İçeriğe geç

VİRAN

Bölüm 10 · 9 dk okuma

VİRAN

Bölüm 10

10.Bölüm

Aradan geçen bir ay her iki taraf için çok sakin geçmişti. Viran o günden beri Giray'ın yanındaydı ve tek başına hiçbir yere gitmiyordu. Ya korumalar yada Giray ile dışarı çıkıyordu.

Viran'ı bir an olsun yalnız yakalayamayan Timur Korkmaz geçen bu süre boyunca birçok plan yapsa da kızı ele geçireceği bir plan kuramamıştı. O bir adım atıp onların karşısına çıkmayınca Viran' ın tarafı da haliyle sakin geçirmişti bu ay.

Bu sessizlik Viran'ı bir rahatlamaya itmişti. Ne ailesi ne de o adam o günden sonra karşısına çıkmamıştı.

Ama işler Timur Korkmaz tarafında çok daha farklı ilerliyordu. Kıza sahip olma arzusu gün geçtikçe artıyor ve bu onu daha sabırsız ve tahammülsüz bir adam haline getiriyordu. Kadını zerre sevmiyor ama içindeki hırs gözünü karartmaya yetiyor da artıyordu.

Ve bunun böyle gitmeyeceğini çok net anlamıştı. Tek başına bu kızı alamayacağını da farketmişti. Ki planını da bu yönde yapmaya karar verdi. Kızın annesini kullanacaktı. Kız kaçtıktan sonra ki gün kadına gitmişti ama beklediği karşılığı alamadı. Üstüne üstelik kadın kızı elinden kaçmasından sorumlu olmadığını ve kızı kendi elleriyle getirdiğini söyleyerek adamı tersleyip , kovmuştu.

İyi yerden girmeliydi ki kadın onu bir daha geri çeviremesin, diye düşünüyordu. Çok geçmeden aklına kadının çok sevdiği ve uğruna kızını verdiği biricik oğlunu kullanmak geldi .O salak için baya uğraşıyordu kaç zamandır.

Sözde onu kurtarmanın karışıklığında kızı alacaktı ama işler istediği gitmemiş,kız elinden kaçmıştı. Ve o hala Metehan Yıldırım için uğraşıp duruyordu. Daha doğrusu uğraşıyormuş gibi yapıyordu. İstediğini elde etmeden kimsenin işini görmeye hiç niyeti yoktu.

Bir aydır her gün yaptığı gibi yine uzaktan Giray'ın evini izliyordu. Giray ve Viran'ı sarmaş dolaş bir şekilde gördü. Her gün gördüğü sahnenin bir benzerini görüyordu.

Ondan kaçan kız kendini Giray Karaalp'in kollarına atmıştı. Bu hırsını daha da körüklemekten öteye gitmiyordu ne yazık ki. Yumruklarını iki yanında sıkmak yerine Giray'a geçirmeyi o kadar çok istiyordu ki Timur Korkmaz.

Kendisinin delicesine bir istekle dokunmak istediği tene o pervasızca dokunuyordu ve kız bundan zerre rahatsız olmuyordu. Giray'a sırnaştığı her saniye ona yapacaklarının süresini uzatacağına dair yeminler etmesine neden oluyordu gördükleri.

Daha fazla bu manzaraya tahammül edemeyip , arabasına binip oradan uzaklaştı Timur Korkmaz.

Arabasını Tomris Yıldırım'ın evinde durdu, Timur Korkmaz. Kapıya geldiğinde hiç durmadan çalmaya başladı. Kadının söylenerek kapıya gelmesini bekledi.

Durmaksızın çalan kapıyla hızla oraya giden Tomris Hanım kapıyı açmıştı. Karşısında gördüğü adamla konuşmaya başladı.

"Ne alacaklı gibi vuruyorsun kapıya? Ne oldu, neden geldin ?"

"Viran'ın kaldığı yeri buldum. Ama onu oradan tek başıma çıkaramıyorum. Bana yardım edeceksin!"

Adamın söyledikleri ile bakışlarına adama diken kadın konuştu.

"Sen geçen geldiğinde demedin mi bir sürü koruma var , diye ? Ben nasıl çıkarayım o kızı oradan? Benden sana ekmek çıkmaz , kendi işini kendin hallet . Hadi iyi günler sana avukat bey."

Kapıyı adamın yüzüne kapatmak istemişti. Tabi sadece istemekle kalmıştı. Yaşlı kadının ne yapacağını anlayan Timur Korkmaz buna izin vermedi.

"Senden yardım dilenmiyorum. Bana yardım edeceksin diyorum!"

Adamın dediğiyle bir kahkaha patlattı yaşlı kadın.

"Hadi ya ,Yapmazsam?!"

Tek kaşını kaldırıp adama baktı.

"Oğlunun avukatı bendim, ne çabuk unuttun? Ücret karşılığında bana Viran'ı verecektin. Hani Viran? Ben göremiyorum, sen görebiliyor musun?"

Yaşlı kadının da sinirleri bozulmaya başladı.

"Ben vereceğim dedim ve verdim!. Sen ona sahip çıkamadıysan benim sorunum değil!."

Timur olumsuz mana da kafasını salladı. İşaret parmağını kadına doğru çevirdi.

"Tamamıyla senin sorunun!. Oğlunun dışarı çıkıp çıkmaması benim elimde. Anlıyor musun, beni? Eğer bana yardım etmezsen biricik oğlunu bırak bu işten sıyırmayı ömrü boyunca o delikte kalması için uğraşırım!."

Duydukları ile kalbi göğüs kafesinden kaçıp gidebilecekmişçesine hızlı atmaya başlamıştı. Biraz sinirle , çokça korkuyla konuşmaya başladı.

"Bunu yapa-"

Kadının ne söyleyeceğini anlayan adam kurduğu cümleyi bitirmesine izin vermedi.

" Yaparım!. Hem de öyle bir yaparım ki aklın şaşar. Ben ne sana ne de o gerizekalı oğluna acırım. Sana seçenek hakkı sunmuyorum. Yapar mısın demiyorum. Yapacaksın!."

Kaçış yolunun olmadığını anlayan kadın , uzlaşmaya karar verdi.

"Yalnız değildir o şimdi. Ben onu o evden nasıl çıkaracağım?"

Kadının süt dökmüş kedi gibi durulması ile keyfi yerine geldi.

"Onu evden sen çıkarmayacaksın. Ben çıkaracağım."

Adamın dediklerinden birşey anlamadı.

"Ben çıkarmayacağım madem benden ne istiyorsun be adam ?!"

"Evin önü koruma dolu. Sen evin önüne gidip olay çıkaracaksın. Sen korumaların dikkatini dağıtıcaksın. Viran zaten seni evin önünde görünce dışarı çıkmaya cesaret edemeyecek. Herkes sana odaklanmışken ben de evin başka bir yerinden içeri gireceğim. Herkesin dikkati sendeyken ben kızı alıp gideceğim. Yarım saat oyalasan bana yeter."

"Ne zaman olacak bütün bunlar? Şimdi mi?"

"Hayır gün bitti neredeyse. Giray gider birazdan. Yarın sabah erkenden oraya gideceğim. Giray evden çıktıktan 1-2 saat sonra seni arayacağım ve sonrasında konum atacağım, sende geleceksin."

Başka şansı olmayan Tomris Hanım mecbur kabul etmiş ve kafasını sallamıştı.

" Tamam. "

Adam arkasını dönünce tam kapıyı kapatacaktı ki adam hızla ona dönmüştü. Bu yaşlı kadının korkmasına sebep oldu . Tabi bu yine adamın umrunda olmadı. İşaret parmağını tehditvari bir şekilde salladı ve konuştu.

"Bana bir numara çekmeye kalkma sakın! Yarın konum attığım da zamanın da gelmezsen eğer sen de dahil tüm ailenin canına okurum ! Anladın mı?!"

Ne kadar sinir olsa da adamın bu yüzünü yeni gördüğü için işini riske atamazdı. Bu yüzden anladım manasında kafasını salladı.

Kadının onayıyla birşey demeden arabasına binip oradan uzaklaştı.

Bu geçen bir aylık süre de Viran ve Giray arasındaki ilişki daha samimi ve yakın olmuştu. Mesela artık Viran , Giray'dan kaçmıyordu. Ona sarıldığında veya onu öptüğünde utanıp kaçmıyordu. Tamam utanıyor ama kaçmıyordu.

Viran daha önce hiç böyle sevildiğini hatırlamıyordu . Canını yakmaktan korkuyordu en basitinden. Tüm tehlikelerden onu koruyacak tek kişi Giraymış gibi hissetmesine neden oluyordu.Şu zamana kadar kimse onun ne hissettiğini, ne istediğini düşünmez, umursamazdı. Ama Giray her zaman kendisinden önce hep onu düşünüyordu. Hayat sanki ona , bunca zaman yeterince üzüldün , mutsuz oldun işte bu senin mükafatın , diyordu.

Ama içinde bir yerlerde gitmemiş, derinlerinden çıkmayacakmış gibi iz bırakan o korku onu yalnızken yokluyordu. Kendini ne kadar rahat hissetse de en başa dönmekten korkuyordu. Yalnız olduğu, sevilmediği , her daim korktuğu zamanlara geri dönmekten o kadar çok korkuyordu ki...

Ama tüm korkuları ona arkadan sarılan adamla içinde bilmediği bir köşeye doğru hızla kaçmıştı. Tüm endişesi yerini huzura bırakmıştı. Gülümseyerek, adamın kolları arasında ona doğru dönmüştü.

Gülümseyen yüzüyle ona bakan kadına onda gülümsemiş ve o çok sevdiği saçlarından öpmüştü, adam. Ne kadar zaman geçerse geçsin kadının içinde ki korku , endişe hep yerinde duracak gibi görünüyordu.

"İyi misin?"

"İyiyim."

Ona ne kadar iyiyim dese de sanki içinden geçenleri anlıyormuş gibi bakıyordu kendisine Giray. Konuşmadan tek bakışıyla yapıyordu bunu. Bu durum onun kaçış şansını ne kadar elinden alsa da bu hali çok hoşuna gidiyordu. Ona olan sevgisi bir kat daha artıyordu.

" İyiyim, gerçekten! Sadece arada içimde yersiz korku oluşuyor. Sanki birşey olacakta herşey tepetaklak olacakmış gibi hissediyordum. Senden ayrılacak ve tekrar o mutsuz anlarıma dönecekmişim gibi hissediyorum. Bilmiyorum belki "saçmalıyorum ama istemsizce oluyor."

Saçma falan değildi kızın bu korkuları. Onca yıldan sonra psikolojisinin bu duruma gelmesi ve her dakika korku ve endişe içinde olması çok normal. İşin iyi tarafı Viran o kötülüklerin içinde ayakta kalabilmişti. Kızın bu hâline kıyamamış

ve kendine çekip daha sıkı sarılmıştı.

Giray bir süre sonra kızı kendinden ayırmış ve kızın yüzünü ellerinin arasına aldı.

"Hayır saçma değil. Bir sürü şey yaşadın canım sen. Ve tüm bunlara rağmen hâlâ çok güçlü bir şekilde ayakta duruyorsun. Sende insansın. Bocalayacak, tökezleyeceksin. Sonunda da çok güçlü bir şekilde yoluna devam edeceksin. Tabi benimle birlikte."

Son dediğiyle güldü adam. Kızın yüzünü o kadar yumuşak ve narin bir şekilde seviyordu . Gözleriyle görmese adamın elinin yüzünde olduğundan şüphe bile edebilirdi. Öyle bir bakıyordu ki ne hissedeceğini bilemiyordu. Gözleri parlıyordu sanki ona bakarken... Dua etti ölürken bile son göreceği adamın gözleri olması için.

İkili sarmaş dolaş bir şekilde yemek yemek için mutfağa gitti. Önce sohbet eşliğinde yemek yemiş ve aynı şekilde hem birbirileriyle uğraşa uğraşa mutfağı çalışan kadına bırakmadan toplamış ve oradan çıkmışlardı.

Oturma odasına geçmişlerdi sonrasında. Giray telefondan Sezen Aksu'un " Ben Sende Tutuklu Kaldım" şarkısını açmış ve kızı kendisine doğru çekmiş ve sarılmıştı. Bir taraftan Sezen Aksu söylerken o da fısıltı şeklinde kızın kulağına doğru şarkıya eşlik ediyordu. Birkaç tekrardan sonra şarkıyı kapatmıştı , Giray. Onun yerine slow bir fon müziği eşliğinde kızın kulağına doğru bir şiir okumaya başladı.

MERHABA

Merhaba, tek bir tebessümünle,

İçime yaz getiren,

Düşmanı olduğum bulut, gözlerine çöreklendiğinde,

Bana sağanak getiren sevdiğim.

Kahkaha attığında çıkan o ses,

Dünyanın çalınmış en güzel müziğinden daha güzel

Sese sahip olan insan.

Bir bakışınla kan pompalamayı bırakıp can çekişir gibi

Çırpınan bu kalp,

O bakılası yüzün benden taraf olmayınca,

Aylarca belki de yıllarca susuz kalmış,

Meyve vermeyen,

Üzerinde tek bir yaprak dahi barındırmayan

Kuru bir ağaç gibi oluyor sanki.

Ettiğin tek bir güzel sözle

Dünyanın bütün güzelliklerini

Tatmış gibi hissederken,

Suskunluğun bana dünyanın tüm kötülüklerine

Maruz kalmışım hissine kapılmama neden olur.

Söyleyemediğim, gösteremediğim, hissettiremediğim

Ne varsa satırlarım da gör, hisset isterim.

Bu yüzdendir ki bana gel deyişlerim.

Bana gel nefes almak istediğim de,

Yanında nefesimden olduğum.

Can bulmak istediğim de canımdan olduğum insan.

Sen gel ki tüm merhabalarım hayat bulsun.

Gel ki iyikilerim olsun tüm gelişler.

Evrenin uçsuz bucaksız sonsuzluğun da,

Kaybolsun tüm hoşçakallarım.

Ve sen kaldıkça yanımda

Hükmedeceğim tüm gidişlere,

Hükmedeceğim ki ızdırap çeksin tüm vedalar.

Huzuru parmaklarında toplayan sevdiğim,

Sen var ol ki şahit olsun,

Tüm cihan yapabileceklerime...

Şiir o kadar anlamlı ve güzeldi ki gözlerinden ardı sıra yaşlar düşmeye başladı.

Kızın ağladığını farkeden adam kaşlarını çatmıştı.

"Niye ağlıyorsun? Mutlu ol diye okudum ben bu şiiri!."

Adamın söyledikleri ile hızla kafasını sallamış ve gözlerini silmişti.

"Mutluluktan ağlıyorum. Seni o kadar çok seviyorum ki ... Bana , ne sevap işledim de Allah seni karşıma çıkarttı diye düşündürtüyorsun. Çok uzun zaman olmadı belki seni tanıyalı ama içimdeki sevgi o kadar büyük ki hiçbir yere sığmıyor. Ve gözyaşı olarak kendini belli ediyor."

Kadının ettiği her kelime Giray'ın daha çok mutlu olmasına sebep oluyordu. Ama bu yine de kızın gözyaşlarının içini yaktığı gerçeğini değiştirmiyordu.

" Ne kadar mutlu olursan ol yine de ağlama!."

Kızın elini alıp kendi kalbinin üzerine koyup konuşmaya devam etti.

"Tam burada tarifsiz bir acı oluyor sen ağlayınca. Çaresiz kalıyorum senin gözyaşlarının yanında. Beni böyle savunmasız bırakma olur mu güzelim?"

Gülümseyip , elinin durduğu yere dudaklarını değdirmişti, Viran. Adamı kalbinden öpmüştü. Adam da önce saçını koklamış, oraya sayısız öpücük kondurmuştu. Sonrasında da kızı kendisine çekip , sımsıkı sarılmıştı.

Hayatta önemli olan şey o insanla ne kadar süre geçirdiğin değil , onu ne kadar çok sevdiğindir. Sadece birkaç aydır onu tanıyorsundur ama senin içinde var olan o sevgi yılların eskittiği ilişkilerin içinde yoktur. O yüzden önemli olan geçen zaman değil , hissettiğin , hissettirdiğin sevgidir...

Bölüm sonu

1 yorum