Annem , Leyla teyze ile alışveriş yapmaktan her ne kadar hoşlanmaya başlamış olsa bile beni de rahat bırakmıyorlardı.
Tıpkı bugün olduğu gibi.
-"Leyla'cım sen ne alınacağını söyle ona göre alalım. Ben zamanında pek yapmadığım için hiç bilmiyorum."
İkisi önde kol kola girmiş giderlerken bende arkada Rümeysa ile yürüyordum. Kendisi Alptekin'le gününü gün ederken ben sürünemezdim. Onu da peşime takmıştım.
-"Hazır şöyle gidiyorlarken gel kaçalım hiç anlamazlar."
Kıkırdayıp koluna vurdum.
-"Sonra Leyloş kessin bizi." dedim gülerek.
-"Daral geldi valla en azından çay kahve molası verseydik. Hayatımda hiç bu kadar çeyiz mağazasına girmemiştim."
Bende ya avm yada cadde mağazalarında dolaşırdım. Geldiğimiz bu semtin sokaklarında hep belirli aralıklarla çeyizciler vardı. Bir hayli de kalabalıktı.
-"Al benden de o kadar." diye mırıldandım yeni bir mağazaya girdiğimizde.
Leyla teyze istediklerini satıcı kıza söylerken annem de eline aldığı her şeyi inceliyordu.
-"Şu havlu setinden iki paket ver kızım. Birini Rümeysa sana alıyorum annecim gel bak güzel mi ?" Rümeysa somurtarak tezgaha yaklaştı.
Şişirdiğim yanaklarımı indirip bir rafa uzandım ve takım halinde olan dantellere baktım.
Hiç ama hiç tarzım değildi. Fazla gereksizdi.
-"Güzel anne. Sen ne istersen al. Ama şimdi bugünün anlamı Alisa'ya nişan bohçası yapmak ona sor bana değil." diyen Rümeysa'ya kötü bakışlar attım.
Aklı sıra kendi kurtulup beni yem ediyordu.
-"Kızım gelmişken sana da alalım işte delirtme beni." Leyla teyze alttan alttan onu çimdikleyip başka bir şeyler daha istedi.
Bir yandan da anneme damat bohçası için alınacakları söylüyordu.
Dirseğimi tezgaha yaslayıp eğildim. Çok sıkılmıştım. Yorulmuştum. Savaş'ı istiyordum.
Bir tanecik sevgilimi iki gündür görmemiştim. Çok ama çok özlüyordum.
-"Nişanı bir hafta daha uzatmamız beni daha çok strese soktu. " dedi Leyla teyze eliyle yüzünü yellerken.
Elbisem yetişmeyeceği için Leyla teyzeyi zor ikna etmiştik ve nişan bir hafta daha ertelenme kararı almıştı. Aksi halde zaten hiçbir şey yetişemezdi.
Nişanımızı ağaçların arasında bir mekanda yapacaktık. Tamamen bu tip kutlamalar için hazırlanmış mekan öyle naif öyle güzeldi ki. Ağaçların ortasında büyük bir açık alandı. Oranın organizasyonu , davetiyeler derken bir hafta gibi kısa sürede olması imkansızdı.
Elbisem için ise iki hafta kısıtlıydı. Tasarımcı zar zor yetiştirebileceğinin sözünü verse bile daha endişelerim vardı.
-"Ama yetişmiyordu ne yapalım ?" dedi annem çaresizce.
-"Olsun artık sabredeceğiz. Şey diyecektim kızım bu akşam bize gelirsin olur mu ? Kız kardeşimle görümcem uzaktan geldiler daha gitmediler. Nişana kadar bizdeler ve seninle daha yakından tanışmak istediler." dedi Leyla teyze baktıklarının arasından.
Başımı salladım.
-"Olur gelirim tabi." diye onayladım.
En azından sevdiğimi görecektim.
Geri kalan zamanda bir sürü şey alınmıştı. Pijamasından iç çamaşırına kadar daha sayamadıklarım.
Çantalardan bize gidecek olanları arabada ayrılmıştı. Leyla teyzelere gitmeden önce eve gidecektim. Akrabalarıyla görüşeceksem daha özenli olmalıydım.
Bir saatlik zamanım vardı. Hayli hayli süslenirdim.
Annem alınanların arasında kaybolmuşken hızlıca odama çıkıp duş aldım. Gün içinde oradan oraya gitmekten terlemiştim ve bu halde Savaş'ın yanına gitmek en son tercihim olabilirdi.
Çıktıktan sonra saçlarımı düzleştirip yüzüme renk verecek bir kaç dokunuş yaptım. Ayrıntılı makyaj yapmaya hiç halim yoktu.
Dolaptan kıyafet seçerken aklıma Savaş'ın bir kaç saattir hiç aramadığı geldi.
Aldığım iki parçayı üzerime geçirip eteğimi düzelttim. Dizlerime kadar uzanan saten çok rahat bir etekti.
Kıyafetime uyumlu topuklu ayakkabı giyindikten sonra Savaş'ı arayacaktım ki zaten evine gidiyorum diye düşündüm. Bu yüzden bir çantaya eşyalarımı atıp odadan çıktım.
-"Anne ? Baba ? Ben çıkıyorum !" diye seslendim merdivenleri inerken.
-"Tamam tatlım !" Annemin sesiyle salona hiç dönmeden direk olarak evden çıktım.
Kısa sürede evlerine vardığımda kapıda Murat ve diğer korumalar etrafa yayılmış duruyorlardı.
Aradığımız adam evindeydi demek.
-"Hoşgeldiniz Alisa hanım." dedi Murat arabadan çıktığımda.
-"Hoş buldum. Nasılsın ?" derken çantamı omzuma asıyordum.
Ona sorulmasını beklemiyormuş gibi ilk başta bocalama yaşasa bile ardından konuşmuştu.
-"İyiyim sağolun siz nasılsınız ?"
-"İyiyim bende teşekkür ederim. Görüşürüz. " dedikten sonra yanından uzaklaşıp eve doğru yürüdüm ve zile bastım.
Açılmasını beklerken güzel mi güzel alyansımı ve pırlantamı inceliyordum. Aslında her boş kaldığımda inceliyordum ama hiç doyamıyordum.
-"Güzel gelinim hoşgeldin !" Sanki günlerdir birbirimizi görmüyor gibi sıkıca sarıldık. Leyla teyzeye olan sevgim bir başkaydı.
-"Hoş buldum. Kalabalık gibi ?" dedim soru sorarcasına.
Baya ses yükseliyordu.
Gülümseyip
-"Biraz gürültücü bir aileyiz." demişti.
Sadece tebessüm ettikten sonra çantamı dolaba bırakıp onunla birlikte salona geçtim. Girişe geldiğimiz gibi herkes sus pus olmuş gülümsemişlerdi.
Şuanlık tavırlı olduğum adama bakmadan yanımda biten Rümeysa'ya sarıldım.
-"İyi ki geldin iyi ki kurtardın beni bu azaptan !" dedi kulağıma doğru ağlarcasına.
-"Niye be ?" dedim fısıltıyla gülerek.
Daha konuşamadan Leyla teyze koluma dokunmuştu. Onun eşliğinde sözde öylesine tanıştığım kadınlarla beni tekrar tanıştırdı. Onların dışında sözde olup olmadıklarını hatırlamadığım iki genç kızla tanıştım. Biraz mesafeli ve kibirli duruşları vardı.
Çok takılmadan Rümeysa'nın çağırmasıyla onun yanına oturdum.
Çaprazımdaki berjerde dik oturuşuyla dikkatleri üzerine çeken Savaş ona bakmam için gözümün içine bakıyordu.
O da zahmet edip bir kere arasaymış.
Bakmadım. Bakmayacağım.
-"Annem de Alisa'yı görmeyi çok istiyordu."
Konuşan kadına baktığımda halası Aysun hanımdı.
-"Savaş'la birlikte gelirler bir gün elini öpmeye. Hem görmeden olmaz zaten." diye konuştu Leyla teyze.
-"Neden sizinle gelmedi ?" dedim konuya hakim olmadığım için.
Kadın buruk bir gülümseyle baktı.
-"Yaşlandı artık kızım öyle yolculuğa gelemez. "
Yalnızca hafifçe gülümseyerek karşılık verdim.
-"Olsun Aysun giderler. Masaya geçelim mi artık ?" diyerek kalktı Leyla teyze.
Onlar kalktıktan sonra en sona Rümeysa ile kalktığımda karşımızdaki kızlar da kıvırta kıvırta masaya geçmişlerdi.
Değişik tipler.
Arkamı dönüp yürüyecekken Savaş'ın bileğimi tutmasıyla durdum. Kulağıma eğildi ve
-"Neden pas vermiyorsun ?" diye ılık nefesini boynuma vurarak sordu.
Omuz silktim. Sonra Rümeysa'nın peşinden masaya gidip oturdum. Savaş da yanıma oturunca nefesimi bir kaç saniye tuttum.
Çorba servisi yapılırken soğuk eli bacağımı avuçladı.
Sıçramamak için kendimi tuttuğumda hemen nasıl bu kadar hızlı etkilendiğime şaşıyordum.
Eteğim zaten yok gibiydi ve parmaklarıyla avucunun sert baskısı bacak arama tuhaf sinyaller gönderiyordu.
Elini zorla ittirip bacak bacak üstüne atarak ondan uzaklaştırdım.
Aklımı nasıl karıştıracağını çok iyi biliyordu.
-"Afiyet olsun. " dedi Leyla teyze.
Hep birlikte yemeye başladığımızda masaya sohbet havası hakimdi. Benimle ilgili sordukları sorulara bütün samimiyetimle cevap veriyordum.
İlgi bende olduğu için çok fazla yiyememiştim. Bir de Savaş olunca iştahım heyecandan kesiliyordu.
Ben bu adamın yanında daha ne kadar heyecanlanacağım ?
-"Bahçede oturmaya devam edelim mi ?"
Yemekten sonra teyzesi Vildan hanımın isteği üzerine bahçeye çıktık. Fakat yaz mevsiminin sonlarına yaklaştığımızdan dolayı esintiyle ürpermiştim.
-"Odandan üzerime bir şey alsam olur mu ?" dedim Rümeysa'ya doğru eğilip.
Başıyla onayladı.
Müsaade isteyerek yanlarından kalktım ve merdivenlerden üst kata çıktım. Odasında dolabına bakınıp krem renkli ince bir triko hırkayı aldım.
Dolabı kapatmıştım ki içeri Savaş girdi.
-"Neden geldin ?" diye sordum hırkayı giyinirken.
Yoğunlaşmış kahvelerini bedenimde gezdirip bir elini belime diğerini sırtıma yerleştirdi ve yanağıma dudaklarını bastırdı.
-"Sarılmak...kokunu almak için." dedi kısık sesle.
Ona yanıp biten ruhum sarsıntıyla titrerken ellerimi hareket ettirmemek için sıkmıştım.
-"Onun haricinde aklına gelmiyorum." dedim sesimi alınmış gibi çıkartarak.
-"O nasıl söz öyle ?" Yüzünü boynuma gömüp seslice soluk aldı.
-"Neden hiç aramadın. Gelmiş evde oturuyorsun." diye dert yandım.
Geri adım atacakken belimi sıkıp olduğum yere sabitledi.
-"Annem geleceğini söyleyince aramadım kızdın mı ?"
Başımı aşağı yukarı sallayınca dudaklarından bir gülme sesi çıktı. Ardından boynuma dişlerini geçirince acıyla inleyip başını ittirdim.
-"Bana çok fena bir şeyler yapıyorsun." Fısıltısı kalbimi sıkıştırırken büyük avucu kalçamı kavrayıp sıktı.
-"Şu kumaş parçasının altında kalçan o kadar kışkırtıcı görünüyor ki çıkartıp atmamak için kendimi tutuyorum."
Göğsünden boğuk şekilde yükselen sesi bütün duvarlarımı yıkınca ayakta durmak için göğsüne tutundum. Parmakları hızlı hareketlerle eteğimi yukarı kadar çekmiş ipli külodumdan açıkta kalan kalçamı okşamaya başlamıştı. Aynı anda inleyecekken dilimi ısırdım ve başımı omzuna yasladım.
Saniyeler içerisinde dağılmıştım. Pürüzlü parmakları tenimi dağlıyordu. Eş zamanlı olarak boynumu öpüyor oluşuyla ayakta durmaya mecalim kalmayacak kadar titriyordum.
Zorlukla yutkunup kapanmış gözlerimi araladım. Başımı çektiğimde dudağını yalayıp gözlerimin içine baktı.
-"Bekliyorlar." dedim mırıltıyla.
Halbuki içim şuan tenine dokunmak için alevleniyordu.
Diken diken olmuş tenimde kalçamı son kez parmaklarını bastırarak sıktı ve dudaklarımı öptü. Eteğimi aşağı verirken nefes almakta güçlük çekiyordum.
-"İn sen. Sigara içip gelirim."
Ateşine , tutkusuna kapılırsam yanından gidemezdim. Bu yüzden sığındığım göğsünden çekilip kaçarcasına odadan çıktım.
Düzensiz nefeslerimi onlara yansıtmamaya çalışarak yerime geri oturdum.
-"Savaş nerede arkandan gelmişti ?" Böyle bir soru beklemediğim için biraz şaşırıp Aysun hanıma baktım.
-"Gelir şimdi." diye yanıtladım.
Ard arda sorular sormaya başladıklarında ilk geldiğimde Rümeysa'nın isyanını şimdi daha iyi anlıyordum. İşimden , yaşıma , ailemin işine , okuduğum bölüme kadar soyumu sopumu sormuşlardı.
Savaş da bunları sorarlarken yanımda oturmuş öyle umursamazca dinliyordu.
-"Nasıl tanıştınız ?" Yeni sorumuz Vildan hanımdandı.
-"Bende merak ettim anne. Fazla zıt görünüyorsunuz. Sen daha renkli bir kişiliksin. Savaş ise...daha farklı."
Ay sana kalmıştı zaten bunu sorgulamak.
-"Aslında onlar dünyanın en uyumlu çifti olabilirler Eda'cım." Rümeysa aynı benim kadar sinir olmuş halde kaşını kaldırıp ona cevabını vermişti.
Eda , burun kıvırıp masaya yaslandı.
-"Sen sus kızım." diyen annesi tekrar bana merakla baktı.
Gözlerimi onlarda gezdirip nefesimi yavaşça verdim.
-"Aynı ortamda denk geldik öyle yıllardır tanışıyoruz." dedim gelişi güzel.
Hoş onlara da ayrıntı anlatmazdım.
-"Ne güzel." dedi hevesle gülümseyip.
Hemde çok güzel diye içimden geçirdim.
Sonrasında gelen çayları içmiştik. İkincileri istenirken ben istemedim. İçim yeterince şişmişti. Bu kadar sorgu sual ve benden ayrılmayan gözleri bunaltmıştı.
Rümeysa dirseğiyle dürtünce ona başımı çevirdim. Telefonunda bir elbise modeli vardı.
-"Güzel mi ?" diye sordu fotoğrafı büyütüp.
Hoştu.
-"Güzel ama çok güzel değil." dedim düşündüğüm gibi.
Daha güzellerini bulabilirdi.
-"Haklısın. Daha göz alıcı olmalı." dedi iç geçirerek. Ona gülüp Savaş'a baktım.
Benim kadar sıkılmış görünmüyordu.
-"Sen neden içmedin kızım ? Kahve yapsınlar sana." Leyloşun sesiyle Savaş'tan gözlerimi çektim.
-"Yok Leyla teyzem sağol. Yorgun hissediyorum kalksam iyi olur." dedim ellerimi kucağıma bastırıp.
-"Burada kal istersen." diyince gülümsemiştim.
-"Giderim sorun değil." derken evin yeterince kalabalık olduğunu düşünüyordum.
Ek olarak bu hoşlanmadığım kızların Savaş'la aynı çatı altında kalacak olması kafama dank etti.
İçimde büyüyen sıkıntıyla geriye yaslandım.
-"Kalkalım mı ?" Savaş'ın sorusuyla duraksadım.
Birlikte mi kalkacaktık ?
-"Arabamla geldim ben gidebilirim." dediğim sırada hepsinin dikkatinin bizde olduğunu biliyordum.
-"Bırakırlar arabayı." İfadesiz fakat sert yüzünde bir şeyler döndüğünü hissedebiliyordum.
-"Bende geleyim mi ? Çok sıkıldım arabada sesimi çıkarmam söz. Alisa'yı bırakır döneriz." Rümeysa telefonunu kapatıp dikleştiğinde Savaş ona ters ters baktı.
Burnundan verdiği nefesle ayağa kalktı.
-"Eve gelmeyeceğim Rümeysa." diyince yüzü düştü.
Ona üzülmüştüm ama Savaş onaylamayınca bende bir şey diyemezdim.
Teyzesi , halası ve Leyla teyzeyle vedalaştığımda kızlar uzaktan yapmacık gülümsemeleri ile el sallamışlardı. Bende çok meraklıydım size sarılmaya demek isterdim.
En sona Rümeysa'yı bıraktığımda Savaş çoktan dışarı doğru yol almıştı.
-"Alptekin'in yanına kaçmak için güzel bir fırsat." diye kulağına fısıldadım ve sarılmamızı sonlandırdım.
Geri çekildiğimde sırıtıyordu.
Evden çıkıp arabada bekleyen Savaş'ın yanına oturdum. Parmağındaki yüzükle oynuyordu.
O yüzüğün sahibi olmak inanılmaz bir histi. Göğüs kabartıcı , gurur verici.
-"Nereye gidiyoruz ? " diye sordum ve bacağımı bacağımın üzerine attım.
-"Baş başa kalmaya."
Bu nereye gittiğimizi anlamama yeterliydi. Ve kalbimi tetikletmeye de...
Yol boyunca ara sıra omzuna yatmış bazen de sosyal medyada gezinmiştim. Çoktan söz fotoğraflarımızı atmıştım. Çoğu magazin sayfasında boy boy paylaşılmaya devam ediyordu.
-"Murat bana ulaşmak isteyen olursa ulaşmasına izin verme."
Arabadan indiğimiz zaman Savaş'ın Murat'a söylediği şey ile içimden gülmüştüm.
-"Tamam Savaş bey." dedi Murat.
Savaş'ın şifreyi girmesinin ardından içeri doğru yürüdüm.
-"Hala burayı söylememekte ısrarcı mısın ?" diye sordum kapıyı açarken.
Burası öyle güzeldi ki ailemizin görmesini isterdim.
-"Bilmem güzelim düşünmedim." dedi ve içeri girmem için kenara kaydı. Girdikten sonra kapıyı kapattı.
-"Rahat bir şeyler giyelim sonra...şarap. Uyar mı ?"
Tebessüm ederek başımı usulca salladım. Çevik bir hamleyle kucağına alınca gülümsemem büyümüştü. Boynuna sarılıp yanağını öptüm.
Aynı öpücüğü dudaklarıma kondurdu ve merdivenleri çıkıp beni kendi odasına kadar kucağında taşıdı. Yere bırakacağını beklerken giysi bölümüne geçince şaşırmıştım.
-"İhtiyacın olan her şey var burada." diyerek beni indirdi.
Kaşlarımı havaya kaldırıp açtığı kapaklara baktım.
Aynı dolapta aynı yerde kıyafetlerimizi paylaşıyor olmak içime ayrı bir heyecan katmıştı.
-"Teşekkür ederim." diye mırıldanıp kıyafetlere göz gezdirdim.
-"Artık daha sık geleceğimize göre bir önemi yok." Boynuma minik bir buse kondurup ceketini çıkarttı ve uzun füme renkli pufa attı.
Kıpır kıpır olan karnımı yok sayıp gözüme çarpan pijama takımını aldım.
-"Ben...şey içeride giyineyim." dediğim sırada bana bir bakış attı ki ayaklarımı oynatamadım.
-"Bence o evreleri geçtik."
Bir kaç saniye tereddüt etsem de ona katıldım. Hala utanıyordum fakat bastırabiliyordum.
Bana bakmayı sürdürürken önce yeleğini ardından kravatını çıkarttı. Elleri pantolonuna kaydığında ise sertçe yutkunup çantamı kenara bıraktım. Gözlerimi zorlukla ondan alabilmiştim.
Eğilip topuklularımdan kurtuldum. Titreyen parmaklarımla tişörtümün ucunu kavrayıp çıkarttım. Ten rengi tülle yapılmış yok gibi olan südyenimin sadece uç kısmında toz pembe danteller vardı. Görmemesini umarak ona arkamı dönmüş pijamanın üst kısmını giyinmiştim.
Soluklarım git gide hızlanırken farkında olmadan bakışlarım ona kayıp gidiyordu. Siyah dar bir boxer üzerine siyah pijama altını giyindi. Çıplak bedeniyle göğsüm aldığım nefesle şişti.
Kusursuz bir adam. Her şeyiyle.
Bayıldığım bedeninden gözlerimi yeniden çektim. Bu defa eteğimi daha hızlı çıkartıp hemen şortu giyindim. Artık gördüyse gördü diye geçiştirmeye çalışmıştım.
Dikleştiğimde ise daha iyiydim. En azından giyinmiştim.
Unicorn desenli sevimli bir pijama takımıydı. Doğrusu hoşuma gitmişti.
Dolabın karşı duvarını kaplayan aynaya döndüğümde Savaş sessiz adımlarla yaklaşıp belime sarılmıştı.
Aynadaki yansımamıza gülümseyip karnımdaki elini okşadım.
-"Yüzük takmaktan hoşlanıyor musun ?" Sorum üzerine bana kısa bir an bakıp sonra boynuma eğildi ve öptü.
-"Uzun zamandır hep benim olacağın anı düşündüm.Sence şikayet eder miyim ?" dedi burnunu tenime bastırıp.
Dudağımı ısırıp geniş göğsüne yaslandım. Boynumu öpe öpe yanağıma kadar geldi.
-"Bu arada unutmadan telefonunu versene." Bir anda çekilince itiraz etmeden çantamdan alıp verdim.
Kapattığını görmemle kahkahayı basmıştım.
-"Ulaşamazlarsa endişelenecekler." dedim gülmemin arasında.
Telefonumu dolabın açık gözlerinden birine koyup beni ikinci kere kucağına aldı. Karşı koymayarak omzuna yaslandığımda durağımız yatak olunca kalbim ağzıma gelmişti.
-"Sana doymama izin vermiyorlar. Sinirlerim bozuluyor." diye mırıldanıp dudaklarını dudaklarıma sürttü.
Bacaklarımı birbirine bastırdım ve ellerimi ensesine kaydırdım.
Hiç kendime engel olamıyor oluşuma ne demeli ?
-"Savaş ?" dedim aklıma gelen bir konuyla. Omuzlarından ittirip dudaklarını uzaklaştırdım.
-"Efendim güzelim ?" derken gözlerini kapatmış tekrar açmıştı. Bir an önce öpmek ister gibi bir hali vardı.
-"Ben kuzenlerinden hoşlanmadım. Özellikle Eda'nın gözü göz değil gibi."
Başını sağa yatırıp kaşlarını çattı.
-"Şuan bunu konuşmamız gerekiyor mu ? Telefonlardan kurtuldum sen başladın kızım."
Kıkırdamamı bastırıp bir bacağımı kaldırdım ve beline doğru attım. Saniyeler içerisinde boynundan tutarak kendime çekmemle dudaklarını öpmeye başlamam bir oldu. İlk başta bocalamış tepkisiz kalmıştı ama çok geçmeden aynı şehvetle karşılık verdi.
Bir şeyler içme planımız belli ki uzun süreliğine ertelenmişti.
Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum ama kapanmış gözlerimi açtığımda ikimizde yine yarı çıplak halimize gelmiştik.
Nasıl oluyorsa bu tutkuyla her şey çözülüyor kendimizi soyunurken buluyorduk. Hissettiğim saf yoğun bir his varsa o da durmakta deli gibi zorluk çektiğimizdi.
Nefes nefese alnımı göğsüne yasladım. Şişkin kasıklarını bana bastırmasıyla inleyerek başımı geri attım.
Bir saniye önce bıraktığı dudaklarıma geri dönmüştü. İçine çekercesine öperken yanağımı okşayıp kendini bastırmaya devam ediyordu.
-"Seni çok seviyorum."
Ayırdığı dudaklarımızın arasında fısıldadığı cümleyle gülümseyip dudağını öptüm.
-"Çok ama çok seviyorum." dediğimde dudakları yukarı kıvrılmıştı.
-"Nasıl bir kadınsın sen böyle ? Senin için var ya bana dünyayı verseler yak desen yakarım."
Bir de benim kalbimi görsen nasıl böyle güzel seviliyorum derdin sevgilim.
•••
Merhabaa ❤
Yine aksatmadan bir bölümle daha geldim millet 🌸
Nasıl bölümdü ?
Bir sonraki bölüm sanki hikayenin ellinci yılıymış gibi heyecanlıyım sjdkd umarım güzel şeyler çıkar ❤