İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 8 · 9 dk okuma

VURGUN

Bölüm 8

8

-"İndiğimizde çok fazla konuşamayacağımız için şimdiden rahatça görmek istedim. Hayatımda ilk kez birinin gidişi beni yaralıyor. Bu tuhaf bir duyguymuş."

Söyledikleri üzerine tebessüm ettim.

-"Hayatından gitmiyorum ki." dedim burukluk yaşarken.

-"Evet fakat biraz ayrı kalacağız." dedikten sonra son kez vedalaşmak için bana sarıldı.

Kollarının arasında güzel bir yaşam alanı bulmuşken ayrılmak zor bir seçenekti. Ne yazık ki karşı gelemiyordum.

'

Günler sonra ben Azad'ı göremiyor oluşum nedeniyle depresif bir hayata giriş yapmış hiç düzelememiştim.

-"Alisa'yı havaalanında mı bıraksaydık acaba ?"

Ala'nın bana duyurma çabalarıyla gözlerimi dışarıdan çekip ona baktım.

-"Uykusuzum." dedim mayışık bir halde.

-"Savaş gelmedi diye galiba keyfi yok." dedi Ala kıs kıs gülerek.

Gözlerimi devirip tekrar cama döndüm. Savaş'la yakından uzaktan hiçbir alakası olmadığını bilmesine rağmen dalga geçiyordu.

-"Gidince gevşer sen merak etme hayatım." dedi Arslan eniştem koltukların en sonundan.

Hayır tek istediğim görmek için çırpındığım adamı biraz olsun görebilmekti.

-"Baran'ların uçağı kaçtaydı ?"

-"Bir iki saat sonraydı herhalde unuttum." Doğru onlarda geliyordu. Onları görünce Azad'ı görememek daha acı olacaktı.

Her gün telefonda konuşuyorduk ama yetmiyordu. Özellikle böyle uzaktayken birbirimize hiç adım atamamıştık. Her daim ne yapıyorsundan ibaret olan konuşmalarımız sürüp gidiyordu.

En iyisi uçak yolculuğu boyunca uyumak olacağına karar verip rahat bir pozisyon aldım ve gözlerimi yumdum.

'

İtalya'da kiraladığımız otelin olduğu şehire geldiğimizde kendimi fena yorgun hissediyordum. Mesafe kısa bile olsa uçak yolculuğu bünyemi yoruyordu.

-"Biraz uyuyacağım uyandırırsın." dedim Ala'ya odama girerken.

-"Tamam uyu sen." dedi ve yan odaya girdi.

Odaya girer girmez gördüğüm fotoğraflarla birebir aynıydı. Manzarası efsane güzel görünüyordu.

İçim şimdiden biraz olsun huzur dolarken üzerimi değiştirmeden olduğum gibi yatağın üzerine uzandım.

Uzanmamla uyumam çok kısa sürmüştü. Uyandığımda Ala balkon kapısını açıyordu.

-"Hazırlanmaya başla birazdan yemeğe ineriz uykucu."

Yeterince uykumu aldığımdan dolayı ayılmam uzun sürmedi. Yataktan kalktığım gibi banyoda elimi yüzümü yıkadım ve bavulumu açtım.

Bu sırada Ala odadan çıkmıştı.

Bavuldan çıkarttığım takımı üzerime giyinirken acaba bunalır mıyım diye düşünmüştüm ama akşam olmak üzereydi ve hava serin olabilirdi.

Ayakkabı olarak ayağıma uygun bir şey geçirip makyaj çantamı çıkarttım. Yüzüme renk gelmesi için hafif ruj ve maskara sürüp telefonumu en sonunda elime alabildim.

Açmayı unuttuğum için kendime kızmayı sonraya bırakıp anında açtım.

Azad mesaj atmıştı.

Kalbimin pır pır edişi ile yüzüme yayılan gülümseme aynı anda gerçekleşti.

-'Yolculuk nasıl geçti ?'

Cevaplama kısmına tıklayıp parmaklarımı klavyede gezdirdim.

-'Güzel geçti. Uyuya kalmışım biraz geç gördüm. Sen ne yapıyorsun ?' diye yazıp gönderdim.

Oda kartını aldıktan sonra çıkıp yan odanın kapısını tıklattım. Ala ile Arslan eniştem gelince birlikte otelin restoran katına inmiştik.

Tam masaya oturacaktık ki Arslan abiye gelen telefon ile Baran'ların geldiğini öğrendik. Belli ki biz uyurken gelmişlerdi ve bize ulaşamamışlardı. Oteli bildikleri için giriş yaptıklarını söyledikleri zaman yemek yemeden onların gelmesini bekledik.

Göğüs dekoltemin olduğu düğmenin birini kapatıp daha usturuplu hal aldım.

Girişten geldiklerini gördüğümüzde ayağa kalktık ve yanlarında Dilan'ın da olduğunu fark ettim. Kocaman gülümsememle sırayla kızlarla sarıldık.

Büyük yuvarlak masanın etrafına yerleşip yemeklerin gelmesini bekledik. Karnım ciddi anlamda kurt gibi acıktığı için enerjim yemekten sonra gelecekti.

Yemek sırasında telefonuma baktığımda Azad herhangi bir mesaj atmamıştı. İç çekip yemeğe devam ettim.

-"Eğer yorgun değilseniz dışarıda yürüyelim mi ?" diye sordu Ala.

-"Güzel fikir." dedim onaylayarak.

-"Bize de uyar." diyen Miran oldu.

Diğerleri de onay verince yemekten sonra bir kadeh daha şarap içmiş odalarımıza dağılmıştık. Saçlarım ve makyajım idare edeceği için bavulumun başına geçtim.

İki büyük boy bavul ve bir de orta boy bavul ile gelmiştim. Kendimi tutmasaydım bu sayı artabilirdi.

İçlerinden bir kombin seçip akşamın serin havasına uygun giyindim. Spor bir tayt üzerine yuvarlak yaka düz oversize tişört geçirip bir bel çantası taktım. Koridorda kısa bir süre bekleyişimin ardından tam tayfa hazır şekilde otelden dışarıya çıktık.

İtalya'nın huzur veren havasında sokaklarında yürürken yanımda Azad'ın olmasını dilemiştim.

Birlikte ufacık bile zaman geçiremeden ayrı kalmıştık.

-"Azad ne yapıyor ?" Arslan eniştemin sorusu ile bütün dikkatim o yöne çevrilirken nefesim istemsizce tutuldu.

-"Ne yapsın birader bildiğin gibi. Zınar ağayla tersleştiler ondan karışık durumlar." dedi Baran sıkıntılı bir ses tonuyla.

Azad'dan duyduğum bildiğim konular olunca sessizce dinledim.

-"Bir gün arayıp düğünüme gel diyecek diye korkuyorum. " İki adamın gür kahkahasının eşlik ettiği cümle ağzımın tadını kaçırırken burnum sızlamaya başlamıştı.

Gözlerimi kaçırıp sokakta gezinen insanlara çevirdim.

O cümleyi hiç duymamış gibi yaparak kendi kendime teselli verirken Ala koluma girmiş destek olmuştu.

-"Şurada bir kahve içelim mi ?" diye sordu Arslan eniştem ettikleri sohbetin son bulmasıyla.

Ala hevesli şekilde onaylayınca sokak üzerinde olan kafeye yönelmiş oturmuştuk. Yaklaşık bir saat orada gülmüş konuşmuş eğlenmiştik.

Otele dönüş yolunda Dilan uykusu geldiği için koluma yaslanmış yürümüştü. Onlara yakın olmak bir nebze bile olsa Azad'a yakın olmak gibi hissettirdiği için huzurlu oluyordum.

-"İyi geceler." dedim odasına giren herkese hitaben.

Hepsi aynı karşılığı verince kapıyı kapatıp odaya girdim. Girmemle gözlerimin büyümesi bir oldu.

Azad ?

-"Tepki vermemeye devam edersen korkmaya başlayacağım."

Sesini duyduğumda hayal görmediğimi anlayıp aldığım derin nefesle koşup boynuna sarıldım. Belimde birleştirdiği elleriyle ayaklarımı yerden keserken onu bu kadar özlediğimi fark etmemiştim.

-"Neden geleceğini söylemedin ?" dedim sarılmaya devam ederken.

Yüzünü gömdüğü omzumdan kaldırıp beni yere indirdi.

-"Söylersem aynı heyecanı yaşatamazdım." diyince gülüp gözlerinin içine baktım.

Sakalları uzamış daha bir yakışıklı olmuştu.

Yüzümü ellerinin arasına alıp alnıma dudaklarını bastırdı.

-"Seni çok özledim." demesi nefesimi kesmeye yetmişti. Vücudumun ürpermesi ile ona biraz daha yaklaşıp geniş göğsüne sığındım.

-"Bende sanırım özledim." derken yanaklarım alev ateş yanıyordu.

Sarsılan göğsü onun güldüğünü belli ederken gözlerimi kapattım ve yaşattığı mutluluğu hissettim. Ben bu adamdan uzakta nasıl yaşayacaktım ?

-"O zaman iyi ki gelmişim demek ki."

Başımı usulca aşağı yukarı sallarken beni sıkıca sarıp sarmaladı. Çenesinin altında iken yüzünü görmem imkansızdı ama bir şekilde onun da mutlu olduğunu anlayabiliyordum.

-"Diğerleri geleceğini biliyor muydu ?" diye sordum uzun bir sessizliğin ardından.

-"Hayır. Teklif etmişlerdi ama işim olduğunu söylemiştim. Sabah öğrenirler artık." dedi ve bir olmuş bedenlerimizi ayırdı.

Uzaklaşıp iç çekerek ona baktım. Ne de güzel mutlu etmişti.

-"Bir dakika sen benim odama nasıl girdin ?" dedim kaşımı havaya kaldırıp.

Omzunu silkip hafifçe güldü.

-"Bizim de kendimize göre çevremiz var tabii."

-"Mardin ağalığından vakit bulup İtalya'da çevre mi yaptın ?" dedim kocaman bir gülümsemeyle.

Parmaklarının arasına sıkıştırdığı burnumu elinden zorla kurtarıp ovuşturdum.

-"Alay mı ediyorsunuz küçük hanım ?"

Başımı olumsuz anlamda salladım.

-"Yok ne haddime ağam." dedim alaycı ses tonuyla.

Büyük eliyle elimi kavradığında sanki kalbimi de sıkmıştı.

-"Gel balkonda biraz hava alalım sonra gidip dinlenmeliyim." dedi ve ikimizi balkona çıkarttı.

Ilık rüzgarın yüzümüze çarptığı balkon kenarında yanımda durup elimi omzuma sardı.

-"Kardeşlerinin yanında nasıl sana uzak davranacağım ?" diye sordum yüzüm düşerken.

Kollarımı okşayıp içimi pamuk gibi yaptı.

-"Bizde söyleriz." diyince öğrenecekleri anı düşünüp tedirgin olmuştum.

-"Ama hepsi senin Dicle ile evlenmeni bekliyor. Ters karşılamasınlar." dedim derin bir hüzüne bulanırken.

Eğilip yanağımı öpünce sakallarının batma hissi gülümsememe neden oldu.

-"Unut o konuyu sen. Öyle bir şey olmayacak."

İçimden umarım diye geçirirken yan taraftan gelen boğulma tarzı öksürük ikimizinde dikkatini çekmişti.

Aynı anda baktığımız yan balkonda şansımıza Baran sigara içiyordu ve sarmaş dolaş halimizi görmüştü.

Başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim.

Azad ile birlikte aynı anda birbirimizden uzaklaşınca sertçe yutkundum.

Böyle yakalanmamız hiç hoş olmamıştı.

-"Azad...? Sen ? Ne oluyor lan ?! " Baran öksürük krizinden kurtulmuş sigarasını kenara atmıştı.

-"Bir şey olduğu yok sabah konuşuruz." Bu adamın rahatlığına hayranım.

-"Nasıl yok oğlum ne işin var senin burada ?! Hadi onu geçtim Alisa ile...ne iş...yani ? " Baran elinden gelse o balkondan bu balkona atlayacak gibi görünüyordu.

-"Baran. Sonra dedim." Azad elimden çekip beni odaya soktu ve balkon kapısını kapattı.

Yatağın ucundaki pufa oturup sıkıntıyla nefesimi üfledim.

-"Şansa bak." diye mırıldandım sessizce.

-"Sıkma canını. Seni kimsenin üzmesine izin vermem inan bana." Yanıma oturan Azad'a dönünce bir an yüzlerimiz çok yakın oldu. Bu yakınlık bacaklarımı uyuştururken o anda ne yapacağımı şaşırdım.

Azad'ın verdiği nefesi içime çekecek kadar dip dibe dururken onun yutkunma sesi kulağıma doldu.

Boynumdan yukarısı sıcaktan yanmaya dönünce büyük bir utanç yaşarak önüme döndüm.

Tanrım çok yakındık !

Azad boğazını temizleyip ayağa kalktı. Zorlukla nefesimi dışarı saldım.

-"Ben artık gidip yatayım. Sende düşünme uyu. İyi geceler." derken kapıya ulaşmıştı.

-"İyi geceler." dedim yalnızca. Utançtan gözlerine bakamamıştım.

Azad gider gitmez vücudumu saran ateşten kurtulmak için kendimi duşa attım. Serinledikten sonra uykuya dalmam daha kolay olmuştu.

'

Sabah güne daha mutlu uyandığımda günlerdir bu şekilde uyanmadığımı fark ettim. Sebebi malum Azad gelmişti.

Enerjik bedenimi yataktan kaldırıp banyoda elimi yüzümü yıkadım ve hemen saç makyaj yapmaya başladım.

Güzel görünmeliydim değil mi ?

Gülümsediğim aynaya son kez bakıp düzleştirmiş olduğum saçlarımı düzelttim. Yüzüme oldukça hafif ama renk veren makyaj yapmıştım. İç çamaşırlarımı giyinmeden vücuduma losyon sürüp bavulun başına döndüm. Bir ara bunları yerleştirmeyi aklıma not edip gözüme kestirdiğim parçaları aldım.

Kombinimin altına kısa topuk bantlı bir ayakkabı giyindikten sonra aksesuarlarımla tamamladım. Son olarak parfüm sıkıp odadan çıktım.

İlk başta Ala ve Arslan eniştemin kaldığı odanın kapısını alacaklı gibi yumrukladım. Bunu yaparken sırıtmayı unutmuyordum. Aralıksız çaldığım kapıyı Ala saçı başı ıslak üzerinde bornoz ile açtı.

-"E çüş ama yangın var sandım ödüm koptu !!" diye cırladı.

Gülüp kapının pervazına yaslandım.

-"Karnım acıktı." dedim.

-"Yeni duştan çıktım farkındaysan birazcık bekleteceğim hanım efendi. Arslan'la birlikte inin gelirim ben." derken Arslan eniştem arkasında belirdi.

-"Sesin canlı çıkıyor. Hayret." dedi odadan çıkarken.

-"Sana da günaydın enişte." dedim imayla.

-"Günaydın canım günaydın. Sende çok oyalanma hayatım." dedi ve elini omzuma atıp beni koridora yönlendirdi.

Baran'ların kapısına gözüm kayınca aklıma dün gece geldi. Strese kapılmamak için gözümü kaçırdım. Azad'ın hangi odada kaldığını bilmiyordum ve onun gelmesini beklemeliydim.

Yemek katına indiğimizde geniş masada iki kişi oturduk. Masada tedirginlikle otururken derin nefesler alıp veriyordum. Çok geçmeden girişte Ala ve diğerleri göründü. Baran'ın yüzüne bakmamak için sarf ettiğim çaba görülmeye değerdi.

Dudaklarımı ısıra ısıra masaya gözlerimi dikmiştim.

-"Günaydın. "

Hayran kaldığım ses duyulduğunda Baran ve benim haricimde herkesten şaşırma nidaları çıktı. Usulca Azad'a baktığımda bana kaşlarını çatmış başını aksi yöne çevirmişti.

-"Neden haber vermedin ? Birlikte gelirdik." dedi Arslan abi kahvaltının arasında.

-"İşlerimi halledemem diye düşünmüştüm."

-"Bir heves yapınca çabuk bitmiş demek o işler." diyen Baran ters ters konuşup hıncını kahvaltılıklardan çıkardı.

-"Bir gerginlik seziyorum sanki." diyen Miran'a alttan alttan baktım.

-"Doğru kardeşim. Gerginim."

-"Of Baran abartma." Azad çatalını sertçe bırakıp geriye yaslandı.

Yaklaşan tehlike beni git gide zora sokarken soğuk suyu bir güzel içtim.

İnceldiği yerden kopmaya başlayan ipi izliyordum.

-"Hayırdır birader ?" diyerek araya girdi Arslan eniştem.

-"Hayır mı nedir bilmem ama gördüklerim beni şaşırttı diyebilirim." dedi Baran , enişteme bakarak.

Herkes söyledikleriyle meraklanmış dinliyordu.

-"Abi bir sorun mu vardır ?" diye sordu bu defa Dilan.

Baran da Azad gibi geri yaslanıp bir bana bir Azad'a baktı.

-"Alisa ile Azad ağamızı anlam veremediğim bir yakınlıkta gördüm. Hasret giderirken..!"

Elimi alnıma atıp nefesimi tuttum ve indirdim.

Tansiyonum çıktı galiba.

-"Ne ?!" Ala hariç kızlar şaşkınlıktan bağırmışlardı.

Arslan eniştem ve Miran da aynı şekildeydi.

-"Ya işte böyle."

-"Ne oldu rahatladın mı ?" dedi Azad Baran'a dövecek gibi bakarken.

-"Rahatlamadım. Buyrun gizlediğiniz şeyleri siz anlatın rahatlayalım." dedi iki eliyle bizi gösterip.

Yüzümü yelleme isteğimi bastırıp yardım istercesine Ala'ya baktım.

Anladığı gibi masaya yaklaştı.

-"İsterseniz ikisinin anlatmasını bekleyelim değil mi ? Onların özel hayatı." dedi Baran'a.

-"Yok Ala bunlar pek ondan anlamaz." Azad ortalığı iyice kızıştırırken keşke masadan kalkabilsem dedim.

Hiç böyle baskılı ortamlara gelemiyordum.

-"Neyse. " diyip aldığı nefesle ellerini masada birleştirdi. Bana bakmadan herkeste göz gezdirdi ve tekrar konuştu.

-"Evet gördüğün , göründüğü gibiydi. Buraya da sonuçta her gün gördüğüm sizin gül yüzünüz için değil Alisa için geldim. İlişkimiz yoruma kapalı konuyu da burada kapatın." demiş ve gerçekten kapanmıştı.

•••

Herkese merhaba. Sizi çok ama çok beklettiğimi biliyorum.

Zorlayarak sizin için bitirdiğim bölüm iyi mi kötü mü bilmiyorum ama yazmaya çalışıp yeniden o tempoya alışmaya çalışıyorum. Sadece kurguyu yürütme ve ilerletme sorunu çekiyorum.

Düzelteceğimi umuyorum.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere ❤

Bölüm sonu

1 yorum