İçeriğe geç

VİRAN

Bölüm 3 · 12 dk okuma

VİRAN

Bölüm 3

3.Bölüm

Hiç hızını kesmeden restoranta girmişti Viran. İlk geldiğinde onu karşılayan kadını gözleri aradı. Onu bulamadı ama yanına orada çalıştığı belli olan biri gelmişti.

“İyi günler. Kime bakmıştınız?”

Gülümsemiş sonra da konuşmaya başlamıştı genç kız.

“İyi günler. Ben burada çalışmaya başladım. Bugün benim ilk iş günüm.”

Kızın söyledikleriyle kafasını sallamıştı.

“Öyle mi, hayırlı olsun!”

Tanışmak maksatlı elini uzatmış kıza , adam.

“Bu arada Melih ben.”

Adamın uzattığı eli sıkıp ,kendini tanıtmış, Viran.

“Memnun oldum , ben de Viran.”

“Ben de memnun oldum Viran.Evet tanışma faslını geçtiğimize göre sormak isterim ki sen neden direkt içeri girip hazırlanmadın da etrafa bakındın?”

“Ben buraya geldiğim de bana Özlem Hanım diye bir kadın yardım etmişti.Beni Ömer Bey’in yanına götüren de girişimi yapan da oydu. O yüzden ilk içeri girdiğim de ilk onu aradım. Bu arada hazırlık derken , ne hazırlığı?”

Kızın söyledikleriyle surat ifadesi tuhaf bir şekil aldı. Özlem Hanım Ömer Bey’in asistanı oluyor kendileri. O bu restorantta çalışmaya başladığın da Özlem Hanım oradaydı zaten. Neredeyse üç yıl geçti ama o kadına bir türlü ısınamamıştı Melih.Kadına olan gıcıklığını bir tarafa bırakıp ,Viran’a cevap verdi Melih.

“Biliyorum, Özlem hanım , Ömer bey’in asistanı . O yüzden bu işlere o bakıyor. Ömer Bey’in bir toplantısı olduğu için çıktı ikisi de.”

Üstünde ki garson kıyafetini çekiştirip , konuşmaya devam etti Melih.

“Hazırlık , bu garson kıyafeti giyeceksin. Gel , hadi! Girişin yapıldıysa ben sana yardım ederim. Sen hazırlanana kadar diğerleri de gelir zaten.”

Dedikten sonra yürümeye başlamıştı.Kız adam onu görmese de kafasını olumlu mana da sallayıp, peşine takılmış. İlk gün ki bir sağ , bir sol diye diye bir koridor boyunca yürümeye başlamışlar. Sonun da bir kapının önüne gelmişler. Melih kapı açıp içeri girmiş ve kızın da içeri girmesiyle kapıyı kapatmış. Viran içeri girdiğin de odanın depo benzeri bir yer olduğunu görmüş.

Kolileri bir kaldırıp , bir indiren adama bakmış.

“Burada ki kolilerin içinde olacaktı. Bu aralar sürekli birileri işe girip , çıktığı için tüm herşey iç içe girmiş resmen.”

Adamın söyledikleriyle alnı kırışmış , söylenenleri anlamadığından dolayı.

“Sürekli girip, çıkan derken, ne demek istedin?”

Kafasını kaldırıp kıza şöyle bir bakmış, sonra da kafasını eğip , kaldığı yerden formaları aramaya devam etmiş.Bir taraftan da kızın sorduğu soruya cevap vermiş.

“Bu restorant tamamiyle lüks ve şatafattan oluşuyor. Bir sürü konuk geliyor. Tabi iyi huylu olanları var ama genellikle zengin tayfadan oluştuğu için sorunlu insanlar daha çok oluyor.Çoğu insan yoğunluktan diyerek ayrılsa da neredeyse hemen hepsi sorunlu müşteriler yüzünden ayrılmak zorunda kaldı.Dayanan bir avuç kişi işte yetişmeye çalışıyoruz ki artık sende geldin.”

Tüm kolileri alt üst ettikten sonra aradığını bulan Melih sevinçle bağırmıştı.

“İŞTE BULDUM , SENİ! KAÇAR MI BENDEN , HEHEYT YAVRUM BE!”

Adamın bağırmasını beklemeyen kız birden yerinden sıçramıştı. Bağırtılara ne kadar alışık olsa da yine de korkmadan edemiyordu. Kendini korumak için kaldırmak üzere olduğu elini nerede olduğunu hatırlaması ve adamın sözlerini idrak etmesiyle son anda engel oldu kendine Viran.

Kızın içinden geçenlerden haberi olmayan adam , kızın anlık korktuğunu düşünerek , kızın yanına yaklaşmış bir taraftan da konuşmaya devam etmiş.

“ Kız korktun mu ? Heyecandan sesimin ayarı kaçtı. Kusura bakma .”

Önemli değil gibisinden bir surat ifadesi yapmış kız.”

Mevzu kapansın diye adamın elinden kıyafetleri almış. Bir taraftan da ilginç bir şekilde deponun içinde ki kabine doğru gitmeye başlamış.

“Giyinip geliyorum . Bekle beni birlikte gidelim , bana biraz ortamı ,işi anlatırsın.

Kafasını sallayan adam , konuşmuş.

“Olur, bekliyorum seni.”

Formaların olduğu paketi açıp , kıyafetleri çıkarmış. Etek ve gömlek vardı paketin içinde etek biraz kısa gibi duruyordu. Giyince normal olur diyerekten giyinmeye başlamış . En son üzerine baktığın da giydiği eteğin , giyinmeden önce daha uzun göründüğünü düşünecek kadar kısaydı. Ailesinden biri onu bu şekil de görse muhtemelen ellerin de kalırdı. Yapacak bir şeyi olmadığı için eteği biraz daha aşağıya doğru çekiştirdi, belki bir faydası olur diye ama nafile tüm çabası boşunaydı.Etek olduğu gibi kaldı. Çokta takılmadı. Ailesinden birisin buraya gelme ihtimali yoktu. Gelmeyecekleri gibi onu bu halde de göremezler de zaten. Daha fazla kabinde durmamak adına çıktı.

Kabinin kapısının açılmasıyla ona doğru dönen adama bakmış , nasıl olmuş der gibi. Adam onu baştan aşağı saklamadığı hayranlık ifadesiyle incelemiş. Bir ıslık öttürüp konuşmaya başlamış.

“Kız sana ne olmuş! Bordo formanın bu kadar yakıştığı bir insan daha görmedim. Fıstık gibi olmuşsun !”

Adamın sözleriye utanan kız kafasını eğmiş önüne . Mırıltı gibi bir sesle teşekkür etmiş.

Kızın bu tavrını gören adam daha çok eğlenmeye başlamış. Hem gülüyor hem de kıza takılıyordu.

“Ne oldu utandın mı esmer şeker?” Diyip gülmüş.

Adamın daha uzatacağını anlayan kız , yerin dibine girmemek için konuyu değiştirmeye başlamış.

“Hani bana iş öğretecektin? Geç kalacağız , hadi gidelim , hadi!”

Depo da o kadar süre geçmişti ki nerede olduğunu unutmuştu Melih. Dank eden gerçekle panikle odadan çıkmış, çıkarken de konuşmaya başlamış.

“Gerçekten ya! Unuttum ben onu tamamen.Koş kız ,koş! Gidelim hemen içeri.”

Adamın panikle koşmasıyla önce kafasını sallamış sonra da küçük bir kahkaha atmıştı. O da adamın arkasından çıkmış, masaların oraya gelmişti. Geldiğinde diğer garsonlarda gelmişti. Melih ona işleyiş hakkında bilgi vermiş , ne yapacağını ince ince anlatmıştı.Daha önce garsonluk tecrübesi olduğu için çokta zorlanmamıştı zaten. Hemen işe adapte olmuş , müşterilerle ilgilenmeye başlamıştı.

Melih’in dediği gibi sorunlu müşteri yoktu ama restorantta adım atacak yer yoktu. Sanki Ankara’daki insanların hepsi buraya üşüşmüştü sanki. Saatlerce mola bile vermeden çalışmışlardı. Arada geri kalan diğer arkadaşlarla da tanışmıştı.Adlarının Elif, Dilara, Mihri ve Erhan olduğunu öğrenmişti. Fatih ve Anıl’ın izinli olduğunu öğrenmişti. Nihayet müşteriler azalmıştı da sıra olsa da yemek yemeye vakit bulmuşlardı.

Yemek yedikten sonra biraz güç toplayan Viran , arkadaşlarına dönüp,

“Ben çöpleri atıp geliyorum. Sonrasında ben çalışmaya başlarım , yemek yemeyen kim varsa o gelsin. Burası tekrardan dolmadan herkes yemek yiyebilsin.”

Herkesin işine gelen bu teklifi kafalarıyla onaylamışlardı. Damın üBeklediği tepkiyi alan Viran , çöpleri alıp , karşıda ki çöp konteynerine doğru gitmiş. Çöpü atmış, tam geri dönecekken önce sert bir fren sesi hemen ardında da çarpma sesi duymuş. Hızla kafasını oraya doğru çevirmişti.

Çarpan adam hiç durmadan basıp gitmişti. Hiç düşünmeden hızla yola doğru koşmaya başlamış.Onla birlikte etrafına bir sürü insan toplanmıştı. İçlerinden biri adamı kaldırmaya yeltenmişti. Kız çok bilgili olmasa da böyle bir durum da bir insanı yerinden kımıldatılmaması gerektiğini iyi biliyordu. Dönüp adama kızdı.

“Ne yapıyorsunuz ,siz? Araba çarpan bir insan böyle kaldırılır mı? İç kanama mı geçirsin istiyorsun ?!” diye hafif bağırmıştı. Kızın tepkisiyle yerdeki adamın üzerinden elini çekmiş ve bir iki adım geri gitmiş. Sonra konuşmuştu.

“Bilemedim ben. Yardım etmek istedim , sadece .”

Adamın söyledikleriyle kafasının sallayan kız konuştu.

“Yardım etmek istiyorsan eğer ambulansı ara, çabuk olsunlar.”

Bir taraftan konuşuyor , bir taraftan adamın kafasından gelen kanı durdurmaya çalışıyordu.

“Açılın biraz. Nefes alabilmesi için alan tanıyın.” diyerek başların da toplanan kalabalığı dağıtmak istedi.

Bir süre sonra yanına koşarak gelen Melih’i görmüştü. Dediklerine rağmen geri restoranta geri gelmeyince dışarı çıkmış , sonra da onları görmüş olmalı ki buraya gelmişti.

“Ne oldu bura da? Oha Giray Bey mi o ?”

Adamın şaşkınlıkla konuşmasıyla ona dönmüştü. Tanıyormuydu bu adamı , Melih?

“Tanıyor musun bu adamı? Tanıyorsan eğer hemen ailesini ara da haberleri olsun insanların.”

“Ben tanıyorum da sen tanımıyorsun galiba . Giray Bey , Giray Karaalp bu restorantın ve diğer restorantların sahibi. Tabi aynı zaman da Ömer Bey’in de ortağı oluyor.Arama konusuna gelirsek ben de ailesinin numarası yok. Yapacağımız şey sen numaranı bana verip, ambulansla birlikte hastaneye gideceksin. Biz de Ömer Bey gelirse ona anlatacağız olup bitenleri o şekilde seninle iletişim kuracağız.”

Adamın söylediklerine itiraz edecekti ama bir türlü kendisine konuşma hakkı vermemişti , Melih. En son susunca o da konuşmuştu.

“Ya gelmezse o zaman ne olacak?” diyen kızla adam tekrar konuşmaya başladı.

“Ömer Bey gelmezse bile Özlem Hanım gelir muhakkak o Ömer Bey ‘i arar , her türlü gelir yani merak etme.”

Kız itiraz edecekken gelen ambulansla Melih lafı ağzına tıkmıştı.

“Hadi sen de git. Haberleşiriz sonra .” diyerek koşarak restoranta dönmüştü. Adamın arkasından bakakalmıştı kız.

Giray Karaalp’i ambulansa taşıyan görevlilerden biri konuşmaları duymuştu ve Viran’a yönelik konuşmaya başladı.

“Gelecekseniz eğer acele edin ! Bir an önce hastaneye gitmemiz gerekiyor.”

Görevlinin sözleriyle kafasını olumlu mana da sallamış ve mecburen ambulansa binmişti.Onun binmesiyle görevli ambulansın kapısını kapatmış ve gitmişti. Kısa bir süre sonra araç hareket etmişti.

Yol boyunca hareketsizce yatan adamı izlemişti. İlginç bir şekilde adam ona tanıdık geliyordu.Sanki daha önce adamı görmüş gibi hissediyordu.Sarışın ve uzun boylu bir adamdı. Hem de baya uzun boylu bir adamdı. Sedyeyi ambulansa taşırlarken göz ucuyla görmüştü , sedyenin onun altında yok olduğunu.

Kısa bir yolculuğun ardından nihayet hastaneye varmışlardı.Hızla adamı ambulanstan indirmiş , hastaneye doğru koşmaya başlamışlardı. Ambulanstaki cihazların çıkardığı seslerden hiçbirşey anlamamıştı. Belli ki iyi şeyler olmamıştı ki bu kadar paniklemişlerdi. Onlar koştukça Viran da koşmuştu. Bir sürü doktor ve hemşire başlarına toplanmıştı. Hepsi sedyenin bir tarafından tutmuş koşuyorlardı. En son “Ameliyathane”yazan yerin yanına gelince ambulans görevlileri adamı doktorlara bırakıp gitmişlerdi. Olan bitenlere o kadar şok olmuş bir şekilde bakıyordu ki , doktorlarla birlikte o da içeriye girmeye çalışmıştı. Tabi izin vermemişlerdi.

“Hanımefendi ne yapıyorsunuz? Buraya giremezsiniz! Lütfen dışarıda bekleyin.” diyip Viran’ı dışarı çıkarmıştı hemşirelerden biri.

Gördüğü tepkiyle girdiği o ruh halinden sıyrılmış ve kafasını sallamıştı. Gidip ameliyathane dışındaki koltuklardan birine bırakmıştı kendini. Son kez kafasını kaldırmış bakmıştı . Adamı görmüştü. Daha da içeriye götürdüklerini görmüştü. Adam gözden kaybolana kadar ameliyathanenin de kapısı kapanmıştı.

Bir süre kapanan kapının ardından bakmış sonra da gözlerini ellerine çevirmişti. Elin de kan vardı. Patronun kanıydı hem de . Daha fazla dayanamadı ve elini yıkayabileceği bir lavabo aramış en sonun da bulamayınca oradan geçen birine sormuştu.

Girdiği lavabo da önce elini yıkamış . Sonra da Yüzüne su çarpmıştı. Biraz da olsa o dehşet halinden çıkabilmişti. Aslında başta bu kadar etkilenmemişti. Ya da o öyle düşünüyordu. Hastane de bir anda sanki kaza anındaymışçasına bir şoka girmişti. Şimdi biraz biraz kendine gelmişti. Bir haber gelebileceği düşüncesiyle fazla durmadan girdiği kapıdan çıkıp, ameliyathanenin yanına gelmişti. Geldiğin de kimseyi göremedi. Oturup beklemeye başladı.

Aradan neredeyse 3 saat gibi birşey geçti. Ne ameliyathanedrn biri çıktı ne de Ömer Bey geldi. Bir saat önce Melih ile konuşmuştu.Ne Ömer Bey ne de Özlem Hanım telefonlarını acımamış. Toplantı uzamış olsa gerek ki geri dönüş yapmamışlardı. Aradan geçen birkaç dakika sonra ameliyathanenin kapısı açılmıştı. Sedye de Giray Bey yanında doktor ve hemşireler çıkmıştı. Son anda bir doktoru durduran Viran adamın durumunu sormayı akıl edebilmişti.

“Giray Bey’in durumu iyi şu anda. Ameliyat biraz zorlu geçti ama güçlü bir bünyeye sahip olduğundan sebep durumu çabuk toparladı. Hafıza kısmında bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz ama kolunda olan çatlaktan dolayı bir süre alçı da kalacak. Şimdi normal odaya alıyoruz. Refakatçi siz iseniz gidebilirsiniz. Bir durum da acil durum butonu var yatağın yanında oradan hemşireleri çağırabilirsiniz. Şimdi müsaadenizle gitmem gerekiyor .İlerleyen zamanlar da sizi tekrar bilgilendiririz.”

Adamın söyledikleriyle kafasını sallamış ve teşekkür etmişti. Adam da kafasını sallamış ve genç kızın yanından ayrılmıştı.

Kız doktorun koridorda gözden kaybolmasıyla o da danışmaya doğru ilerlemeye başladı. Sora sora danışmayı bulmuş ve Giray Bey’in odasının nerede olduğunu sormuş ve öğrendikten sonra oraya doğru gitmişti.

Odanın kapısını açıp önce başını sokmuş sonra da bir ses duymayinca tamamen odaya girmişti Viran.

Odaya girdikten sonra yatağın yanındaki koltuğa oturmuş ve etrafına bakmaya başlamıştı. En son gözleri yataktaki adamı incelemeye başladı. Sarışın, uzun boylu ama öyle böyle değil neredeyse şuan yattığı yatak ona küçük gelecekti. Adam kaza geçirmiş olmasa bu duruma kesin gülerdi. Yumuşak bir surat ifadesi var. Bir insan hem güzel hem de yakışıklı olabilir miydi, bu adam öyleydi.

Bir süre adamı izleyen kız bütün günün koşuşturması yüzünden yorulmuş ve uyuya kalmıştı. Ne kadar süre uyudu bilmiyordu ama Ömer Bey’in ona seslenmesiyle uyanmıştı.

“Viran, Viran hadi uyan!”

Uyanıp adamı farkeden kız uyku sersemi bir şekilde bir anda ayağa fırlamış ama dengesini sağlayamayıp yere düşmüş. Aynı anda da adamın kahkahasını duymuş. Adam Viran’ı yerden kaldırırken bir taraftan gülüyordu.

“Niye fırlıyorsun yerinden öyle , sakin ol. Bu saate kadar beklemiştim sağol. Yorulmuşsundur. Artık eve gidebilirsin. Hatta -”

Adamın ev lafıyla dehşete düşmüştü Viran. Gündüz kaçta çıkacağını sorup arayacağını söylemişti annesine ama bırak onu söylemeyi şu birkac saatte yaşadıkları yüzünden aklına arayıp haber vermek gelmemişti.Evde durumu nasıl anlatacak nasıl dayak yemeden kurtulacaktı bilmiyordu. Annesine bir ihtimal anlatabilirdi ama abisi eve gelmişse eğer hiçbir sebebi kabul etmeden canına okuyacaktı. Adamın cümlesini tamamlamasına izin vermeden koşarak odadan çıkıp gitmişti. Arkasında şaşkınlıkla bakan patronunu bırakmıştı. Halbuki adam seni bıraktırabilirim de diyecekti ama kız buna fırsat vermemişti. Adamın da bundan sonra yapacak birşeyi de yok zaten.

Koşarken bir taraftan da aceleyle telefonunu açmıştı. Annesinden 46 cevapsız arama vardı. Daha ne kadar korkabilirdi bilmiyordu ama daha fazlası vardı emin oldu . Evde onu ne beklediğini bilmek ve canının yanacağını daha gitmeden bilmek berbat bir histi. Gecenin on ikisiydi. Bu saatte onu eve götürebilecek bir araç olmadığı için koşarak gitmesi gerekiyordu. Nihayet eve vardığında saat bir buçuk olmuştu.

Eve baktığın da hiçbir ışık göremedi. Uyuduklarını düşündü. Planını yapmıştı. Sessizce eve giricek direkt odasına girip uyuyacak sabahta herşeyi anlatacaktı.

Sessizce eve girdi Viran.Ses yoktu bu onu rahatlaması gerekirken sanki daha çok veriyordu. Biraz ilerledikten sonra tam odasına gidecekken salondaki karartıyı farketmiş. Çığlık atacakken son anda ağzını kapatmıştı. Dikkatli bakınca abisinin olduğunu farketmiş. Zaten korkan Viran artık titremeye başlamıştı.

“A-bi valla ön-eml-i birşey olmasa geç kal-mazdım. ”

Adamın ayağa kalkıp ona doğru gelmesiyle önce susmuş sonra da geri geri gitmeye başlamıştı. Adam hiç konuşmadan ona doğru ilerliyordu. Bu döngü kız sırtında duvarı hissedince bitmişti.

Kız tekrar konuşmaya başladı.

“Restorantın sahibi kaza geç-”

Kızın lafını tamamlamasına izin vermeden tokadı basmıştı Metehan. Kızın anlatacakları onun umrunda bile değildi. Onun tek derdi Viran’ın canını nasıl daha çok yakabilirdi,onu düşünüyordu.

Tokadı yiyen kız anlık çığlık atmıştı. Adam direkt boğazına yapışmış. Kısık sesle konuşmaya başlamıştı.

“O sesini kes yoksa ben kökten keserim.”

Kız korkuyla kafasını sağlamış. Adam kıza tekrar tokat atmış . Tam bir daha atacakken az önceki çığlığı duyan anne ve babası uyanmış. Odadan çıkmışlar. Viran’ın boğazında eli olan Metehan’ı görmüşlerdi.

Babası ve annesi tiksinti ifadesiyle Viran’ a bakıyorlardı. Viran bunu farketmişti ama üzülmedi . Alışmıştı artık bu bakışlara. Şuan tek istediği abisinin elinden kurtulmaktı. Kimse birşey demeden hızlı hızlı konuşmaya başladı genç kız.

“Anne , anne valla arayacaktım. Restorant çok kalabalıktı önce sonrasın da restorantın sahibi kaza yaptı . Hastahaneye gitmek zorunda kaldım. Benden başka gidecek kimse yoktu. Restorantın diğer ortağı gelene kadar kalmak zorunda kaldım. Yemin ederim böyle oldu.

Ağladı ağlayacak bir durumdaydı Viran. Anne ve babasına baktı. Annesi ve babası birbirine baktı. Sonrasında Attilla Bey konuşmaya başladı.

“Mete kızı bırak , sonra da gidin zıbarın.”

Babasının sözleriyle daha çok öfkelenen adam , kizin boğazını daha çok sıkmaya başladı. Kız nefes alamamaya başladı. Kızın çırpınmaya başlamasıyla Atilla Bey bağırdı.

“METE!”

Babasının bağırmasıyla ona döndü Metehan. Babasıyla bir süre bakışmış ama babasının gözlerinde istediği şeyi göremeyince hızla kızı duvara savurmuştu. Kafasını çarpan kız zorlukla abisine bakmış. Abisi yüzüne tükürüp hırsla odasına girip kapıyı çarpmıştı .Sonra birbir odaların kapılarının kapanma sesini duymuştu Viran. Yine kimse onu düşünmemiş , bırakıp gitmişlerdi. Ağrıya daha fazla dayanamayan kızın bilinci kapanmıştı. Ne zaman kendi isteğiyle yatağına girip uyuyacaktı bilmiyordu Viran. Bildiği tek şey o günün bu gün olmadığıydı..

Bölüm sonu

1 yorum