiyordum.

Bakışlarını kaçırıp "kapıda, çağırayım istersen." dedi. Kaşlarımı çatıp "ne oldu? Anlat."dedim. Hareketlerinden bir şey olduğunu anlamıştım.

"Bir şey olma..."sözünü kestim.

"Korel."

"Aris. Çok üzgündü ne dediğini bilmiyordu, fakat sinirlenmiştim. Aslında dediği her şey doğruydu."

"Ne dedi?"

"Benim yüzümden..!"dedi ve elini yumruk yapıp sıktı.

Aris'in sadece bu iki kelimeyi söylemediğini tahmin edebiliyorum, büyük ihtimalle çok zorlamıştı Korel'i yoksa Korel'in ona dokunmayacağına emindim.

"Tamam anladım bebeğim. Sorun değil. Onu çağırır mısın?"

Başını sallayıp kapıya gitti ve kafasıyla gel işareti yaptı. Kapıdan giren kişiyle içim daha da yandı. Onu ilk annem bırakmıştı şimdi de ben bırakıyordum... Benimkilerin aksine sarı olan saçlarını düzeltip, gözlerini sildi ve yanıma yaklaştı.

Gülümsemeye çalıştım fakat yapamadım. Az kalmıştı '7 dakika 42 saniye...'

Uzandığım hastane yatağının yanındaki koltuğa oturdu ve elimi tutup dudaklarına götürdü.

Korel'e bakıp "bize biraz izin verir misin?"diye sordum sessizce. Başını salladı. Gitmeden "Lalin, onu çabuk getirsinler."dedim. Yine onaylayıp odadan çıktı.

Aris'e dönüp "özür dilerim. Seni bırakmak istemezdim ama..."mecburum.

"Abla... Ben. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Sensiz nereye gideceğim? Nasıl yaşayacağım?" Sesi ağlamaktan kısılmıştı.

"Sen çok güçlüsün. Hem bir yere gitmene gerek yok Korel sana çok iyi bakacak. Aris, onu sakın bir daha suçlama. Bu olaydaki en masum kişi o. Senden tek isteğim bu, bir de Lalin'i yalnız bırakmayın, her anlamda. Bana bu ikisi için söz vermeni istiyorum. Seni çok seviyorum koca aslan."

Emin olmayarak "söz..."dedi. O sözünü tutardı. Bu yüzden söz vermekten nefret ederdi.

"Teşekkür ederim ablacım. Birde ağlama, 23 yaşında bir adam nasıl bu kadar çok ağlıyor anlamıyorum.!"dedim gülmeye çalışarak.

Fakat o gülmemişti, aksine daha da artmıştı gözyaşları. Zordu onun için. Benim için de...

Yaramı acıtmayacak şekilde sarıldı ve saçımı okşamaya başladı. Bende ona sımsıkı sarılıp yanaklarını öptüm.

Kapı açılınca gelenlere baktım. Kızım... Lalin'im. Herşeyim. Kalbim dayanmıyordu. Gözlerim doldu. Yaşların akmasına engel olamadım.

Korel kucağındaki kızımızla yanıma geldi ve ne zaman kalktığını hatta odadan çıktığını bilmediğim Aris'in yerine oturdu.

Lalin'im uyuyordu. Canımın acımasını takmayarak "buraya koy."dedim yanımı göstererek. Korel ilk bir şey diyecek gibi olsa da gözlerimdeki yaşlar onun susmasına yetmişti.

Yavaşça yanıma koydu ve alnımı öpüp geri çekildi. Kızımın mis kokusunu doya doya içime çektim fakat yetmiyordu, ondan nasıl ayrılacağım. Sessizce 'her şey senin için kızım.' diye fısıldadım. Öpüp geri çekildim ve Korel'e baktım.

Yine dolu gözlerle bizi izliyordu. Ama bu sefer mutlu bir şekilde değil üzüntülü bir şekilde.

'Son 3...'

Zorlukla nefes aldım ve "yaklaş."dedim. Bunu bekliyormuş gibi hemen yaklaştı. Kolumu uzatıp sıkı sıkı sardım kocamı, sevdiğim adamı... Harika ötesi kokusunu iyice çektim içime. Biraz geri çekildim ve yanağını, boynunu, ellerini öpmeye başladım.

"Seni çok seviyorum Korel. Bana yaşattığın her şey için çok teşekkür ederim. Seninle geçirdiğim her anım benim için çok değerliydi. Seninle ve kızımla geçirdiğim tek bir kötü anı bile yok. Sizi çok seviyorum. Bende sizi çok özleyeceğim. Fakat ikinizde kendinize iyi bakacaksınız."

Ağlamamam lazımdı... Ama dayanamıyordum.

'Son 1 dakika...'

Dudaklarımı dudaklarına götürdüm. Usulca öptüm. Kalbim, beni ilk öpüşüymüşcesine hızlandı. Ama bunlar son hızlarıydı...

Geri çekilip gözlerine baktım. "Bana sadece bakmanı istiyorum. Göreceğim son gözler seninkiler olmalı. Ela gözlerin... Aksini inkar etme, sende gözlerinin ela olduğunu biliyorsun. Seni hep sevdim, hep seveceğim sevgilim. Hoşçakal... Sevdiklerime de iyi bak en çokta kızımla kendine..."

Son nefesimi de almaya çalıştım fakat yarıda kalmıştı. Nefesim kesilmiş, gözüm kararmıştı. Kalbim durmuştu...

Boşluğa düşmeden önce duyduğum tek şey sevdiğim adamın ismimi haykırışıydı...

🪄

Bölüm sonu

3 yorum