Annem gördükleriyle yaşadığı şoktan ötürü bir şey söyleyememişti. Alptekin ve Rümeysa'nın da gelişiyle Savaş'ı zorla üst kata odama çıkarttım. Ala büyük ihtimalle eşyalarının olduğu odaya gitmişti çünkü burada yoktu.
Kapıyı kilitleyip ayakta duran Savaş'ı sürükleyerek yatağa oturttum. Oturmasıyla kalkması bir oldu ve kendini balkona atıp demirliklere yaslandı. Sigara yaktığını gördüğümde sıkıntılı bir iç çektim.
Buradan durumu nasıl kurtaracaktık hiçbir fikrim yoktu.
Çantamı yere bırakıp terliklerimi çıkarttım ve arkasından balkona çıktım.
-"Sana söyleyeceklerdi. Böyle öğrenmeni istemiyorduk." diye mırıldandım yanına sokulurken. Demirliklere yasladığı kolunu çekip önüne girdiğimde burnundan soluduğu nefesleri yüzüme çarptı. Sigaranın dumanıyla karışan nefesi içimi gıcıklatırken yüzünde kuruyan kanda parmağımı gezdirdim. Birbirlerini ne hale getirmişlerdi.
-"Alisa her yerimden sinir fışkırıyor konuşmaya devam etmek istemezsin." Kenara kaydığında yüzüm düştü. Bir kaç dakika öylece durduktan sonra pes etmeyip tekrar yanına iliştim.
-"Her yerin kan." dedim düşen yüzümle.
Umurunda değildi çünkü boynu sinirden kızarmış durumdaydı.
Omuzlarımı düşürüp ellerimi gömleğine getirdim. Düğmelerini yavaş yavaş çözerken aslında içinde bulunduğumuz durum çok sarsıcıydı fakat elimde olmadan etkileniyordum.
Fark ettirmemeye çalışarak iç çekmiştim.
Düğmelerini çözdüğümde karşı karşıya kaldığım sıcak göğsü göz kırparken kendimi yutkunmak zorunda hissettim.
Savaş gözlerini karşıya dikmiş havuza bakarken acaba benim farkımda mıydı diye düşünmeden edemiyordum. Kalp atış hızı bana değil öfkesine bağlıydı.
Sigarasını söndürdüğünde kolunu tuttum. Sesini çıkarmadan peşimden geldiğinde onu banyoya sokmuştum. Anlayarak ellerini ve yüzünü yıkadı. Suyla buluştuğunda kaşı kanamaya devam edince aldığım makyaj pamuğunu kaşına bastırdım. Boyuna yetişmem zor oluyordu ve o da hiç eğilmiyordu.
-"Birbirlerini seviyorlar. Eminim Alptekin sevmiyor olsaydı senin kardeşine asla bakmazdı , yaklaşmazdı. Bunu seninde bildiğine eminim. Neden kullanmak için senin kardeşini seçsin ? Bunu göze almasını bırak bu kadar küçülmez bile." dedim tane tane yumuşak ses tonumla.
Derin bir nefes alıp elimi kaşından indirdi.
Tekrar uzanacaktım ki odanın kapısı tıklatıldı. Yanından ayrılıp kapıya gittim. Kilidini açtığımda karşımda yüzü kandan görünmeyen Alptekin vardı.
Gözlerimi büyütüp kapının aralığını azalttım.
-"Savaş'la konuşacağım." Daha cümle kurmaya hali bile yoktu.
-"Biraz sakinleşsin öyle konuşursunuz. Ayrıca bayılacak gibisin Alptekin gidip dinlen." dedim hızlıca.
-"Olmaz Alisa konuşmalıyım. Rümeysa'nın üzerine gidecek onu üzmesini istemiyorum." Şimdiye kadar görmediğim acılı yüz ifadesi göğsümün ortasına oturmuştu. Ama yine de yapamazdım. Savaş hala çok sinirliydi ve tekrar onu dövmeye enerjisi olduğunu biliyordum.
-"Burada kal sabah konuşursunuz. İkinizde sakin olunca daha iyi iletişim kurarsınız." dediğimde bir şey söylemeden kapıdan çekildi.
Kapıyı tekrar kilitleyip döndüğümde arkamdan Savaş'ı görünce yüreğim ağzıma gelmişti.
-"Aç kapıyı gideceğim Alisa." dedi ve gömleğini iliklemeye başladı.
Hemen yanına gidip izin vermeyerek ellerini tuttum.
-"Hayır ! Yeniden kavga yok. Sakinleşene kadar buradayız." dedikten sonra gömleği omuzlarından sıyırıp çıkarttım ve banyoya attım. Elimde duran anahtarı da kenarda bir yere sıkıştırmıştım.
-"Kavga falan değil bunaldım dışarı çıkacağım. " diye sesini yükseltince biraz ürkmüştüm ama geri adım atmayacaktım.
Çıplak üst gövdesi soluklarıyla inip kalkarken ona sarıldım.
-"Yanımda kalmalısın." diyip ellerimi sırtına koydum. Bütün kasları gergin ve şişmişti.
Sarılmama karşılık vermeden ellerini saçlarına geçirdiğinde geri çekilip yüzüne baktım. Karmakarışık bir yüz ifadesi vardı. Başını belli belirsiz sallayıp balkona çıktı.
Bir kaç dakika yalnız kalmasının iyi olacağını düşünerek durdum.
Ellerinden üzerimdeki kıyafetlere kan bulaştığını gördüğümde dolabımdan aldığım şortlu pijama takımını banyoda giyindim. Makyajımı temizleyip ellerimi yıkadıktan sonra odanın ışığını söndürüp Savaş'ın yanına geri döndüm. Duvarın kenarından uzanan dekoratif uzun pufa oturmuş düşünceli düşünceli bakıyordu.
Yanına oturup göğsüne yaslandım ve bacaklarımı altıma topladım.
-"Şey geldiğinde boynuna sarılamadım ama özlediğimi söyleyecektim." diye sevimli tavrımla konuşurken dudağının kenarını öptüm. Hafif geri çekilip tekrar öptüğümde yüz ifadesinin değişmiyor olması üzücüydü.
Aynı dalgınlığıyla derin bir soluk alıp çenesini sıkmıştı.
-"Ne düşünüyorsun ?" Bu sefer bana dikkatini vermesi için yanağını okşayarak kendime döndürdüm. Kahveleri yüzümde gezinmişti.
Başını ağır ağır iki yana salladı.
Elimi bu defa çıplak göğsüne koyup başımı omzuna doğru yasladım.
-"Söyle. Konuş benimle." dedim ısrar ederek.
-"Bilmiyorum." derken nefesini dışarı üflemişti.
-"Eğer endişeleniyorsan onu düşünme. Alptekin'i senin kadar tanımıyor olsak da Rümeysa'ya çok iyi davranıyor." dedim biraz olsun ikna edebilmek için.
Kolunu kaldırıp bana doladığı zaman daha iyi hissediyordum.
-"Alp ciddi bir insan değil ki ! Üzecek onu kıracak ! Bir hevese kapılıp üzülecek."
Yanağını avucuma alıp parmağımı gezdirdim.
-"Neden üzeceğine inanıyorsun ?" diye sordum.
-"Çünkü o piç hiçbir kıza bağlanmaz !" diyince gülümseyip parmağımı dudağının alt çizgisine kaydırıp okşamaya devam ettim.
-"Sen benden önce hiçbir kıza bağlanmış mıydın ?" Sorduğum soruyla kaşlarını hafifçe çatmıştı. Ardından başını iki yana sallayınca içim bir değişik olmuştu.
Konuya odaklanmalıyım...
-"Demek ki zamanı geldiğinde bağlanılıyormuş. Alptekin de sana benziyor öyleyse. Değil mi sevgilim ?" dedim ve dudağına minicik bir öpücük kondurdum. Utancımı içime gömdüğümü söylememe gerek yoktu sanırım.
Bakışları uzun zaman üstüne normalleştiğinde gözleri yere kaymıştı.
-"Ben nasıl görmedim anlamıyorum." dedi kendi kendine.
Dudaklarımı birbirine bastırıp elimi göğsüne indirdim ve kaslı karnına koydum.
-"Senin korkundan buraya kaçtılar."der demez kıpırdanıp başını bana çevirdi.
-"O yüzden mi o ibne kardeşimin peşinden geldi ? Hem böyle şerefsizlik yapıyor hemde kaçıyor !"
Göğsünden destek alıp doğrulduğumda yüzü yine öfkeyle dolmuştu.
-"Hayır Rümeysa geldi. Alptekin hep sana söylemek istedi. Biz sadece doğru zamanı beklemesini istedik. İnan bana çok mutlulular. Alptekin kardeşini en az senin kadar koruyup kolluyor." Umarım bütün bu sözlerim onu ikna etmeye yeterdi.
-"Şerefsiz." Ağzının içinde ettiği küfürler artık beni daraltmaya başladığı zaman yüzünü kavradığım gibi dudaklarını dudaklarımla kapattım.
İlk saniyelerde durup onu öpmeme müsaade etmişti. Utançtan kıvranırken öpmeye doyamadığım dudağına dişlerimi geçirdim. O an hoyratça öpmeye başlarken iki eliyle belimi sıkıp beni bir hamlede kucağına oturttu. Bulunduğumuz pozisyon doğrultusunda kalbim yerinden çıkıyordu. Öpüştüğümüzü unutmuş şortuma baskıda bulunan kasıklarına odaklanmıştım.
Ah tanrım ölüyorum..!
Belimi sıkıp kendine bastırdığında üzerine doğru eğilip istemsizce titremiştim.
Kapalı gözlerimi açtığımda olduğumuz yer beynime çarptı.
-"Savaş..." dedim dudaklarının içerisinde inlercesine.
Ayrılmama izin verdiğinde dudakları boynuma kaymıştı. Ellerimi omuzlarına koydum ve çekildim.
-"Birisi görecek." dedim zorlukla nefes nefese. Balkondaydık ve yan binaların hepsi doluydu.
Koyulaşmış gözleriyle yeniden dudağımı kavrayınca kopamadım. Dudaklarının ruhumu ele geçirişi çok büyüleyici bir olaydı. Büyük avuçlarıyla kalçamı kavradığı gibi ayağa kalktı. Düşmemek için tek yaptığımı ensesini tutmak oldu. Çılgınlar gibi öpüşmemiz bölünmeden soğuk çarşafın üzerine uzandık.
Ellerim vücudunun her yerinde kendiliğinden gezinirken bir kaç saniyeliğine dudaklarımdan ayrılıp elini pantolonuna attı.
Bulanmış aklıma rağmen bu hamlesi tenime iğneler batırmıştı. Ne yaptığını izlemeye kalbim el vermeyecekti. Başımı yastıkların arasına bastırıp kalçamı oynattım. Hissettiğim kıpırtıyla Savaş'ın bedenine baktım. Pantolonunu çıkarmış aynı pozisyonuna geri dönmüştü.
Dudağımı üst üste öpüp başımı sağa doğru yatırdı. Dilini boynuma sürmesiyle sesli bir soluk alıp belimi yukarı doğru kaldırdım. Bedenimin her yeri ayrı zonkluyordu. Kasıklarını bastırırken boynumu dudağı ve dili işgal ediyordu. Yatağa doğru girmiş vücuduma yaptığı baskıdan dolayı damarlarımın patlayacağını hissediyordum. Boynumu delicesine emiyor olması cabasıydı. Dil darbeleriyle her seferinde göğsüm yükseliyordu.
Aldığım titrek nefesle daha fazlasına dayanamadan yüzünü çekerek dudaklarına uzandım.
Soğuk parmaklarını karnımda hissettiğimde daha ne olduğunu anlamadan çekip çıkartmıştı.
Gözlerimi büyütüp kıpkırmızı olurken ne yapacağımı şaşırmış öylece kalakalmıştım.
Pijama üstümün içine ne südyen ne de atlet giymiştim... İşte şimdi utançtan ölebilirim.
-"Ah ciddi olamazsın." dudaklarından dökülen fısıltıyla eğildiği gibi dudaklarıma yapıştı.
Göz önüne serilen göğüslerime bir saniyeden fazla bakmamıştı ama ben ölürcesine utanç yaşıyordum. Özellikle çıplak göğsü uçları sertleşmiş göğüslerime süründükçe karnım sancılanıyor bacaklarım uyuşuyordu.
Savaş'ın dudakları dudaklarımı talan ediyordu. O kadar vahşi öpüyordu ki normalin üstünde bir zevk yaşıyorduk.
Onun yüzüme vuran titreyen nefesi beni daha fazla etkilemişti. Dudaklarımı usulca bırakıp az önce uğraştığı boynuma geri döndü. Bu sefer dişlerini geçirdiği gibi sesli sesli inlememek için dudaklarımı ısırdım.
Bırakmayıp dengemi alt üst ettiği sıra başımı geriye bastırıp ellerimi boynuna doladım. Yavaş yavaş elinin göğsüme çıktığını anladığımda ise nefesim içimde sıkışıp kaldı. Buz gibi eli sol göğsümü kavrarken parmaklarının kasıldığını saniye saniye hissederken alnımı omzuna yasladım.
Göğsümün ucu avucuna sürtünüp iyice sertleşirken dudaklarımdan boğuk bir inleme çıktı. Savaş ise hırıltılı nefesiyle daha acıtacak şekilde boynumu ısırınca tırnaklarımı ensesine batırmıştım.
Nasıl nefes alacağımı unuttum !
-"Bitiriyorsun beni. Dayanamıyorum artık." Boğuk sesi yüreğimi sıkıştırırken içimden ona hak veriyordum.
Kollarında titremekten kendimden geçmiştim.
Boynumda soluklanan Savaş sert nefesleriyle tüylerimi diken diken etmeye devam ediyordu. Hala avucunda olan göğsümü belli aralıklarla okşayınca kasılıp kaldım. Yüzümü iyice boynuna gömmek istediğimde izin vermeyip alt dudağımı dudaklarıyla çekiştirdi ve başını çekti. Karanlıkta parıldayan gözleri fazla seksi bakıyordu.
Gözlerimin içine baka baka dudağına dişlerini geçirip saniyeler sonra başını eğdi ve diğer göğsüme tabiri caizse saldırdı diyebilirim.
Atacağım çığlığı zor bela içimde tutarken sırtını tırnakladım. Öldüm bittim !
Sıcak dudakları göğsümle uğraşırken altında sürekli bedenimi kıpırdatıyordum. Sabit duramayacak kadar fazla zevk alıyordum. Sessiz inlemelerimle ona doğru yükselirken ruhumu tatmin etmek istercesine şişkin kasıklarını kasıklarımın derinliklerine inleyerek bastırdı.
Vahşice emdiği göğüs ucuma değdirdiği dili beni tamamen çıldırtınca geri kaçmak istedim fakat diğer eliyle beni sabitlemişti.
Son hamlesi ısırmak olduğunda sarsılarak titreyişimin sebebi çok ama çok utanç yaşamama neden oldu. Aktığını hissettiğim az miktarda sıvı ile karanlık odada yüzüm alev ateş yanmıştı.
Savaş terden parıldayan vücudunu üzerimden hızla kaldırıp yataktan çıktı ve banyoya girdi.
Yatağın ortasında öylece dağılmış halde şaşkınlık ve utançla yatıyordum. Neden gittiğini düşünürken ince örtüyü üzerime çektim. Sanki utancımı örtmek ister gibi. Adım sesleri yaklaştıkça kalbim ağzıma yaklaşıyordu.
Yatağa uzanıp beni kollarına çektiğinde ise yalnızca yutkunmuştum.
Göğsüne yaslanan yüzümü kaldırmadan dudaklarımı oynattım.
-"Ne oldu ?" diye sorarken hem büyük bir utanç yaşıyordum hemde aşırı iyi ve yenilenmiş hissediyordum.
Homurdanıp sıkıca sarılırken ona uyup beline sarıldım.
-"Üzerine boşalmamdan hoşlanmazsın sanırım." Alaylı çıkan sesi yüzümü dondurdu. Mimiklerim bile donmuş kalmıştı.
Arsızca kurduğu cümle göğsüme otururken olabildiğinden daha çok kızarıp bozardım. Uzunca bir süre sesimi çıkarmayıp göğsünde utancımı yaşarken erken saate rağmen uykum gelmişti.
Burnunu boynuma sürtüp az öncekilerin aksine daha nazik öpüp yastığa yattı.
-"İyi uykular sevgilim."
Gülümseyip teninin etkileyici kokusunu uyumadan önce içime çektim.
-"İyi uykular sevgilim."diye mırıldandım ona uyarak.
Ve sonra sonsuz huzurlu biraz da utançlı uyku.
'
Ertesi sabah uyandığımda saatin erken olduğunu havadan anlayabiliyordum. Dün gece malum sebeplerden yorgun düşüp erken uyuduğumuz için erken de uyanmıştım.
Savaş'ın uzun bacaklarıyla sarılmış bacaklarımı yavaşça çekerken dar boxer yüzünden kalbimi yerinden oynatan kasıkları bacağımı değmişti.
Yüzünde değişen mimikleriyle hemen durdum. Çatılmış kaşları düzeldiğinde ise dikkatle kollarından sıyrıldım. Yataktan kalkmadan yatağın içerisinde yaşananlar bana değişik duygular hissettirdi. Gittikçe artan yakınlaşmalarımız daha tutkulu ve dayanılmaz oluyordu.
Örtünün arasında görünen dil ısırtan tenine bakarken uyanma ihtimalini düşünmeden eğilip sertçe yanağını öptüm. Yüzüme gülümseme yayıldığında dayanamayıp çenesini ısırdım.
Bu adamı yemek istiyorum !
Gözüme çok çekici ve kışkırtıcı göründüğü için yataktan kalkamadım.
-"Ben ısırırsam kötü olur." Araladığı gözleriyle beni işaret etti.
Hih !
Ya hadi amaaa !
Örtüyü hızlıca göğüslerime çektiğimde bu ayrıntıyı unuttuğum için aptal kafamı duvara sürtmek istiyordum.
Fakat Savaş'ın ilahi kahkahası duyulmaya değerdi. Uykulu uykulu gülerken yan dönüp örtünün altından anlamadığım çabuklukla göğsümü sıkmış elini çekmişti.
Fazla mı edepsiz oldu ?
-"Yanıma yat kalkma." derken yüzünü yastığa bastırdığı için sesi boğuk çıkmıştı.
Kaç yıllık arkadaş gözüyle baktığım adama hem aşık olmuş hemde neredeyse çırılçıplak yatağa giriyordum. Düşündüğümde beynimi karıştıran bu düşüncelerle utanmayı unutuyordum.
-"Bakmıyorum hadi utanma." Bu hala konuşuyor mu ya ?
Gözlerimi kısıp omzuna dişlerimi geçirdim. Acıyla bağırınca kahkaha atacaktım ki beni yanına yatırmış üstüme çıkmıştı.
-"Ben ısırırsam kötü olur dememiş miydim ?" Uzun kemikli parmaklarıyla sıkı sıkı tutup göğüslerimi kapattığım örtüyü aşağı hızla çekti. Nefesim göğsümde sıkışıp kalırken göğüslerimde gezinen bakışlarının peşinden dudakları geldi. Tam olarak dediği gibi göğsümü öyle ısırdı ki ağzım açık kaldı !
Geri çekildiğinde dizlerini kalçamın iki yanına sabitlemiş oturur pozisyonda beni izliyordu. Yanaklarımın domatese döndüğünden emindim.
Adeta yiyecekmiş gibi açlıkla göğüslerimi süzdüğünde daha fazla duramayıp ellerimle kapattım.
Anında yüzünü düşürmüş kaşlarını çatmıştı.
-"Hadi ama neden manzaramı kapatıyorsun ?!" dedi isyan edercesine.
Gerçekten edepsiz.
-"Savaş ya !" dedim zorlukla. Utanıyorum burada !
Kaşlarını düzeltip tekrar eğildi ama bu defa dudağımı şefkatle öpmüştü. Çekilmeden dudaklarını kulağıma iliştirdi.
-"Birlikte duş almaya ne dersin ?"
Ömrümde böyle cüretkar ve çekici bir teklifle karşı karşıya gelmemiştim.
Ağzımı bir nevi sulandıran teklifiyle dudaklarımı ısırdım. Üzerime eğildiği için göğüslerim göğsüyle kapanmıştı ve rahatlıkla boynuna sarıldım. Gerilen dudağı yanağıma değdiğinde gülümsediğini hissetmiştim.
-"Şansını fazla zorluyorsun." dedim utanç içerisinde.
Elleri usulca belime kayıp ikimizide kaldırdı.
-"Şansım değil benim olana hakkım." der demez beni kucağına almış itiraz edemeden banyoya girmişti.
Geri çekilemiyor oluşumun nedeni göğsüne yapışık göğüslerimdi.
-"Dur dur !" diye bağırdım aniden.
Duş kabinine girecekken durdu ve baktı.
-"Ne oldu ?"
Heyecandan nefes nefese kalmış bir şekilde saç diplerinde parmaklarımı gezdirdim.
-"Eğer...Rümeysa'ya kızmazsan kabul ederim." dediğimde sanki yeni hatırlamış gibi kasları gerilmiş nefes almamıştı.
Geri çekilip baktığımda göğüslerim ortaya çıkınca hemen ona yapıştım.
-"O farklı bir konu." diyip giriyordu ki omzuna vurdum.
-"Hayır istemiyorum o zaman bırak." İstemem yan cebime koy.
-"Ya kızım onunla ne ilgisi var ? Aklıma geldi şimdi sinirlendim zaten yine. Gidip bir posta daha döveceğim o hıyarı !"
Of ya nerden söyledim ?!
Ne güzel pamuk gibi yumuşacık olmuştu.
Yanaklarımın içini ısırıp boynuna daha nazik sarılarak yanağını öptüm.
-"Seçenekler arasına sinirlenmezsen duş alabiliriz diye bir şık ekledim." diye mırıldandım kulağına.
Aldığı derin nefesle beni yere indirdiğinde hızla kollarımla göğüslerimi kapatmıştım. Ben bir yerimi kapatıyım derken o şortumu indirince küçük bir çığlık attım.
Ya külodumda inseydi ?
Yoo düşünmek bile istemiyorum.
-"Kıyafetle duş alınmıyor diye biliyorum." derken ayaklarımdan şortumu sıyırıyordu.
Anında gözlerim büyürken dantelli külodumu unutmaya çalışıp başımı kaldırdım.
-"Çıplak mı..?" Korka korka dudaklarımdan kaçan soruyla gergin bir gülümseme gösterdi.
-"Bana uyar." diyip kaşını kaldırdığında göğsüne şaplak attım.
Ama ben hep saf gibi davranıyorum !
Açıkta kalan göğsüme gözü kaydığı an gözleri dönmüştü. Sırtımı ittirip soğuk fayansa dayadığı gibi dudaklarıma uzandı. O kadar hızlı gerçekleşmişti ki kendimi onunla öpüşürken buldum. Eliyle suyu açtığını anlıyordum ve bir anda buz gibi su başımızdan aşağı dökülünce ona sokuldum.
Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Titreye titreye yapıştığım bedeninde sıcaklık ararken saniyeler sonra su normal sıcaklığına ulaşmıştı.
Savaş parmağını saçıma dolamış oynarken diğer eliyle beni göğsüne bastırıyordu. Başını eğip burnunu kulağımın yanına getirdi. Üstümüzden akan su içimden de bir şeyler götürüyordu.
-"Hep göğüslerini merak etmişimdir."
Gerçekten edepsiz gerçekten!
-"Seni pis sapık !" İstemsizce gülerken göğsünden kaçıp ona vurmaya başladım.
Bir de pis pis gülüyordu !
-"Ne var kızım bizimki de can yani merak da etmeyelim mi ?! O kadar dekolteli giyiyorsun hevesleniyorum sesimi çıkarmıyorum."
Ona vurmalarım arasında kendini korumaya çalışırken bir yandan hala imalı imalı sırıtıp konuşuyordu.
-"Kendi kendine yıkan sapık seni." Suyun aktığı yerde ona sırtımı dönüp elime şampuan aldım ve saçıma sürdüm.
Avına yaklaşan kaplan gibi arkamda hareketlendiğini hissedebiliyordum. Elleri yavaşça karnıma kaydığında karnımı refleks olarak içime çektim.
Kollarım yukarıda saçlarımda olduğu için bir şey yapamıyordum. Köpürtürken bir yandan ürperirken karnımdaki elleri aynı anda göğüslerime çıkıp kavradı ve beni sert göğsüyle kasıklarına yasladı.
Ağzımdan kısık çıkan inleme anın etkisiyle oluşmuştu.
-"Sana hala böyle dokunabildiğime inanamıyorum." Fısıltıları bedenimi uyuşturuyordu. Ellerimi indirip gözlerimi kapattım. Su başımdan akarak köpükleri giderken benimle beraber hareketsizce duruyordu.
Hareket etmesine de gerek yoktu çünkü göğsülerimi sıkan elleri yeterince şeyler hissettiriyor.
-"Bende göğüslerimi hayal ettiğine inanamıyorum." diyerek bozduğum şehvetli ortamda kıkırdayıp ona doğru döndüm. Yüzü bozguna uğramış hevesini alamamış çocuk gibi göğüslerime bakıyordu.
Sonra bakışları yukarı çıkıp değiştiğinde kaşlarımı oynattım. Eliyle ensesini kaşırken bir anlık çıplak gövdesinin büyüleyici etkisine kapılsam bile merak ettiğim için kısa sürmüştü.
-"Boynunu kapatman gerekebilir." dediğinde ona inanamayarak baktım.
Kim bilir ne hale getirmişti !
Elim hemen boynuma gitti ama bir şey hissedemedim.
-"Çok mu kötü ? Çok vahşisin !" diye kızdıktan sonra sinirle arkamı döndüm.
Birisi görürse çok fena olurdu.
-"Ne yapabilirim ? Dayanamıyorum diyorum halden anlamıyor musun ?" Tekrar arkamdan sırnaşıp suyun akıp gittiği boynumu öperken ister istemez gülümsemiştim.
-"Bir an önce çıksak iyi olacak." dedim ona aynı şekilde dayanamadığım için.
Başını usulca sallayıp yanağımı öptü. Önümü dönmeden vücudumu köpürtüyordum. Külot ile yıkanmak fazla sinir bozucu olsa bile mecburdum.
-"Seni izlemek daha zevkli. " Başımı çevirir çevirmez duvara yaslanmış kollarını göğsünde bağlamış Savaş'ı gördüm.
Sapık sapık ve tekrar sapık.
-"Çok oyalandık ama hadi !" dedim utancımı gizleyerek.
-"Sen çıktıktan sonra ben duş alırım." diyince gözlerimi devirip duş kabinin cam kapısını açtım ve kenarda asılan havluya uzandım.
Bedenime sardığımda hala beni izliyordu.
-"Önüne dön." dedim numaradan kızgınlığımda.
Yan yan gülümseyip şampuana uzanırken havlunun altından çıkarttığım ıslak külodu kirli sepetine bıraktım.
Banyoda saçımı kurutma bahanesi ile aynadan onu ara sıra dikizliyordum. Utanmanın yanı sıra nefes kesici bir seksilik ile yıkanıyordu. İçime çektiğim nefese kadar titrerken fön makinesini kapatıp kenara bıraktım.
Daha fazla onu dikizlemeyerek saçlarımın üstten yarısı sıkıca topladım. Maşanın ısınmasını bekliyorken aynada boynumu görmemle ağzım açık kaldı.
Mosmor...kıpkırmızı ve yeşile dönüyordu !
Hepsi bir arada !!
Boynumun görüntüsüne inanamazken açılan duş kabini ile sertçe yutkundum. Ona bakmıyordum çünkü aşağı eğildiğini fark edince boxerını çıkarttığını anlamıştım. Duvardan havluyu aldıktan sonra döndüm. Allah'tan hızlıca beline dolamıştı.
-"Ben bunu nasıl kapatacağım ?!" diye dehşet içinde sordum.
Omzunu silkince sinirlendim.
-"O iş sende güzelim ben uygulamayla ilgileniyorum." Dudağımı öpüp odaya kaçınca olduğum yerde sinirden tepindim.
-"Umursuz adam !" diye söylenip elime aldığım kapatıcıyı büyük bir ustalıkla kullandım.
Belli olmayacak hale geldiğinde ise bir hayli rahatlamıştım.
Anlaşılan benim içerideki adamla ileride çok işim olacaktı çok.
•••
Merhabaa 🌸
Nasılsınız ? Nasıl gidiyor ?
Ve bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler ? Biraz ateşli mi oldu dersiniz ? ❤