İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 41 · 12 dk okuma

VURGUN

Bölüm 41

41

Banyoda kaldığım süre zarfında yukarıdan topladığım saçın ucunu ve altta bıraktığım saçlarımı hafiften dalgalandırmıştım. Makyajla uğraşmaya mecalim olmadığı için odaya geri döndüğümde Savaş yatakta havluyla yatıyordu.

-"Kapıyı açsana Murat kıyafetlerimi getirecek." dedi.

Banyodan anahtarı alıp kapının üstüne taktım ve dolaba ilerledim. Askıdan aldığım puantiyeli ince takımın altına uygun iç çamaşır alıp banyoya geri gittim.

Üzerime giyindiğimde çok tatlı görünmüştü. Alırken denememiştim ama iyi ki almışım diyerek üstümü düzelttim.

Havluyu asıp odaya girdiğimde Savaş beyaz bir gömlek giyiyordu. İnce keten gömlek öyle inceydi ki kaslarını ve tenini rahatlıkla görebilirdiniz.

İçime dolan kıskançlığı zar zor bastırıp yatağı düzeltmeye koyuldum. Biraz dağılmış da..

-"Bu arada baban nerede ?" diye sordu ve siyah boxer üstüne siyah biraz dar bir jean geçirdi.

-"Arkadaşlarıyla birlikte." dedikten sonra yatağı toplamayı bırakıp önünde durdum.

-"Sen neden habersiz geldin ?"

Üstten bir kaç düğmesini açtığı gömlekten ellerini indirdi.

-"Zaten yoldaydım. Sana sürpriz yapmak istiyordum ama fazla tedirgin konuşunca bende kıllandım. Haber vermeden evin adresini buldum beklemeye koyuldum. Sebebini de gayet iyi uğraşmadan öğrendim."

Dudaklarımı ısırıp suçluluk duygusuyla başka yerleri izlerken yanaklarımı tuttu ve dudağıma büyük bir öpücük bıraktı.

İşte şimdi kendime geldim.

-"Daha sakin konuşacaksınız değil mi ?" diye sorarken kaşında belirgin olan yaraya parmağımı getirdim.

Bir şey söylemeden geri çekilip akşam çıkarttığı pantolonundan telefonunu aldı ve elimi kavradı.

Odadan çıkarken çok endişeliydim. Olacakların ikinci partı umarım güzel geçerdi.

Alt kata indiğimizde henüz kimse yoktu çünkü saat erkendi.

-"Rümeysa nerede kalıyor ?"

Elini bırakmadan onu koltuğa oturtup yanına oturdum.

-"Kalkar birazdan. Bekleyebiliriz değil mi ?" diye sorarken elimi omzuna koymuş ona derin bakışlarla bakmıştım.

O ruhsuz haline döndüğünde odadan çıkmamış olmayı diledim.

-"Günaydın ! Bugün nasılsınız bakalım ?" Annemin enerjik sesiyle Savaş'tan uzaklaşıp düz oturdum. Savaş'ta aynı şekilde yayvan oturuşunu düzeltmiş dikleşmişti.

-"Günaydın Beren hanım dün akşam için kusura bakmayın biraz kendimi kaybettim." diyerek konuşmaya başlayan Savaş beni şaşırtmıştı. Aslında o hep saygılı bir adamdı şaşırmamalıydım.

Annem gözlerini bizden çekmeden karşıya oturup bacak bacak üstüne attı.

-"Öncelikle hanımı bırakmalıyız değil mi Savaşçım ? Ve önemli değil karışık şeyler yaşandığını anlayabiliyorum. Eğer daha iyiysen hiç sorun yok. " dedi annem anlayışla.

Savaş usulca başını salladı.

-"İyi sayılırım." diye mırıldandı.

-"Ala'yı kötü görünce yanına çıktım biraz bahsetti. Bir abi olarak elbette kızabilirsin. Ama Rümeysa çok üzüldü. Belli ki birbirlerini seviyorlar daha ılımlı yaklaşıp anlamayı denemelisin." dediğinde annem ikimizde onu dinlemeye devam etmiştik.

Derin bir nefes alıp tekrar konuştu.

-"Eğer bir adam bir kadınla gönül eğlendirmek istese sende tahmin edersin ki bunu göstere göstere yapmaz. Elini tutup sahip çıkmaz değil mi ? Yada yediği dayağa rağmen burada kalmazdı. Ben Rümeysa'dan ve kızlardan dinlediğim kadarıyla Alptekin'in onu sevdiğine eminim. Çünkü sevgisi o kadar büyük ki seni karşısına almayı göze almış."

Geçen 24 yıllık ömrümde ilk kez annemle gurur duyuyordum. Konuşması öyle güzel ve akıcıydı ki Savaş'ı bile rahatlattığına emindim. Arkamızda olduğu için ona teşekkür etmeyi aklımın bir köşesine not ettim.

Savaş dirseğini dizine yaslayıp alnını sıvazladı. Bunu yaparken yüzü sıkıntılı görünüyordu. Yeniden dikleştiğinde ise anneme bakmıştı.

-"Rümeysa'nın bir adamı sevmesine yada bu duyguları yaşamasına kızmadım. Hala da kızmıyorum. Benim kızdığım bu...bu adamı biliyorum ve...of !" Konuşayıp eğildi ve elleriyle yüzünü kapattı.

Destek olmak için elimi sırtına koyup okşadım. Güçlü sevgilim benim kardeşi için ne kadar sıkıntılanıyordu.

-"Aşık olacağın insanı seçemezsin ki.." dedim en sonunda konuşup.

-"Katılıyorum. Kalbin bu insanı sevdiyse engel olamazsın." dedi annem bana bakıp gülümserken.

Ona aynı sıcak gülümsemeyle baktığımda fark etmediğim iki beden gözüme çarptı. Kenarda yan yana durmuş dinliyorlardı.

Alptekin'in yüzüne bakmamla içim acıdan burkulmuştu. Ciddi anlamda çok kötüydü. Her yeri morarmıştı.

-"İçin rahat olsun yemin ederim ona gözüm gibi bakacağım." Savaş , Alptekin'in sesini duyar duymaz başını kaldırıp baktığında kaşları çatıldı.

-"Gözüme görünme Alptekin. " Savaş'ın ürkütücü ses tonu geri döndüğünde yutkunup geri yaslandım.

-"Savaş bak..."

Alptekin'in cümlesinin yarıda kesilme sebebi Rümeysa'nın hıçkırıklarla koşarak dışarı çıkmasıydı. Endişeyle koltuktan kalktığımda Savaş da benimle kalkmıştı ve kolumu tutup gitmemi engellemişti.

Alptekin'i kenara ittirip ona da engel olduktan sonra ise kendisini Rümeysa'nın peşinden gitmişti.

-"Onlar abi kardeş konuşsun aralarında halletsin. Siz oturun bende Alptekin'in yüzü için bir krem bakıyım." diyen annem gözden kaybolurken omuzları çökmüş olan Alptekin kendini koltuğa bırakmıştı.

Her ikisine ayrı ayrı üzülüyordum.

Elleri yüzünü kavrarken yanına oturup omzuna dokundum.

-"Kabullenmesinin zor olacağını biliyorduk." dedim sessizce.

Ellerini indirip başını salladı.

-"Evet haklı çünkü yediğim her boku biliyor. Haklı olarak güvenmiyor. Nasıl güvenini kazanacağımı bilmiyorum."

Omzunu destek olurcasına sıkıp gülümsedim.

-"Sevgi her şeyin üstesinden gelir endişelenme. Biz düşünmesi bile imkansız olan iki kişi olarak birlikteysek inan bana her şey olur."

Saçlarını karıştırıp çare ararcasına yüzüme baktı.

-"Öyle olur mu gerçekten ?" dediğinde içten tebessümümle onayladım.

-"Evet olacak."

-"Rümeysa'ya kızmasından korkuyorum bana vurmasından değil. Gerçi yeterince yüzümü yamulttu ama o vuracak bir yerler bulacaktır." diye homurdandığında dudaklarımı birbirine bastırdım.

-"Bu ağrılarını biraz azaltır tatlım." Elinde bir kremle gelen annem Alptekin'in diğer yanına oturdu.

-"Gerek yoktu çok sağolun. Evinizi işgal ettiğim için yeterince mahcubum." dediğinde annem ona gözlerini devirmişti.

-"Saçmalama öyle şey mi olur ? Duymamış olayım."

Alptekin pek gönüllü olmasa bile annem yüzüne krem sürerken evde çalışan yardımcı kahvaltı hazırlayacağını haber vermek için uğramış gitmişti.

Çok geçmeden merdivenlerden inen Ala eli artık şişmiş karnında iniyordu. Neredeyse 5 aylık olmuştu.

-"Ala bende yanına gelecektim. İyi misin ?" diye sordum hemen.

Ağır adımlarla gelmiş berjere oturmuştu.

-"Ay iyiyim iyiyim yeni yeni atlattım. Hih ! Alptekin yüzün ne kötü olmuş senin ! Bu arada Savaş ve Rümeysa nerede ? Ne olur yine kötü bir şey oldu demeyin !" Nefes almadan her zamanki gibi hızlı hızlı cümleler kurmuştu.

-"Ala'cım sakin ol tatlım her şey yolunda. Senin bebeğin iyi olsun yeter. İki kardeş dışarıda konuşuyorlar." diye olaya el attı annem.

-"Oh iyi bari." dedi ve rahat bir nefes verdi.

Bekleyişten sıkıldığımda artık kötü bir şey mi oldu diye içimden endişeleniyordum.

-"Ben daha fazla duramayacağım." diyerek ayağa kalktım.

Evin kapısından çıkıp baktığımda görünürde kimde yoktu. Biraz daha ilerledikten sonra evler arasında yeşilliklerin içine konumlandırılmış kamelyalar vardı. İkisini gördüğümde derin bir nefes aldım.

Rümeysa'ya sarılmış saçlarını okşuyordu.

İçime su serpilince uzaktan onları izledim. Savaş'ın ona kıyamayacağını elbette biliyordum ama yinede korkmuştum.

-"Yanlarına gitsem mi ?"

İrkilmeme neden olan Alptekin tam arkamda duruyordu.

-"Savaş seninle konuşmak için gelecektir. Şuan iyi görünüyorlar." dedim ve kollarımı göğsümde bağladım.

-"Eğer sen olmasaydın beni kurşuna dizmiş olabilirdi. Sakinleştirdiğin için sağol." diyince aklıma gecenin gelmesi ile ateş basması yaşamıştım.

-"Sorun değil." dedim kısık sesle.

Dalmış bakışlarımla son anda onların kalktığını gördüm. Tam Alptekin'e gidelim diyecektim ki Savaş dönüp görmüştü.

Keskin bakışları ikimizi tararken yerimde rahatsızca kıpırdandım. Gözleri uzaktan bile korkutmaya yetiyor.

Rümeysa'ya baktığımda ise gözlerini siliyordu. Savaş'ın yanında bize doğru yürürken onu daha iyi gördüğüme sevinmiştim.

-"En ufak bir şeyin gözüme batarsa kendini ölmüş bil tamam mı ?" dedi Savaş ellerini Rümeysa'nın omuzlarına koyarken. Önündeki Rümeysa ile anlamlı bakışmalar yaptığımızda Savaş direk Alptekin'e bakıyordu.

-"Güvenebilirsin." dedi Alptekin kendinden emin duruşuyla.

Savaş ona yukarıdan bir bakış attı.

-"Sana bundan sonra güvenmem emin ol çok uzun zaman alacak. Eğer dayaktan seni bayıltmıyorsam bil ki kardeşimin mutluluğu için."

Kısmen anlaşmış olmaları hepimize rahat bir soluk aldırırken kollarımı çözüp Rümeysa'nın kolunu tuttum ve onunla yürümeye başladık.

-"Bu yaşadıklarımız kabus gibi." diye fısıldadı.

-"En azından bir gecede atlattık." dediğimde ikimizde oldukça sessiz gülüşmüştük.

Eve geri girdiğimizde Rümeysa kendini toparlamak için hızlıca yukarı çıkmıştı. Geri kalanlar olarak bahçeye hazırlanmış kahvaltı masasına oturduk.

-"Keşke Leyla da gelseydi. Havası değişmiş olurdu öyle değil mi ?" dedi annem sessiz ilerleyen kahvaltının ortasında.

-"Evet anne güzel olurdu." diyerek ona katıldım.

-"Hala geç sayılmaz. Eğer sizlerin hemen dönmek gibi niyetiniz yoksa bence bize katılabilir. Öyle değil mi Savaş ?" Savaş başını tabağından kaldırıp anneme dönünce onu izlemeye koyuldum. Yüzünde herhangi bir mimik oynamıyordu.

-"Bilmiyorum belki dönebiliriz." derken Rümeysa'yı kattığını biliyordum.

-"Yeni geldin ama...hem daha eniştem de gelecek." dedim yüzüme çöken mutsuzluk içerisinde.

Ben konuşunca bana bakmıştı. Kararsız bakışlarından onu ikna edeceğim kanısına vardığımda gülümsedim.

-"Ben Leyla teyzeyi ararım." dedim hemen neşelenip.

Bana manidar şekilde bakıp başını eğdi.

-"Bence de hepimiz gevşeyip rahatlayarak dönersek daha iyi olacak." dedi Ala gömüldüğü yemeklerden vakit bulup.

Kahvaltı bitene kadar ara sıra konuşmuştuk. En sonunda annem arkadaşıyla kahve içmeye çıktığında eve gerginlik hakimdi.

Alptekin ve Savaş arasında sessiz fakat etkili bakışmalar geçerken kızlarla çaresizce duruyorduk.

-"Ben otele gitsem iyi olacak." Alptekin eminim buna dayanamayıp kalkmıştı.

-"Neden ki ? Oturuyorduk." dedim.

Rümeysa da ağzını açsa bile konuşamamıştı.

-"Biraz dinleneceğim." dedi Alptekin Rümeysa'ya bakarak.

-"Siktir git bakma kardeşime." Savaş'ın huysuz hali beni delirtmeye başlıyordu.

-"Yeter lan seni mi çekeceğim ? Kabul et artık kız benim Allah Allah ya !" Alptekin hızlı bir atakla koltuktan çekerek Rümeysa'yı yanına aldığında Savaş'ın bakışları kararmıştı.

Hemen önüne geçip ellerini kendime doladım ve gerginlikle gülümsedim.

-"Bence kaçın." derken saçma sapan gülüyordum.

-"Döverim bak seni Alisa." Savaş beni tehdit ederken ikisi hızla evden çıktığında Ala kahkahaya boğulmuştu.

-"Lan ! Oğlum buraya gel Alptekin !" Bağırmaları boşaydı çünkü çoktan evden kaçmışlardı.

Gerisinde Savaş'ı sakinleştirmemiz Ala ile biraz zamanımızı almıştı.

-"Dışarı çıkalım mı ? Biraz dolaşıp hava alırız." diye sordu Ala.

-"Otur oturduğun yerde sinirliyim zaten !" Savaş'ın ani bağırışı onun yüzünü düşürdüğünde Savaş'ın kolunu mıncıkladım.

-"Bağırmasana kıza." diye kısık sesle kızdığımda ne yaptığını sonradan fark etmişti.

Gözlerindeki siniri normale çevirip Ala'nın yanına geçti ve sarıldı.

-"Özür dilerim gerginim biraz kusura bakma." dedi ve yanağını öptü.

Ala hemen yumuşadığı için onu affetmişti tabi.

-"Dışarı çıkarsak affederim. Yoksa çocuğumu sana sevdirmem." dedi.

Savaş el mahkum kabul edince çantalarımızı almış evden çıkmıştık.

-"Arabayla değil." dedim arabaların olduğu tarafa yöneldiğini görünce.

-"Tamam." dedi ama tekrar aynı yöne gitti. Gördüğüm kadarıyla Murat'tan cüzdanını almıştı.

Geri gelip elimi sıkıca tutarken diğer eliyle telefonunu çıkarıyordu. Huzurlu sokaklardan geçerken Savaş , Alptekin'i aramış düzgünce çağırmıştı.

Geri kalan zaman diliminde ikisi hala gerginliğini korumuştu ama daha tartışmamışlardı. Böylelikle bir hayli yorucu günü geride bırakmıştık.

Alptekin oteline dönmüş bizde eve gelmiştik. Eve geldiğimizde saat epey geç olduğu için odalara dağılıp dinlenmeye çekildik. Leyla teyzeyi aramayı unutmamıştım. Kafede otururken arayıp haber vermiştim.

Memnun olarak kabul ettiğinden bende sevinmiştim.

En güzel kısım günün yorgunluğunu koyun koyuna yatarak çıkarmak oldu. Yalnızca birbirimize sarılmış uyumuştuk.

'

Öğle vakti uyandığımda Savaş yanımda değildi. Normalde yanımdan gitmezdi fakat büyük ihtimalle bir işi vardır diyerek yataktan kalktım ve banyoya girdim. Duş alıp saçlarımı düzleştirdikten sonra tepede sıkıca bir at kuyruğu yaptım. Makyajımı yaparken aklım Savaş'taydı. Nereye gitti ki bu adam ?

Bir an önce üzerimi giyinip bakmam gerekiyordu. Dolaptan rastgele beyaz bir elbise çıkartıp üzerime geçirdim.

Koluma bir tane saat takarken kapıyı açmıştım ki basıp geçeceğim yerde beni şaşırtan bir şey vardı.

Dudağımı büktüm ve eğilip yerden aldım.

Bugün benim doğum günüm falan olabilir miydi ? Yok canım daha çok var.

Her şey esrarengiz bir tutumda ilerlerken ev hala sessizdi. Elimde tuttuğum kutu gül ile koridoru geçtim. Bütün kapılar açıktı bu yüzden kızların olmadığını da görüyordum.

Tuhaftı. Merdivenlerin başına geldiğimde ise küçük dilimi yutacağım görüntüyle karşılaştım.

Daha fazla gül !

Açılan ağzıma elimi koyup merdivenleri çıplak ayak yavaşça inerken güllerin kokusuyla mayışmıştım.

Kalbimin küt küt atışı bu yapılan şeylerin sebebini bilmeyişimdi. Nefesimi tutup son basamağı inmiş salona dönmüştüm ki yerler basamayacağım derecede gül yapraklarıyla doluydu.

-"Ciddi olamazsın..."diye dehşet içinde fısıldadım.

Hala rüya görüyor olabilir miyim ?

Kucağımdakini sehpanın üzerine bırakıp başımı kaldırdığım an yerdeki güllerin bahçeye kadar uzandığını gördüm. Yaprakları ezmemeye çalışıp çıktığımda gözüme ilk çarpan sitenin ultra büyük havuzunun güllerle kaplı olduğuydu. Yerler de aynı şekilde. Her yer kırmızı gül !

Elimi ağzımdan indirmeden başımı çevirmiştim ki evde bulamadığım kalabalıkla karşılaştım.

Yok artık !!

Ah hayır bu gerçek değil ! Olamaz !

Fakat Ala'nın sırıtan yüzü bana gerçek oluşunu gösteriyordu. Hatta yüzü hala mor olan Alptekin bile buradaydı. Leyla teyze , Arslan eniştem , babam... Herkes gelmişti.

Gözlerimi hızla hepsinde tekrar tekrar gezdirip şoktan şoka girerken aralarından sıyrılan Savaş'tı. Yüzünde minik bir tebessümle yanıma doğru geldi.

Heyecandan ne yapacağımı bilemez halde bakınırken diğer sitedeki insanlarında evlerinin bahçesinden izlediğini gördükçe daha fazla heyecanlandım.

Nefesim içimde kalmış halde bende bir kaç adım atıp ona yaklaştım. Ağzımda olmayan diğer elime uzanıp tuttu.

Şurada kalbim iflas edecek !

-"Daha farklı şekillerde ve daha romantik şekilde bir sürü yerde bunu yapabilirdim ama...sevdiklerimizin yanında olmayı istedim." Gözleri yerde gezinirken Savaş'ı karşımda ilk kez böyle tedirgin hissediyordum. Avucumun içini okşarken başını sonunda kaldırmış gözlerime değmişti.

Ben ise şokta kalmaya devam ederek gözlerimi geriye açtım.

Hala inanmıyorum.

-"Yıllardır bir aradayız ama artık aynı evi paylaşalım istiyorum. Seni çok seviyorum ve ömrüm boyunca sevmeye devam edeceğime yemin edebilirim. Hayatım seninle daha güzel ve bu hayatı birlikte geçirmeyi istiyorum." Yutkunuşuna şahit olduğumda bende aynı şekilde yutkunup elimi indirdim. Artık şaşkınlıktan donmuş tepki veremiyordum.

Savaş ise beni daha da donduran gülümsemesi ile bakıyordu.

-"Sanırım ilk ve son kez birisinin önünde diz çöküyorum." diyerek bir dizinin üzerine çöktüğünde arkadaki kalabalıktan sevinç tezahüratları yükselmişti.

Kalbim durdu duracak derken titreyen dizlerimle ayakta kalmaya zorlanıyordum.

-"Benim için hayatı daha da güzelleştirir misin ? Benimle evlenir misin ?"

Gözlerimden temasını kesmeden gülümseyerek bakarken dudaklarım şok içerisinde aralandı.

Mutluluktan beynim karıncalanıyordu.

Tepkisizliğimi bir kenara bırakıp dudaklarım yukarı kıvrıldı. Olabildiğince büyük gülümsememle bakıyordum.

İçim içime sığmayarak başımı aşağı yukarı salladım.

-"Evet...evet." derken gözlerim mutluluk yaşlarıyla dolmuştu.

Yükselen alkışlar , çığlık ve kahkaha sesleriyle kıkırdadım. Savaş'ın elinde tuttuğunu görmediğim yüzük kutusunu açarken ayağa kalkmış ve parıldayan yüzüğü parmağıma geçirmişti.

Aynı hızda belime sarılmasıyla kollarımı boynuna doladım.

Tanrım ne mutlu bir kadına dönüşmüştüm !

-"Seni hiç üzmeyeceğime söz veriyorum." diye fısıldadı kulağıma. Çevremiz öyle gürültülüydü ki zorla duymuştum.

Bir anda bütün sitede duyulacak kadar yükseklikte açılan şarkı ile gülerek geri çekildim ve ailemize baktım.

Eniştem Ala'nın elinden çekip havuzun kenarında kollarına almıştı.

Sırıtarak Savaş'a döndüğümde sıcacık gözleri içimi ısıtıyordu.

Şarkının sesiyle diğer evlerdeki çiftlerde beni büyük şaşırtarak havuzun kenarında dans etmeye başlamışlardı.

Bu bana sevinç dolu bir kahkaha attırırken annemle babamı gördüm. Aynı şekilde annemle dans için harekete geçmişti.

Elimin tutulmasıyla kendimi Savaş'ın kollarında bulurken güllerle donatılmış bu yerde herkes gibi büyük bir huzur içindeydim.

Haydi gel benimle ol , oturup yıldızlardan

Bakalım dünyadaki neslimize !

Oradaki sevgililer , özenip birer birer

Gün olur erişirler ikimize !

Şarkının hareketli fakat romantik tınısı hepimizi sararken normal danstan bir tık daha hızlı dans ederken elimi yukarı kaldırıp beni döndürünce kahkaha atarak yeniden göğsüyle buluştum.

Rica ediyorum tanrım dünyayı burada durdurabilir miyiz ?

•••

Merhabaaa 🌸

Hemen yorumları alalım eğer yüzümüzde gülümseme ile bittiyse bu güzel demektir !

Nasıl buldunuz ? ❤

Bölüm sonu

1 yorum