Medya - Savaş beyimiz..
Sabaha karşı olan uçağı hiç gocunmadan havaalanında beklemiş saati geldiği gibi binmiştim. Yaklaşık iki saat sonra ise sabahın erken saatinde Savaş'ın her yerden daha güvenli olan kollarında duruyordum.
Saçlarımı bir yandan okşarken diğer yandan beni göğsüne bastırıyordu. Benimse yaptığım onun şefkatiyle daha da fazla zayıflayan bünyemden dolayı ağlamak oluyordu.
-"Eve gidelim mi ?" diye sorunca iç çekip başımı salladım.
Ona öyle sıkı sarılmıştım ki bollaştırınca kollarım ağırmıştı.
-"Bu bileğinin hali ne senin ?"
Gözlerim kaydığında kızarmış bir ten gördüm. Azad'ın olan gücüyle tutup çekiştirmesi yüzünden olmuştu.
Elini ensesine atıp üflediği nefesle Arslan enişteme döndü.
-"Ben bunun ağzına sıçmaya gitmezsem rahat nefes alamam." dediği an kolunu tuttum.
-"Savaş." dememle kararmış gözleri bana döndü.
-"Onu mu koruyorsun hala ?!"
Bakışlarım anında acıya boyanmıştı.
-"Hayır. Sana bir şey olmasını istemiyorum."
-"Önce Alisa kendine gelsin. Sonra ne olup bittiğini bize anlatsın. Savaş sende kendine hakim ol kardeşim."
Ala'nın kollarıyla buluşurken sırtımı sıvazlamıştı.
-"Keşke gitmene engel olsaydım."
-"Eve gidiyoruz. " Savaş ceketini çıkartıp omuzlarıma koyduktan sonra arabaya kadar ilerletti.
-"Sizde evinize gidin."
-"Hayır bizde geleceğiz ! Ben Alisa'nın yanında olacağım." diye karşı çıktı Ala Savaş'a.
-"Ya Ala hamilesin yorma kendini güzelim hadi abi al karını git. Yarına bir araya gelirsiniz."
Arslan eniştem Ala'yı yoğun uğraşlar sonucu uzaklaştırırken bende Savaş'ın arabasında arka koltuğa oturmuştum. Her hücremde tonlarca ağırlık varmış gibi yorgundum.
Koltuğa yığılıp kaldığımda yanıma oturup güçsüz bedenimi göğsüne yasladı.
-"Çok uykum var." diye mırıldandım.
Hiç uyumadan iki kere uçağa binmiş üstüne üstlük yaşadıklarım pahasıydı.
-"Uyuyabilirsin." demişti ama aksine uyumak istemiyordum.
Karın kısmına kayan elimi kaldırıp gözlerimi sildim. Araba çoktan hareket etmişti.
-"Beni bıraktın." dedim içli içli.
Kollarını dolayıp saçlarımı öptü.
-"Ben seni asla bırakmam."
-"Bıraktın ama sensiz hiçbir şeyle baş edemedim." Gömleğini birer birer ıslatan yaşlarımı eliyle silip derin bir nefes aldı.
-"Uyu güzelim uyu."
Artık dayanamayan gözlerim çoktan kapanmıştı.
Bu sefer huzur içinde kapanmıştı.
'
Kıpırdanıp gözlerimi aralarken başımın ağrısı ile kaşlarımı çattım.
Yatağımdaydım.
Hatırlamak istemediğim anılar zihnime bir bir akın ederken diğer tarafıma dönüp yüzüme sarılan saçlarımı geri ittim.
-"Günaydın nasıl hissediyorsun ?"
Duymayı planlamadığım ses ile irkilirken boynumu dikleştirip odama baktım. Kapının yanında olan tekli koltukta Savaş oturuyordu.
Halsizce tektar başım yastığa düşerken berbat göründüğümü tahmin ederek örtüyü yüzüme kadar çektim.
-"Çok endişelendim." Bu defa sesi daha yakından gelmişti çünkü hemen yanıma oturmuştu. Usulca örtüyü çekince karşı koymadım.
Gözlerim kapalıydı. Parmağını şişkin göz kapaklarımda hissettim.
-"Bırakıp gidemedim. Eğer daha rahat olacaksan alta inebilirim." diyince gözlerimde olan büyük ve soğuk elini elimle kavrayıp boynumla göğsüm arasına çektim.
Bir nevi gitme demekti. Söylemeye halim yoktu.
Sesli bir nefes verdiğini işittim. Ardından dudaklarını alnıma bastırmıştı. Sonrasında tekrar nasıl uyuya kalmıştım bilmiyorum ama güne ikinci uyanışımda odaya giren ışık azalmış akşam karanlığı çökmeye başlamıştı.
Durumu algılama çabalarımda yüzüme vuran ılık nefes ile bir an neye uğradığımı şaşırdım. Savaş'ın bilindik losyon kokusu geldiğinde ise göğsümde kalan nefesi dışarı vermiştim.
Sol tarafının üzerinde rahatsız bir pozisyonda uyuya kalmasının sebebi elinin hala ellerimde olmasıydı.
Onu uyandırmamaya dikkat ederek yataktan kalktım. Hiç uyumayıp durduğunu tahmin ediyordum ve bir süre daha uyuyacağını düşünerek banyoya girdim.
Bedenimle birlikte ruhumu ele geçiren berbat hislerin az bir kısmını atma isteğiyle duş almıştım.
Gevşemiş tenimi bornoza sarıp giysi bölümüne doğru geçtim. Aldığım iç çamaşırlarla birlikte penye bir geceliği banyoda giyinip saçlarımı kurutmadan yatağa geri gittim.
Oturur pozisyonda Savaş'a baktığımda üzerindeki gömleği patlayacak gibi ona yapışmıştı. Çenesinin kenarını kaşıyıp yatağımın büyük bir kısmına yüz üstü yattı.
Gözlerimi ondan ayırmadan ellerimi yanağımın altında birleştirip yanına uzandım.
Tam uykuya dalıyordum ki odamın kapısının açıldığını fark ettim. İçeriye dolan koridorun ışığı ile oda aydınlanırken gözlerimi kıstım.
-"Savaş da buradaymış." Ala'nın sesiydi.
Bunu benimle beraber Savaş'da duymuş olmalı ki yüzündeki mimikler oynamıştı.
Yataktan destek alıp doğruldum ve kapıya doğru baktım. Arslan eniştemle ikisi girişte duruyordu.
-"Uyandırdık mı ? Seni çok merak ettim." dedi kısık sesle.
Başımı iki yana salladım.
-"Uyanıktım." dediğimde sesim çatallı çıkmıştı.
Savaş o sırada başını kaldırıp beni görünce tekrar geri yattı ve kollarını açarak esnedi.
-"Biz altta bekliyoruz. " diyen Ala kapıyı kapatıp gidince oda tekrar karanlığa bürünmüştü.
-"Uyumuş muyum ben ? Seninle ilgilenmem gerekirken uykuya düşmüşüm." Daha çok kendi kendine konuşurken başımı hafifçe omzuma doğru yatırıp baktım.
-"Bende uyuyordum." diye söyledim mırıltıyla.
Gözlerini ovuşturup sırt üstü döndükten sonra dikleşerek kalktı. Gömleği kırış kırış olmuştu.
-"Bir şeyler ye başının ağrısı geçsin."
Başımın ağırdığını nasıl anlayabiliyor bilmiyorum ama ona bu yüzden minnettar olabilirdim.
-"İlaç alırım geçer." diyerek dizlerimin üzerinde emekleyip yataktan indim. Önümde durmuş çekilmemişti.
-"Hayır yemek yersen daha iyi olacaktır. İlaç içmene gerek yok."
Yanında huzuru bulduğumu sandığım adamın yaptıklarının karşısında Savaş'ın hep beni düşünüyor olması burnumu sızlatmıştı.
Dudağımı ısırıp kendimi göğsüne yasladım. Bunu beklemiyor olsa bile bir kaç saniye geçmeden bana sarılmıştı.
-"Seni buna zorladığım için üzgünüm ama iyi ki varsın." dedim titreyen sesimle.
Saçımda gezinen eli durmuştu.
-"Ne zorlamasından bahsediyorsun ?"
Gözlerimi kapatıp yanağımı sert göğsüne bastırmaya devam ettim.
-"Beni hayatından çıkartmıştın."
-"Öyle bir şey yapmamıştım. Deli deli konuşma sen benim için her şeyden daha çok önemlisin. Ve seni mutlu etmek de öyle."
Göğsünden ittirip geri çekildim ve karanlıkta gözlerine bakmaya çalıştım.
-"O zaman neden beni onca yükün altında tek bıraktın ? Hemde bir ay boyunca."
Göğsünü şişirip indirirken eli saçlarındaydı.
-"Boşver bunu. Sen iyi misin ? Artık konuşalım mı ?"
Başımı olumsuz anlamda salladım.
-"Beni asıl üzen senin yaptığındı. İlk önce sen anlat."
-"O akşam...Clarissa'yı biraz zorlayıp duyduklarını bahsetmesini sağladım. Senin mutlu olmak için bana değil...o şerefsize ihtiyacın vardı. Bu yüzden doğru olanı yaptım."
Taşlar birer birer yerine otururken var gücümle ona vurdum.
-"Bunu yapmış olamazsın ! Ne kadar kahroldum biliyor musun ?! Benden neden kaçtığını düşünürken kafayı yedim ! "
Yumrukladığım ellerimi tutup zorla sarıldığında sakinleşip göğsünde sinmiştim.
-"Özür dilerim. Böyle olacağını bilseydim gideceğin yolları yıkardım yine de seni göndermezdim."
Göğsünde hıçkıra hıçkıra kendimi kaybederken ağlamamın bitmesini sabırla beklemişti.
-"Bana çok kötü davrandı. Kolumdan tutup zorla konağa kadar sürükleyip beni ailesinin önüne getirdi. Ona direnmelerimi yok saydı ruhu kaybolmuş gibi sadece kendi sesini duydu."
Anlatırken yeniden o ana döndüğüm için aynı duygular tekrar bana gelmişti.
-"İstemiyorum dedim dinlemedi. Çok kötü hissettim. Yaşananların bir patlamasıydı sanırım gözünün önünde ağlamamı hiçe saydı. Onu küçük düşürdüğümü bana olan hislerinden dolayı pişman olduğunu söyledi. Ben ne yaptım ki ?" dedim çaresizce. Onun yaptığı doğruydu da tepkilerim mi kötüydü ?
-"Şerefsiz piç."
Başımı öpüp yüzümü kavradı ve eğildi.
-"Sen hiçbir şey yapmadın. O seni hak etmediğini gösterdi. Ama ben ona hak ettiğini göstereceğim hiç şüphen olmasın. "
Yanaklarımı silip ona baktım.
-"Bir şey yapma. Hem sana zarar gelmesini istemiyorum hem de ne olursa olsun ailesiyle Arslan eniştemin bağı var."
Başını öylece sallayıp geri çekildikten sonra
-"Eğer iyi hissediyorsan inelim." dedi.
-"İyiyim."
-"Önce şu dağılmış sıfatımı düzeltsem iyi olur." diyince minik bir gülümsemeyle peşinden baktım. Banyoma girdiğinde odanın ışığını açtım ve üzerime ince uzun bir hırka geçirdim. Geceliğim askılıydı ve südyen giymemiştim bu yüzden kamufle etmem daha iyiydi.
Savaş çok geçmeden geldi. Birlikte alta indiğimizde ikisi oturuyordu. Ala beni görür görmez yanıma gelip sarıldı.
-"Sana bir şey oldu diye ne kadar korktum tahmin bile edemezsin."
Hamilelikten dolayı duygusaldı ve kolay ağlıyordu. Fakat bende o duygusallıktan dahası vardı.
-"İyiyim iyiyim sadece toparlanmam için zamana ihtiyacım var." dedim fısıldayarak.
Yanaklarımı öpüp ellerimi tuttu.
-"Birlikte her şeyin üstesinden geliriz."
Onu onaylayıp süzülen yaşlara rağmen gülümsedim.
Bir kaç adım sonrası ise Arslan enişteme ait kollardı.
-"Birlikteliğiniz yüzünden hissettiğim endişeyi keşke sana daha net söyleyebilseydim. Bunları yaşamanı istemezdim ama Azad hep baskıcı bir adam olmuştur. Birbirinizden etkilendiğiniz o kısa anlarda iyi birisi olduğundan eminim ama onun karakteri böyleydi. Değiştiremezdin. Çok üzgünüm Alisa."
Sırtına koyduğum elimi çekip uzaklaşırken saçlarımı geriye ittirdim.
-"Senin suçun değildi. Ben tanımadan kapılmıştım."
-"Gel ve bize olanları anlat." Elimden tutup koltuğa oturttuğunda Ala hemen yanıma Savaş ise aldığı sigara paketiyle dışarı çıkmıştı. Neden çıktığını anlayamasam bile yanımda konuyu merak edenlere odaklanmak zorundaydım .
Tek tek anlatıp bitirdiğimde Ala peçeteyle gözlerini siliyordu.
-"Pislik. Sana böyle bir şeyi yapmaya hakkı yoktu ! Neden her insan gibi ilişkinizin zamanla ilerlemesini beklemedi ?! Hemde siz böyle sarsıntıdayken bu yapılır mıydı ?"
Arslan eniştem onun omzunu sıvazlarken bir şey söylemeden ayağa kalktım.
Clarissa ortalıkta görünmüyordu. Savaş'a söylemesinden dolayı ona kızgın değildim. Biliyorum ki Savaş zorlamıştır.
Mutfağa girdiğimde çalışanlar durmuştu.
-"Buyrun Alisa hanım ?"
-"Bir bardak su alabilir miyim ?" diye rica ettim.
Hemen vermişlerdi.
-"Bir şey yemediniz. Şimdi masayı kuruyoruz."
Başımı sallayıp salona geri döndüm. Savaş gelmişti ve ayakta duruyordu.
-"Yemeğe kalır mısınız ?" diye sorarken bir yanım yalnız kalmaktan hoşlanmadığını bas bas bağırıyordu.
-"Ben üzerimi değiştirmeye gideceğim. Siz Alisa'ya eşlik edersiniz değil mi ?" dedi Savaş keskin bakışlarını onlarda gezdirirken.
-"Tabikide." dedi Ala anında.
Savaş'ı geçirmek için kapıya doğru ayaklarımı sürükleye sürükleye yürüdüm. Üzerimden tır geçmiş gibi bedenim ağırıyordu.
Kapıya geldiğimiz an yarım saniyede arkasına dönünce burnum göğsüne çarpmıştı.
-"Ay." dedim acıyan burnumu tutarken.
-"Taş mı yiyorsun ?" dediğimde gözlerini devirmiş beyazlığıyla parlayan dişlerini göstererek gülmüştü.
Yanağımı okşamak için uzattığı eline vurunca belimden tutup kendine çekti.
-"Seni korumak için güçleniyorum." dedi kulağıma fısıldayarak. İç gıdıklayan nefesinden dolayı başımı eğince dudakları yanağıma değdi.
Yakınlığı normalden fazla olduğu için ikimizinde yüzü bocaladı ve aynı anda çekildik.
Saçımı kulağımın arkasını sıkıştırıp bakışlarımı kaçırdım.
Yanağım mı kızarıyor benim ?
-"Görüşürüz. Dikkatli ol." dedim boğazımı nazikçe temizleyip.
Saçma sapan bir hale bürünmeyi bırakarak ona gülümseme gönderdim.
-"Görüşürüz tekrar uğrarım." dedi kapıdan çıkarken.
Arabaya binmesinin ardından kapıyı kapatıp içeriye geri dönmüştüm.
'
Ertesi gün uyandığımda saat öğleyi geçiyordu. Gece geç uyuyunca haliyle geç kalkmıştım. Bütün gece yatakta oturmuş iç sesimi dinlemiştim. Bir şeyler hissettiğim adamın bana yaşattıklarını hazmetmek kolay olmayacaktı. Ve onu unutmak da öyle.
Ama ben bu yaşıma kadar kendimi ebeveynlerimin yardımı olmadan güçlü birisi olarak yetiştirmiştim. Anne ve babasız büyümek belki de en parçalayıcı etken olsa bile bu beni güçlendirmiş hayata daha çok tutunmama sebep olmuştu.
Küçükken korkup ağladığımda kendime sarılmış , düştüğümde yerden tutarak kalkmıştım.
Ellerimle yaşayarak öğrenerek geldiğim bu yaşımda kendimi bir hayal kırıklığı yüzünden bir adam yüzünden asla bırakmayacaktım. Evet ağlardım üzülürdüm ama geçecekti. Her şey geçmişti. 6 yaşımda merdivende düşüp kırdığım kolum iyileşmeyecek sanıp anneme ağlarken o beni dadıma bırakıp gitmişti. Ama kolum da iyileşmiş geçmişti.
O zaman küçük bedenim her şeyin geçeceğini öğrenmişti.
Kalbimdeki kırıkların kanayan yerlerini görmezden gelerek yataktan çıktım. Koltukta duran ceket gözüme çarpınca ufak adımlarla oraya yöneldim.
Savaş'ın ceketiydi. Elimle yokladığım zaman kaliteli bir deriden yapılma cüzdanının içinde olduğunu fark ettim. Bu da demektir ki önemliydi.
Zorlukla bulduğum telefonumu alıp banyoya girdim. Suyu açarak ısınma süresini beklerken Savaş'ı aramıştım.
-"Merhaba güzelim nasılsın ?"
Dudaklarım hareket ederken yukarı kıvrılmıştı.
-"Daha iyiyim." dedim.
-"Yanına gelmemi ister misin ? Yada dışarı çıkabiliriz."
-"Aslında ceketin burada kalmış onu söylemek için aramıştım. Yani senin gelmen gerekiyor." derken sesini dışarıya verip banyo tezgahına bıraktım. Geceliğimi sıyırıp yere atmıştım.
-"Ah doğru bende saatlerdir cüzdanımı arıyordum. Düşürdüğümü sanıyordum."
-"Duşa giriyorum gelirsin." dediğimde banyoyla ilgili utanç verici anı aklıma gelmişti. Yanaklarım yine kızarmaya döndü.
-"Tamamdır." diyip kapattı.
Koku esanslarıyla dolup taşan banyomdan çıkmadan saçlarımı kurutmuştum. Odaya girdiğimde ise nevresimleri değiştiren Clarissa'yı gördüm.
-"Alisa ben özür dilerim. Yapmamalıydım." diyerek önümde durunca kolunu sıvazladım.
-"Üzülme ben sana kızmıyorum ki."
Kırgın bakışları gözlerime değdiğinde ciddi anlamda üzüldüğünü görmüştüm.
-"Savaş bey senin için çok endişeleniyordu. Söylemek zorunda kaldım. Seni tahmin ettiğinden daha fazla düşünüyor bütün gece başında bekledi. Ara sıra uyanıp sana bakmaya geldiğimde kapı aralık olduğu için gördüm girmedim. Gideceğini düşünmüştüm gitmedi."
Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim.
-"Biliyorum. Yanımda olduğu için çok şanslıyım." dedim gülümseyerek.
-"Kesinlikle öylesin Alisa." dedikten sonra aynanın karşısına oturunca saçlarımı güzelce dalgalandırmıştı.
O odamın geri kalanını toplarken bende etrafı morarmış gözlerime güzel bir makyaj yaptım.
Ağlamasını bilirken öyle de toparlanmasını bilirdik.
-"Merhaba hanımlar." Kapının aralığından başını uzatan Savaş'ı görünce makyaj fırçasını elimden bırakıp kalktım. Sonra hemen yakası açılmış bornozumu unuttuğumu görünce hızla düzeltip öyle ona baktım.
-"Hoşgeldiniz Savaş bey." diyen Clarissa odadan ayrılmıştı.
-"Hoşgeldin. Hemen gidecek misin ?" diye sorarken karşısında ikinci kere kısmen çıplak oluşum beni utandırıyordu.
O da anlamıştı ve ensesini kaşıyıp ceketini almak için eğildi.
-"Kahvaltı yapmadığını düşündüm. Çıkalım karnını doyuralım." derken gözlerime bakmıyordu yalnızca etrafta gezdiriyordu.
-"Olur." dediğim gibi onun çıkmasıyla iç çamaşırlarımı giyindim. Dışarıda ki hava içimin kasvetinin aksine oldukça güneşliydi.
Askıdan aldığım iki parçayı üzerime giyinip şeffaf bir ayakkabı seçtim ve onu da ayağıma geçirdim.
Alt kata Savaş'ın yanına indiğimde onun arabasına binmiştik. Bizde kalan ceketini korumasına vermiş cüzdanını üzerindeki ceketine koymuştu.
Telefonunun zil sesi arabanın içini doldururken geriye yaslanıp ona baktım.
-"Efendim Oğulcan ?"
Oğulcan yakın bir arkadaşıydı fakat çok fazla yüz yüze gelmemiştim. Belki iki veya üç kez konuşmuşluğumuz vardır.
Boynuna doğru inen sakalında parmaklarını gezdirip sıkıntılı bir nefes koyuverdi.
-"Akşam gelirim mekanı mesaj atarsın." diyince nereye gideceğini merak etmiştim.
-"Tamam kapat."
Telefonu koltuğa bırakırken bakışlarımı görmüş göz kırpmıştı.
-"Neden yavru kedi gibi bakıyorsun ?"
Benzetmesine göz devirmek istesem de yapmadım.
-"Nereye gideceksin ?" dedim ciddi ciddi.
-"İş." dedi dümdüz ileri bakıp.
-"Yaa öyle mi bende inandım." dedim uzatarak.
-"Tamam iş değil. Oğulcan'ın işleri yakamı bırakmadı. Tek başına zamparalık yapmaktan sıkılmış." dediği gibi gözlerimi büyüttüm.
-"Ne dedin ne ?" Omzuna vurunca elim acımıştı.
Gülerek başını cama doğru çevirmişti.
-"Sordun cevap verdim bende."
Pişkin haline daha fazla kaşlarımı çattım. Böyle tuhaf şeyleri daha önce yanımda dile getirmediği için şaşırmış yadırgamıştım.
-"Gitme sen boşver Oğulcan tek takılmaya devam etsin." dedim gözlerimi yere indirip.
Sesli verdiği nefesin eşliğinde kolunu omzuma dolamış sarılmıştı.
-"Pekala gitmem yanında kalırım." diyerek konuşmaya güzel bir nokta koymuştu.
•••
Merhaba nasılsınız ? ❤
Ben evde durmak yüzünden artan hassasiyetimle olumsuz yorumlardan etkilenmiş olarak biraz mutsuzum.
Bölümü beğendiniz mi merak ediyorum yorumlarınızı bekliyorum 🙏
