İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 43 · 10 dk okuma

VURGUN

Bölüm 43

43

Club bizim için eğlenceli geçerken Savaş , eniştem ve Alptekin etrafa göz dağı vermekten eğlenemiyorlardı. Onların duruşlarını bakışlarını gören hiçbir erkek zaten yakınımızdan geçmezken bunu onlara anlatamamıştık. Bu yüzden gidişine bırakıp yorulana kadar dans edip eğlendik. En sonunda işin içine köpükler girdiğinde Savaş'ın küfürleriyle oradan çıkmıştık. Çıktığımızda ise hala kahkaha atıyordum.

-"Ay çocuğum düşecek." Ala da benim gibi Savaş'ın köpükle buluşma anına gülüyordu.

-"Sövdürmeyin şimdi. Beni ne boktan yerlere getirdiniz ya." Elini saçlarına atıp havalı havalı düzeltirken gelen geçen kızların onun vücuduna bakıp iç çekişiyle gülmem kesildi.

Ters ters bakıp Savaş'ın elini tuttum.

-"Şuradan geçelim." dedim ve önden çekiştirmeye başladım. Sahil kısmına girdiğimizde bol olan kısımı tutmuştuk. Denize yakın bir yükseltiye kurulmuş bu bölümde yer ahşaptı ve uzanmak için rahat şezlonglar vardı.

Üç tane geniş şezlongta ilk uzanan Savaş oldu. Güneşin altına yattığında tenine vurup yansıyan güneş daha bir çekici gelir olmuştu.

-"Ne kadar tatlı görünüyor." Başımı çevirdiğimde Rümeysa , Ala'nın bikinisinden dolayı açılmış çıplak karnını seviyordu.

-"Ah bir de cinsiyetini öğrenebilsek." Eniştemin dertli olduğu konuya hep bir ağızdan gülerken şortumu çıkartıp Savaş'ın yanına oturdum. Yattığı yerde arkamda kaldığı için belimi ısırmasını acısıyla fark edebilmiştim.

-"Hih ya Savaş !" Acıyla inleyip ona kızgın kızgın baktım.

-"Hazır değilim daha niye anlamıyorsunuz ? Hem ne önemi var ki ?"

Elbette cinsiyetinin bir önemi yoktu ama ister istemez merak ediyorduk.

-"Hayatım bebeğim tabiki önemi yok. İlk çocuğumuz bu bizim bırak da öğrenelim !"

-"Tamam Arslan sus sen oğlan istiyorum diyemiyorsun." Ala tavırlı tavırlı şezlonga uzanıp gözlüklerini taktı. Gönlünü alması enişteme kaldığında arada kalan şezlongta Rümeysa oturdu. Birbirimize karşılık otururken ayak kısmına oturan Alptekin tişörtünü çıkartıyordu.

-"Rahat dursana." diye mırıldandım Savaş'a bakarak. Parmakları usul usul bikini altımın lastiğinde gezinip içimi gıdıklıyordu.

Kimse görmese bile ben huylanıyordum.

Savaş gözlerini çevirip ellerini geriye atınca rahat etmiştim.

-"Bu çok güzel." dedim çantamdan çıkarttığım bronzlaştırıcıyı Rümeysa'ya gösterirken.

-"Ben çantama atmayı unutmuşum." diye söylenince sürmesi için ilk önce ona verdim.

Güzelce yağlanıp güneşin altında dinlenecekken Savaş yine huysuzluğunu gösterdi.

-"Kardeşimin yanına yatmıyorsun."

Ala sesli sesli nefesini üflerken bende gözlerimi devirmekle yetindim.

-"Gel de kaldır lan." Alptekin her ne kadar Savaş ılımlı olsun diye dişini sıkıyor olsa da canına tak ettiğinin farkındaydım.

-"Döverim oğlum seni kaşınma." Savaş konuşurken hala gözleri kapalı yatıyordu.

İkisinin atışmaları artık komik gelmeye başlamıştı.

Gülümseyip Rümeysa'dan gözlerimi çektim ve koca huysuz adamın yanına uzanıp başımı omzuna yasladım.

Uzun bir süre güneşlendik. Savaş'a ısrar edip güneş kremi sürmeyi ihmal etmemiştim. Birazcık da etrafta onu süzen kızlar olduğundan sahipli olduğunu göstermek istemiş olabilirim. Şöyle güzelce elleye elleye geniş göğsüne krem yedirirken bana baygın bakışlar atmıştı.

-"Yüzelim mi ?" diye sordum herkese hitaben.

Herkes bunu bekliyormuş gibi kalktığında Savaş da ayağa kalkıp elimi kavradı.

El ele denize doğru ilerlerken Rümeysa ve Alptekin de arkamızdan geliyordu. Galiba Savaş varlıklarına alışmaya başlıyordu.

Denizin sıcak suyuyla buluştuğumuzda rastgele yerlere dalmış baya yüzmüştük. Su yüzeyine çıktığımda saçlarımı geriye atıp etrafa bakındım. Tam dibimden yüzeye çıkan Savaş yüreğimi ağzıma getirirken bedenime sarılınca gülümseyip kollarımı boynuna doladım.

Kıyıdan bir hayli uzaklaştığımız için rahatlıkla dudağının kenarını öptüm.

-"Çok mutluyum." dedim dudaklarım yanağına sürtünürken.

Parmakları ustalıkla kalçama kaydığında karnım kasılmıştı.

-"Bende öyle güzelim." diyip suyun içerisinde kaldırmasıyla bacaklarımı beline dolayıp gülerek ona daha sıkı sarıldım.

Dudağıma uzandığında hiç hayır demeden denizin orta yerinde tutkulu bir öpücük verdim.

Sahilden ayrılıp eve geldiğimizde telefonlarım asla susmuyordu. Sanırım siteden birisi Savaş evlenme teklifi ederken fotoğrafımızı çekmiş magazin sayfasına göndermişti. Biz cemiyette tanınıyor olsak bile Savaş iş dünyasında daha ünlenmiş birisiydi. Bundan dolayı haberler yayıldıkça arayan arayana oluyordu.

Son olarak arayan kızlarla uzun uzun sohbet etmiştik. Hepsi deli gibi kulağımda sevinç çığlıkları atmışlardı.

Duştan çıktığım havluya sarılmış halimde yatakta otururken hepsi yüzüğümü merak ettiği için grup mesajına tıkladım. Yüzüğümü taktıktan sonra fotoğrafını çektim.

Gönderdiğim saniye mesajlar yağdırmaya başladılar. İzel ses kaydı ile çığlığına devam edince kahkaha attım.

Sanem ise

'Aşkım bu küçük olmuş daha büyüğü yok muydu ?' yazmıştı.

Otuz iki diş sırıtarak onlara gülücük attım ve telefonumu kenara bırakıp üzerime bir tayt ve oversize tişört geçirip alt kata indim. Savaş benden önce duş aldığı için şuan babamla oturma odasında maç izliyorlardı. Eniştem sanırım hala yukarıdaydı. Alptekin ise oteline gitmişti.

Mutfağa girdiğimde annemi , Leyloşu ve Ala'yı gördüm. Ala yine elinde bir şeyler yiyordu.

-"Biz diyoruz ki otele yerleşsek. Böyle size yük olduk rahat edemedim." diyordu Leyla teyze ben içeri girdiğimde.

Annem karıştırdığı tencerenin başından çekilip döndü.

-"Olur mu öyle şey Leyla ? Aşk olsun koskoca ev. Ayrıca artık bir aile olduk diyen sen değil miydin ?" dedi ve beni gördü annem.

-"Al bak gelinin geldi ona söyle." Annemin sırıtmasıyla şaşırmış içeriye adım atmıştım. Ala bir yandan kıkırdarken Leyla teyze de bir heves gülümsedi.

-"O benim başımın tacı. Gel kuzum." Yanındaki sandalyeye oturmamla bana kolunu sardı ve omzumu sıvazladı.

-"Anneme katılıyorum Leyla teyze." dedim ona bakarak.

-"Peki peki bir şey demedim." diyip önüne döndüğünde tatmin olarak masaya yaslandım.

-"Yüzüğün gözüme alıyor şu tarafa doğru çevirir misin ?" Ala'nın alaylı ses tonuyla gülüp dudağımı ısırdım.

Elimi yanağıma koyup

-"Yok canım çeviremem daha hevesimi almadım." dedim onun gibi alay içeren bir şekilde.

Burun kıvırıp gülerken annemle Leyla teyze de gülüyordu.

-"Bu arada Rümeysa nerede Leyla teyze ?" diye sordum.

-"Yorulmuş biraz uzanacağım dedi kızım. Gidip bir bakıyım ona." dedikten sonra kalkmış mutfaktan çıkmıştı.

Ala da enişteme bakmaya gittiğinde anneme yardım etmek için kalktım. Bugün çalışanlar izinli olduğundan akşam yemeği bizdendi.

-"Anne ?" dedim salata malzemelerini sudan geçirirken.

-"Efendim tatlım ?"

Yanak içlerimi ısırmayı bırakıp derin bir nefes aldım.

-"Yıllar sonra bir arada vakit geçiriyoruz. Şimdiye kadar sizin on kere bir yerlere gitmiş olmanız gerekiyordu. Değişen bir şey mi var ?" diye sordum biraz zorlanarak.

Günlerdir hatta haftalardır bu soru aklımda dönüp duruyordu.

Kaynayan çorbanın altını söndürüp bana doğru döndü ve kollarını göğsünde bağladı. Benim gibi sıkışmış görünüyordu.

-"Aslında haklısın. Biz...biz en son babanla Alaska'daydık biliyorsun. Orada uzun bir süre dağda kaybolduk. Grup olarak yürüyorduk ama nasıl olduysa kaybolduk ve bizi neredeyse donacakken buldular."

Cümlesini nefes almak için kestiğinde nutkum tutulmuştu. Endişe içerisinde gözlerim büyürken dinlemeye devam ettim.

-"Orada babanla ikimizde aynı şeyi düşündük. Aynı korkuyu yaşadık. Korkumuz bizi kimsenin bulmaması değildi gözümüzün önüne gelen sendin. Bu hatamızı fark etmemiz yıllarımızı aldı. Seni çok yalnız bıraktığımızı biliyoruz telafi etmek , tıpkı şu geçirdiğimiz zamanlar gibi güzel bir aile olmak istiyoruz. "

Onlar için korkudan çırpınan yüreğim soğurken sertçe yutkunup başımı başka yere çevirdim.

-"Benim bütün hayatıma mal oldunuz. En önemlisi çocukluğuma. Anne babasızlığıma. Üzgünüm anne ama telafisi çok zor."

Dolmuş gözlerimi ondan kaçırarak mutfaktan olabildiğince hızlı çıkıp merdivenleri tırmandım ve kendimi odaya attım.

Patır patır dökülen yaşlarımı sertçe silip balkona çıktım. Aldığım derin nefeslerle göğsüm inip kalkarken aslında nasıl çırpınarak ağlamak istediğimi biliyordum. Sadece yapamazdım. Yorulmuştum. Ağlamayla içimin kırık parçalarını düzeltemezdim.

Ama onlar benim omuzlarımın çökmüşlüğünün sebebiydi. Onlar benim her şeyimi elimden almışlardı. Baba şefkati anne ilgisi görmeden büyümüş bir çocuk olmak çok kötüydü. Geri dönülmez ve bana yaptıkları en büyük kötülüktü.

Her ne kadar kendi ayaklarımın üstünde güçlü görünsem bile babanızın gücünü arkanızda hissetmeden eksiktiniz. Annenizin sevgisi olmadan büyüdüyseniz çok savunmasızdınız.

Ağzımdan kaçacak olan hıçkırığı engellediğim an ağlamaya başladığımı fark etmiştim. Güçsüzleşen bedenimi koltuğa bıraktım ve esen ılık rüzgarı hissettim. Çenemden süzülen damla avucuma düştüğünde odanın kapısı açıldı.

Hızlıca yüzümü gözümü silip ayağa kalktım ve odaya girmek için kapıya döndüm.

Savaş'ı görmem yutkunmama sebep olmuştu.

-"Sevgilim bir şey mi oldu ?" diye sordum gülümsemeye çalışıp.

Gülümserken göğsümün ortası öyle ağırmıştı ki ciddi anlamda zorlanmıştım.

Dikkatle gözleri yüzümde gezindi. Kaşları git gide çatılırken belli ettiğim için kendime kızıyordum.

-"Neden ağladın sen ? Gözlerin nemli nemli bakıyor. Gülümseyince beni inandıracağını sanıyorsun galiba. " Ellerini kaldırıp yanaklarımı tutunca gözlerim yavaşça doldu. Ama o yaşları akıtmayacaktım.

-"Yo hayır balkondaydım. Rüzgar esiyor ondan oldu sanırım." dedim inanması için içten konuşarak.

Gözlerini kısıp sinirlenmeye dönerken tuttuğum nefesimi usulca verdim.

-"Seni üzecek bir şey mi oldu ? Söyle bana bileyim. Söyle ki üzüntünü hafifletebileyim. Yanında olmama izin vermezsen nasıl aynı hayatı paylaşabiliriz güzelim ?" Ensemden çekip göğsüne yasladığında yaşlar kendiliğinden dökülüp tişörtünü ıslatıyordu.

Burnumu çekip elimi göğsüne koyduğumda bana sarılmıştı.

-"Önemli bir şey değil gerçekten. Öyle bir sinir boşalması falan." Umursamaz görünmeye çalışırken ağlıyor olmam ayrı bir olaydı.

Saçlarımı okşayıp birer birer şefkatle öptü.

-"Acını gizleyeceğin en son insan ben olmalıyım. Değil mi ?" Başımın üstünü öptüğünde kapı tıklatıldı.

-"Gelebilir miyim ?" Annemin sesiyle nefesim titrerken Savaş'ın kollarının arasından çıktım.

-"Konuşmak istemediğimi söyler misin ?" der demez balkona çıkıp koltuğa çöktüm.

Kendimi güçsüz hissettiğim bir an onlarla yüzleşmek istemiyordum. Normalde tepki de vermezdim sadece dolmuştum. En önemlisi alışmıştım. Onlarsız olmaya bu kadar alışmışken kendi başıma kurduğum hayatıma girdikleri için tuhaf hissediyordum.

Yüzümü kapattığım ellerimle aşağı doğru eğilirken bir an önce sakinleşmek için içimden kendi kendimle konuşuyordum.

Güçlü kalmalıyım. Güçlü kalmalıyım. Eğer bırakırsam toplanamam. Hayatım boyunca üst üste dizdiğim çabalarım boşa gider. Onlar hiç yoktu var olmaları bir şeyi değiştirmiyor Alisa toparlan.

-"Güzelim ? Konuş benimle."

Ellerimi çekerken gözlerimi silmeyi unutmadım. Dikleştiğim sıra yanıma oturmuştu.

-"İyiyim. İyiyim endişelenme. Ters giden bir şey olursa ilk önce sana söyleyeceğim söz veriyorum. Sadece şimdi beş dakikacık yalnız kalsam olur mu ?" diye sorarken bakışlarım buğulanınca kafamı duvara vurmak istedim.

Böyle yaşlı bakarsam gitmez ki !

Başını iki yana sallayıp göz altımı okşadı.

-"Ben seni bundan sonra hiç yalnız bırakmayacağım. Her tökezlediğinde düşeceğin yere ellerimi koyacağım. Şimdi gel buraya dinlen." Geriye yaslanıp beni göğsüne yatırdığı an titreyen dudağımı serbest bırakıp hıçkırdım.

-"Ben...ben böyle birisi değilim. Bunları çok önceden atlattım. Alıştım ama söz konusu anne baba olunca her yaşta yara alabiliyormuşsun." diyip nefesimi verdim.

İç çekerek ağlarken sanki yıllardır içimde birikmiş olan yaşları boşalıyordu.

-"Sadece bir yanım hep kızgın. Şimdi gelip benimle o kaybolan yılların telafisini yapamazlar ki. Kendi kendime büyüdüm ben bundan sonrasını da kendim gidebilirim." İç dökmeli bir ağlama seansım boyunca Savaş çıtını çıkarmadan yalnızca saçımı okşamış beni dinlemişti.

-"Ben varım. Ben senin her şeyin olurum. Gerektiği yerde annen baban da olurum. Ama tek başıma yeteceğim. Bütün yaralarının üzerlerini öpüp iyileştireceğim." dedi en sonunda ve başımı kaldırıp ıslanmış yanaklarımı öptü.

-"Ama senden tek bir isteğim var. O da her koşulda yanında olmam. Bu kalbine değen , ağırlık eden ne varsa bana söyleyeceksin ki birlikte düzeltelim. Söz mü ?"

Yaşlı gözlerimle başımı aşağı yukarı sallayıp yeniden göğsüne sığındım.

Bu yaşanandan sonra annem ve babamla konu hakkında herhangi bir şey konuşmak istemediğimi belirtmiştim. Her şey normalmiş gibi üçümüzde idare edebilirdik.

'

Günler günleri kovalarken Bodrum'da yaklaşık iki hafta kadar kalmıştık. Bu Savaş'ın da işine gelmişti çünkü bütün magazinciler onun peşindeyken orada olmak rahattı.

Geldiğimizde hem gündem normalleşmiş hemde biz gevşemiştik.

İki gün önce Arslan eniştem ve Ala malum kişinin düğünü için Mardin'e gitmişlerdi.

Bugün ise restorana erkenden gelmiş bütün özlediğim çalışanlarımla hasret gidermiştim. Öğleden sonra kahve içip müşterilerle ilgilenirken telefonum çaldı.

Arayan eniştemdi.

İçimden hayırdır inşallah diyerek hemen açtım.

-"Efendim enişte ?" dedim arkama yaslanıp.

-"Alisa müsait miydin ?" Sesinin düzeyi ve endişe oranı beni de endişelendirdi.

-"Evet ne oldu ki ?"

-"Bunu senden istemek istemezdim ama çok ihtiyacım var. Ala çok kötü ve gelmen gerekiyor. Aramamak için direndim fakat artık söylemem lazımdı."

Tüylerim ürperirken sandalyeden ayağa kalktım. Her bir yerim titremeye başlamıştı. Ala için korkudan kalbim sıkışırken masaya tutundum.

-"Ne oldu söyler misin artık ?! Ala'ya bir şey mi oldu enişte ?!" diye sesimi yükselttim.

Adem beni gördüğünde yanıma koşup kolumu tuttu.

-"Düğün gününde bir şeyler oldu ve Ala çok etkilendi. Bayıldı. Ondan sonra çok sancısı oldu kalkamadı yerinden. Şimdi gelemiyoruz. Beni de yanına yaklaştırmıyor ağlayıp duruyor seni istiyor. Bana kızıyor onu buraya getirdiğim için yardım et Alisa ne olur !"

Elim ayağım resmen boşalmıştı. Görmeyecek olsa bile başımı hızla salladım.

-"Hemen geliyorum !" dediğim gibi telefonu kapattım.

-"Ne oldu Alisa ? Otur şuraya. Birisi su getirsin !"

Adem'den elimi kurtarıp yeniden telefonumu kavradım ve Savaş'ı aradım. İkinci çalışta açmıştı.

-"Söyle hatun acil görüşmeye katılmam lazım hemen konuşmalısın."

Alnımı ovuşturup dudağımı dilimle ıslattım.

-"Savaş , Ala kötüymüş sancısı varmış yanına gitmem gerekiyor. Gitmeliyiz hemen lütfen." dedim.

-"Ne ? Sancısı mı ? Gidelim tamam az sonra haber vereceğim sana. Üzülme endişelenme." diyip kapattığında kendimi sıkarken bir kaç dakika düşündüm.

Sonra yapmam gerekeni yapıp Zerrin teyzeyi aradım. Açtığında sözcükleri zihnimde toparlamaya çalışıyordum.

-"Zerrin teyze biliyorum istemezsin ama bunu Ala için yapmalısın. Sana ihtiyacı olabilir." dedim ve diğer yandan süzülen göz yaşımı sildim.

Direk konuya girdiğim için ilk başta sesi gelmemişti. Sonra soluğunu duydum.

-"Bu ne demek oluyor Alisa ? Ala'ya bir şey mi oldu ?" derken sesinin tonundan nasıl korktuğunu hissetmiştim.

Ona durumu açıkladığım an tek söylediği benimle geleceğiydi.

Kısa süre içerisinde Savaş'ın geçtiğimiz günlerde aldığı özel uçağı ile Mardin'e gitmek üzere havalanmıştık.

Korkumuz en üst düzeydeyken yanımda Zerrin teyzenin oluşu biraz daha iyi geliyordu. Eminim annesiyle olmak ona rahatlama verecekti.

Şimdi elimden gelen tek şey kardeşim sayılan Ala'nın iyi olması için dua etmekti.

•••

Merhabaa 🌸

Bakalım bakalım neler olacak ! Sizce neler olacak ? Yada olmalı ? ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.