İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 10 · 10 dk okuma

VURGUN

Bölüm 10

10

Ayağıma geçirdiğim tek bant topuklulardan sonra aynada ki yansımama baktım.

Fazlasıyla güzel görünüyordum.

Üzerimdeki parçayı çok severek almıştım ve tahmin ettiğim gibi güzel olmuştu.

Son olarak da en sevdiğim parfümü sıkıp odamdan çıktım. İlk başta Ala'nın kapısını tıklattım. Arslan eniştem çıkmıştı.

-"Azad beyin kalbine indirecek darbe girişimindesin." diyince gülümsemiş başımı eğmiştim.

-"Ala seni bekliyoruz." diye seslenip kapıyı kapattıktan sonra omzumu tuttu.

Başımı kaldırıp yanaklarımın içini ısırdım.

-"Seni kardeşim gibi sevdiğimi ve en az Savaş kadar koruduğumu biliyorsun. Azad çok iyi bir adam. Seni mutlu edeceğinden de hiç şüphem yok. Sadece...emin misin güzelim ? Sen herkese her şeye uyumlu yaşarsın ama Mardin sana uymaz. Kendinden eminsen sonuna kadar arkandayım." derken dikkatle dinlemiş sonunda yüzüm düşmüştü.

Söyledikleri ara sıra benimde aklımı kurcalıyordu. Düşünüp kendimi üzmek yerine geri plana attıklarım biliyorum ki gün gelince önümde dikileceklerdi.

-"Zaman gösterecek galiba. Bunun dışında başka hiçbir şüphem yok zamana bırakmak en iyisi. Yanımda olduğun için teşekkür ederim." dedikten sonra derin bir nefes almıştım ki Azad koridorda belirdi. Simsiyah giyinmiş nefes kesici bir görüntü halindeydi.

-"Gözümle görmeme rağmen inanmakta zorlanıyorum." Arslan eniştem kendi kendine mırıldanınca kıkırdadım.

Azad uzun ve sert adımlarıyla gelmiş yanımızda durmuştu.

Boynunda belirginleşen damarı ve oldukça fena bakan gözleri sinirini belli ediyordu. Bana dikkatle bakıp dirseğimi kavradı.

-"Kızım ben sana dikkat et dedikçe sen beni deli etmeye çalışıyorsun !"

Hadi ama !

-"Azad sakin ol kardeşim."

Arslan eniştemi hiç duyuyormuş gibi değildi. Daha çok gözleriyle beni öldürüyordu.

Kolumu sıkınca yüzümü buruşturup elinden kurtardım.

-"Üzerime gelmek yerine alışmaya çalışsan ? Gece eğlenmeye giderken böyle giyinmek istedim ve giydim. Lütfen sende sinirlenme tartışmayalım." Daha sakin bir dille anlatmaya çalışsam bile o çok sinirliydi.

Anlayacağını düşünmüyordum.

-"Bir kere tamam iki kere tamam ama bir yere kadar Alisa. Başkalarını bırak erkek kardeşlerim var ! Ben senin kıyafet özgürlüğüne el koymaya çalışmıyorum. Sadece biraz daha usturuplu giymeni istiyorum ama sen her yerini ayrı açıyorsun ! "

Sesinin sertliği yüzünden irkilip kabuğuma çekilirken bana böyle kızmasına kırılmıştım.

-"Oğlum tamam sonra daha sakin konuşursunuz."

Arslan abimin onu tutan elini itip saçlarını çekiştirdi.

-"Ya abi sorun götünü başını açması ve bunları kardeşlerimin görmesi ! Ben onu öyle farklı görmelerini istemiyorum. Giysin yine giysin de daha dikkat etsin diyorum anasını satayım aşiretim var benim ! Mardin'de yanımda böyle gezemez ki ! Alışmalı ayak uydurmaya başlamalı !"

Bana döndüğü sırtı nedeniyle yüzünü göremezken Arslan eniştemle göz göze geldim. Gözlerim bulanıklaşmış dudaklarım titremeye başlamıştı.

Sesimi çıkarmadan aldığım titrek nefesle hızlıca odama girdim ve kapıyı kapattım. Çantamı yere bıraktıktan sonra iç çeke çeke banyoya girip kapıyı kilitledim.

Böyle şeylere karşı fazla hassastım. Birisi bana sesini yükseltse gözlerim dolardı ve babam bunu bildiği için bana bir kere bile sesini yükseltmezdi.

Azar işitmeye özellikle ailemden birinin Arslan eniştemin önünde böyle kızması ağırıma gitmişti.

Söyledikleri de ayrıydı.

Alt tarafı bir kıyafet parçası için bu kadar bağırmasına gerek var mıydı ki ?

Kapının arkasına çöküp gözlerimden boşalmış yaşları elimle sildim. İstemsizce göz yaşlarım akıyordu çünkü bana bağıran Azad olmuştu. Kalbimin en hassas yerine sahip olan adamdı o.

-"Alisa ?"

Yaslandığım kapının kolu zorlanınca yutkunup başımı dizlerime yasladım.

-"Açar mısın kapıyı ?"

-"Azad sen git istersen ben konuşurum. Kapıyı şimdi sana açmaz." Ala'nın sesini duyunca hıçkırıp göz yaşlarına boğuldum.

Herkes duymuştu işte.

-"Alisa aşkım hadi aç kapıyı Azad gitti. Biliyorum sen hemen etkileniyorsun o yüzden konuşalım rahatla tamam mı ?"

Sesimi çıkarmadan yerde oturmaya ağlamaya devam ettim.

-"Korkutuyorsun ama beni."

-"Git Ala." dedim boğuk ve çatallaşmış sesimle.

-"Sen toparlan birlikte gideceğiz Alisa."

Pes etmeyeceğini bildiğim için yavaşça yerden kalktım ve yüzüme yapışmış saçları arkaya attım. Kilidi çevirir çevirmez içeriye girip bana sarıldı.

-"Ya sen beni nasıl korkutuyorsun biliyor musun ?!"

İçimi döküp ağladığım için biraz daha toparlanmıştım.

-"Özür dilerim." dedim kollarımı ona sarıp.

-"Dileme ve üzülme."

Ağlamamdan dolayı ve bunu Azad'ın bilmesinden dolayı utanmıştım. Keşke bu kadar hassas bir insan olmasaydım.

-"Ben uyumak istiyorum. Siz gidin." dedim ondan ayrılıp.

Aynada kendimi görünce kenardan ıslak mendil alıp yüzümü silmeye başladım.

-"Saçmalama Alisa ! Makyaj malzemelerini getiriyorum tekrar yapıyorsun ve gidiyoruz. İtiraz istemiyorum ! " diyip banyodan çıkınca ofladım.

Ciddi anlamda bütün modum düşmüştü.

-"Al bakalım."

-"Ala lütfen-"

-"İtiraz yok dedim !" diyip kendisi yeniden bana makyaj yapmıştı.

Kızarmış gözlerimin içiyle odaya döndüğümde Azad ayakta bekliyordu. Anında bakışlarımı kaçırdım.

-"Çantamı alıp geliyorum." diyen Ala kaçarcasına gitmişti.

Azad'ı yok sayıyor gibi eğilip çantamı aldım ve saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.

Önümde durmuş elimden aldığı çantayı koltuğa bırakmıştı. Ellerimi bırakmadan birer birer dudaklarını bastırdı.

-"Amacım seni üzmek değildi. Sinirlenince kendime çok hakim olamıyorum. Bana karşı çıkınca daha fazla sinirleniyorum." dedi ve beni göğsüne çekip sarıldı.

-"Konuşmak istemiyorum." dedim zar zor.

Ondan ayrıldım ve odadan dışarıya çıktım. Arkamdan gelmişti. Koridorda bütün herkes bizi bekliyordu ki gözleri kapıdaydı.

-"Çıkalım." dedi Arslan eniştem.

Başımı belli belirsiz sallayıp önden yürümeye başladım. Hemen yanıma Dilan gelmiş koluma girmişti.

-"İyi misin ?" diye fısıltıyla sordu.

-"İyiyim." dedim iyi olmasam bile.

-"Abime kırılma olur mu ? Ben böyle çok çabuk size alıştım. Birbirinize kırılıp uzaklaşmayın." diyince koluma koyduğu elini sıktım.

-"Şimdi bunları düşünme eğlenmeye çalış." dedim.

Hep birlikte dışarı çıkıp yürüme mesafesi uzaklıkta olan kulübe yol aldık. Azad bir adımlık arkamda yürürken hiçbir şeye odaklanamıyordum.

Neyi ne yapacağıma karar vermeye çalışırken telefonumun zil sesi yükseldi.

Çantamdan çıkartıp baktığımda Savaş görüntülü arıyordu. Telefonu kendimi gösterecek şekilde kaldırırken Ala Dilan'ın yanına geçmiş bakmıştı.

-"Hiç arayıp sormaz mısın sen ?" Sesi aramızda sessizliğe yol açarken hafifçe tebessüm ettim.

Telefonu bıraktığı yer şifonyerin üzeriydi ve karşısında durmuş gömlek düğmelerini ilikliyordu.

-"Arayacaktım." dedim ama Azad gelince aklımdan tamamen çıkmıştı.

Yanımda başı yere eğik duran Dilan'ın yanaklarının kızarmış olduğunu fark edince sebebinin Savaş ve çıplak göğsü olduğunu anlamıştım.

-"Ne var ne yok ? Süslenmişsin bir yerlere gidiyorsunuz belli ki." diyip aldığı kravatı boynuna geçirdi.

-"Bir kulübe gidiyoruz sen nereye gidiyorsun ?" diye sordum hazırlandığını gördüğüm için.

-"İşim var güzelim. O arkadaki Azad mı ? Ne işi var onun orada ?" Kaşlarını çatıp telefonu eline alınca derin bir nefes aldım.

-"Bizi bir başımıza bırakmak istememiş." Diğer yanımda beliren Arslan eniştem telefonumu elinden alıp kendini göstermişti.

-"Oh biz çalışalım siz de tatil yapın."

-"Birlikte tekrar çıkarız dostum dert etme." dedikten sonra telefonu bana verdi.

-"İyi bakalım dikkat et kendine." dedi bana göz kırpıp.

-"Sende dikkat et görüşürüz." diyip aramayı sonlandırdım.

Kulübü telefon yardımıyla bulduk ve içeriye ilk adımı attığımızda Azad elini bel boşluğuma koymuştu.

Sanki hiç hissetmemiş gibi ilerlemeye devam ederken eli o sırada kaymıştı ve bende rahat etmiştim. Ona kırgın olduğum için şuan herhangi bir temasta bulunmak istemiyordum.

-"Ne içersiniz ?"

Boş bulduğumuz masaya yerleştiğimizde Arslan eniştem sormuştu.

-"Size isterseniz alkolsüz bir şeyler alabilirim." dedi kızlar sessiz kalınca.

Üçü de başıyla onaylamıştı. Beyler viski içerken Ala da bir kokteyl istemişti.

-"Ben shot olarak istiyorum. Redheaded slut." dedim istediğim kokteyl çeşidi söyleyerek.

Eniştem uzaklaşırken masaya yaslanıp telefonumu açtım. Azad'ı yok sayabilmek çok zordu. Bende aşırı zorlanıyordum.

-"Bırak şunu eğlenelim." dedi Ala dirseğiyle dürtükleyerek.

Telefonu çantama sıkıştırıp dj kabininde başlayan hareketliliğe baktım. Oldukça güzel parçalar çalarken içimin kötü olması beni etkiliyordu.

-"Hiç keyfim yok." dedim duyacağı yükseklikte.

Gözlerini devirdi.

-"Böyle aksilikler her ilişkide olabilir. Aşacağınızdan eminim." diyip hareketli yabancı şarkıya eşlik etmeye başladı ve uzanıp ellerimi tuttu. Kendisi diğer insanların arasına karışıp dans ederken beni de ona ayak uydurmaya zorluyordu.

Çılgın bir kızdı ve dans etmeyi çok seviyordu. Ki bende çok severdim.

Yanımızdan Arslan eniştemin geçtiğini görünce ufak shot bardağına uzanıp diklediğim gibi içtim.

Ala da kendi içkisini alıp dansına devam ettim. Masadan belirli bir mesafe uzaklıkta kalabalığın arasındaydık.

-"Öpüştünüz mü ?"

Ala'nın bana yönelttiği soruyla resmen vücut ısım 40 dereceye çıkmıştı.

Neden böyle utanmıştım ?

-"Hayır tabiki !" dedim gözlerimi büyütüp.

Bir yandan da hafif tempoyla olduğum yerde sallanıyordu.

-"Ne ?! Tanrım inanamıyorum ! Azad da hiç öyle bir tip yok ! Neyse daha yeni bir araya geldiniz illaki olur."

Utanarak gözlerimi çevirdim.

-"Henüz buna düşünmedim. Böyle şeylerden utandığımı biliyorsun." dedim ve konuyu kapattım.

Ardından masaya döndüğümüzde çaktırmadan Azad'a baktım. Ve bir de etrafa. O kadar çok kız vardı ki. Hepsi de fazla güzel ve dikkat çekiciydi.

Ama Azad masaya bakıyor içkisini içiyordu. Ortamdan soyutlanmıştı.

Onu ne kadar özlediğimi düşününce bir yumuşayasım geldi ama hemen vazgeçtim. Beni üzdüğünü gördüğü halde hala karşı çıkma diyordu.

Nefesimi üflediğim sırada Dilan masaya yaslanmış oldukça sıkılmış bir yüz ifadesiyle duruyordu. Mutsuz olduğunu görmemle koluna dokundum. Hemen bakmıştı.

-"Dışarıda hava alalım mı ?" diye sormamı havada kapmış hemen kabul etmişti.

Baran ve Miran her ne kadar tek başımıza çıkmamıza karşı gelse bile Arslan eniştem onları ikna etmiş susturmuştu.

Dilan ile kulübün karşısında olan bankalara oturduk. Köşede kahve satan dükkanı görmemle banktan kalktım.

-"Kahve alıp geliyorum." dedim.

İki dakika içerisinde iki kahve almış geri dönmüştüm. Yanına oturduğumda onu daha gevşemiş olarak gördüm.

-"Böyle yerlere fazla gelemiyorum daralıyorum." dedi elimden kahveyi alırken.

-"Olabilir canım kalabalık boğucu." derken kahveden bir yudum alıcaktım ki Azad ağır adımlarla yanımıza gelmiş bankın hemen yanında dikilmişti. Bize bir şey söylemeden bir sigara yaktı.

-"Evet ama güzel. En azından yemek yap konağı temizle derdi olmayınca hayat daha güzelmiş." dedi gülerek.

Sessizce kıkırdayıp başımı salladım.

-"Kesinlikle öyle."

-"E sen şimdi neyle uğraşıyorsun ? Hiç bunu sormamıştım." diyince aslında Azad'la birbirimiz bile böyle konuşmamıştık.

-"Restoranım var. Orayı işletiyorum. Çok zevkli bir iş bir gün gelmeni isterim. Onun haricinde böyle Ala , Arslan eniştem ve Savaş hep birlikteyiz." dedim gülümseyerek.

Azad belki de hayatımın ufak bir parçasını ilk kez duymuştu.

-"Başka arkadaşlarınız yok mu ? "

-"Var. Çok var hatta." dedim.

-"Ee ailen ? Onlar böyle gezmene izin veriyor. Ne güzel." diyince bu sefer gülümsemem buruklaştı.

-"Onların yüzünü göremediğim için benimle de pek ilgilenmiyorlar. Annem babam çok gezer. Farklı ülkeler farklı şehirler. Sanki arkalarında bir kızları yokmuş gibi." derken onları baya bir süredir görmediğim aklıma geldi.

-"Ya bu kötüymüş. Üzüldüm senin için. Ama olsun aile özlemi çektikçe bize gelirsin. Geniş bir aileyiz." dedi elimi sıkıp.

Gülümsedim.

O geniş ailede bana yer var mıydı ?

-"Teşekkür ederim. Gelirim tabi." dedim hiç o umudu hissetmesem bile.

Azad bir bir yakıp bitirdiği sigaraları ile ileri geri yürürken bende bitmiş kahvelerimizi çöpe atmak için kalktım. Biraz ileride olan çöpe atıp dönüyordum ki Azad önüme çıktı. Karanlıkta belirince yüreğim ağzıma gelmişti.

-"Alisa yüzüme bakmayacak mısın ?" diyip elleriyle yüzümü avuçladı.

-"Bırakır mısın ?" dedim kaşlarımı çatarak.

-"Bırakamam. Ben seni bu saatten sonra asla bırakamam." diyip bedenimi kendine çekti ve sarıldı. Göğsüne yapışan yanağım sert bedenini hissederken kalbim hızlanmaya başlamıştı.

-"Azad..." dedim geri çekilmeye çabalarken.

-"Konuşalım ve bu konuyu kapatalım olur mu ? Kırıldığının farkındayım ama beni de anla. Böyle teninin her yerini birileri görünce katlanamıyorum beynim karıncalanıyor." dedikten sonra eğilip başımın üstüne dudaklarını değdirdi.

Öyle öpünce bir içim geçmedi diyemem.

-"Bir daha bana bağırma. Olur mu ?" dedim.

-"Söz veremem ama dikkat edeceğime dair söz verebilirim. Ben pek sakin bir adam değilim." diyince göğsüne vurdum. Çekilmeme tekrar izin vermemişti ama geri kalanımız dışarı çıkınca mecbur bırakmıştı.

-"Siz gelmeyince bizde çıkalım dedik." diyen Baran'dı.

Gözlerim Dilan'a kaydığında banktan kalkıyordu. Kızı unutmuştum ya.

-"Otele dönelim." dedi Azad ve elimi sıkıca kavradı.

Yine bir terleme ateş basması almıştı.

-"Yarın kahvaltıyı güzel bir mekan buldum orada yapacağız. Ona göre erken uyanın." dedi Arslan eniştem otele girdiğimiz sırada.

-"Uyandığınızda beni ararsınız uyanamıyorum." dedim.

-"Olur iyi geceler size." diyen Ala kocasına yaslanarak odaya girmişti.

-"İyi geceler." dedim Hewal ve Roza'ya.

El sallayıp uykulu halde gittiler. Geriye Dilan ve Azad kalmıştı.

-"Uykun yoksa oturabiliriz." dedim Dilan'a.

Omuz silkti.

-"Bilmem ki-"

-"Hadi sen git uyu gözlerin kızarmış uykun gelmiş." Azad , kız daha cümlesini bitirmeden omuzlarından tuttuğu gibi odasına çevirince şaşırmıştım.

-"Bıraksana kızı Azad." dedim anında.

-"Yok tamam yarına otururuz ağam doğru söylüyor yorgun hissediyorum. İyi geceler."

Hiç gerçekçi gelmese bile ona iyi geceler demiş odamın kapısını açmıştım.

-"Konuşmayacak mıyız ?"

Kapı kolunu bırakmadan ona döndüm.

-"İçki ve sigara kokuyorum. Duş alacağım." diyip odaya girdikten sonra soluğu suyun altında almıştım.

Bornozu giyinip saçlarımı kremledim. Ardından vücuduma nemlendirici sürmüştüm. Bavuldan aldığım külot ile askılı geceliği giyinip artık eşyalarımı dolaba sırayla yerleştirmiştim.

Işığı söndürmüş abajur yakmıştım. Yatağımı açtığım sırada kapı çalındı.

Ufak adımlarla gidip açtığımda Azad gelmişti. Onu beklemediğim için ilk başta heyecanlanmıştım ama sonra yüzüm düşmüştü.

-"Benim uyuma sıram vardı." dediğinde üzerinde bol bir tişört ve eşofman altı olduğunu fark ettim.

-"Kaybettin." dedim kaşımı kaldırıp.

Dudağının kenarı kıvrılırken kapıyı üzerine vurmuş bir çırpıda beni kucaklamıştı.

-"Öyle mi küçük hanım ? Ne yani sen istemiyor musun ? "

Etkisiyle büyülenmiş olduğum için dudağımı ısırıp başımı belli belirsiz iki yana salladım.

-"Bence gözlerin öyle söylemiyor." derken dudaklarıma bakışı ensemden yukarı sıcaklık göndermişti.

Sırtım yatakla buluştuğunda geri çekilmeden bir nefeslik mesafe bırakarak üzerimde durdu. İkimizin nefesleri birbirine karışırken aldığım titrek nefes ve sonrası iç güdülerim beni büyük bir şoka uğratmıştı.

Acıttığı kalbime rağmen aklım öylesine karışıktı ki buna rağmen beni öpmesini bekliyordum !

•••

Herkese merhaba ❤

Azad'a öp öp öp diye seslenmek isterseniz buradayım !

Düşüncelerinizi merak ediyorum ve yorumlarınızı da !

Bölüm sonu

2 yorum

  • kitap yetmiş bölüm ve biz şimdiden mutluyuz hiç hayrı alamet değil

  • Öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp öp