İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 17 · 10 dk okuma

VURGUN

Bölüm 17

17

Eve geldiğimde hiç ama hiç beklemediğim bir şey oldu.

Azad mesaj atmıştı ve evin konumunu göndermemi istiyordu. Anlamasam bile hemen göndermiştim.

Üzerime şal alıp denize bakan ön bahçeye çıktım.

Demir korkulukları açıp hemen denizin dibinde olan küçük yürüme alanına geçtim. Yan taraftaki yalılarla ortak kullanılıyordu. Dalgaların vurduğu kenarda dururken esen rüzgar bir hayli üşütüyordu.

Aklımdan geçen türlü türlü düşünceleri suya bırakmak istedim. Keşke hepsini unutabilsem. Azad'ın tavırlarını , Avşin hanımın söylediklerini her şeyi.

Biraz yürüyüp bahçeye geri girdim ve oturdum. Aradan bir süre daha geçtiğinde arkamdan ayak sesi gelmişti. Kalkıp şalıma sıkıca sarıldım.

-"Geleceğini düşünmüyordum." dedim karşımda sevdiğim ama yabancı gelen adama bakarak.

-"Oradaki saçmalığı yüz yüze konuşmak istedim." diyince başımı eğip çimleri inceledim.

Aldığım nefes göğsümü sıkıştırırken kendimi oldukça sıkıyordum.

-"Aklına bir kere sarılmak dahi gelmiyor. Beni yargılamaktan duygularını kapatıyorsun Azad." dedim içimdeki acıyı gözlerimde görmesini isteyerek ona baktım.

Kollarımı tutup kendine çekti. Yüzü yüzüme yaklaştığında ona olan kırgınlığımdan nefesimi bile kesmemişti.

-"Sana olan duygularım bir yere gitmedi Alisa. Ama sen bana farklı düşüncelerini söylediğin zaman durdum. Seni burada arkamda bırakarak gitmek istemedim. Yanımda olan karım ol istedim. Sen bana hazır değilim dediğinde evlenme isteğin olmadığını anladım. Eğer hatırlıyorsan daha ilk günden seni yanıma almak istediğimi belirtmiştim. Bunu unutmuş olamazsın. " dedi ve uzun uzun konuştuğu sözlerine ara verdi.

-"Unutmadım. Ama böyle aceleci davranacağını bilmiyordum. Sen hep istedim istedim diye devam ediyorsun ama unuttuğun bir şey var ki senin hayatın düzenin oradaysa benim de burada ! Bu kadar çabuk bırakıp gelmemi isteyemezsin. Beni kırmaktan vazgeç lütfen."

İstemsizce tutamadığım gözyaşlarım dökülünce beni güçsüz olarak görmesini istemedim ve elimin tersiyle sildim.

-"Seni kırmak istemiyorum. Farkındayım üzülüyorsun. Bende hayal kırıklığına uğradım." dediği anda kollarını bedenime dolayınca yanağımı göğsüne yasladım.

-"Kendi kendine kurduğun şeylerle hayal kırıklığına uğrama. Her insan sevdiğiyle evlenmek ister ama bu kadar çabuk değil. Biraz daha vakit geçirelim." dedim ağlamaklı bir iç çekerek.

Ensemi okşayıp başımın üstünü öptü.

-"Bana da hep evlilik baskısı yapıldığı için böyle oluyor."

Sinirle gülerek geri çekildim.

-"Annen zaten tepkisini bu akşam belli etti. Sizin oradan , oraya uygun bir gelin istediğini açıkça söyledi. Evet beni bilmiyor ama bu öğrendiğinde istemeyeceği anlamına geliyor. " dedim bir yandan akan yaşlarımı silerken.

-"Seni isteyen Savaş'ın annesini de bu akşam kendi kulaklarımla işittim. Savaş galiba annesinden bunları dinlediği için sana böyle aşırı yakın davranıyor ! Ne tesadüf ama !"

Saçına ellerini geçirip arkasını dönerken ağzım şaşkınlıkla açıldı.

-"Ne dediğinin farkında mısın ? Leyla teyze beni çok sevdiği için öyle söylüyor."

Önünü döndüğünde gözleri ateş püskürtüyordu.

-"Onu bunu bilmem Alisa. Savaş'la böyle fazla iç içe olmandan hiç haz etmiyorum. Hadi Arslan neyse Ala'nın kocası ama Savaş'ın sana böyle rahatça dokunması yaklaşması sinirlerimi geriyor. Diğer erkekler içinde böyle !"

Sesi bütün bahçeyi doldururken irkilip geriye sendeledim.

-"Anlamıyorum ben...sen neyi ima ediyorsun ?" derken sesim zorlukla duyuluyordu.

Bir hırsla önüme gelip durdu.

-"Gerekmediği sürece görüşmemeni istiyorum. "

Ne.

-"Ne diyorsun sen Azad ?"

-"Ne duyduysan o Alisa. Tamam biraz daha vakit geçirelim. Gelip gidelim buna da tamam en azından sen iyi hisset. Ama bu dediğimi dinlemeni istiyorum. Evli olsak bir erkeğin sana böyle yakın olduğunu görsem öldürürüm bilmelisin."

Tek kelimeyle çıldırmış.

Dilim lal olmuş yaşadığım kifayetsiz duygu karmaşasından çıkamıyordum. Öylece bakakaldım.

Mantıksızdı.

Bu hiçbir kalıba sığmayan düşüncesine asla uymazdım çünkü Savaş'ın yeri hayatımda çok farklıydı.

-"Azad sen inanılması güç bir adamsın. Bana bunu söylüyor olmanın ruhuma açtığı sızılardan bahsetmiyorum bile."

Durup soğuk havayı ciğerlerime doldurduktan sonra çenemi dikleştirip konuşmayı sürdürdüm.

-"İstediğini söyleyebilirsin ama Savaş'la aramı asla açmamı isteyemezsin."

-"Clarissa ! Azad beye kapıya kadar eşlik et lütfen." Eve doğru bağırdıktan sonra yerleri inlete inlete içeri girip odama çıktım.

Kalbimin kanadığına yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.

Ben bir de her şeyi göze alıp evlenmeyi düşünmüştüm.

'

Günler günleri kovalarken yatağımdan çıkmadan kimseyle konuşmamaya yemin etmiş hayatımı bir şekilde ilerletiyordum.

Herkese yalnız kalmak istediğimi şiddetle söylediğim için bırakmışlardı. Savaş gelmişti ama uyuduğumu söylemelerini isteyip göndermiştim.

Beş günün ardından akşam yatağımda izlediğim duygusal film sonrası yüzüme peçeteyi bastırmış ağlıyordum. Her yerime bulaşan sümüklerimden ve pijamamdaki çikolata lekelerinden iğrendiğim için biraz ağlayıp duşa girmiştim.

Sevdiğini haykıran şefkatini gösteren adam bir kere dahi aramamıştı.

Aklıma geldikçe burnum sızlıyor ağlamaya başlıyordum.

Duşakabine girecekken gözüm küvete kaydı ve üşenmeden huzur verici bir ortam hazırladım.

Köpüklerin arasına girip mükemmel kokuya sahip jelleri vücuduma sürdüm. Suya değdikçe daha fazla köpük olması hoşuma gidiyordu. Tabletten müzik açıp geriye yaslandım.

Evet bir haftayı yataktan sonra küvette geçirebilirim.

Boynuma kadar battığım suda acaba uyuya kalıp boğulur muyum diye düşünürken banyonun kapısı pat diye açıldı. Ellerimi göğüslerime sarıp şaşkınlıktan gözlerimi sonuna kadar açtım.

-"Hay sikeyim."

Gözlerine elini kapatıp arkasını hızla dönen Savaş yüzünden kendimi gerçek anlamda suda boğmak istedim.

-"Yine yalan söylüyosun sandım daldım öyle kusura bakma." dedi az önce savurduğu küfürün arkasından.

-"Çıksana Savaş !" diye bir nevi cırladım.

Çıplağım burda !

Tepeden tırnağa kıpkırmızı kesilirken banyodan çıkmıştı. Ellerimi yüzüme bastırıp sessizce çığlık attım.

Utanarak burada bayılmayı tercih etsem bile kalkmam gerekiyordu. Köpüklerden arınıp duş başlığının altına girdim. Saçlarımı güzelce yıkayıp bornozuma sarındım.

Saçlarımı yalnızca havluyla kurulayıp odama girdim. Savaş büyük ihtimalle alt kata inmişti ve odamda olmaması rahatlatıcıydı. Hızlıca bir iç çamaşır takımı giyinip gri pijama takımını üzerime geçirdim. Ayağıma terliklerimi giyindiğim gibi indim.

Az önce yaşananları hafızamdan silmeye karar vermiştim aksi halde çok utanırdım.

Etrafa bakındığımda salonda göremedim. Evde çalışan bir abla bahçede olduğunu söyleyince o tarafa yöneldim.

-"Şey...hoşgeldin." dedim utana sıkıla.

Yanaklarım hala fazlasıyla sıcaktı.

Arkası dönük sigara içiyordu.

-"Hava serin içeri geç."

Masada ki küllükta sigarasını söndürüp bana doğru döndü. Gözlerine bakmadan arkamı dönüp eve girdim.

Koltuğun bir köşesine oturduğumda o da karşıma geçmişti.

Saniyeler geçti. Sessiz kaldı.

Dirseklerini dizlerine yaslayıp gözlerini yüzümün her bir detayında gezdirdi.

-"Ne bu surat ?"

Bir şey mi vardı ki ?

-"Seni bu kadar ağlatan ne oldu ? Anlat. Anlat ki o kılıksız herifi gidip dövmeyeyim."

Bir saniyede yükselen sesinden dolayı ürkmüştüm. Bacaklarımı kendime çekip koltuğa gömülmeyi hayal ettim.

-"Bir şey olmadı. Bildiğin gibi düzelmedi. Düzelmediği için üzüldüm hepsi bu." dedim. Elbette ona Azad'ın dediklerini söylemeyecektim.

-"Konuşmadınız mı ? Ben ona o akşam yanlış anladığını uygun bir dilde anlattım bir tepki vermedi. Sorun yok falan dedi."

-"O akşamdan sonra gece geldi. Konuşmaya çalıştık sadece tartıştık. O günden beri de aramadı." dedim. Burnum sızlayınca tırnaklarımı avuçlarıma batırıp kendime geldim.

Sesli sesli nefes alıp verdi. Elini yüzünde gezdirdikten sonra geriye yaslandı.

-"Ne olursa olsun böyle soyutlanma. Yanında olmamıza izin ver. Benimle konuşmaz ama Arslan'a söyleriz o arar konuşur bir şeyler öğrenmeye çalışır." diyince başımı iki yana salladım.

-"Boşver istese arar. Engelleyecek bir şey mi var ?"

-"Seni böyle ağlatan , parçalayan bir sevgi besliyorsun. Boşvermelik değil demek ki. Eğer Azad'ın düşüncelerini de öğrenirsen ona göre bir araya gelebilirsiniz. Sen mutlu olmayı hak ediyorsun. Sen ağlamayı değil mutlu olmayı en çok hak eden birisin. Yanlış mı düşünüyorum ? Seviyorsun ?" dedi teyit etmek istercesine.

Dudaklarımı ısırıp başımı bu sefer aşağı yukarı salladım.

Başını eğip ayağa kalktı.

-"Sevildiğini hissettiğin yerde kal."

-"Teşekkür ederim geldiğin için." diye mırıldandım yanaklarım malum sebepten kızarırken.

-"Her zaman yanında olacağım." dedi ve yanağımı baş parmağı ile okşadı. Ardından başıyla yukarıyı işaret etti.

-"Hadi git saçlarını kurut hasta olursun."

-"Olur." dedikten sonra ona gülümseyip yukarı çıkmak üzere arkamı döndüm. Merdivenlerden baktığımda hala olduğu yerde duruyordu.

Saçlarımı kurutup indiğimde ise Clarissa gittiğini söylemişti. Bende uyuyana kadar Ala ile telefonda konuşmuştum.

'

Aradan sanırım üç dört gün geçtiğinde şaşırtıcı bir şekilde Azad aramıştı. Hiçbir şey olmamış gibi ne yaptığımı nasıl olduğumu sormuş sonra kapatmıştı.

Bütün gün bunun dalgınlığını yaşamıştım.

Restoranın daha tenha olduğu sırada boş bir köşeye oturup Ala'yı aradım. Lazere girmek üzere olduğuna dair mesaj atmıştı.

Bu sefer Savaş'ı aradım. Uzun uzun çalmıştı.

-"Efendim ?" derken sesi tuhaf gelmişti. Kaşlarımı çattım.

-"Hiç aramıyorsun." dedim.

-"İşim vardı." Sesindeki soğukluk vücuduma değmiş gibi tüylerim ürperdi.

-"Bir sorun mu var ?"

-"Hayır işim var dedim ya." Savaş'ın ufacık terslemesine alınan ben şuan yerle bir olmuştum.

-"Anladım. Tamam öyleyse ben...neyse sonra konuşuruz." diyip titreyen parmaklarımla kapattım.

Koltuktan kalktığım gibi ofise çıktım. Kendimi restoran kapatılana dek işlere vermiştim.

Akşam olunca Ala yemeğe çağırmıştı. Savaş'ı da davet ettiğini söyleyince onunla yüz yüze konuşmak için oraya gittim.

-"Alisa sana söylemem gereken bir şey var." Koltuğa oturur oturmaz kollarıma yapışan Ala'ya bön bön baktım.

-"Ne oldu ?" dedim otuz iki diş sırıtan yüzüne bakıp.

-"Ben bugün sana yalan söyledim."

-"Ne yalanı ?"

-"Lazere girmiyordum. Doktorun yanına giriyordum." diyince daha bir meraklandım.

Heyecan içerisinde bir yandan endişelenmiştim.

-"Ne doktoru be hızlı hızlı anlatsana öldüm meraktan !" dedim sesimi yükseltip.

Yerinde duramadan sürekli kalkmaya yelteniyor geri tekrar oturuyordu.

-"Ay Alisa hepinize birden söyleyecektim ama dayanamıyorum ! Ben hamileyim !!"

Kendime bile anlam veremediğim tarzda bir sevinç nidası ile üzerine atladım.

-"Sen ciddi olamazsın !!"

Allah'ım hayali bile güzelken ailemize bir bebeğin katılacak olması çok çok farklıydı !

-"Bende beklemiyordum bilmiyordum ! Ağlaya ağlaya gittim ama şuan içim içime sığmıyor Alisa o kadar sevindim ki ! Bir an önce Arslan'a anlatmak istiyorum."

Mutluluktan ikimizinde gözleri iki çeşme olmuştu. Sehpadan aldığımız peçetelerle gülerek göz yaşlarımızı sildik.

Şu çaresiz dönemime su serpen minik mucize bana her şeyi unutturmuştu.

Ellerimi karnına koyup göz yaşlarımın akmasına izin verdim.

-"Çok mutlu oldum Ala sana anlatamam. Teyze olacağım !" diye sevinçle bağırdım.

Burnunu çekip başını salladı.

-"Birlikte büyüteceğiz." diyip ellerimin üzerine ellerini koydu.

Onu onayladığımda gözlerini silip bükülen dudağını ısırdı.

-"Çünkü ben bebek nasıl bakılır bilmiyorum." diyip hıçkırınca dayanamayıp sıkıca sarıldım.

-"Her şeyde olduğu gibi yine birlikteyiz. Ağlama bu çok güzel bir şey." derken bende ağlıyordum. Ne kadar teselli verebilirim bilmiyorum.

Bir süre daha böyle hem gülmüş hem ağlamıştık. Zaten çok geçmeden Arslan eniştem gelip yüzümüzün halini görünce Ala o sırada haberi patlatıvermişti. Arslan eniştem sevincinden önce Ala'yı sonra beni kucağında döndürmüş midemizi ağzımıza getirmişti.

-"Ama sen hiç şüphelenmemiştin ki ?"

Arslan eniştem Ala'yı oyuncak gibi sarılıp sıkarken Ala kıpkırmızı olmuştu.

-"Aşkım bir izin ver nefes alayım." diyince ancak kollarını bollaştırmıştı.

Ayrıntıları büyük bir heyecanla konuşurken en son hepimiz Savaş'ın hala gelmediğini fark ettik.

-"Dur ben bir arayayım." dedi eniştem ve hemen telefonunu aldı.

Bir dakika geçmeden açmıştı.

-"Savaş seni bekliyoruz nerede kaldın ?"

-"Tamam sen bilirsin." diyerek kapattığı konuşmayı merak etmiştim.

-"Ne oldu ?" diye sordum hemen.

Omuzlarını silkti.

-"Toplantısı varmış." diyip tekrar Ala'yı sevme görevine döndüğünde bütün sevincim mutluluğum sönmüştü.

-"Onda farklı bir şey var." dedim ağlamaklı bir halde ve ayağa kalktım.

-"Gidiyorum ben." diyip çantama atıldığımda Ala beni durdurmuştu.

-"Dur bir dur ne oldu bir anda ? İşi varmış işte neden üzüldün ki kuzum ?"

Dudaklarımı parçalarcasına ısırıp hıçkırdım.

-"Hayır ! Bir kaç gündür arayıp sormuyordu. Ben aradım beni tersleyerek çok soğuk konuştu."

İşin ciddiyetini anladıklarında ikisi birden omuzlarımı tuttular.

-"Alisa canım sana öyle gelmiştir. Savaş hiç sana öyle davranır mı ?" Arslan eniştemi ciddiye alamazken başımı salladım.

-"Eve gitmek istiyorum. Özür dilerim böyle bir günü mahvettim." dediğim gibi kendimi dışarı attım.

Eve ulaştığımda odama çıkma zahmeti bile göstermeden salona oturur oturmaz koltukta kendime gelene dek ağlamıştım.

Yanıma gelen Clarissa'yı gönderip koltuğa uzandım. Bacaklarımı kendime çekerken gözlerimden akan yaşlar koltuğun kumaşını ıslatıyordu.

Anlamadan onu kırmış mıydım bilmiyorum ama kırsam bile Savaş bana yanımda kırılırdı.

Belki de artık sıkılmıştı.

'

Savaş'la konuşmadan görüşmeden geçirdiğim bir ay bana hüzün veriyordu. Kendimi öylesine eksik öylesine yarım hissediyordum ki tarifi yoktu.

Halbuki mutlu olmalıydım çünkü Azad günde birden fazla kez arıyor benimle konuşuyordu.

Bugün de haftasonu için Mardin'e gelmiştim. Tek başıma. Bütün mutsuzluğumla.

-"Hoşgeldin. Seni çok özlemiştim."

Buruk bir gülümseme ile Azad'a sarıldım.

-"Hoş buldum." dedim sadece.

-"Çantanı otele bırakalım sonra yemek yiyelim." diyerek elimden iki günlük kıyafet koyduğum çantayı almıştı.

Dediği gibi benim için oda tuttuğu otele girmiş çantamı bırakmıştık. Çıktığımızda arabaya oturduk ve gideceğimiz yere kadar susmuştum.

-"Ala hamileymiş." dediğini duyduğumda minik bir gülümseme yüzüme yerleşti.

-"Evet. Son zamanların en güzel gelişmesi bu. Ailemiz büyüyor." dedim.

Başını sallayıp yemeğine eğildi.

-"Roza da doğum yaptı. Konağın bütün ilgisi ufaklıkta."

-"Öyle mi ? Tebrik ettiğimi söylersin çok sevindim." diyip tadını sevmediğim yemekten zorla bir lokma daha aldım.

-"Sen gel söyle."

Tuhaf bakışlarımı görünce dikleşmişti.

-"Sana bir şey daha söyleyeceğim. Aynı şeyleri tekrar etmişiz gibi olacak ama annem yine rahat duramıyor. Dicle her gün konakta sırf ona alışırım da kabul ederim diye güya bana çaktırmadan misafir ediyor. Gelip en azından bu ilişkimizi söyleyelim. Hemen bir isim koymasak da biraz idare edebiliriz."

Gözlerimi devirme isteğimi o kadar zor bastırmıştım ki.

-"Ne durumda olduğumuzun farkında değil misin ? Şuan sen bizi iki sevgili olarak mı görüyorsun ? Sen beni günlerce arayıp sormadın Azad. Ben buraya yalnızca kafamı dağıtmak için ve seninle bir ihtimal normale dönebilmek için geldim. Ailenin karşısına çıkmak için değil."

Boğazını temizleyip gözlerini benden çekti.

-"Anlıyorum. Düşüncelerin değişmedi yani." dediğinde çatalı seslice tabağa bıraktım.

-"Değiştirmek için çabaladın mı ?!"

-"Sözümü dinleyip Savaş'la görüşmeyi bitirmen bana böyle düşündürttü Alisa." dediği an ise tutuklu kalmıştım.

•••

Evet neler düşünüyorsunuz ? ❤

Yine size kıyamadım dayanamadım sıkılıyorsunuzdur diye bitirdiğim gibi yayınladım.

Yorumlarınızı bekliyorum 🌸

Bölüm sonu

2 yorum