Hep birlikte o sonsuz mutlu anlardan sonra evde geniş bir aile olarak kahvaltı yapmıştık. Heyecandan mutluluktan doğru düzgün yiyememiş olsam bile karnım toktu. Hiç iştahım yoktu sürekli gülümsemek istiyordum. Ama öyle de görmemiş evlenme teklifi almış diyip gülmesinler diye kendimi tutuyordum.
Kahvaltıdan sonra Leyla teyze kaldığı yerden bana sarılırken onun sevinci bana daha da mutluluk veriyordu. Çocuk gibi sevinmişti. Öyle mutluydu ki.
En az benim kadar...
-"Leyla teyze sen nasıl hemen geldin ?" diye sordum meraklanınca.
Alttan alttan imayla gülünce şaşırdım.
-"Zaten sen aramadan önce gelecektim. Oğluşum biraz bir şeyler çıtlatmıştı." dedi sessizce.
Diğerleri sohbet halinde olduğu için bizi duymuyordu. Savaş diğer erkekler ile bahçede çay içip sohbet ediyordu.
-"Ya biliyordun yani !" dedim gülümseyip.
Başını salladı.
-"Biliyordum gelene kadar kendimi zor tuttum." dediğinde buna inanmıştım. Eminim uyku bile uyumamıştır.
-"Var ya sana içimi anlatamam. Öyle mutluyum öyle huzurluyum ki."
Uzanıp elini hafifçe sıktım.
-"Bende çok mutluyum." dedim içtenlikle.
Herkes bir şekilde sevincini tebriğini göstermişti. Ortak mutluluğu yaşamak ayrı bir duyguydu.
-"Alisa ? Bir gelir misin ?" Bahçe kapısından içeri giren Savaş karşıda dikilince ayağa kalktım. O önde ben arkada üst kata çıktığımızda direk odama girmişti. Yerlerde hala güller duruyordu ve görmek içimi kıpır kıpır ediyordu.
-"Bir şey mi söyleyecek-" Odaya girmemle kapıyı kapatıp sırtımı yaslaması bir oldu. Ardından cümlemi yarıda keserek dudaklarıma yapışmıştı.
Hiç itiraz etmeden biraz olsun rahatlamak amaçlı ona karşılık verdim. Heyecandan kasılan bedenim usulca gevşemişti.
Kollarımı boynuna sardığımda bacaklarıyla bedenimi sıkıştırıp büyük bir iştahla öpmeye devam etti.
Dakikalar sonra ayrıldığımızda nefes nefeseydim ama gülümsüyordum.
-"Daha fazla dayanamadım öpmem gerekiyordu güzelim."
Gülümsemem büyürken alnımı göğsüne yaslayıp güzel kokusunda soluklandım. Yaşadıklarımız hayal gibiydi. Parmağımda hissettiğim bu yüzük inanılması güçtü.
-"Teşekkür ederim." dedim nefeslerim düzenli bir hal aldığında. Göğsünden kaldırıp yanağımı okşarken başımı kapıya yaslamıştım.
-"Ne için ?" diye ürpertici sesiyle fısıldadı. Gözleri dudaklarımdayken söyleyeceklerimi unutuyordum.
Yutkunup ellerimi göğsüne koyup parmaklarımı hareket ettirdim.
-"Seninle yaşamama izin verdiğin için." Ve bu mucizevi hissi yaşattığın için.
Alnını alnıma yaslayıp baş parmağını dudağımda gezdirdi.
-"Asıl ben sana teşekkür ederim. Seni sevmeme...daha iyi bir adam olmama izin verdiğin için."
Yaşaran gözlerimi gülümsememle gizlerken bir kez daha sıkıca boynuna sarıldığımda yüzünü boynuma sokmuştu.
-"Seni çok seviyorum." dedim iç çekerek.
-"Bende seni çok seviyorum güzelim...bir tanem , değerlim."
Yüzüne bakmak için başımı çektiğimde boynumdan çıkmış olmasının huysuzluğuyla burnunu burnuma vurdu.
-"Hiç çaktırmadan nasıl başardın ?" diye sorduğumda dişlerini göstererek gülmüştü.
-"Hızlı ve çaktırmadan olduğu için biraz zor oldu ama beğendiysen değer."
Dudağının kenarını öpüp
-"Çok beğendim." dedim mırıltıyla.
Belimi okşayıp son kez boynumu uzun uzun öptü ve elimi kavradı.
-"Devamını alırım sözün olsun." diyerek ikimizi odadan çıkarttı.
Gözüm durmadan parmağıma kayıyordu. Daha müsait bir zamanda yakın incelemeyle yüzüğümü seyretmek istiyordum.
Alt kata indiğimizde salonda kimse kalmamıştı. Dışarıdan gürültü geliyordu.
Çıktığımızda bahçe takımında annemler masada ise babam ve eniştem oturup tavla oynuyordu. Eğlencelerine dalgın bir yüzle ortak olan Alptekin dikkatimi çekti.
Onlar bizi fark etmeden Savaş'ın elini çekiştirdim. Bana döndüğünde ise bakışları ruhumu titretmişti ama kendime zorla hakim olmuştum.
-"Alptekin durgun görünüyor." diye fısıldadım.
Kaşlarını çatar gibi olsa da saniyelik gelen siniri kaybolmuştu.
-"Ne hali varsa görsün uzun süre ona zıt olacağım." diyince elini sıktım.
-"O senin arkadaşın." dedim hatırlatarak.
-"Hain bir arkadaş." Dişlerini sıkarak söyledikten sonra bizi fark edecekleri yakınlığa gelmiştik.
Gözleri mutluluk parıltısıyla bakan Leyloş bana gülümsedi.
-"Biz bu akşama plan yaptık haberiniz olsun. Bu güzel anı kutlamak için dışarıda yemek yiyeceğiz." dedi annem.
-"Olur tabi." dedim onaylayıp. Kalbim pır pır uçuyordu sanki.
Biraz yanlarında oturduktan sonra Savaş babamların olduğu taraftan gözlerini gözlerime dikmişti. Sıkıldığını anlayacak kadar onu tanıyordum.
-"Bu arada Azad evlenecek diyordunuz evlendi mi ?" Leyla teyzenin kısık sesle Ala'ya sorduğunu duyunca hiçbir tepki vermedim.
Çünkü sevdiğimle bakışmaktaydım.
Ona bakarken bile bir yerlerim hopluyordu.
-"Kızın babası kalp krizi gibi bir şey geçirmiş ileri tarihe attılar. Yakın bir zamanda olacak diye hatırlıyorum." diyen Ala'nın sesi kulağıma geldi.
-"Anladım kuzum Allah'tan hayırlısı. " demişti ardından Leyla teyze.
-"Biz biraz müsaadenizi istesek olur mu ?" Ayağa kalktığını fark etmediğim Savaş'ı incelerken herkes benim gibi bakmıştı.
-"Nereye oğluşum ?" diye sordu Leyloş elini dizime koyup.
-"Bırakalım dolaşsınlar biraz Leyla'cım. Tatilin tadını çıkartsınlar." dedi annem gülerek.
-"Yani öyle bir gezinip geliriz." dedi Savaş ağzının içerisinde.
Yavaşça kalkıp elbisemin kaymış eteğini düzelttim.
-"Dikkat edin." dedi Leyla teyze arkamızdan. Çıkmadan kızlara el sallayıp öpücük atmıştım.
-"Çantamı alıp geliyorum." dediğim Savaş onaylayıp gidince çabucak odama koştum. Ayağıma elbiseme uyumlu şık bir terlik geçirip çanta aldım ve alt kata indim.
Evden çıktığımda Savaş kapıda sigarasını yakmış bekliyordu.
El ele evlerinden arasından yürüyerek sitenin önüne geldik. Murat arabanın kaputuna oturmuş diğer korumalarla beklerken bizi görmesiyle hemen kalkmıştı.
-"Anahtarla cüzdanımı ver sizde takılın bir yerlerde." dedi Savaş ve elimi bıraktı.
Murat'ın uzattığı cüzdanı almıştı.
-"Ben sürerdim abi." dedi.
-"Yok oğlum gidin dedim. Alın bir şeyler içerseniz." Cüzdanın arasından çıkarttığı kredi kartı ve birden fazla kalınlıkta iki yüzlük kağıdı Murat'a uzattı.
-"Sağol patron gerek yok." Almamakta ısrar edişi Savaş'ın ters bir bakışıyla sonlanınca başımı eğip gülümsedim.
Sert erkek.
-"Geç bakalım." Bana söyleyince arabanın arkasından çıkıp sağ tarafa yöneldim ve kapıyı açtım.
Açmamla ağzım da geriye açılmıştı. Evdekiler yetmezmiş gibi kocaman bir demet gül vardı.
-"Ya Savaş ama mutluluktan ağlatacaksın beni !" diye bağırdım sevinçle.
Demet gülü kucaklayıp arabaya oturur oturmaz eğilmiş koklamıştım.
-"Daha fazlasını hak ediyorsun ama şehirdeki bütün gülleri topladığım için bu kadar kaldı." Doğru hepsi evde yerdeydi.
Kıkırdayıp ona baktım.
-"Teşekkür ederim çok güzeller. " dedim.
-"Rica ederim güzelim. Nereye gitmek istersin ?" sorusuna karşılık omuz silktim.
-"Sen nereye götürürsen." dedim yalnızca.
Bir süre yol aldıktan sonra arabayı durdurmuştu. Geldiğimiz insanın içini ısıtan güzel bir yerdi. Taştan sokakları cıvıl cıvıl insanlar.
İnebilmek için koca demeti zorla arka koltuğa koydum ve arabadan indim.
Ellerimiz birleşirken onun o yıkılmaz duruşuna karşılık iç çekmiştim. Hiçbir şey yapmadan oturup saatlerce yüzünü izleyebilirdim.
-"Daha önce buraya gelmiş miydin ?" diye sordum sokakta yürürken.
Güneşin sıcaklığı hiç bunaltmıyordu aksine içim ısınıyordu. Daha çok enerji doluyordum. Sanırım yanımdaki adamın bunda etkisi büyük.
-"Bir kaç kez." dedi gözleri etrafta dolaşırken.
Begonvil kokan sokaklarda yürüyüp duvarları süsleyen renk renk çiçeklere bakıyordum. Köşelerde küçük butikler ve samimi işletmeler vardı. Bazılarının önünde taburelerde oturmuş gülüşen amcalar teyzeler duruyordu.
-"Şurada oturalım mı biraz ?"
İşaret ettiği yer büyüleyiciydi. Üzeri tamamen salkım çiçekle kaplanmış küçük bir kafeydi.
-"Çok güzelmiş." dedim hevesle.
Ufak masalar ve tabureler daha sıcak hissettirirken bir kaç adımla ulaşmış oturmuştuk.
-"Merhaba hoşgeldiniz efendim." İçeriden çıkan orta yaşlı bir adam güler yüzüyle geldiğinde çantamı masaya koyuyordum.
-"Merhaba hoşbulduk." dedim aynı gülümseyişle.
-"Ne arzu ederdiniz ?"
Bakışlarım Savaş'a kaydığında tabureye pek sığmamış görünüyordu. Uzun bacaklarıyla masanın arasında rahatsızca oturup arkasında olan demir direğe yaslandı.
-"Abi bana soğuk bir soda." dedi adama bakarak.
-"Bende eğer varsa portakal suyu istiyorum." diye isteğimi belirttim.
-"Tabi var. Hemen getiriyorum." Uzaklaşan adamın ardından derin bir soluk alıp masaya ellerimi koydum.
Bir kaç dakikalığına unuttuğum yüzüğüme bakıp gülümseyecekken Savaş'ın karşısında komik görünmemek için dudaklarımı ısırdım.
-"Bir gün parmağında bana ait bir şey taşıyacağını düşünmezdim." dedi aynı benim gibi yüzüğe bakarken.
Bu defa rahatlıkla gülümsedim.
-"Çok güzel bir duygu olduğunu söyleyebilirim." derken biraz utanmıştım ama söylemiştim.
Buna karşılık karizmatik bir şekilde dudakları yukarı kıvrıldı.
-"Benim içinde öyle." dediğinde içeceklerimiz gelmiş konuşmamız sonlanmıştı.
O güzel huzurlu sokaklarda biraz daha dolaşmış değişik butikleri Savaş'ı zorlayarak gezmiştim.
Eve döndüğümüzde herkes bıraktığımız yerdeydi. Rümeysa'nın artık yüzünün gülüyor oluşu içimi rahatlatan diğer unsurdu. Ayrıca Leyla teyze Rümeysa ve Alptekin arasında olanı biliyordu. O da en az Savaş konusunda bizim kadar tedirgindi. Ama geldiğinde Alptekin'in yüzünü görünce her şeyi anlamıştır diye düşünüyorum.
-"Üzerimizi değiştirelim direk çıkalım. " diyen annem ayağa kalktı.
Birazcık yorgun hissediyordum ama Savaş'a baktığım an o yorgunluk uçup gidiyordu.
-"Bizde acıkmıştık zaten." Ala kalkıp yan tarafıma gelince gülümseyip şişkin karnını okşadım.
Eniştemle ikisi yukarı çıkarken annemler de arkalarından çıkmıştı. Geriye kalan ikiliye baktığımda Savaş yanımda yine gerilmişti.
-"Ben otele geçiyorum." Alptekin'in dediğiyle kaşlarım çatıldı.
-"Nedenmiş o ? Birlikte yemek yiyeceğiz işte. Sende artık ailemizden sayılıyorsun. Öyle değil mi sevgilim ?" Dirseğimle dürttüğüm Savaş gözlerini devirip Alptekin'e umursuz bakışlar atıyordu.
-"Giderse gitsin." diyince ise gözlerimi büyütüp belini tırnakladım.
-"Ya Savaş ! Hayır Alptekin kal lütfen rica ediyorum. " dedikten sonra huysuz Savaş'ı sürükleyerek odaya çıkarttım.
Öpmeye meyillendiğini gördüğümde ise göğsünden ittirmiştim.
-"Üzülüyor adam niye öyle yapıyorsun ?" diye kızdım ona.
İfadesiz yüzünü bozmadan bir şey söylemedi ve balkona çıktı.
-"Uyuz." dedim kısık sesle. Ardından dolabıma yöneldim.
-"Gösteririm sana uyuzu." Balkondan çıkan sinirli sesiyle kıkırdamıştım.
Askılarda asılan bir elbiseyi alıp baktım. Toz pembe mini bir elbiseydi ama karar verememiştim.
-"Çok açık."
Başımı çevirip baktığımda kapıdan göründüğü kadarıyla koltuğun ucuna oturmuş beni izliyordu.
-"Bu mu ?" diye sordum.
-"Evet." dedi düz bir yüzle.
Askıyı yerine koyup balkon kapısına doğru ilerledim ve omzumu pervaza yasladım.
Doğru kelimeleri ararken bir kaç saniye düşünmem gerekmişti.
-"Birlikte olmadan önce giydiklerime daha çok karışırdın. Birlikte olduğumuz süre boyunca hiç takılmadın. Şimdi ne oldu ?" diye sordum en sonunda gülümseyerek.
Sigarasını söndürüp ayağa kalktı ve ellerini belime dolayıp bedenimi göğsüne yasladı. Sert göğsüne yanağımı yaslayıp huzurlu bir iç çektim.
-"Açıkçası her açık kıyafetine deli oluyorum. Ama seni çok sıkmak istemediğim için bir şey söylemiyordum." İmalı sesi ve arsız dudakları boynumda gezinirken göğsünde gezdirdiğim elimi durdurdum.
Benim için de Savaş'ın karışmaması tuhaf geliyordu. Daha ilk tanıştığımız zamanlar bile laf ederdi.
Çok kısıtlayıcı asla ve asla giyemezsin demezdi ama ultra dekolteli yada ultra kısa şeyler olduğunda rahatsız olurdu. Şimdi ise birlikteliğimizden beri hiç sesi çıkmamıştı
Başımı kaldırıp dudağının kenarına minik minik öpücükler kondurdum.
-"Ama ben eski Savaş'ı seviyordum." dedim kısık tonda.
Dozunda olan kıskanç halleri gözüme şuan seksi bile gelebilirdi.
-"Hala aynıyım. Sadece içimden sövüyorum o kadar." Belimde sıklaşan parmaklarıyla nefesimde sıklaşırken söylediklerine küçük bir kahkaha atmıştım.
-"Pekala öyleyse benim için bir şeyler seçmek ister misin ?" Geri adım atıp elini tuttum ve dolabın önüne çekiştirdim.
-"Ben ne anlarım güzelim sen şöyle çok tahrik edici olmayan bir şeyler giyin."
Sırıtarak bütün kapakları açtım ve kenara çekildim.
-"Hadi seç." dedim heyecan içerisinde.
Kaşını kaldırıp şöyle bir uzaktan baktı. Ardından elini askıların arasında gezdirdi.
-"Bunların hepsi kısa." Kısık sesle küfürler söylerken beni daha da çok eğlendiriyordu.
-"En azından bir yerini kapatsın." Dakikaların ardından askıdan aldığı elbiseyi uzattı. Seçmesi benden de uzun sürmüştü.
Elbise güzeldi tereddüt etmeden elinden aldım.
-"Hemen giyiniyorum." dedim gülümseyerek ve alt çekmeceyi açıp siyah bir string aldım.
Belimden çekmesiyle göğsüne sertçe çarptım.
-"Giyinmesen de olurmuş ona karar verdim." Hızlı bir refleksle dudağımı öptüğünde şaşırmış ama çabuk toparlanmıştım. Elimdeki askıdan dolayı put gibi duruyordum fakat sıcak dudaklarına asla karşı koyamıyordum.
-"Bizi bekliyorlar." diyerek zorla dudaklarından koptum.
-"Of boşver gitmeyelim." diyince ciddi oluşundan ötürü gülmüştüm.
-"Delirdin mi ? Giyin sende hemen." Kollarından güçlükle banyoya kaçtıktan sonra elbiseyi giyindim. Tam üzerime oturan diz altında şık bir elbiseydi.
Toplu saçlarımı bozmadan yalnızca sade makyajımı tazeledim. Banyodan çıkmadan en sevdiğim parfümü sıkmıştım.
Karşımda siyahın en çok yakıştığı adamla göz göze gelince onu bir güzel süzdüm. Gözlerimiz aynı anda birbirimizde geziniyordu. Üzerine oturan siyah bir gömlek ve siyah pantolon giyinmişti.
-"Takar mısın ?" Sorusuyla ona doğru yürüdüm ve elinden kutuyu aldım.
Geçtiğimiz yıl doğum gününde ona pırlanta taşlarla parlayan bir yaka iğnesi almıştım. Bu oydu.
-"Fazla mı yakışıklı oldun ne ?" diye mırıldandım kaşlarımı çatıp.
Onun o çekici gülümsemesi altında gömleğinin iki yakasını birleştiren zinciri iğneleyip geri çekildim.
-"Elbisen yakışmış." dedi gözleriyle işaret edip.
Ellerimi üzerime koyup gülümsedim.
-"Evet zevkli bir seçim yapacağını düşünmüyordum." dedim yalandan.
Tek kaşını kaldırıp içimi eriten bakışlarıyla baktı.
-"Seni seçen bir adama hakaret ediyorsun güzelim."
Ah. Güzel cevaptı kabul.
Ellerimi boynuna koyup eğilmesi için çektiğimde dudağını öpmüştüm.
-"Beni sürekli etkileyip durma daha ne kadar sevebilirim ?" diyince dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. Bu defa o öptü.
-"Sende daha fazla şöyle güzel gülümseme. Sürekli sıkışan bir kalple yaşıyorum." dedi ve burnumun ucunu öpüp beni mest olmuş halde bıraktı.
Kalbimin tekleyişi kesinlikle bir sonraki sözlerinde duracağını gösteriyordu. Artık kalbimin içeriden Savaş'ı sustur diye bağırdığına eminim.
Gözüm pırlantama kayınca anında kendime gelip dikleştim. Ten rengi bantlı bir topuklu giyinip elbisemi düzelttim. Elime çanta aldıktan sonra peş peşe odadan çıktık.
-"Bu ne şık bir çift ?" Merdivenlerin dibinde bekleyen babam bizi gördüğünde gözlerini büyüterek tepki vermişti.
-"Teşekkür ederiz." diyen Savaş'a yan gözle baktığımda bir hayli keyifli görünüyordu.
-"Daha kimse inmedi mi ?" diye sordum babama.
-"Herkes indi salondalar. Annen kaldı en sona her zaman ki gibi. Siz yavaştan çıkın isterseniz." dedi babam.
Savaş başını eğip geçti ve salona bakındı.
Leyla teyze , Rümeysa ve ben Savaş'la gitmeye karar vermiştik. Eniştem ise Ala ve Alptekin'i alacaktı. Annemler de kendi arabalarıyla geleceklerdi.
Mekanın ismini aldıktan sonra arabaya oturduk. Ne kadar ısrar etsem bile Leyloş kati bir tavırla arka koltuğa oturmuştu.
Günün anlam ve önemi olan aldığım evlilik teklifini güzel bir yemekle kutlamış ailecek huzurlu bir akşam geçirmiştik.
'
Ertesi gün annem Leyla teyze ile dışarıya dolaşmaya çıkmışlardı. Babam da bir arkadaşıyla buluşmaya gidince biz evde denize gitme kararı almıştık.
Geçen gittiğimiz club eğlenmek için güzel bir tercihti. Bu yüzden beyleri ikna etmiş hazırlanmaya odaya çıkmıştık.
Dün geceduş aldığımda saçlarım nasılsa hala öyle tepede topuz şeklindeydi. Saçımı aynı şekilde bırakıp dolaptan deri desenleri olan bikinimi aldım.
Banyoda giyinip geldiğimde altında siyah şortuyla yatakta yatan Savaş direk kalkmıştı.
-"Böyle dolaşmayacaksın değil mi ? Eğer öyleyse kimse olmayan bir kıyıya gitmemiz gerekiyor."
Ona gözlerimi çevirdiğimde popomu izliyor oluşundan dolayı yanına gidip yanağını ısırdım.
-"Kimse senin sapık bakışlarından atmaz beyefendi." dedim dalga geçerek.
Kalçamı avuçladığı gibi üzerine çekince nasıl kaçacağımı şaşırmıştım. Evet dünden beri doya doya öpüşmeyeli bir kaç saat olmuştu fakat şimdi başlarsak odadan çıkamazdık.
-"Amacın beni delirtmekse bravo başardın." Bir hamlede yerlerimiz değişmiş beni altına almıştı.
Başımı yan çevirip göğsüne bastırdım.
-"Olmaz ama gideceğiz. "
-"Bu halde gidemezsin güzelim. Milletin gözleri bayram edecek ben katil olacağım."
-"Şort giyecektim zaten." diye mırıldandım azgın tavrına gülmeye devam ederken.
Öptürmeyeceğimi anladığında homurdanarak üzerimden çıplak bedenini kaldırmıştı. Esmer vücuduyla bakıştıkça kanım kaynıyordu. Bu yüzden daha fazla bakmadan dolaptan açık renk kısa bir jean şort giyindim. Üzerime beyaz içi görünen gömlek geçirip önümü açık bıraktım.
Daha sonra evde oyalanmadan çıkmış yoldan da Alptekin'i alarak hep beraber cluba doğru yürümüştük.
•••
Merhaba 🌸
Bölümü sevdiniz mi ?
Ben sizi bekletmeyip her gün atıyorum sizden de bol bol yorum bekliyorum 🙅