İçeriğe geç

VİRAN

Bölüm 14 · 7 dk okuma

VİRAN

Bölüm 14

14.Bölüm

Hayat gerçekten beklenmedikti. Aylar önce yaşadıklarıyla şimdi yaşadıkları birbirine o kadar tezattı ki… Her gün acaba bugünü dayak yemeden kurtulabilirmiyim diye düşünürken şimdi sevdiği adamla evlilik hayalleri kuruyordu. O insanlardan fırsat bulup birini sevebileceğine o kadar inancı yoktu ki şu sıralar yaşadıkları hayal gibi geliyordu ,Viran’a.

Tüm belalarından kurtulmuştu.Ne abisi,ne annesi ne de annesinin onu zorla verdiği adını bile ağzına almak istemediği adam vardı.Kendisine kötülük yapan, mutsuz olması herşeyi yapan insanların çoğu şimdi parmaklar ardındaydı.

Annesi ve o adam hapse girdikten sonra aklına ablası ve şu zamana kadar baba bildiği adam geldiğinde bu merakını Giray ile paylaşmış ve ne yaptıklarını öğrenmişti. Önce abisi çıksın diye uğraşırken şimdi annesi de hapse girince tüm bağları kopmuştu. Ablası her zaman ki sessiz kalmıştı. Ama babası her zaman ki gibi onu suçlamıştı.Sanki tüm bunların olmasını kendisi istemiş gibi onu suçlamıştı.

Timur Korkmaz hem kendisine yaptıkları hem de diğer suçlarından dolayı hapse girerken annesi de ona yardım ve yatalaktan girmişti. Tabi kendi rızası dışında o adamla bir olup kendisini o adamın insafına bıraktığı için ondan şikayetçi olmuştu ve bu da onun biraz daha fazla ceza almasına neden olmuştu.

Mahkeme günü aklına gelmişti. Annesi sanki ona bu kötülüğü yapan kendisiymiş gibi kendi kanından olan kızına öfkesini kusmuştu.Yaptığı hiçbir şeyden pişman olmadığı gibi çıktığında ilk işi kendi kızını öldürmek olduğunu o kadar insan içinde hiç çekinmeden bağıra bağıra dile getirmişti. Annesi için döktüğü son gözyaşları olmuştu.Annesi bile olsa ondan bu kadar nefret eden bir insan için kendini daha fazla yıpratmamaya karar verdi.

Bir de hukuk,adaletin anlamından haberi olmadığından emin olduğu adam vardı.Kendisine yaptığı tüm tacizleri sanki bir marifetmiş gibi anlatmıştı.Hatta peşini bırakmayacağını ,hapisten çıktığı ilk an soluğu kızın yanında alacağını ve tüm bunların hesabını soracağını pis imalarla dile getirmişti.Kızın yanın da her zaman dikkatli davranan ve kontrollü davranan Giray’ı bile sözleriyle çıldırtmıştı.Bir an da o gereksiz insanın üstüne atılmasıyla büyük kargaşa çıkmıştı. Bu yüzden Hakim onu dışarı atmıştı.

Öyle veya böyle herşey olacağına varmış ve onlar kapse girmişti ve öyle kolay çıkabilecekleri gibi değildi. En azından Timur Korkmaz için durum netti.

Girdiği düşünce denizinden kendisine dolanan kollarla çıkmıştı.Normal zamanlar da tepki verebileceği bu duruma fazlasıyla alışmıştı.Ayrıca seviyordu,adamın kollarında olmayı kokusuyla sarmalanmayı. Güçlü kollar etrafında olunca hep güvende olacağını düşünüyordu. Ve bu düşüncesini de Giray her seferinde tavırlarıyla doğruluyordu.

“Hayırdır ,Güzelim nereye daldın gittin? Seslendim duymadın…”

“Düşünüyordum…”

“Hımm… Ne düşünüyordun bakalım?”

“Herşeyi. Şu zamana kadar yaşadıklarımı,seni , şu an ne kadar mutlu ve huzurlu olduğumu …”

Kendisini arkasından sarılan adama doğru bırakmıştı.Sırtı adamın göğsüne değiyordu. Adamın herşeyi ona huzur veriyordu.Aylardır birlikte olmalarına rağmen adamın adını duyması bile onu heyecanlandırıyordu.

Kadını kendine doğru çevirmişti.

“Geçmişini değiştiremem,acılarını sana unutturamam ama gelecekte mutlu olman için elimden gelenin fazlasını yaparım. Ruhunda açılan yaraları tam manasıyla geçiremem ama canın yandığı ilk an da yanında olurum.Sana büyük sözler veremem ben. Seni çok seviyorum ama seni kandıramam. Onca yaşadığın şeyi unutabilirsin ama izi hep kalbin de kalır.Yaşadıklarını unutsan da sana hissettirdiklerini kolay kolay unutamayacaksın.Ve ben o anlar da yanında olacağım.Sevmek ,eş olmak böyle bir şey değil midir ,zaten? Mutlu anlarında yanında olduğun kadar bir o kadar da acılarını paylaşmak ,dertlerine ortak olmak…”

Adamın söyledikleriyle hem mutlu olmuş hem de duygulanmıştı. Biliyordu , yaşadıklarının izi kolay kolay geçmeyecekti ama kendini şanslı hissediyordu çünkü artık yalnız değildi. Acıları onunla paylaşacak, o üzüldüğün de ondan daha çok üzülecek bir insan vardı hayatın da .

Adama olan sevgisi içine sığmıyordu.Ve için de tutmaya da niyeti yoktu.Kollarını adama adama sarmıştı.Azıcık uzaklaşıp hep yaptığı gibi adamı tam kalbinden öpüp tekrardan sarılmıştı. Adamın kalbi tam kulağının dibindeydi ve yaptığı hareketin adamı ne kadar heyecanlandırdığını ve etkilediğini duyduğu kalp atışlarından anlamıştı.

“İyi ki varsın! İyi ki seni tanımışım. İyi ki seni sevmişim. Tüm iyikilerimin sebebisin.Ömrü hayatım boyunca mutlu olmadığım kadar mutluyum yanında.”

“Sen benim herşeyimsin. Sen hayatıma girdikten sonra hep sorguladım kime ne hayrım oldu da Allah seni karşıma çıkardı , diye. Hangi dualarımın karşılığı olarak hayatıma girdin bilmiyorum ama iyi ki girdin!”

Kızı kendine daha çok çekebilecekmiş gibi daha çok sarmalamıştı.

“Nasıl ,neden oldu bilmiyorum ama iyi ki olmuş, iyi ki buradayım. Daha öncesinde evleneceğimi yuva kuracağımı düşünmezken ,şimdi hummalı bir hazırlığın içindeyim.”

“Öyle bir yuva kuracağız ki ,böyle boy boy çocuklarımız olacak.”

“Boy boy , derken kaç çocuk düşünüyorsun ,sen? İki çocuk yeter de artar bence.”

“İki mi ? Yavrum iki ne , böyle kalabalık ailemiz olmasın mı?”

“Böyle de kalabalık oluruz.Demir Babam ,Ayla Annem ,Ömer ve o da birini bulup evlenirse onun ailesi hep birlikte çok kalabalık oluruz zaten.”

“Ama bizim çekirdek ailemiz büyük olsun, olmaz mı?”

Elini adamın yanağına götürmüş ve orayı parmaklarıyla okşamıştı. Sonrasında da oraya küçük bir öpücük bıraktı.

“Çok çocukla nasıl başa çıkacaz ,Giray! Ayrıca sen bütün gün işte olacaksın ,ben tek başıma nasıl bakacağım , çok çocuğa acaba ?”

“Bir yolunu buluruz.Ben seni zamanla ikna ederim.”

Diyerek gülmüştü.

“Gülme öyle pis pis ! Hayatta ikna ed-”

Kadının daha fazla konuşmasına izin vermeyip, kızı öperek susturmuştu. Bir an da dudaklarında hissettiği baskıyla şaşkınlıktan bir tepki verememişti. Adamın öpmesiyle geri çekilmesi çok hızlı olmuştu.Ne karşılık verebilmişti ne de bir şey diyebilmişti.Karşısındaki adam ona alttan alttan bakıyordu. Aylarca yan yanaydılar ve birbirilerine birçok kez temas etmiş olmalarına rağmen hala böyle tepkiler verebiliyordu.Yüzünün yandığını hissediyordu.Kesin yüzü kızarmıştı.

Adam kıza bayılıyordu . Hele ki kızardığı anlar… Ondan etkilendiğini bilmek müthiş bir his… Önce gülmesini tutmaya çalırken , kadın hiçbir tepki vermeden kendisinden gözlerini kaçırdığın da daha fazla duramamış odanın içinde yankılanan kocaman bir kahkaha atmıştı.Kadının elini tutmuş ve kendine çekmişti.

“Utandın mı ,sen? Kıyamam!”

Kadına sarıldı.Önce sol ,sonra sağ yanağını öpmüştü.

“Dalga geçme ya !”

Kızın söyledikleriyle daha çok güldü.Sonrasında kendini toparlayıp,ciddileşti.

“Kına ve ya nişan yapmayacağım , dedin. Hala kararlı mısın ,bu isteğin de ?”

“Evet ,hala istemiyorum. Zaten çağıracağım kimse de yok ! Bana kalsa düğün de olmasın diyeceğim ama anne ve babam üzülür diye demiyorum ,biliyorsun.”

“Niye istemiyorsun ki? Yıllar sonra pişman olmaz mısın? Keşke zamanın da kına,nişan yapsaydım demeyecek misin?”

“Demeyeceğim. Bak benim hayatım çok zor geçti. Birçok şey ben de anlamsızlaştı.Benim için anlamlı olan şeyler sevdiklerimle geçirdiğim anlar.Sevildiğimi bilmek ve bunu hissetmek benim için yeter.Kına ,nişan veya düğün gibi şeyler ne kadar eğlenceli gibi dursa da zaman tüketmekten başka birşeye yaramıyor bence. Sevgiden,merhametten,anlayıştan daha iyi bir şey yok bence.”

“Çok derin düşünüyorsun.Madem böyle mutlu olacaksın, istediğin gibi olsun.Ama senin de dediğin gibi Düğünü annemler de istiyor.”

“Ayla Annem , öz annemden daha çok annelik yaptı bana.Demir Babam ,babam sandığım adamın yapmadığı babalığı yaptı.Bu yüzden onları kıramam.Hem ileri de çocuklarımıza anlatacağımız güzel anılarımız olur.”

“Hiç bahsetmedin ama ablan , ablanı çağıracak mısın?”

“Ablam ,o evde en insancıl davranan oydu. Ama herşeye susuyordu.Acılarıma,çığlıklarıma hep sessiz kalıyordu.Herşey bittikten sonra gelirdi.Sevgi göstermez,göstermesine de izin vermezlerdi. Onu seviyor muyum, bilmiyorum ama onu düğünüm de istemediğimi biliyorum.İsteseydi yanım da durur ,beni korurdu ama yapmadı. Benim yanım da durmayanı bende en mutlu anım da istemiyorum.”

“Anladım,sen bilirsin. Ben sadece içinde kalmasın diye dile getirmek istedim.”

“Sağol canım benim .”

İkili toparlandı.Akşam olmuştu. Birazdan herkes yemek için mutfakta toplanacaktı.İlk lavabo da ellerini yıkamışlar ve sonrasın da mutfağa geçmişlerdi.

Viran ve Giray tarafında görünür de kendilerine zarar veren tüm insanlardan kurtulmuşlardı. Ama hiçbir şey sandıkları gibi bitmemişti.Günler onlar için için güzel geçerken diğer tarafta işler hiç iyi gitmiyordu.

Ona bu yaşına kadar dünyayı dar eden sanki abisi değilmişçesine Allah’ın her günü canını yakan Metehan Yıldırım ,yaptıkları yüzünden hapse girmişti. Belki kendisine yaptıkları yüzünden değil ama en azından birşeylerin bedelini ödüyordu.

Annesi Tomris Yıldırım… Kendisinin tecavüz çocuğu olduğunu ona acımasızca bir şekilde söylemiş ve Viran’ın da aynı kaderi yaşamasını istemişti. Ve bunun gerçekleşmesi için elinden geleni yapmıştı.Bunu da Viran’ı bir adama satarak yapmıştı.Onu hiçbir zaman insan yerine koymamıştı.

Belki başkalarına tuhaf gelecekti yada annesine acımadığını düşüneceklerdi ama kimse Viran’ın yaşadıklarını bilmediği için,görmediği veya görmek istemediği için hep Viran’ı suçlayacaktı. Ama hiçbiri artık onun umrunda değildi. Annesi de olsa yaptıklarının bir karşılığı olacaktı.Ve nitekim Tomris Yıldırım da yaptığı kötülüklerin cezasını ömrünün sonuna kadar hapiste kalarak ,çekecekti.

Timur Korkmaz , aklı ile bedeni arasındaki hayali mantık ipi kopmuş bir adamdı.Onun yaptıkları içgüdüleriyle hareket eden bir hayvanın hareketleri gibiydi. Belki de bu tabir bile bir hayvana hakaret bile olabilir,kim bilir… Şu zamana kadar mesleğinde yaptığı tüm usülsüzlüklerin üstünü kapatabilmişti,zekasıyla. Ama tüm herşey Viran’ı görene ,onu hırs haline getirene kadardı.

Kadını elde etme isteği o kadar fazlaydı ki kızın onu istememesi onun umrunda bile olmadı. Ona tecavüz etmeye çalışmıştı,onun canının ne kadar yanacağını zerre düşünmeden. Eline geçen fırsatta onu taciz etmekten geri durmamıştı.Eğer birazcık da olsa zekasını kullanabilseydi belki şuan etrafı duvarlarla çevrili bir hapiste değil hayvani içgüdülerini tatmini ettiği bir durumda olur ve Viran da yanın da olurdu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.