Acımamıştı, acımayacaktı hem de hiçbir zaman. Çünkü o herşeyi görmüş ve duymuştu. İlyada küçüktü belki ama o değildi. Ve herşeyin Viran yüzünden olduğunu düşünüyordu. Zaten annesi de tersini söylememişti hiçbir zaman. Evde yaşanılan her kavganın Viran’ın varlığı üzerinden çıktığını görmüştü.
Mutlu ailesinin o geldikten sonra karanlığa çekildiğini görmüştü . O yüzden kıza hiçbir zaman acımamıştı. Annesi ve babası ne yaptıysa hep bir fazlasını yapmıştı. Kendince kızın çektiği acının , ödediği bedelin az geldiğini düşünüyordu. Bu yüzden bütün bu acımasızlığı . Ne yapsa, etse az geldiğini düşünüyordu. İşte bu yüzden Viran’ın bu evde en korktuğu kişi her zaman Metehan Yıldırım oldu. Ne annesi ne de babası...
Sabah ,ablasının ona seslenmesiyle uyandı. Doğrulmak istediğinde geceden kalma yaraları yüzünden bunu başaramamış, aynı zaman da canı yanmıştı ve ağzından küçük çaplı bir çığlık kaçmıştı.
Mavi gözleri ablasını bulduğunda onun korkmuş ve buruşmuş surat ifadesini görmüştü. Ablası yanına gelip hiçbir demeden kolunu tutmuş ve yerden kalkmasına ve yatağa yatmasını sağlamıştı. Ne ablası ne de Viran konuşmuyordu. Aralarında sözsüz bir anlaşma varmış gibi davranıyor ikisi de.
Her yara aldığın da ablası geliyor ona yardım ediyor, yaralarını sarıyor sonra hiçbir şey demeden odadan çıkıp gidiyordu. Zaten evde az da olsa ona insan muamelesi eden tek kişiydi ablası. Yardım etmesinden anlıyordu ablasının ondan nefret etmediğini ama evdekilerden de korktuğunu da anlayabiliyordu. Hiçbir şey de diyemiyor, anlıyordu onu . Zaten anlamaktan başka bir şansı da yoktu .
İlyada küçüktü o zamanlar . Neler döndüğünü anlayamadı bir türlü. Ne zaman Viran ‘ı sevmek istese ailesinden hep bir tepki gördü. Bir yerden sonra yaklaşmaya cesaret edemedi kardeşine. Neden böyle davrandıklarını defalarca sorsa da aldığı cevap her zaman öfke dolu bakışlar oldu.
Zaman içinde Viran’ın defalarca dayak yediğini gördü kapalı kapılar ardında. Engel olmaya çalışmak istediği her an hep abisi tarafından engellenmişti. O da açılan yaralara engel olamıyorum o zaman sararım ,dedi kendi kendine. Engel olmaya çalışmayı bırakıp , bulduğu her fırsatta gidiyor kızın yaralarını sarıyor sonra da hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gidiyordu.
Abisinin bu gün Viran ‘a yine zarar vereceğini herkesi evden göndermesinden anlamıştı. Gitmek istemese de engel olamayacağını bildiği için uzatmamış evden çıkmıştı. Az biraz uzaklaşmış , abisinin onun gittini düşünmesi için beklemiş sonra da evin içinden görünmeyecek bir yere saklanmış beklemişti.
Kısa bir süre sonra Viran’ın koşturarak eve geldiğini görmüştü. O eve girdikten kısa bir süre sonra evden bir çığlık sesi gelmişti.
Yerinden kalkıp eve girmek istedi ama gücünün abisine yetmeyeceğini bildiği için buna cesaret edemedi ve beklemeye başladı.
Ne kadar süre bekledi bilmiyordu ama birden evden durmadan Viran’ın acı çığlıkları gelmeye başladı. Dakikalarca da durmadı. O çığlık attıkça daha fazla dayanamayan İlyada da ağlamaya başladı. Kız çığlık attıkça o daha çok ağlıyordu. Ağlamaları o kadar arttı ki sesinin duyulmaması için ağzını kapatmak zorunda kalmıştı İlyada. Bu durum ne kadar süre devam etti bilmiyordu ama kesilen sesler ile o da durmuştu.
Önce evin kapanma sesini sonra da abisinin öfke dolu bağırışını duymuştu. Çıkan sesten dolayı yerinde sıçramıştı. Abisinin Viran’a ne yaptığını bilmiyordu ama duyduğu sesler ondan korkmasına ve yerinden çıkmamasına sebep olmuştu.
Bekledi, bekledi ki abisi gitsin o da kıza yardım etsin, yaralarını sarsın ama abisi sanki onun gitmediğini hissetmiş gibi gitmedi bir türlü. Sabaha kadar saklandığı yerde durmak zorunda kalmıştı İlyada.
Sabahın ilk ışıklarıyla abisinin arabasına binip gitmesiyle yerinden hızla çıkmış ve eve girmişti.
Odaya girdiğinde gördüğüne inanamamıştı. Abisinin acımasızlığının bir sınırı olmadığını fark etmiş ve ondan ilk defa bu kadar çok korkmuştu.
Fazla zamanı yoktu . Abisi gitmiş olabilir ama anne ve babasının ne zaman eve geri geleceğini bilmiyordu. Bir an önce pansuman yapıp gitmesi gerekiyordu.
Viran’ı yerden kaldırabilmesi için uyanması gerektiğinden kızı dürtüp, bir taraftan da seslenmişti.
“Viran, Viran hadi kalk!”
Kız uyanmış. Onu zorla yatağa yatırıp pansuman yapmış ve her zaman yaptığı gibi işini bitirmiş odadan çıkmak üzereyken kardeşinin seslenmesiyle durmuştu.
“Abla , Ablam gitmesen , olmaz mı? Yanım da dursan bu seferlik ?”
Herhangi bir tepki vermeyen ablasıyla ağlamaya başlamıştı Viran. Acı, acı konuşmaya devam etmiş.
“Bedenimdeki yaraları tedavi ediyorsun ama ruhumdaki yaralar duruyor, onları kim tedavi edecek? Onlara da şifa olsan , olmaz mı abla ?”
Ablasının her zaman gibi cevap vermeyeceğini anlayan genç kız daha çok ağlamaya başlamış. Onun ağladığını duyan İlyada hem bir yapamamanın acıyla hem de kızın çaresizce sarfettiği sözcüklerle o da ağlamaya başlamıştı . Ama yine de birşey diyemeden , pansuman yapmak için girdiği odadan ağlayarak çıkmıştı.
Viran da görmüştü ablasının ağladığını. Onun da çaresizlikle sustuğunu, onun da içten içe canın yandığını... Ağladı, yaşadığı hayat için. Ağladı hiçbir şeye gücü yetmediği için. Ağladı ona yardım etse de korkusundan onla konuşamayan ablası için.Dakikalarca yatakta ağlamış sonrasında da ağlaya ağlaya sızmıştı genç kız .
İki gün hiç beklemediği kadar sakin ve huzurlu geçmişti. Tekrardan iş bulduğu ve bunu annesine söylediği için mi yoksa abisinin ona yaptıklarından mıdır bilinmez annesinden sadece bu işten de atılmaması yönünden uyarması dışında hiçbir şey görmemişti. Pansumanlarla ve dinlenmeyle geçen zamanlar sonra bugün yeni işinde ilk günüydü. Heyecandan mı bilinmez erken uyanmış, uyandıktan sonra ki ilk durağı banyo . Son günlerin gerginliğini de atmak niyetiyle duşa girdi. Duştan sonra dolabının önüne geçip ne giyeneceğini düşünmeye başladı. Garson olacaktı ve bundan dolayı da sürekli hareket halinde olacaktı. Bu sebepten mütevellit toplu bir kombin seçmek zorundaydı. Siyah bir jean ve sade mavi bir bluz giydi. Makyaj yapmayı çok seviyor ve heves ediyordu ama bu konuda da ailesinden baya azar işitmişti. Dayak yemeden nasıl kurtulmuştu hala sorguluyordu. Makyaj yapmadığı için hazırlığı da kısa sürmüştü genç kızın.
Odadan çıkmış , mutfağa kahvaltı yapmak için oraya doğru adımlarını ilerletmişti. Evet , mutfağa kendisi dışında herkes salon da yerken o mutfakta yiyordu yemeklerini. Daha küçükken başlamıştı bu dışlamalar. Ağlamış ve defalarca yanlarına gitmek istemişti. Ama her seferinde sürüklene sürüklene mutfağa gitmişti ve bir süre sonra o da bunu yapmaktan vazgeçmişti.
İçeri girdiğinde mutfakta anne ve ablasını görmüştü. Iki gün boyunca evdekilerin yokluğunda her fırsatta gelip yaralarına bakan ablasıyla göz göze geldiğinde annesinin görmediği bir an da ona gülümseyip , göz kırpmıştı. Bunu gören ablasının gözleri korkudan kocaman açılmış gördü mü diye acele annesine bakmıştı. Annesinin farketmediğini görünce derin bir nefes almış ve kardeşine dönüp annesini göstermiş . Ablasının yaptığı hareketi gören kız omzunu silkmiş. İlya da buna karşılık gözlerini devirmiş sonrada başka bir şey yapmadan önüne bakmış.
Viran da çok üzerin de durmadan üstünkörü birşeyler atıştırmış. Dakikalar sonra yediklerini topladıktan sonra annesine bakıp konuşmaya başlamış.
“Anne ben çıkıyorum birazdan.”
Konuşan kızla ona doğru dönen , Tomris hanım konuşmaya başlamış.
“Kaça kadar sürüyor bu iş ? Çıkışı kaçta yani?”
Bunları Ömer Beyle konuşmamıştı. Kötü oldu bu işte.
“Bilmiyorum, konuşmadık bunları.”
Kızın söylediğiyle yüzü buruşmuştu kadının, bunu sormayı da mı akıl edemedin gibisinden. Tam ağzını açmış söylenecekti ki Viran annesine fırsat vermeden tekrar konuştu.
“Bilmiyorum ama baya lülks bir mekandı. Benim daha önce çalıştığım küçük yerler gibi değildi. Baya müşterileri vardı ben gitiğim de . Burdan yola çıkarsak muhtemelen geç saatlere kadar sürer. Ben gidince ilk olarak onu öğrenir size haber ederim.”
Annesi bir süre bir şey demedi. Aklından ne geçtiğini asla tahmin edemiyordu Viran. Fazla sürmeden de konuştu zaten.
“Tamam, git hadi. “
Kız kafasını sallamış tam mutfaktan çıkacakken annesi tekrar konuşmuştu.
“ Yalnız işin biter bitmez evdesin . Hele bir geç kal , o zaman olacaklara ben karışmam.”
Annesinin dedikleriyle yutkunmuştu Viran. Olacaklar dediği şey dayaktı. Babanla , abin ne yaparsa yapar ben karışmam demekti bu cümlenin alt metni. Kafasını sallamış ve hızla evden çıkmıştı.
Koşar adımlarla durağa binmiş ve otobüsü beklemeye başlamıştı. Geçen 10 dakikanın ardından beklediği otobüs gelmişti. Bindikten sonra boş olan yere cam kenarına geçmişti. Birkaç dakikanın ardından otobüs hareket etmeye başladı, Viran da yolu incelemeye .Yarım saat sonra nihayet varabilmişti. Restoran uzaktı hemde baya uzaktı. Otobüsten indikten sonra ışıkların oraya gelmişti. Karşıdaydı restorant.
Yeşil yandıktan sonra hızla karşıya doğru geçmeye başladı. O kadar hızlı ilerliyordu ki karıdan gelen adamı son anda farketti. Farketti , farketmesine de çarpmayı engelleyememişti.Neyse ki düşmemişti, bu onun tek tesellisiydi. Çok zamanı yoktu . Bu yüzden aceleyle adama pardon ,kusura bakmayın diyip , hızla yanından geçmişti. O kadar hızlı gelişti ki olay adama bakmamıştı bile.
Adam da şaşkındı. Çünkü iki gün önce son anda kendi arabasıyla çarpılmaktan kurtulan kız kendisine çarpıp geçip gitmişti. Kızı nasıl aklın da tutmuştu bilmiyordu ama uzun bir süre de aklından atayacağı da belliydi. Geçen gün ki gibi arkasından bakakalmıştı. O kadar dalmıştı ki karşıda ki arabasına gittiğini de yolun ortasında olduğunu da unutmuştu adam. Kızın koşarak restoranta girdiğini de görmüştü. Buna ne kadar anlam veremese de koşmasından müşteri olmadığını anlamıştı.
Etrafında ki çoğu kişinin görmediği bir gülümsemeyle kızın ardından hala bakmaya devam ediyordu. O kadar dalmıştı ki kızın gözden kaybolduğunu dahi farketmemişti. Yan tarafından gelen korna sesiyle hafif irkilmişti. Yüzündeki o gülümseme yok olup düz bir surat ifadesi yerini almıştı. Adama dik dik bakıp arabasına doğru ilerlemişti. Aslında arkasından o da restoranta girmek istemişti ama yapacak işleri vardı. Zaten kız müşteri değildi. Koşmasından yetişmeye çalıştığı belliydi. Şimdi gitmeliydi ama sonra bulacaktı o esmer kızı. Ne yapacaktı bulup bilmiyordu ama o da çokta umrunda değildi zaten. Daha fazla oyalanmadan arabasını çalıştırmış ve oradan uzaklaşmıştı genç adam.

