Tüm suçlular cezasını çekerken hepsinin ortak noktası ve nefreti Viran’dı. Hiçbiri de kendi kötülüklerine bakmıyordu. Onlar gibi herşeyin suçlusu olarak Viran’ı gören biri daha vardı. O da Atilla Yıldırım ‘dı. Ona göre Viran’ın nefes alması bile hataydı. Nefreti ne kadar çok olsa da yaptıkları şiddetten öteye gitmemişti.Oğlu hapise girince rahatsızlanmış ve sonrasın da hiçbirşey yapamamıştı. O uğursuz kız iyi yere kapak atmış diye düşünüp onu aklının en ücra yerlerine atmıştı . Ama karısı onun gibi durmamış ve ortalığı karıştırmıştı.Herşeyi polislerin karısını da tutukladığı haberi geldiğin de öğrenmişti. Önce emniyet sonrasın da mahkeme en sonun da cezaevine giderken izlemişti ,karısını.
Diğerleri gibi o da Viran’ı suçlamış ama onlar fevri davranmamıştı.Tüm bunların acısını hiç kimsenin beklemediği bir an da çıkaracaktı.Varlığını ta en başta istemezken yıllar sonra ailesini dağıtması nefretinin katlanmasına sebep oldu.Önceden kavga dövüş olsa bile beş kişi yaşadıkları evde sadece İlyada ve Atilla Bey kalmıştı.
Ev sessizdi ,hem de çok sessizdi. Öncesinde de babasından korkan İlyada evde sadece ikisinin kalmasından dolayı korkusu iki kat artmıştı.Viran’a yaptıkları onca şeyler gözlerinin önünden geçiyordu.Babasının tüm bu yananların hesabını kendisine keseceğini düşünmüştü .Ama beklediği o şiddeti hiç görmedi.Günleri hep tedirginlikle geçmişti. Hele ki bu gün yaşananlar …
Viran ile karşılaşmıştı ,bu gün. Bir gelinlikçi de görmüştü ,onu. Etrafındaki insanlarla mutlu anlar yaşıyordu.Kendilerinin hayatı darmadağın olmuşken o mutluydu. Bu ailede ki farklı olan İlyada yine onlar gibi olmadığını düşünceleriyle belli etmişti. O Viran’a kızmamıştı. Bu yaşına kadar yaşadığı herşeyi bilen ama engelleyemeyen ablasıydı. Onca şeyden sonra mutlu olduğunu görmek İlyada’yı mutlu etmişti. Tabi o farkedilmediğini düşünürken işler pekte onun düşündüğü gibi olmamıştı.
Viran’a yakalanmıştı. Kaçıp,gitmek istemişti ama Viran onun gitmesine engel olmuştu. İki kardeş oldukça duygusal bir konuşma yapmış ve birbirilerinin hayatından tamamen çıkmışlardı.Tabi hayat ne getirir kimse bilemez …
Düşüncelerinin arasında babasının ona seslendiğini duymuştu,İlyada.
“İlyada! Duymuyor musun kızım, beni ? Kaç dakikadır sana sesleniyorum!”
“Kusura bakma , baba . Dalmışım . Ne dedin ,bir şey mi istedin? Hemen getireyim.”
Diyip direkt ayağa fırladı. Babası da anında elini hayır dercesine kaldırmıştı.
“Bir şey istemedim. Onunla konuştun mu , hiç?”
“Kiminle konuştum mu , baba ? Anlamadım.”
“Kiminle olacak , o hayatımızın içine sıçıp giden o gerizekalı kardeşinle !”
Babası sanki hissetmiş gibi sormuştu. Ya kızarsa ona ,döverse Viran ile konuştu , diye. Hiç beklemediği yerden gelen soruyla korkudan dilini yutmuştu.Kızının gözlerinde ki korkuyu Atilla Yıldırım da görmüştü. Ve görüştüğünü anlamıştı. Ama sorma sebebi İlyada’ya kızmak değil o kızın ne bok yediğini öğrenmekti.
“Görüştüysen söyle . Kızmayacağım!”
Babasının anladığının o da farkındaydı.Sesini çıkaramadı ama olumlu mana da kafasını salladı.
“Ne halt ediyormuş? Bizim hayatımızın içine ettiği için mutlumuymuş ?”
Babasının Viran’ın mutluluğuna tahammül edemediğini görürken kardeşinin evlenme hazırlığında olduğunu nasıl söylecekti ki…
“Niye susuyorsun, kızım ? Nerede gördün onu? Yüzüme mal mal bakma da konuş !”
Büyükçe yutkunup , konuşmaya başladı.
“Çarşı da gördüm.”
“Ne yapıyormuş , çarşıda ? Parça parça anlatmasana şunu!”
Babasının bağırmasıyla yerinde sıçramıştı ,İlyada.Korka korka da olsa söyleyecekti çünkü kaçışı yoktu.
“Gelinlikçi de gördüm.”
Sonlara doğru sesi kısılmıştı ,genç kızın.
O an hiç beklemediği bir şey oldu. Babası kahkaha atıyordu. Sinirlenir , bağırır ,ortalığı birbirine katar diye düşünürken babası katılmış gibi gülüyordu. Ve bu dakikalarca sürdü. Sonun da güçlükle duran adamın yüzündeki ifade bir anda yerini nefrete bıraktı.
“Bizim evimizi ,yuvamızı dağıtıp , yuva mı kuracak o salak!”
Bir anda ayağa kalkıp odanın içinde öfkeyle volta atıyordu. Bir taraftan da söylenmeye devam ediyordu. Dakikalarca bir oraya bir buraya yürüdü. Öfkesi dinince durmuştu. Demek evlenecekti…
“Evlensin bakalım… Ne zaman olacak bu düğün dedi mi sana ?”
“Baba oraya gitmeyeceksin değil mi?”
“Niye gitmeyelim ki ? Senin kardeşin ,benim kızım. Yanın da olmalıyız değil mi?”
“Baba olmaz , ba-”
“SANA SORMADIM! Ne zaman , onu söyle sen.”
“Bu Pazar .”
“Güzel , iyi bakalım.”
Aklından öyle şeyler geçiyordu ki … O gün şenlik olacaktı,şenlik.
Babasının tavırları,konuşmaları hiçte hayra alamet değildi. İnşallah bugün olanlar gelecekte olacak bir felaketin önünü açmamıştır , diye dua ediyordu, İlyada. Zaman kime yarar , kime iyi gelir kimin canını yakar o bir muamma işte…
