Yazardan bilgilendirici not - Derin bir soluk alarak başlayınız sjs
-"Ne dedin sen ?" der demez şaşırmıştı.
-"Ne dedim ?"
-"Savaş'la görüşmeyi mi bitirdim ?" diye kalbim sıkışa sıkışa sordum.
Başını salladı.
-"Arslan öyle söyledi. Kavga ettiğinizi. Yalan mıydı ?"
Hah. Etrafımda neler dönüyor ?
-"Aklımı kaçıracağım." dedim kendi kendime ve ellerimi yüzüme bastırdım.
Günlerce haftalarca ulaşmaya çabaladığım Savaş'la haberim olmadan kavga mı etmiştim ?
-"Buradan çıkalım en iyisi." Hesabı ödeyip beni dışarı yönlendirene kadar donuktum.
-"Beni otele bırakır mısın ?" diye rica ettim.
-"Bırakamam Alisa. Bu işi bir düzgün konuşalım."
-"Azad biraz dinlenmek istiyorum. Akşam tekrar görüşürüz olur mu ?" dedim üsteleyerek.
Daha fazla karşı çıkmadan beni otele bırakmıştı. Odaya girer girmez yatağa oturup telefonumu aldım. Ve tabiki de Savaş'ı aradım.
Üst üste iki kere aramış olmama rağmen diğer günler yaptığı gibi açmadı. Ama bu sefer pes etmedim tekrar aradım.
Şu bir ayda benden öyle iyi bir şekilde uzaklaşmıştı ki hiçbir yerde rastlamıyorduk. Leyla teyzeye gittiğimde bile evde olmuyordu.
-"Efendim ?" Uzun bir zaman sonra sesini duyunca içim sıkışmıştı.
-"Neden bunu yapıyorsun bana sen ?" dedim diğer bütün sayacaklarımı unutup.
Verdiği nefesi buradan duyuyordum.
-"Bir şey mi yapıyorum Alisa ?"
Hem sinirlenmiş hem üzülmüş olduğum için gözlerim dolmuştu. Kendini yıllardır bana alıştırmışken bir anda neden böyle olmuştu ?
-"Yapmıyor musun ? Sen beni görmeden bir gün bile geçirmezsin , bir aydır bir kere bile aramadın. Arıyorum arıyorum açmıyorsun. Kötü bir şey olma ihtimalini de düşünmüyor musun ?" dedim sesim titreye titreye.
-"Azad yanında Alisa. Başına bir şey gelse onu arayabilirsin."
Amacı beni kendinden de uzaklaştırmak mıydı ?
Titreyen dudaklarımı ısırıp ağzımdan kaçan hıçkırığı engelleyemedim.
-"Ben başıma bir şey gelse ilk önce seni arardım Savaş." diyip aramayı sonlandırdıktan sonra telefonumu da kapattım.
Yatağın üzerinde uyuya kalana kadar öyle çok ağlamıştım ki. Aylardır içime dolup taşan sıkıntıların patlaması gibi bir şey olmuştu.
'
Uyandığımda gözlerim oldukça sızlıyordu. Oda tamamen karanlığa gömüldüğü için yataktan kalkıp ışığı açtım. Işığa karşı gözlerim kısılırken banyoya girip elimi yüzümü yıkadım ve dağılmış saçlarımı gelişi güzel düzelttim.
Yatağın üzerinde uzun bir süre oturdum. İçim sıkılıyor rahat rahat nefes alamıyordum.
Kendimi çok fazla yalnız hissediyordum.
Açıkçası kendimi bir aydır yalnız hissediyordum. Savaş'ın koruyup kollayan her seferinde yanımda kendini gösteren gücü yoktu.
Derin derin iç çekişlerle yataktan kalktım. Çantadan rahat bir takımı giyinip gelirken yanıma aldığım bej rengi ceketi elime aldım. Telefonuma yan yan bakıp almaktan vazgeçerek odadan çıktım.
Belki biraz hava alabilirim düşüncesiyle giriş kata inmiştim ki otel çalışanı önümde durdu.
-"Yemek salonunu mu arıyordunuz ?"
Ne alakası var diyecekken karnımın acıktığını hissettim.
-"Yemek saati mi ?" diye sordum.
Onaylayıp yerini tarif etmişti. Neredeyse boş gibi olan salonda bir köşeye geçip ceketimi yan sandalyeye bıraktım.
Gelen yemeği isteksizce tabakta çevirip dururken kendi kendime yine derin düşüncelerdeydim.
-"Alisa ! Saatlerdir seni arıyorum !"
Azad'ın sesiyle başımı kaldırdım. Karşımdaki sandalyeyi çekip oturmuştu.
-"Uyuyordum." derken onu izliyordum ve onun çatık kaşları üzerimde geziniyordu.
-"Keşke bu şekilde çıkmasaydın." dedi dişlerinin arasından.
-"Ağam emrettiğin bir şey var mı ?" Yanımızda beliren garsonu fark etmediğim için irkilmiştim.
Elini kaldırıp konuşmadan gönderdi.
-"Mardin'de yanımdasın Alisa."
-"Azad çırılçıplak duruyormuşum gibi konuşma Allah aşkına ! Ceketim yanımda dışarı çıksaydım giyecektim. Farkındaysan burada da kimse yok." dedim en sonunda patlayıp.
Masaya koyduğu elini yumruk yapmış öne eğilmişti.
-"Bana sesini yükseltme."
Dudaklarımı kenetleyip tabaktan bir lokma daha ağzıma aldım.
Telefonu çalınca keskin bakışlarını benden çekmişti.
-"Efendim baba ?" diyerek açtı ve saçlarını geri ittirdi.
Bakışları donuklaşırken yüz hatları fazlasıyla gerilmişti.
-"Bu yaştan sonra hesap mı vereceğim baba ?" diyip kaşlarını çattı.
Göğsünü şişirip indirdi ve hızla ayağa kalkıp onu duyamayacağım yere kadar ilerledi.
Aradan bir kaç dakika geçtiğinde gelmiş oturmuştu.
-"Ne oldu ?" diye sordum.
-"Birlikte bizi görenler hemen laf taşımışlar. Babam da hangi kızla dolaşıyorsun diye hesap soruyor. Görüyor musun nelerle uğraştığımı ?"
-"Benim yüzümden mi sanki ?" dedim başımı sallayıp.
-"Yok babam yüzünden Alisa. Sen inat etmesen söylesek bunlarla uğraşmayız." Terslemeye başlamasıyla gözlerimi devirip ayağa kalktım ve ceketimi üzerime geçirdim.
-"Dışarıda bir kızla yürümene kızıyorlarsa ben tek başıma dolaşacağım."
-"Has bin allah." Otelden çıkarken arkamdan söylenerek geliyordu.
Yol iz bilmediğim için şaşkın ördek yavrusu gibi etrafa bakındım. Sokakta kimse yoktu.
-"Sahilde yürür gibi daldın yola nereye gideceksin ?" Yanımda belirince dudağımı büktüm.
-"Bilmem ki." dedim ve gelişine yürümeye devam ettim.
Azad'ın tekrar telefonu çalmıştı.
-"Hayırdır kardeşim ?" dediğini duydum.
-"Evet yanımda."
Ben ?
-"Tamam veriyorum." diyip bana uzatınca elinden aldım ve kulağıma yasladım. Ekranda Arslan yazdığı için kim olduğunu sormamıştım.
-"Efendim ?" dedim.
-"Ya sen bana düşük mü yaptırıcaksın ?!" Ala'nın bağırtısıyla telefonu biraz uzaklaştırıp yüzümü buruşturdum.
-"Allah korusun niye öyle diyorsun ?" dedim ardından.
-"O telefonun niye kapalı Alisa ?! Başına bir şey geldi diye ben burda panik ataklar geçirdim !"
Hamile haliyle yaşattığım korkudan dolayı üzülmüştüm.
-"Özür dilerim şarjım bitmiş uyuyordum. Pamuk tanesi yeğenimden de özür dilerim annesini strese soktum." diyip dudağımı büktüğümde Ala'nın kıkırdamasıyla bende gülmüştüm.
-"Pis sürtük bir daha böyle yapma şimdilik affediyorum."
-"Yapmam söz. Nasılsın iyi misiniz ?" diye sordum. Her günümü onunla geçirdiğim için haliyle merak ediyordum.
-"İyiyiz teyzesi sadece seni özledik ve bir tek dileğimiz var o da buraya mutlu dönmen. Bugün Savaş amcası geldi daha minnacık olan bebeğime bir sürü hediyeler almış."
Yolda gezinen gözlerim anında sulanınca yukarıya doğru baktım.
-"Öyle mi ne güzel." dedim zorla sesimi titretmemeye çalışıp.
Ben oradayken bir kere dahi tenezzül edip gelmemişti. Bari bir sebebi olsaydı !
-"Şey yani üzülme biliyorsun hala bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum ama seninle ilgili konuşmayı reddediyor." dediğinde gözlerimi yumdum.
-"Sonra ararım seni." Azad'ın yanında bunu konuşmak istemiyordum.
-"Olur kendine iyi bak."
-"Sende öyle." diyerek kapatmış telefonu uzatmıştım.
Ona göstermeden göz altlarımı sildim.
-"Alisa ?"
-"Hım ?" diye bir ses çıkarttım.
Adımlarıma uyarak yanımda yavaşça yürüyordu.
-"Gitmeni istemiyorum."
Ona dönecekken o benden erken davranıp kollarımı tuttu ve durdurdu.
-"Evlen benimle. Evlenelim. Yemin ederim her şeyi telafi ederim. Bütün tartışmalarımızı bu soğukluğu unuttururum. Gitmene izin veremem."
-"Azad...ben...biliyorsun." Gözlerimi kırpıştırıp doğru sözcükleri ararken yürüdüğümüz bir kaç adımlık yolu beni peşinde sürükleyerek geri getirmişti. Ne yapacağımı bilemeden şaşırarak onu izledim. Arabasının kapısını açıp beni oturttu.
Ne yapıyor bu adam ?
-"Azad nereye gidiyoruz ?" diye sordum kaşlarımı kaldırıp.
Yanıma oturur oturmaz arabayı çalıştırdı.
-"Beni seviyor musun ?" dedi arabayı yolda hızla ilerletirken.
Omuzlarımı indirip yutkundum.
-"Evet...evet yani ama şuan bundan daha önemli şeyler var." derken eskisi gibi net cevaplayamadığımı fark ettim. Yüzüme çarpan bir gerçekti.
Göğsüm usulca inerken nefes alışım yavaşlamıştı.
-"Hayır bundan önemli bir şey yok." dedi yola bakarken.
Dudaklarımda dilimi gezdirip elimi uyuşan başıma koydum.
Araba öyle hızlı gidiyordu ki her seferinde bir yerlere tutunmak zorunda kalıyordum. En sonunda durduğunda ikimizin kapısı da adamlar tarafından açıldı.
-"Azad ?" dedim sorarcasına.
Hiç bakmadan inip benim olduğum tarafa geldi. Elimi sıkıca tuttuktan sonra tanıdık konağın kapısından içeri girdi.
Ben elimi çektikçe izin vermeyişi yüzünden kalbim sıkışıyor nefes alamaz hale geliyordum.
-"Bıraksana elimi !" diyip var gücümle çektim ama izin vermiyordu.
Hayır.
Hayır bunu bana yapamazdı.
Ayaklarımı yere sağlam basıp geri gitmek isterken onun fazla gücüne karşı koyamıyordum.
-"Azad yapma lütfen." diye yalvardım.
Konağın içinde girişteki salondan sesler yükseliyordu.
-"Alisa sakin ol ve bana uy. Söz veriyorum her şey güzel olacak."
Bana üstün bir güç gösterip zorla yaptırdığı ne güzel olabilirdi ?!
Çıldıracak hale gelmiştim ama o hala bırakmıyordu.
Boynumdan aşağıya süzülen her ter damlasını hissediyordum.
Elimi bir yandan kurtarmaya çalışıyordum ki sedirlere dağılmış herkesin gözleri kapıda beliren bize çevrildi. Çare ararcasına kızlara baktığımda hepsi gözlerini sonuna kadar açmıştı.
Keşke gelmesiydim dedim içimden.
-"Azad ?" Berzan ağa gitgide kızaran yüzüyle ellerimize bakarken orada bayılacağımı zannettim.
-"Baba sizinle bir şey konuşmaya geldim." dedi Azad göğsünü gere gere.
Ona son kez inanamayarak baktım. Bir kez gözünü yüzüme çevirse ne halde olduğumu görecekti.
Yaptığı şey büyük bir hayal kırıklığından ibaretti.
-"İstemiyorum !" dedim sesimi yükselterek.
Nasıl çıkmıştı bilmiyorum ama zorda olsa bağırmış Azad'ın bana dönmesini sağlamıştım.
Sıkılmaktan bembeyaz olan ve sızlayan elimi bollaştırmasıyla hemen çektim.
-"Hayırdır Alisa kızım ? Ne oluyor burada ? El ele gelmek ne demek ?" Annesi de babası gibi inanamayarak bakarken hiç kimseyi ama hiç kimseyi umursamadım.
Azad'ın bana yaptığı bu muammele her şeyin üstündeydi.
-"Sen beni neye mecbur ediyorsun Azad ? Bu yaptığın şey...bu şey sana ben inanamıyorum." Gözlerim o kadar yaşarmıştı ki doğru düzgün göremiyordum bile.
Azad karşımda bocalarken sanki az önce beni sürükleyen adam değilmiş gibi bakıyordu.
-"Azad oğlum sana diyorum !"
Elini kaldırıp susturduğu babasına bakmadan gözlerini yabancılaştırarak üzerime doğrulttu. Seğiren gözleri benden daha öfkeli bakamazdı. Buna emindim. İçim kavruluyordu. Bana yaptığından dolayı onu parçalamak istiyordum.
-"Size evlenmek istediğimi söylemek için gelmiştim." dediğinde ağzım aralandı.
Bir adım geri atıp ellerimle yüzümü sildim ve başımı iki yana salladım.
-"Beni sürükleyerek buraya getirdin !! Bunu defalarca konuştuk ! Defalarca ! Beni mecbur bırakınca kabul edeceğimi mi sandın ?!! " Kendimi kaybederek yüzüne haykırdıklarımla birlikte hayatımda ilk kez bir kriz eşiğinde olduğumu gördüm.
-"En azından beni böyle küçük düşürmeyeceğini sanmıştım."
Gözlerimden yaşlar akarken avluda yankılanacak bir kahkaha attım.
-"Buraya geldiğime o kadar pişmanım ki !" derken bir saniyede yüzümü öfke kaplamıştı.
-"Şuan bana yaşattığından dolayı bende sana olan hislerimden pişmanım."
Yüzümden geçen o duyguları paramparça oluşu normal bir insan görse günlerce ağlayabilirdi.
-"Azad kardeşim yapma. Sakin olun nolur gözünü seveyim."
Aramızdaki boşluğa girip Azad'ı göğsünden geriye ittiren Miran olmuştu.
Zangır zangır titreyen ellerime bakıp tekrar geri sendeledim.
Ben bunu yaşamayı hak etmemiştim ki. Hak etmemiştim.
-"Alisa !" Yere düşecekken koluma yapışan Dilan sayesinde gücümü kaybetmeden durdum.
Öfke , pişmanlık , kendini kaybetmişlik yada yaşadıklarımın acısı. Ne derseniz diyin artık kaldıramayacağım noktaya gelmesinin çıkarımıydı bu.
-"Dışarı çıkar beni lütfen lütfen. " diye fısıldadım hıçkırarak.
-"Tamam derin derin nefesler al ben yanındayım sakinleş." dediğini tekrarlamaya çalışsam bile sanki ciğerlerim yetersiz gibi geliyordu.
Kapının önüne çıkmamızla daha fazla ayakta duramadım. Yere çöküşümle birlikte Dilan'ın ağzından bir çığlık çıkmıştı.
-"Hazar abi yardım et kaldıralım !"
Saçlarımı geri ittirip yüzümü tuttu.
-"Su getireyim mi ?" diye sordu.
Başımı iki yana salladım.
-"Gitmek istiyorum." dedim sadece.
-"Nerede kalıyorsun ? Kaldığın bir yer var mı ? Yada hastaneye mi gitsek sen hiç iyi görünmüyorsun ? Allah'ım sen yardım et."
Omuzlarım ağlamaktan sarsılırken burada daha fazla durmak istemediğim için bütün gücümü toplayıp kalktım.
Otelin ismi ağzımdan çok zor çıkmıştı. Beni bir arabaya bindirdiklerinde hiç tepki vermeden göz yaşlarımı döküyordum.
-"Ne oldu size böyle ? Siz nasıl bu hale geldiniz Alisa ?"
Burnumu çekip titreyen çenemi sıktım.
-"Zorla tuttu getirdi." dedim ve yanağımdan süzülen yaşı sildim. Bir nebze şiddetli ağlamam dinmişti fakat hiç iyi değildim.
-"Ben abimi savunmayacağım yaptığı çok kötüydü. Seni öylece getirmemeliydi ama ben size ne olduğunu anlamadım."
Dudaklarımı ısırıp cama doğru yaslandım. Araba durunca bacaklarımı hareket ettirdim ve başımı kaldırdım.
-"Seni böyle bırakmak istemiyorum. " diyince zonklayan gözlerimi ona çevirdim.
-"Gideceğim burada daha fazla duramam." dedikten sonra gözlerimden akan hayal kırıklıklarım ile arabadan iner inmez otele girmiş odaya koşmuştum.
Geceye kadar zaman nasıl geçti bilmiyordum. Hiç uyumadan saatlerce ağlayıp durdum.
En son nefesimi düzenleyip telefonumu aldım ve açtım. Saat ikiyi gösteriyordu. Tereddüt etsem bile Ala'yı aradım. Başka türlü tek başıma kaldıramayacaktım.
Çok geçmeden açtığında yatağın ucunda yerde kıvrılmış aciz hissederek oturuyordum.
-"Alisa kuşum bende tam acaba ne yapıyor diye düşünüyordum. Savaş'la Arslan da şimdi dışarıdan gelmişlerdi."
Son cümlesinde ki duyurma tarzı söyleyişini fark ederken gözlerimi kapatıp dizlerime yasladım.
-"Ala ben çok kötüyüm. " dedim fısıltıyla. Ne kadar duymuştu bilmiyorum ama ağlamaya başlamamı duymuş olmalıydı.
-"Ne ? Ne oldu ?! Alisa birisi bir şey mi yaptı ?!"
Yüzümü kaplayan yaşları silme gereği duymadan hıçkırıklara boğuldum.
-"Alisa ?"
Karşıdan gelen Savaş'ın sesiyle daha fazla içim sızlamıştı.
-"Savaş." Yalnızca ismi dudaklarımdan çıktığında başka bir şey söyleyemeyecek kadar berbat haldeydim. Ağlamaktan asla konuşamıyordum.
-"Güzelim sakin ol anlat bana. Neredesin sen ? Azad mı bir şey yaptı? Canını mı yaktı ne yaptı söyle ?! "
Görmese bile başımı iki yana salladım. Derin derin iç çekerek konuşabilmek için kendimi zorluyordum.
-"Oraya gelmek istiyorum." dedim bütün kalbimle burayı terk etmeyi isteyerek.
-"Tamam ben seni almaya geleceğim ama ilk önce bana iyi olup olmadığını söyle." dedi tane tane yavaşça.
-"Hayır ben gelirim." diyip burnumu çektim ve yerden kalktım.
-"Ne yaptı sana ?" Sesinde içeren acı tınısı sanki bacaklarımı uyuşturmuştu.
Gözlerimden oluk oluk yaş akarken kendimi yatağa bıraktım.
-"Oteldeyim iyiyim ben." dedim bok gibi olmama rağmen. Ki bunu rahatça anlayabilirdi.
-"Sana hemen bilet alıyorum."
Dudaklarımdan kopan küçük bir hıçkırıkla elimi gözlerime getirdim.
-"Yanında olmak istiyorum."
-"Söz veriyorum seni bir an bile yanımdan ayırmayacağım. Sen şimdi otelden çık havaalanında bekle orada durma." dediğinde yataktan kalkmıştım.
Daha önce hiçbir şeyi buradan gitmek kadar istememiştim.
•••
Bu bölümü sessiz geçiyorum gerekeni siz yorumlarda döktürürsünüz 🙅
