Herkesin birbiriyle bakıştığı kahvaltının sonunda beyler otelin bahçesine çıkarken bizde girişteki koltuklarda kahve içmek için oturmuştuk.
-"Bana nasıl anlatmazsın kırıldım valla !" Omzuma vurup kısık sesle söylenen Dilan'a yan gözle baktım.
-"Daha kendime bile anlatmadım ki." dedim ve oflayıp başımı eğdim.
-"Biz çok şaşırdık ama bir yandan da sevinmedik değil. O kızla Azad ağam mutlu olamayacaktı. Umarım Allah sizin yüzünüzü güldürür." Hewal'e gülümsedim.
-"Amin inşallah. " dedim içtenlikle.
-"Ee nasıl oldu peki ? Nasıl başladı yani ? Azad ağam öyle duygularını açan birisi değildir ki böyle olması...çok değişik." diyen Roza ciddi anlamda şok geçiriyordu.
-"Erkekler kalbinin olduğunu hissettiren kadınlara ruhunu açarlar. Yani dışarıya sert olması aşık olmasına engel olamıyor tatlım." dedi Ala , Roza'ya göz kırpıp.
Aşık olacak kadar vakit geçirmemiştik ki.
-"Vallaha öyle oluyormuş. Soracak çok sorum var da seni sıkmak istemiyorum. Şimdi günlerimizi mutlu geçirelim. O sıkıcı hayatımıza dönmeden." dedi iç geçirerek.
Başımla onayladıktan sonra ayaklandım.
-"Çıkıp hazırlanalım ve denize gidelim. Ne dersiniz ?" diye sordum olanları düşünmeyi bırakıp.
-"Hemen gidelim derim ! " diyen Ala da bana eşlik etmiş kalkmıştı.
-"Şey gidelim gitmeye ama bizim pek oraya uygun giysimiz yoktur." dedi Hewal.
Onlara kendi mayolarımızdan vereceğimizi söyledikten sonra odalarımıza çıkmıştık.
Kızlar beğendiklerini seçip gidince bende geniş bir çanta çıkartıp içine gerekli malzemeleri koydum.
Odamın kapısı tıklanınca ilerleyip açtım ve karşımda Azad'ı buldum.
Dik bakışlarıyla bedenimi süzdükten sonra içeri girip kapıyı kapattı.
-"Söylemek istemiyordum ama galiba söylemem gerekiyor. Böyle açık saçık kıyafetlerin canımı sıkıyor."
Beklenmedik tavrı beni afallatmıştı.
Eğilip bir üzerime bir de ona baktım. Her zaman ki günlük kıyafetlerimdi.
-"Açık saçık mı ?" dedim kaşlarımı kaldırıp.
Gözleri göğüs bölgeme gidip gelince yutkunup geri adım attım ve bavulun başına döndüm.
-"Bunlar kapalı mı ?"
-"Gündelik hayatımda hep böyle giyiniyorum Azad. Mardin'de gördüğün bir kaç günlük zaman diliminde oraya uygun olmaya çalışmıştım." diye açıkladıktan sonra istediğim mayoyu çıkarttım.
-"Bu mevzuyu uzatmaya lüzum görmüyorum. Sadece biraz daha dikkat et olur mu ?" dedi ve odadan çıktı.
Şaşkınlıkla arkasından bakakaldım.
O ciddiydi değil mi ?
Giyim kuşam yüzünden onunla tartışmak en son isteyeceğim şey olabilirdi. Arkasından çıkıp koridorda ilerlerken peşine takıldım ve bir kaç kapı sonrasında girdiği odada hemen ardından girdim.
-"O kadar zamandır birbirimizi görmüyoruz. Şimdi böyle mi yapacaksın ?" diye sorarken sırtımı kapıya yaslayıp ona baktım.
Masadan aldığı sigarasını yakıp bana alttan ters bir bakış attı.
-"Bir şey yapmıyorum. Rahatsız olduğum konuları belirtmem de sakınca var mı ?" diyince başımı iki yana salladım.
-"Elbette yok yalnızca daha güzel vakit geçirelim istiyorum."
-"Tamam hadi hazırlan sahile ineceğiz."
Bir şey söylemeyip odama geri döndüm ve seçtiğim mayoyu giyindim. Üzerime kısa bir elbise geçirdikten sonra odadan çıktım. Ayağımda terliklerimle koridorda ses çıkartarak yürürken Ala da çıkmıştı.
-"Arslan'ın gördüğünde sövdüğü bikinimi giyindim koşarak uzaklaşmalıyız !" dediğinde gerçekten koşmaya başlamıştı.
Arkasından kahkaha attığım sırada kızlar da çıkmıştı. Ve Azad !
Hey fazla çekiciyiz.
Tanrım vücudunu görmeye kalbim dayanabilecek mi ?
Bizi fark ettiğinde gözleri hemen bana kaydı. Bu beni azıcık ufacık heyecanlandırırken soluksuz kalmıştım.
-"Ala buraya gel !"
Ala yanımda sıçrayıp koridordan kaçarak çıkarken arkasından Arslan eniştem gitmişti.
-"Ne oluyor ?" dedi Hewal onları anlamayınca.
-"Ala , eniştemin istemediği bir şeyi giymiş ondan kaçıyordu."
-"Geçin sizde." Azad sert yüz ifadesini bozmadan onlara gitmesi gerektiğini söylemişti. Eşleriyle birlikte önden giderlerken Azad önümde dikildi.
İçimden kesin bir yerime kızacak diye düşünürken o bana sarılmıştı.
Şok olmamla şoktan ayrılıp sarılmasına karşılık vermem bir kaç saniyemi aldı. Huzurun doruk noktasında gözlerimi kapatıp göğsüne yüzümü yasladım.
Tuhaf bir ilişkimiz vardı. Henüz ilişki demek için ortada bir şey yoktu ama birbirimizi istediğimiz aşikardı.
-"Sana kızamıyorum bile çünkü ayrı kalmak istemiyorum." diyince tebessüm ettim.
-"Kızma öyleyse çünkü bende senden ayrı kalamıyorum." diye itirafta bulunurken yanaklarım al al olmuştu.
Geri çekilmesiyle daha da utanmış gözlerimi göğsüne indirmiştim. Yüzümü kavrayıp yanağıma minik bir öpücük kondurdu.
-"Gidip gelelim sonra birlikte vakit geçirelim olur mu ?"
Onu onaylayınca büyük eli elimi avucuna hapsetmişti. Yüreğim çırpınırken suratıma aptal bir gülümseme peydah olmuştu. Sahile indiğimizde hepsi el ele tutuştuğumuz fark eder etmez imayla bakmıştı.
Sanırım erkek kardeşleri Azad'ın tepkisinden sonra artık ses etmeyeceklerdi.
Ala ve Arslan eniştemin yanında ki şezlonglara yerleştikten sonra elbisemi sıyırıp çıkarttım. Sağ tarafımda kalan Azad öksürünce ona doğru baktım. Gözlerinden alev çıkartarak bakıyordu.
-"Bu nedir kızım ?!" diye sessizce kızarken bana eğilmişti.
-"Mayo işte !"
Belki birazcık açık olabilir ama ne olmuş yani ?
-"Alisa sana daha az önce dikkat et demedim mi ?!" diyerek çatık kaşlarıyla bağırdı.
-"İnsanın sabrını sınarsınız siz." diyen de Ala'ya kızgın bakışlar atan Arslan eniştemdi.
-"Aşkım sen bize soğuk bir şeyler getirsene." Ala dudaklarına öpücük kondurup sevimli sevimli gülümsedi.
-"Doğru soğuk bir şeylere ihtiyacım var." dedi ve yanımızdan uzaklaştı.
-"Bizde yüzelim biraz." Ala'nın kalkmasıyla bende kalkıp göğüs dekoltemi düzelttim.
-"Sana bir şey söylüyorum." dedi diğer tarafta kalan erkek kardeşlerine bakarken.
-"Azad bunu giymek istedim. Sahildeyiz farkındaydan ne giyecektim ?" diye istemsizce terslemiş Ala'nın peşinden gitmiştim.
Azad'ın popomun arkasında olduğunu düşününce içim bir tuhaf olmuştu.
-"Sizde gelsenize." dedim kızlara.
Birbirlerine baktılar ve ayağa kalktılar.
-"Yüzmeyi bilmeyiz ama kenarda dururuz." dediler. Mayolarının üzerlerine giydikleri pareoları çıkarmamışlardı.
Hep birlikte denizin kenarına kadar yürüyüp suyun sıcaklığına baktık.
Ala ile kendimizi suya bırakmış bir süre yüzdükten sonra durmuştuk. Durduğum yerde saçlarımı geri iterken bir anda belime değen parmaklar ile yüreğim ağzıma gelivermişti.
-"Benim. "
Havayla dolu göğsüm Azad'ın sesini duyunca rahatlayıp inmişti. Arkama dönüp ona kaşlarımı çatarak baktım.
-"Ödüm koptu. " dedim demesine ama ben o çıplak göğsünü görür görmez bayılacak gibi oldum.
Dilim damağım kurumuştu.
Tanrım..
Bu nasıl bir heykel ?
-"Giymişsin tamam ama bu halde yalnız olmana izin vermeyecektim herhalde." Biraz daha yaklaştığında tenime değen su sanki kaynamış gibi yakmıştı.
Ellerini arkamda birleştirmesiyle bana bir alan bırakmadığı için ayıla bayıla ellerimi omuzlarına attım. Bu kadar yakınlık hem ruh hem de kalp sağlığım için iyi olmasa bile hissettiğim heyecan sanırım çok güzeldi.
-"Ben çıkıyorum !" Ala'nın kulağıma varla yok arası gelen sesini hiç umursamadan karşımdaki yanık tenli adamı güneş ışığı altında izlemeye devam ettim.
-"Ben daha fazla sinirlenmeden şu üzerine bir şey giyinmelisin. Aksi takdirde hiç iyi şeyler olmayacak." Tehdit edercesine söylediklerini sayarken belimi sıkınca ellerini ittirmiş ondan uzaklaşmıştım.
-"Güneşlendikten sonra olur." dedim gülümsemeye çalışıp.
Elimi kavrayıp denizin ılık akıntısında beni dışarıya çıkarttı.
-"İkinizi böyle görünce dönüp tekrar tekrar bakıyorum çünkü inanamıyorum." dedi Arslan eniştem.
Utandığım için elimi elinden çekip saçlarımı düzelttim.
-"Bende aynı durumdayım." diye mırıldandı Baran.
-"Şaşırmış olmanız onaylamadığınız anlamına mı geliyor ?" İç sesimi duymuş gibi soru soran Dilan'a içimden teşekkür ettim.
Baran uzandığı şezlongta doğrulup bize dikkatle baktı.
-"Onaylayıp onaylamamak gibi bir durum yok kardeşim. Beklemiyordum o kadar. Azad nasıl mutluysa bizde öyle mutlu oluruz." dediğinde içim büyük ölçüde ferahladı. Fakat bana hiç bakmıyor daha çok gergin görünüyordu.
Gülümseyip gülümsememek arasında kalınca başımı eğdim ve yerine geçen Azad'ı takip ettim. Yerde duran elbisemi oturmadan önce uzatınca elinden alıp giyindim. Güneşlenmek aklımdan çıkmıştı.
-"Ayrıntılı bir şekilde konuşacağız tabii." dedi Arslan eniştem bana bakarak.
Bunun nasıl geliştiğini merak ediyordu.
-"Konuşuruz." dedim ufak bir tebessümle.
Ardından geriye doğru uzandım ve rahatlamaya çalıştım. Sevdiklerim ve özlediğim yanımdaydı.
Sahilde bir kaç saat dinlenmiş huzuru tatmıştık. Erkekler bizden daha fazla yüzüp yoruldukları için odalarımıza çıkmıştık. Odaya yemek söylemeden önce Azad'a sormuştum ve o da gelebileceğini söyleyince ona göre sipariş etmiştim.
Önceliğim duş almak olduğu için henüz bornozumu giyinmiştim ki kapı çalındı. Çabucak önümü bağlayıp ıslak saçlarıma havlu sardım ve kapıya koştum.
Açtığımda karşımda Azad vardı. Nefes nefese gözlerimi kırpıştırdım.
Çıplak yakalandık iyi mi...
Beni süzdüğünde kaşları çatıldı.
-"Kapıyı böyle mi açıyorsun Alisa ?!" der demez kapatmış içeri girmişti.
-"Şey ben acele edince böyle açtım." dedikten sonra elim ayağım birbirine dolanmış halde bavuluma yöneldim. Domatese dönmüş yüzümü gizleyemediğim için daha fazla utanıyordum. İç çamaşırlarımla bir elbiseyi alıp banyoya geri gittim.
Giyindikten sonra saçlarımı kurutmaktan vazgeçip odaya döndüm.
-"Kaşların çatık oturmaya devam edersen erken kırışacaksın." dedim ortamı yumuşatmak amaçlı. Diğer koltuğa oturup kısalmış penye elbisemi aşağı çektim.
-"Sen böyle yaparsan doğru daha fazla kaş çatacağım." derken dizini sallıyor bana ters ters bakıyordu.
-"Hep böyle bir şeylere kızacak mısın ?" dedim gerginlikle söylediklerimin aksine tebessüm ederek.
-"Sen uyana kadar evet Alisa ! Ya çalışanlardan biris gelseydi sonra bende onun ağzını yüzünü dağıtacaktım !"
Koltuğun koluna yaslanıp ona baktım.
-"Çıplak değildim Azad bornoz vardı."
Bakışlarını yere indirdiğinde kapı tıklanmıştı.
Benim yerime kendisi kalkıp açtı ve gelen yemeği aldı. Yemeği birlikte yerken yanında oturduğum için gözlerim hep ona kayıyor yemeyi unutuyordum.
Yemekle ilgili aklıma bir şey gelince kendi kendime gülümsemiştim.
-"Neye gülüyorsun ?"
Tabağımı öne doğru ittirip dirseklerimi masaya koydum ve yüzümü tuttum.
-"Aklıma yemek yiyeceğimiz zaman senin benim için farklı bir şey hazırlatman geldi." derken kocaman gülümsemeye devam ediyordum.
Yumuşayan ve parıldayan bakışları onun da hoşuna gittiğini gösterirken eğilip yanağımı okşadı.
-"Senin için her şeyi yaparım." demesi beni derinden etkilemişti.
Sessizce iç çekip gözlerinin içine baktım.
Elimden tutup kaldırdığında tek yaptığımız birbirimize sarılmak oldu. Göğsüne sığındığımda o hoş kokusuyla gözlerimi kapatıp daha sıkı sarıldım.
-"Böyle sarılıp kalalım mı ?" diye sordum içimden geldiği gibi.
-"Ömrümün sonuna kadar kalabilirim." dedi kısık sesle.
Kokusunu iyice soluduktan sonra ona bakmak için başımı geri ittim ama izin vermeden beni kucakladığı gibi yatağa bıraktı. Nefesim kursağımda tıkalı kalmışken yanıma uzandı.
-"Neden yattık ?" dedim nefesimi toparlayınca.
-"Burada baş başa kalmaya karar verdim." dediğinde yine boynumdan yukarısı alev almıştı.
Derin bir nefes alıp sağ tarafıma döndüm. Direk yüz yüze geldik. Batan güneş ışıklarıyla yüzü daha da inanılmaz görünüyordu.
-"Bizimle İstanbul'a gelecek misin ?" Artık onsuzluk benim için yalnızlık gibi bir şeydi.
Konuşmadığımız , bilmediğimiz o kadar ayrıntı vardı ki. Birbirimizi hiç ama hiç tanımadan alışmıştık.
-"Gelmemi ister misin ?"
İstemez olur muyum ?
Başımı iyice yastığa gömdüm ve gülümsedim.
-"Her şeyden çok isterim." dedim kıpırdanarak. Elbisem popomun altına sıyrılmıştı ama umurumda değildi çünkü Azad gözümün önünde yatıyordu.
Dudağının kenarı yukarı kıvrılırken elini yüzüme koyup iyice yaklaştı ve gözlerini kapattı. Nefesini nefesimde tenini yüzümde hissetmek tarifsiz bir duyguydu.
-"İşlerimi ayarlayabilirsem belki bir süre kalabilirim." derken kapalı gözlerine baktığım için nedensizce mayışmıştım.
Dakikaların geçtiği huzurlu anda utanmadan çekinmeden ona yaklaşıp göğsüne girdim ve koluna yattım. Beni hiç itirazsız sarmış sarmalamıştı. Hal böyle olunca uykumun gelmesi kaçınılmazdı.
-"Biraz uyusam." derken bile sesim uykuluydu.
Omzumu öpüp sırtımda parmaklarını gezdirdi.
-"Uyu güzelim."
Dudaklarımdan eksik olmayan tebessüm ve ruhumu sarmış mutlulukla bir güzel uyuya kalmıştım.
'
Uykumu bölen kıpırdanmalar yüzünden gözlerimi yavaşça araladığımda karanlık odayla karşılaştım. Karanlığa alışan gözlerimle çevreme bakındım ve Azad'ı gördüm. Yanı başıma oturmuş başlığa yaslanmış halde sigara içiyor beni izliyordu.
-"Dünyanın en güzel manzarasını izliyordum. Uyandın."
Mutluluğun yaşattığı yüksek dozda duygu aşımından dolayı dolan gözlerimi fark etmesin diye kırpıştırdım.
-"Öyle şeyler söyleme." dedim mırıldanarak. Dirseğimden destek alıp bedenimi ona yaklaştırdım ve karnına doğru yattım. Boşta olan elini boynuma atmış okşamıştı.
-"İçimde mi tutsaydım ?" diyince gülüp yüzümü sert bedenine sürttüm.
-"Çok mu uyudum ?"
Sigarasını kenarda söndürüp tekrar bizi yatağın ortasına yatırdı.
-"Hayır çok değil ama biraz daha yatabilirsin. Sevdim ben böyle. Sen kollarımdasın falan güzel."
Bu adam beni eritiyor !!
-"Bende sevdim. Güzel uyunuyor seninle." dedim yüzümü boynuna getirip.
-"Gece de ben uyurum. Bakarım seninle nasıl uyunuyor."
-"Sen uyumadın mı hiç ?" diye sordum şaşırarak.
Tam dudaklarını aralamıştı ki kapı pat diye açıldı.
Neye uğradığımı şaşırıp dikleştim. Kapı yataktan göründüğü için utanmaya çok çaba sarf etmedim.
Benimle beraber dikleşen Azad'ı kızlar da görmüştü. Oda karanlık olsa bile koridordan vuran ışık bizi açığa çıkarmıştı.
Ala ve arkasında duran Dilan gözlerini büyüttüler.
-"Ayy pardon çok pardon ! Uzun zamandır sesin çıkmayınca bizde merak etmiştik ama Azad'ı unutmuşuz. Tekrardan pardon gel biz çıkalım." Ala alttan alttan sırıtarak Dilan'ı ittirmiş dışarı çıkmışlardı.
Of.
Çok utandım !!
-"Basıldık resmen." dedim gözlerimi devirip.
Azad yataktan çıkarken bende artık belime gelmiş elbisemi düzelterek çıktım. Üzerimde pike vardı fakat Azad ne kadar görerek örttü bilmiyordum.
-"Odada mı durmak istersin ?" diye sordu ışığı açarken.
Başımı iki yana salladım.
-"Bir şeyler içmeye gidelim. Dışarıda oturalım yani."
Saçlarını eliyle gelişi güzel düzeltti.
-"Olur ben üzerimi değiştireyim. Sende hazırlanırsın çıkarız." dediği an hemen yataktan kalktım.
-"Uzun sürebilir !!" diye seslenmiştim arkasından.
Hemen düzleştiriciyi fişe takıp makyaj çantama koştum.
Makyajımı bitirmiş saçlarımı neredeyse yapmıştım ki odanın kapısı tıklandı. Gel diye seslenince Ala başını araladığı kapıdan uzatmıştı.
-"Yine yanlış şeylere tanık olmak istemiyorum."
Gülerek düzleştiriciyi fişten çıkarttım.
-"Saçmalama sanki sevişiyorduk !" derken ben bile utanmıştım.
Kapıyı tamamen açıp girişte durdu.
-"Olsun yine de sizin özeliniz. Bu birlikte uyumanızı otele döndüğümde konuşmak istiyorum ama şimdi planımız var dışarı çıkıyoruz. Sana da haber vermek istedim. Siz sanırım birliktesiniz ?" dedi soru sorarcasına.
-"Bende dışarı çıkalım demiştim. Siz nereye ? Ve kim kim ?"
-"Hep birlikte gidiyoruz. Ünlü bir dj yakındaki kulübe geliyor. Gelmeden önce görmüştüm ve gitmek istiyordum. Arslan , Baran'ı ve Miran'ı ikna edince öyle kararlaştırdık."
Sanırım bende böyle bir eğlenceyi istiyordum.
-"O zaman eniştem Azad'a söylesin. Bende hemen giyineyim size katılalım." dedim.
Gülümseyip yan yan baktı.
-"Biz olmanız da ne bileyim kulağa tuhaf geliyor."
Omuzlarımı silktim.
-"İnan bana da öyle ama çok mutluyum." dedim içimdeki sevinci yansıtmayı umarak.
-"Görüyorum canım görüyorum. Allah bozmasın diyelim. Ben giyinmeye gidiyorum on dakikamız var." diyip gidince bavuldan özellikle seçtiğim büstiyer ve eteğimi giyindim.
Azad'ın yüz ifadesini izlemek eğlenceli olacaktı.
•••
Herkese merhaba ❤
Eskisi gibi olmasa bile biraz olsun yazma düzenime geri döndüm sayılır.
Kısmen içime sinen bir bölüm oldu. Umarım beğenmişsinizdir.
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın ❤
