Saatler öncesi…
Viran günlerdir gelinlik bakıyordu. Haftasonu evlenecekti ama içine sinen bir gelinlik seçememişti. Kaç gündür Ankara’da gitmedikleri gelinlikçi kalmamıştı,neredeyse.Yine bir mağazaya girmiş ,gelinliklere bakıyordu. Bir sürü seçenek vardı ama hiçbirine işte bu, diyemiyordu.
Günler sonra gelinlikler arasında gezerken ilk defa bir şey oldu. Bir gelinliğe gözü kaydı.Gözlerini o gelinlikten alamıyordu.Sanki gözünü çevirse yok olacakmış gibi geliyordu.
Yavaş adımlarla gelinliğe doğru adımladı. Yanına gelince elini gelinliğe uzatıp , kumaşını eliyle okşamıştı. Çok yumuşak ve hafif bir kumaşı vardı gelinliğin. Ne sadece bir elbise gibi duruyordu ne de şatafatlı , abartılı duruyordu. Tam da istediğim gibi diye düşündü.
Gelinliği askılığından çıkarıp,bir koluna attı ve Ayla annesinin olduğu yere doğru ilerledi.Biraz sonra görevli kadınla konuşan annesini görmüştü. Şuan o kadar mutluydu ki …
“Anne ! Buldum. Aradığım gelinliği sonunda ,buldum.”
“Hani ? Bakayım.”
Elindeki gelinliği Ayla Hanıma uzattı, Viran. Elindeki gelinliği dikkatli bir şekilde incelemeye başladı. O da beğenmişti. Zarif ve güzel bir gelinlikti ,Viran’ın seçtiği gelinlik.
“Tamam , gidiyorum.”
Gelinliği Ayla Hanım’dan alıp , kabinlere doğru ilerlemeye başladı. Öyle ağır bir kumaşı olmadığı için tek başına giyebilmişti,Viran. Saçlarını da gelinliğe göre yapabildiği kadar şekil verip, kabinden çıktı.
Ayla Hanımı kabinin orada bulacağını düşünmüştü ama durum pekte öyle değildi. Gelinliğin eteğini basmamak adına düzgünce toparlayıp ilerlemeye başladı.
Biraz sonra olduğu yerde durdu. Göz ucuyla gördüğü şeyin doğru olmamasını çok istedi. Göz yanılması olmasını umarak kafasını yana doğru yani dükkanın kapısına doğru çevirdi.
Değildi. Ne göz yanılması ne de bir yanlışlık yoktu. Ablası yani İlyada Yıldırım gelinlikçinin önünde dikkatli bir şekilde ona bakıyordu. Gözlerinde ne bir nefret ne de bir öfke vardı… Üzgün bakıyordu sadece.
Ona doğru ilerlemeye başladı.O bir adım ileri attıkça İlyada da geriye doğru bir adım atıyordu.En sonunda geri geri gitmeyi bırakıp arkasına döndü, İlyada . Gidecekti,hiçbirşey demeden hem de … Ama Viran buna izin vermedi.
“Dur,gitme . ABLA!”
Viran’ın yükselen sesiyle anında durmuştu. Hep böyle olmamışmıydı zaten. İlyada , Viran’ a ne tam olarak gelebiliyordu ne de onu öylece bırakıp gidebiliyordu. Durdu ,durmasına ama arkasına dönmemişti yada dönememişti, bilemiyordu.
Arkasından ona doğru gelen adım seslerini duyuyordu, İlyada. Durmuştu ,adım sesleri, tam da arkasında. Dönemedi yine de …
“Abla …”
Sadece bunu diyebilmişti,Viran. Başka ne diyeceğini bilmiyordu.Aynı anneden, iki kardeştiler ama birbirilerine yedi kat yabancı gibiydiler.
Alnını ona doğru dönmeyen ablasının sırtına dayamıştı.Ablasının gerildiğini ,kasılan bedeninden anlamıştı ama yine de geriye çekilmedi bunun yerine konuşmaya başladı.
“Kardeşiz ,biz . Babamız bir olmasa da aynı kandan ,aynı candanız biz abla. O evde bana eziyet etmeyen tek kişi sendin. Ama hiçbir zaman tam olarak arkamda veya yanımda durmadın. Koruyup ,kollamadın. Benim hiçbir suçum,günahım yoktu ki doğmaktan başka. Ki o bile benim elim de değildi.”
Konuşurken sesi titriyordu ,Viran’ın . Ağladı,ağlayacak durumdaydı.
“Biliyorum…”
Kısık bir tonda konuşmuştu,İlyada . Eğer Viran’ın alnı onun sırtında olmasaydı muhtemelen duymazdı.
Ablasından aldığı tek kelimelik cevapla kızmalı mıydı yoksa üzülmeli miydi bilmiyordu ama verdiği tepki İlyada’ın sesi gibi sakin olmamıştı.Önce kendisi geri çekilmiş sonra da ablasını kendine doğru çevirmişti.
“Biliyorsun? Biliyordun madem niye sustun? Niye engel olmadın ,abla?”
Kafasını öne eğmiş olan İlyada kardeşine bakamıyordu. Çünkü kardeşine vereceği hiçbir cevabın ,onun çektiği acılara karşılık yeterli gelmeyecekti.O yüzden yine sessizliği tercih etti.
Söylediklerine karşılık bir tepki alamamak Viran’ın canını acayip derece de sıkıyordu. Bu yüzden ablasının yüzüne doğru elini uzatıp ,çenesinden kaldırıp kendisine bakmasını sağlamıştı.
“Gözlerimin içine bak ve konuş abla! Her gün yediğim dayaklara neden sustun? Annem ve babamın yaptıkları eziyetin üstüne bulduğu saçma sebeplerle bana işlence eden Metehan’a neden dur, demedin? Neden o da bir insan , onunda bir canı var , demedin abla! NEDEN, NEDEN ABLA ?”
Öfkesi konuştukça artmış ve kontrolünü kaybetmeye başlamıştı,Viran. Önce elini İlyada’ın çenesinden çekmiş sonra da ablasını geriye doğru iteklemişti. Öfkesi onu ele geçirmiş gibiydi.Biraz sonra sinirden ağlamaya başlamıştı.
“Hiçbirşey o evde yaşadıklarımla sınırlı kalmadı. Daha kötüsünü yaşamam dedikçe daha beterini yaşadım , ben.”
Viran evden gittikten sonra olanları bilmiyordu,İlyada. Bildiği tek şey ,Metehan’ın Viran’ın patronunu öldürmeye çalıştığıydı.
“Daha beteri?”
“Evet , daha beteri …”
Yaşadığı onca şeyi düşünmek bile canını yakıyorken bunu anlatmak çok zordu ama yapacaktı. Belli ki aralarında en masum kalan oydu.Derin bir nefes aldı. Kendine kısa bir süre verdi . Kendini hazır hissedince konuşmaya başladı.
“Metehan , hapse girince annem bir avukat tutmuş. Avukat dediysem bakma şerefsizin teki. Annem masrafların karşılığında beni o adama verdi. Yani sattı.O gece sırf Metehan’ın aleyhine ifade verdim diye önce beni bir temiz dövüp sonra da beni sürükleye sürükleye o adama götürdü.”
Viran’ın kurduğu her kelime İlyada’nın beynine adeta balyoz darbesi gibi iniyordu.Annesinin iyi bir insan olmadığını biliyordu ama kendi öz kızına bunu yapmasını anlayamıyordu.Güçlükle konuşmaya başladı,İlyada.
“Ben hiç zaman anlayamadım. Senden neden bu kadar nefret ettiklerini, sana niye bu kadar eziyet ettiklerini… Sormaya çalıştım ama hiçbir zaman net bir cevap alamadım. Ben senden nefret etmedim hiçbir zaman ama ne zaman seni sevmeye , yanında durmaya çalışsam önümde durdular . Sana yaklaşmama ,iyi davranmama tahammül edemiyorlardı. Sen hatırlamıyorsun ama sen daha bebekken sana yaklaştığımda büyük tepkiler gördüm. Korktum fazla yaklaşamadım çünkü bende çocuktum. Büyüdükçe ,doğru yanlışı ayırt etmeye başladıkça yanında olmak istedim ama yine barikat kurdular. Şiddetleri eksilmiyor daha çok artıyordu. Hem benim yüzümden sana zarar verirler diye korktum hem de senin yaşadıklarını yaşamaktan korktum . O zamandan sonra sadece yaralarını sarmaya gelebildim. Özür dilerim , Viran! Ama benim gücüm buna yetebildi ancak.”
Ablasının kendisine tamamen sırt dönmemiş olduğunu öğrense de çektiği acıları unutturmuyordu. O yüzden bu konuda bir şey dememiş , anlatmaya devam etti.
“O gece öğrendim ki , ben bir tecavüz çocuğuymuşum!”
İlyada işte bu duyduğu ile öyle bir şaşırmışti ki … Ne diyeceğini bilemedi. Ki konuşamadı da . Onun yerine Viran konuşmaya devam etti.
“Bana bunu o adamın evinde çok iğrenç bir şekilde söyledi. Bana istemediği bir şekilde olduğumu, beni bu yüzden sevmediğini söyledi. Ona bu kötülüğü ben yapmışım gibi acısının benden çıkmasını istedi. Benim yaşadığım şeyleri yaşa bakalım sen sevebilecek misin gibisinden konuştu. Beni o adamın evine zorla soktu ve arkasına bakmadan gitti. Arkasından defalarca seslenmeme rağmen beni orada bıraktı.”
Duydukları o kadar ağır gelmişti ki , İlyada’ ya ağlamaya başladı o da. İki kardeş karşılıklı ağlıyordu artık. Ama Viran durmadı anlatmaya devam etti.
“Adını bile telaffuz etmek etmek istemediğim o adam bana zorla sahip olmak istedi.Bana saldırdı. Onu zor bela bayılttım da kaçtım.”
“Yeter! Tamam , dur!”
“YETMEZ! Ben bunları nasıl yaşadıysam sen de dinleyeceksin!”
Viran’ın anlatmaya devam edeceğini anlayınca eliyle yüzünü kurulayıp, arkasına döndü. Gitmek istemişti ama Viran bunu anlamış ve ondan önce davranmış ve buna engel olmuştu. Kolundan tutmuş kendine doğru çekmişti.
“Bitmedi! Annem durmadı.Tutuklanana kadar da durmadı. Yine o avukatla iş birliği yaptı. Giray’ın evinin önüne gelip olay çıkardı. Ben içeriye girip bana zarar vermesinden korkarken onun amacı başkaymış. Hem de çok başka…”
Korka korka sordu , İlyada.
“Ne,neymiş amacı ?”
“Amacı evin önündeki korumaları oyalamakmış!”
“Nasıl yani?”
“Neyini anlamadın? Annem korumaları oyalarken o adam arkadan eve girdi. Beni kaçırmak istedi. Ben o geceki iğrenç dokunuşlarını tam olarak unutamamışken bana yeni kötü anılar bıraktı , o adam!”
Duydukları o kadar ağırdı ki , İlyada’nın.İçinde olduğu o dehşet duygusu ağzını açıp bir kelime bile etmesine izin vermemişti.
“O gün Giray , polisleri de alıp gelmeseydi ben şuan muhtemelen ölü olurdum.”
“Mahkeme de seni tehdit ederken uyguladığı şiddetten dem vuruyor sanıyordum. Nasıl bu kadar kötüleşebildi , bilmiyorum.”
Kendini o kadar mahcup hissediyordu ki , İlyada … Bir anda aklına gelenle hızla Viran’ın elini tuttu.
“Bilmiyordum. Yemin ederim , hiçbirini bilmiyordum , Viran ben. Bu kadar ileri gittiklerini tahmin edemedim. Mahkeme günü bile sana yaptıkları için yanında durmadım ben . Özür dilerim! Bu kadar geri durmasaydım belki işler bu kadar kötüleşmezdi.!”
Elini çekmedi. Çünkü ablasının samimi olduğunu biliyordu. Evet ona kırgındı ama onu yaşadıklarından sorumlu tutmuyordu.
“Hiç sanmıyorum.Onun öfkesi ve nefreti kalbini karartmıştı. Ne dersen de ne yaparsan yap onu engelleyemezdin. Ayrıca bilmediğini biliyorum ama işte kırgın olmaktan da kendimi alıkoyamıyorum.”
“Keşke böyle olmasaydı…”
“Keşke ama oldu ve hiçbirşeyi geri alamayız.”
İlyada doğru diyorsun manasında kafasını sallamıştı. İki kardeş sessizce bir müddet birbirini izlemişti. Birkaç dakika sonra kardeşini baştan sonra inceleyen İlyada önce gülümsemiş sonrada konuşmaya başladı.
“Evleniyorsun ha! Çok güzel olmuşsun,Viran!”
“Teşekkür ederim ,abla.”
Öncesinde ablasını çağırmayı düşünmüyordu ama bu yüzleşmeden sonra kararı değişmişti.
“Ben bu haftasonu evleneceğim . Sende gelmek ister misin?”
Beklemediği teklifle şaşırmıştı, İlyada.Ama kabul edemezdi. Annesi ve abisi hapiste olsa da babası hala evdeydi ve bu durumu ona anlatamazdı.
“Gelmek isterim ama olmaz , Viran.”
“Neden , abla?”
“Babam var . Ona bu durumu anlatamam. Annemin ve abimin hapiste olmasının sebebi olarak seni görüyor ve her gün evde sana olan nefretini kusuyor. Bu yüzden benim senin düğününe gelmem hiç iyi olmaz.”
Bu yönden bakınca ablası haklıydı.Kafasını olumlu manada salladı.
Hızla geri gidip gelinlikçiye girip oradaki masanın üzerinde gördüğü kalem kağıdı alıp düğünün olacağı yerin adresini yazıp geri ablasının yanına dönmüştü.
“Ne oldu ,neden gittin?”
Elindeki kağıdı İlyada’ya verdi.
“Bunun için. Gelmeyeceğim dedin ama yinede bu sende dursun. Kim bilir belki bir fırsat bulur da gelirsin.”
Eline tutuşturulan kağıda bakmış ve bir adres olduğunu gördü, İlyada.
“Pek sanmıyorum ama tamam kalsın .”
Arkadan kendine seslenildiğini duydu,Viran.
“Viran , kızım !”
“GELİYORUM, ANNE!”
Tekrar ablasına döndü, Viran .
“Benim gitmem gerekiyor şimdi. Ben yinede bekleyeceğim seni.”
Biraz duraklasa da ablasına sarıldı. İlyada da ilk defa korkmadan,çekinmeden kardeşine sarılmış ve istediği gibi sevgisini göstermişti. Saçlarını okşamış ve öpmüştü. Ayla Hanımın tekrar seslenmesiyle birbilerinden ayrıldılar.
“Görüşürüz , o zaman abla.”
“Görüşürüz , Viran.”
Viran arkasına dönmüş , gelinlikçiye doğru ilerlemeye başladı. Birkaç adım atmış sonra durmuştu. Arkasını dönmüş ve ablasını görmüştü.
Tuhaf hissediyordu ama kötü değildi bu tuhaflık. Gülümsedi ablasına . O da kendisine gülümsemiş ve elini kaldırıp ,sallamıştı. Viran da elini kaldırıp sallamıştı. Sonra arkasını dönmüş ve gelinliğin eteklerini tekrardan tutup hızla gelinlikçiye doğru ilerlemiş ve içeriye girmişti.
Viran’ın içeriye girene kadar beklemişti,İlyada . Derin bir iç çekerek kardeşinin arkasından bakmıştı. Onun yanında olmak ,acılarına ortak olmak istiyordu ama bu şuan pek mümkün değildi. Bir süre daha caddede durmuş sonrasında o da gerisin geriye dönmüş , evinin yolunu tutmuştu.