Hayat herkes için adil olmayabiliyordu her zaman. Şansız doğanlardan sadece bir tanesiydi Viran. Eğer ona sorsaydılar şayet hiç doğmamış olmayı dilerdi.Şu zamana kadar yaşadıklarını yaşamazdı çünkü. Nedenini bilmediği , sormaya korktuğu ve yıllarca içten içe sorguladığı şeyi yaşamazdı belki.Sevgisizlik tam olarak yaşadığı buydu. Ne anne ve babası ne de abla ve abisi onu sevmiyordu. Sevmek bir yana ona mikrop muamelesi yapılıyordu, evde. Kendini bildi bileli bu evde fazlalıkmış gibi yaşıyordu.Yediği yemek,ettiği laflar ve hatta aldığı nefesler bile yeri geliyor onlara batıyordu. Okulu bile zorunlu diye göndermişlerdi. Ucu kendilerine dokunmasa kesin onu bile yapmazlardı.Okul dönemi boyunca ,okul dışında hiçbirşey yapmasına izin vermemişlerdi.Ne insanlarla vakit geçirebiliyordu ne de onlarla bir yerlere gidebiliyordu.
Lise ikiye giderken sınıfça bir piknik yapılacağına dair bir duyuru yapmıştı öğretmenleri. Tüm sınıf arkadaşları gibi o da heves etmişti. Eve gidince ilk işi izin istemek olmuştu küçük Viran’ın. Bilseydi eğer bir hevesle girdiği evde ilk dayağını yiyeceğini ağzını bile açmazdı.Eve girdiğinde evde babası vardı. Yeni bir şey yapabileceğinin heyecanıyla babasına bugün konuşulan pikniğe gitmek istediğini söylediğinde , hiç beklemediği bir şey yaşadı Viran. Tokat atmıştı babası ona . O kadar şiddetli bir tokattı ki ayakta bile duramamıştı kız. Kalkmasına bile fırsat vermeden Viran’ın küçük bedenini tekmelemeye başlamıştı. Bir taraftan bağırarak konuşuyordu babası.
“DIŞARI ÇIKACAKSIN ÖYLE Mİ? BOK ÇIKARSIN! SEN KENDİNİ NE SANIYORSUN LAN İT. DAHA BU YAŞTA ORUSPU MU OLACAKSIN SEN BENİM BAŞIMA!”
Daha yediği tokatı hazmedememişken , babasının attığı tekmelerle nefesi kesilmişti. Ağlamaktan başka bir şey yapamıyordu. Kendisini sevmediklerini biliyordu ama böylesi bir şeyi asla beklemiyordu.Yüzü , gözü kan için de kalmıştı. Bilinci kapanmadan önce gördüğü tek şey babasının nefret dolu gözleriydi.
O zaman dan sonra bir daha böyle bir şeyle babasının karşısına çıkmaya cesaret edemedi. O günden sonra okula gittiğin de öğretmenler yaralarını sorduklarında kaza demişti korkudan. Okuldan sonra direkt eve gittiği için bir süre sonra arkadaşları da sıkılmaya başladığından olsa gerek ondan uzaklaşmaya başlamışlardı.
İşin kötü tarafı Viran ne kadar sessiz kalmış olsa da o günden sonra gördüğü şiddet bitmemiş tam aksine diğer tüm aile fertlerini dahil ederek zaman geçtikçe artmaya başlamıştı.
Aklına üşüşen geçmiş anılardan annesinin bağırtılarıyla koptu Viran.Bir anda odaya dalan annesinin saçına yapışmasıyla neye uğradığını şaşırdı kız. Acıyla inleyip saçını kurtarmaya çalıştı ama gücü yetmedi. Ne zaman yetmişti ki zaten…
“NEDEN EVDESİN SEN ? KOVULDUN MU KIZ SEN? KESİN KOVULDUN,TABİ SENİN GİBİ İŞE YARAMAZ BİR GERİZAKALIYI KİM YANINDA TUTAR Kİ ZATEN. ALLAH’IN CEZASI NE İŞE YARARSIN ?!
Liseden sonra okumasına izin vermeyen ailesi onu fazlalık olduğunu gördüklerin olsa gerek yıllarca çeşitli işlerde çalışmasını sağladılar.Bu son işi garsonluktu . Adamın biri onu taciz etmeye kalkınca götürdüğü kahveyi adamın üzerine boca etmişti. Patronu onu korumamış üstüne üstelik müşteriyi yaktığı için onu işten atmıştı.
Saçının acısıyla inlerken bir taraftan konuşmaya çalıştı.
“Benim bir suçum yok . Adamın biri bana dokunmaya çalışınca kendimi korudum. Patron beni dinlemedi bile.”
Annesinin öfkesi dineceği yerde daha çok artmıştı sanki. Daha bir hırsla çekti kızın saçını.
“Hem ona buna kuyruk salla sonra zeytinyağı gibi üste çık, ne utanmaz ne arlanmaz insansın sen. ORUSPU MU OLACAKSIN SEN BENİM BAŞIMA ? AHLAKSIZ , TERBİYESİZ KÖPEK SENİ!”
Annesi artık saçını bırakmış evire çevire dövmeye başlamıştı. Ağlayarak annesine yalvarmaya başladı.
“Anne ne olur bırak beni! Vurma tamam yeni bir iş bulacağım . Ne olursa olsun sessimi etmeyeceğim , kovulmayacağım da!”
“Daha konuşta bak ben seni ne yapıyorum. İnsan olacaksın, insan gibi çalışacaksın. Anladın mı beni?” Tek kaşını kaldırarak bakmış kıza. Konuşmaya hali kalmayan Viran başını onaylar bir şekilde hızlı hızlı sallamış. Evin içinde annesine seslenen babasını duymuş kız.
“Tomris.Tomris neredesin?” evin içindeki kapı kapanma seslerini duymuş genç kız. Kapı açılıp babası içeri girdiğinde , önce yerde yüzü kan için de kalan kıza iğrenerek bakmış sonra da karısına bakmış. Ne oldu dercesine kafasını sallamış. Annesi tüm olanları bir bir babasına anlatmış,tabi bire bin katarak. Babası da sinirle üzerine yürümüş . Kendini korumak için ellerini önüne siper etmişti. Ama beklediği tokat gelmemişti. Ellerini yavaşça yüzünden çeken Viran , annesinin babasının önüne geçmiş olduğunu gördü. Oldukça şaşırdı. Az önce onca dayağı yememiş gibi annesinin kendisini babasından koruduğunu sandı. Aslında işin hiçte sandığı gibi olmadığını annesi konuştuğunda anlamıştı.
“Ben ona gereken dersi verdim, sen hiç merak etme. Bir sözümden çıksın ben ona yapacağımı biliyorum. Elini kirletmene değmez , hadi çıkalım Atilla.”
Başını sallayan babası çokta üstünde durmayıp, karısıyla dışarı çıkmış. Kendine nefret ve iğrenmeyle bakıp odadan çıkan karı-kocanın arkasından büyük bir hayal kırıklığı ve acıyla bakmış genç kız. Doğduğundan bu yana üstünde olan bu nefreti bir türlü anlayamadı Viran. Bir ara erkek olmadığı için mi beni sevmediler bu yüzden mi benden ölesiye nefret ediyorlar diye düşündü ama sonra ablasına davranışlarından sebebin bu olmadığını anladı ama ne yazık ki gerçek sebebi bulamadı yıllarca .
Elini yüzünü yıkayıp,kendine çekidüzen verdikten sonra iş bulmak adına dışarı dışarı çıktı. Saatlerce gezmiş, cadde cadde dolaşmış olmasına rağmen iş bulamamıştı ve üstelik çok yorulmuştu.
Dinlemek için gördüğü ilk banka oturdu. Çaresizlikle yüzünü elleriyle sıvazlamış tam ağlamak üzereyken ,elini yüzünden çektiğinde yolun karşısında gördüğü restorantın camın da gördüğü ilanla yüzüne renk gelmişti adeta. Biraz temkinli biraz da korkak adımlarla karşıdan karşıya geçmiş dükkanın önüne gelmişti. O heyecanla dikkat etmemişti ama gördüğü restorant lüks ve şık bir yere benziyordu. Daha önce çalıştığı yerlere göre daha şatafatlıydı bu restoran. Az önceki heyecanı geldiği gibi geri gitmişti. Böyle yerler rastgele bir eleman alırlarmıydı acaba diye düşünmeye başladı. Onu işe almaları için bir mucize olması gerekiyor galiba. Dualar eşliğinde Karaalp Restorantı’na giriş yaptı Viran.
Girdiği andan itibaren buranın ne kadar dikkat çekici bir yer olduğunu düşünmeye başladı. Öyle ki iş başvurusuna gelmiş olduğunu unutup hayranlıkla etrafını incelemeye başladı. Baktıkça bakası geliyordu insanın. Orada ki çalışanlardan birin yanına gelip konuşmaya başlamasına kadar kendi etrafında dönerek hayranlıkla etrafı izlediğini farketmedi.
“Buyrun , nasıl yardımcı olabilirim? ”
Kadın çalışan ile girdiği hayal dünyasından anında çıktı genç kız. Çıktı, çıkmasına ama çok utanmıştı. Kadın onu görgüsüz gibi etrafı incelerken yakalamıştı. Bu utançla yerin dibine girse yeriydi.Allahtan utanınca kızaranlardan değildi. Gerçi kızarsa bile bu tenle belli de olmazdı ya neyse… Daha fazla orada sessiz sessiz dikilmemek adına konuşmaya karar verdi.
“Kusura bakmayın , dalmışım.”
Kadın anladım gibisinden kafasını salladı. Viran kadın daha bir şey demeden konuşmasına devam etti.
“Ben kapıda ki iş ilanını gördüm de , eğer hala eleman alımı varsa ben başvurmak istiyorum.”
Kadın tam ağızını açıp konuşacakken Viran araya girerek kadının konuşmasına izin vermeden tekrardan konuşmaya başladı.
“Benim tecrübem var. Daha önce pek çok yerde çalıştım. Bu kadar lüks değillerdi belki ama işleyişi , pratiği biliyorum ve altından kalkabileceğimi düşünüyorum. Bana bir şans-”
Genç kızın aralıksız konuşacağını anlayan kadın , araya girmeye karar verdi.
“Sakin olun hanımefendi ! Öncelikle hala eleman arıyoruz. Söylediklerinizi anladım ama bu konu da konuşacağınız yetkili kişi ben değilim . İsterseniz şayet sizi müdürümüzün yanına götürebilirim . Bu konu da onunla konuşmanız daha sağlıklı olacaktır.”
Bir kaşını kaldırıp sorar bir şekilde Viran’a bakmış kadın.Kadını söylediklerinin bitiminde heyecanla konuşmayı unutup kafasını olur gibisinden sallamış ama sonra ne yaptığını farkedip konuşmaya başlamış.
“Tabi, tabi olur gidelim”
Kadın önden yürümeye başlamış, kız da onu takip etmeye. Bir araya girmişler ve bir koridor boyunca yürümeye devam etmişler. Bir sağ, bir sol derken sonun da bir odanın kapısının önünde durmuştu kadın. Sonun da dedi genç kız. Tabi içinden demişti ,daha ilk dakikalardan herşeyden şikayet eden bir kız olarak görülmek istemezdi elbette.
Genç kıza bir dakika işareti yapıp öce içeri girmiş. Kapanan kapının ardında beklemeye başlamış genç kız. Düşünüyormuş bir taraftan da daha önce çalıştığı yerler böyle değildi.Bu kadar mesafeli ,bu kadar soğuk değidi oradaki insanlar. Demek ki lüks restorantlar da işler böyle ilerliyor.Birkaç dakikanın ardından kapı tekrar açılmış ve kadın dışarı çıkmıştı. Kapıyı kapattıktan sonra yanına gelmiş ve ona dönüp konuşmaya başlamıştı.
“Buyrun , Ömer Bey sizi bekliyor.”
Kafasını sallayıp , kapıyı çalmış ve gir sesinden sonra kapıyı aralayıp içeri girmiş.Odaya attığı ilk adımlarla birlikte heyecandan bayılmamak adına bolca dua etmiş . Geri mi dönsem acaba diye bir an düşünmüş ama sonra evde yaşadıkları aklına gelince hızla bu düşünceyi aklından atmıştı.Adamın daha fazla ayakta dikilme otur gibisinden masanın önündeki koltuğu göstermesiyle hızlı birkaç adım atıp aceleyle koltuğa oturmuştu.
Konuşmadan önce gözlerini etrafta gezinirken ,masadaki yazıyı görmesiyle gözleri resmen faltaşı gibi açılmış ve anında adama bakmıştı.
“ Karaalp Restoran Genel Müdürü ve Ortağı Ömer Gencel”
Evet Ömer Gencel. Ömer, hayatı boyunca dikkat çekmeyi sevmeyen, göz dolayı restorantın isim hakkında söz sahibi olmamış ve hem ortağı hem de yakın arkadaşı olan Giray ‘ a tüm haklarını devretmiş. Geri de durup restorantta çalışmayı ünlenmeye tercih etmiş .
Sessiziği bozmak adına konuşmaya başlamış genç adam.
“CV ‘nizi alayım öncelikle” demiş adam. Kızla hızla kafasını sallayıp ,dosyayı hemen adama vermiş . Adam Cv yi incelerken kız da adam ne tepki verecek diye heyecanla adama bakmış. Geçen birkaç dakikadan sonra adam dosyayı kapatmış ve kadına dönmüş.
“Viran Yıldırım” diyip kıza bakmış ve kız da kafasını sallamış.
“Dosyanda gördüğüm üzere birçok yerde çalışmışsın.”
Kız evet dercesine kafasını sallamış. Adam da konuşmaya devam etmiş.
“Ama gördüğüm kadarıyla tanınmayan sanırsam da küçük çaplı işletmeler olsalar gerek…”
Kaşını kaldırarak bakmış genç kıza .Kız yine kafasını sallamış. Kızın bir şey demeyeceğini anlayan adam devam etmiş.
“Tamtersi olarak bizim restorantımız da hem büyük hem de çokça tanınan bir restorant. Burada çalışabileceğinizi daha doğrusu burada tutunabileceğinizi emin misiniz?”
Kız yine kafasını sallayacakken yaptığı hatayı son anda farkedip , konuşmaya başlamış.
“ Evet , biliyorum ama kendime de güveniyorum. Üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum. Bana bir şans verirseniz sizi pişman etmeyeceğim.”
Bu sefer adam başını salladı. Ve konuşmaya devam etti.
“Sizinle bir deneyelim o zaman Viran Hanım. Öncelikle Özlem Hanım’ı bulun ve muhasebeye gidin ve girişinizi yaptırın.”
Sevinçle ayağa kalkan kız ,
“ Pişman olmayacaksınız! Elimden fazlası için çalışacağım ve sizi mahçup etmeyeceğim.”
Adam kızın sözleriyle tekrar kafasını sallamış ve eliyle kapıyı işaret etmiş. Kız da kafasını sallamış ve dışarı çıkmak adına adımlamışken anlık duraksama yaşamış . Adama dönüp ,
“Özlem Hanım ?”
“Size buraya kadar eşlik eden kişi .”
Diyerek kızı yanıtlamış. Kız da hızla kafasını sallayıp , bir baş selamının ardından direkt odadan çıkmış.
Kızın ardından bakan adam, normal şartlarda bu kızı işe almayacağını biliyordu. Ama bu sıralar yoğunluktan dolayı dayanamayıp işi bırakan çalışanlar yüzünden zor durumda olan restorant için bunu yapmaktan başka pekte bir şansı yoktu.
Baya yüksek bir maaşla çalışacaktı. O paranın çoğunu ne kadar harcayamayacaksa da göreceği şiddeti bir nebze azaltabilir, diye düşündü. Sonrasında olaylar çok çabuk gelişmişti zaten. Özlem Hanım’ı bulması , konuşması , muhasebeye gitmeleri ve kaydını yaptırmaları…
Biraz ümitsizlikle girdiği restoranttan mutlulukla çıkmıştı. O kadar koşturmacanın içinde saate bakmak aklına gelmemişti. Restoranttan çıkınca havanın kararmış olduğunu görmesi ile tüm mutluluğu kursağına dizilmişti resmen. Daha eve gitmeden ne yaşayacağını bilir gibiydi sanki. Daha çabuk gidebilirse eğer daha az canı yanar diye düşünüyordu. Aceleyle koşuşturmaya başladı Viran. O kadar korkuyordu ki neren ve nasıl gittiğine bile bakmadan kendini yola atmıştı. O kadar hızlı gelişti ki herşey bir an ne olduğunu anlamadı genç kız. Hemen yanın da duran araba , son saniye durabilmişti , kıza çarpmadan.
Arabadan inen adam daha ağzını açamadan kızın bir taraftan ağlayıp bir taraftan hızlı hızlı özür dileyip sonrada koşarak uzaklaşmasını şaşkınlıkla bakakalmıştı. Birsüre de boş yola dalıp gitmişti. Çalan araba kornalarından mütevelliyet kendine gelip , arabasını sürüp , yoluna devam etmişti genç adam.
Kız öyle böyle bir şekilde eve bir şekilde varabilmişti. İlginç bir şekilde evin hiçbir odasın da ışık yoktu. İşte bu onun daha çok korkmasına sebep oldu. Çantasından çıkardığı anahtarı ile kapıyı açmaya çalıştı ama elleri o kadar titriyordu ki bunu bir türlü beceremedi. Zor bela kapıyı açmayı başardı sonunda. Kapıyı kapatıp, ışıkları açmak istedi. Ama o kadar korkuyordu ki her zaman kullandığı düğmeyi bulamadı. Işıkları açamadıkça korkusu ikiye katlandı sanki.
Bir iki adım daha attıktan sonra arkasında hissettiği nefesle , korkusunun yersiz olmadığını anladı. Tam arkasını dönecekken saçına asılan elle çığlık attı. Bir taraftan kurtulmaya çalışırken bir taraftan ağlayarak çığlık atıyordu.
“KAPA ÇENENİ!”
Abisinin sesiydi bu. Daha çok ağlamaya başladı. Annesi ve babası sadece dövüyordu ve bunun sonu geliyordu ama abisi daha beterdi onun hiç acıması yoktu. Abisi kızı saçından iyice kavrayarak dudaklarına doğru yaklaştırarak konuşmaya başladı.
“Dışarıda sürtmenin bir bedeli olmayacağını mı sandın sen? Zırlamayı kes seni aptal! Ağlayarak elimden kurtulabileceğini mi sandın sen!”
Tam cevap verecekken abisinin saçına daha çok asılmasıyla ağzından sadece acı bir çığlık çıkmıştı.
“Bu saate kadar eve gelmemenin hesabını vereceksin, Viran .”
Hem korkunun hemde canının acısıyla abisine bir karşılık vermemişti Viran.
Kızdan tepki göremeyen adam kızın saçına daha çok yüklenip, var gücüyle evin içinde bağırmıştı.
“Duydun mu lan beni! KONUŞ!”
Duyduğu bağırtının korkusundan ve çektiği acıdan dolayı sadece ağlayabiliyordu. Sadece daha fazlası olmasın diye kafasını sallamıştı. Ama bilmiyordu ki yaşayacağı acı bunlarla sınırlı değildi.Kızı yere savuran adamın ağzından çıkanlar kızın daha ne kadar canım yanabilir diye düşünmesine sebep oldu.
“Soyun!”
Beklemediği şeyle şaşıran ve korkusu daha ne kadar artabilir diye düşünen kızın ağzından sadece ,
“Ne ?” ifadesi çıkabildi.
“Bir lafımı da tekrarlatma LAN!”
Kız ne kadar korksa da başını olumsuz mana da salladı. Bunu gören adam daha çok kızdı ve hızla kıza yaklaşıp, kızı dövmeye başladı.Kız kendini korumak için ne kadar kollarını kendine siper etse de abisine gücü yetmedi.
Kız o kadar dayaktan sonra bilincini açık tutamadı ve kendini karanlığa bıraktı.
Ne kadar süre geçtiğini bilmediği bir zaman diliminden sonra kendisine geldi. Kendine geldiğinde gömleğinin üstünde olmadığını farketti. Kendisini saklamak istediği için kollarını kendine sardı.Gözleri odada bulunan abisini anın da buldu. Anın da geriye sindi çünkü abisi öyle bir öfke ve kinle kendisine bakıyordu ki o an yok olmak istedi Viran.
Kızın ayıldığını gören adam elinde ki sigarayla kıza yaklaşmaya başladı.Pis bir gülüşle kendine yaklaşan abisiyle daha çok geriye gitmek istedi ama sırtı duvara dayanmıştı ve gidecek yeri kalmamıştı. Bunu gören abisi bundan daha çok zevk alır gibi gülmeye başladı.
Kıza iyice yaklaştıktan sonra kızı saçına tekrardan asılıp, elindeki sigarayı ilk karnına bastırdı. Daha önce hiç hissetmediği acıyla tüm mahalleyi inletecek bir çığlık attı Viran. Abisi ona ne acıdı ne de durdu . Kız acıdan bayılana kadar sigarayı kızın vücudunda açıkta kalan yerlere bastırdı.
O kadar acıya dayanamayan kız kendini bıraktı. Gözleri kapanırken gördüğü ve duyduğu tek şey onun acısından zevk alan ve saçlarından öpen abisi ve onun ,
“İyi geceler! Canım kardeşim.” Sözleriydi.

