İçeriğe geç

Vie De Marle

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Vie De Marle

Bölüm 2

Bölüm 2 Siyah Mührün Altında

Gökyüzü gerçekten de yarılmıştı.

Vie de Marli’nin üstünde dönen siyah bulutlar normal bir fırtınaya benzemiyordu. Şimşekler mor renkteydi. Deniz kabarıyor, sokak lambaları bir yanıp bir sönüyordu.

İnsanlar korkuyla kaçışırken şehir ilk kez yaşayan bir organizma gibi ses çıkarıyordu.

Ve o ses…

fısıldıyordu.

“Uyanıyor…”

•

Limanın ortasında duran dört kişi aynı anda kuleye baktı.

Kaelen küfür ederek saçlarını geriye itti.

“Tamam,” dedi sinirli bir gülüşle.

“Bu baya kötü görünüyor.”

Selene’in elleri hafif titriyordu. Asasının ucundaki ay taşı kararmaya başlamıştı.

“Oradaki enerjiyi hissedebiliyorum…” diye fısıldadı.

“Sanki bir şey bizi çağırıyor.”

Valerius gözlerini kuleden ayırmadan konuştu.

“Çağırmıyor.”

Sesi soğuktu.

“Hatırlıyor.”

Thalassa istemsizce ona baktı.

Bu adamın içinde bir şey vardı. Sadece öfke değil… Acı. Çok eski, çok derin bir acı.

Ve nedense Thalassa onu gördüğünde kalbi kırılmış gibi hissediyordu.

Sanki onu bir kez kaybetmişti.

Belki de daha önce.

•

Bir anda Valerius’un başının içinde görüntüler patladı.

Alevler.

Çığlıklar.

Zincir sesleri.

Ve mavi gözlü bir kadın.

“Lütfen durdurun!”

Valerius aniden sendeledi.

Thalassa refleksle kolunu tuttu.

O an…

İkisi de tekrar aynı anıyı gördü.

Bir saray koridoru.

Kan.

Yere düşen altın bir taç.

Ve birbirine ulaşamayan iki el.

Thalassa nefes nefese geri çekildi.

“Bu da neydi?” diye fısıldadı korkuyla.

Valerius cevap vermedi.

Çünkü ilk kez birinin kendi geçmişini gördüğüne şahit oluyordu.

•

Tam o sırada gölgeler hareket etti.

Limanın etrafındaki karanlık çatlayarak insan biçimli yaratıklara dönüştü. Yüzleri yoktu.

Sadece boşluk vardı.

Selene irkildi.

“Bunlar…” dedi yavaşça.

“Argosax’ın parçaları.”

Yaratıklardan biri aniden yaşlı bir adama saldırdı.

Kaelen göz açıp kapayıncaya kadar yaratığın önünde belirdi.

Mor elektrik gecenin içini yardı.

BOOM.

Yaratık savrulup duvara çarptı.

Kaelen sırıtıp omzunu çevirdi.

“Bugünlük ölmek yok ihtiyar.”

Ama yaratık ayağa kalktı.

Hem de daha büyük şekilde.

Valerius’un gözleri daraldı.

“Fiziksel saldırılar yetmiyor.”

Yaratık tekrar saldıracakken Selene asasını kaldırdı. Ay ışığı gibi yayılan enerji yaratığın bedenine dokunduğu anda gölge parçalanmaya başladı.

Ama aynı anda Selene acıyla diz çöktü.

Kaelen hemen yanına koştu.

“Selene!”

Genç kız göğsünü tutuyordu.

Çünkü yaratığın içindeki karanlık enerjinin bir kısmı kendi bedenine geçmişti.

Ve o an…

zihninde bir ses yankılandı.

“Kızım.”

Selene’in gözleri büyüdü.

Bu ses…

Arius’tu.

•

Marli Obsidyen Kulesi’nin en üst katında Arius gözlerini kapattı.

Argosax’ın devasa gövdesi arkasında hareket ederken kadın hafifçe gülümsedi.

“Sonunda bağlantı kuruldu.”

Kırmızı gözler karanlıkta parladı.

“Ay taşı taşıyıcısı…”

“Boşluk onu kabul ediyor.”

Arius pencereye yürüdü.

Aşağıdaki şehre baktığında gözleri doğrudan Selene’i buldu.

“Gel bana,” diye fısıldadı.

“Gerçek ailene dön.”

•

Selene bir anda nefes alamıyormuş gibi hissetti.

Ayakta durmakta zorlandı.

Ve herkesin gözleri önünde…

boynunda siyah damarlar belirmeye başladı.

Thalassa şokla geri çekildi.

Kaelen’in yüzündeki ifade sertleşti.

“Hayır…” dedi sessizce.

Selene korkuyla ellerine baktı.

Işık gücü karanlıkla karışıyordu.

Valerius yavaşça ona yaklaştı.

“Bana bak.”

Selene gözlerini kaldırdı.

Valerius’un sesi ilk kez yumuşaktı.

“Geçmişin seni tanımlar diye bir şey yok.”

Bu cümle birkaç saniyeliğine Selene’in içindeki sesi susturdu.

Karanlık damarlar yavaşça kayboldu.

Ama tam rahatlayacakları anda…

Gökyüzünden devasa bir çığlık yükseldi.

Şehirdeki tüm camlar aynı anda çatladı.

Deniz ikiye ayrılıyormuş gibi kabardı.

Ve kuledeki mühür tamamen kırıldı.

Argosax’ın gerçek formu ilk kez göründü.

Gökyüzünün yarısını kaplayan dev bir gölge…

Yüzlerce kırmızı göz…

Ve gerçekliği büken bir karanlık.

İnsanlar çığlık atmaya başladı.

Kaelen’in yüzündeki alaycı ifade tamamen kayboldu.

Thalassa’nın elleri titredi.

Selene korkudan donmuştu.

Ama Valerius…

sadece yaratığa bakıyordu.

Çünkü onu tanıyordu.

Hayır.

Hatırlıyordu.

Ve o an geçmişinden gelen son görüntü zihninde yankılandı:

Yanarak ölmeden hemen önce…

Argosax’ın gözlerini görmüştü. 🌑

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.