Telefon sesi bütün odayı doldururken gözlerimi açmadan elimle komodini yokladım. Lanet telefonu ilk hissettiğimde hemen sesi kapatıp yarı açık gözlerle arayan kişiye baktım.
Mert...
Anında gözlerimi açıp doğruldum. Israrla aramaya devam ederken sabah sersemliğinden hiçbir şey düşünemedim.
"Kim o arayan?" Arkamda Bars'ın sesini duydum. Mert'i meşgule atıp Bars'a döndüm. En olmadık zamanlarda bir yerlerde çıkmaya yemin etmiş Mert. Aran'ı isteyecek benden biraz daha zamana ihtiyacım var ama ya kafası atarsa, işin ucu anneme dokunursa?
Annem..
Merakla bana bakıyordu Bars. Ne olacaksa olsun artık yeter.
"Sana söylemem gereken bir şey var. Beni dikkatle dinle." Dedim. Bars kaşlarını çatıp hafif doğruldu.
"Bana hep benden ne saklıyorsun diyip duruyordun ya." Dedim Bars şüpheyle başını salladı.
Şöyle ki Mert'ten daha çok korkuyorum Bars'a daha çok güveniyorum. Doğru olanı yapıyorum umarım.
"Bars. Benim annem yaşıyor." Dedim. Şakaklarım atmaya başladı uyanır uyanmaz söylediklerim yüzünden kalbim ağzımdaydı. Bars bana dikkatle baktı.
"Ne?"
"Duydun işte annem yaşıyor."
"Verda uyandığına emin misin?" Dedi. Gözlerimi devirdim.
"İnanmıyor musun?" Dedim doğru söylediğime mi inanmayacak bu sefer. Bars ciddiyetle
"Annen öldü ya senin-"
"Bars!" Deyip koluna vurdum.
"Annem o gün o takside değildi. Ben annem kaçsın diye evlenmiştim zaten. O bir plandı." Dedim. Yalandan kim ölmüş? Ayrıca hikayeyi biraz değiştirmiş oldum tamamen yalan söylemiyorum.
"O günden beri annen yaşıyor mu?" Dedi. Hala pek inanıyor gibi değildi ama ciddiyetle anlatışlarıma kulak veriyor.
"Evet. Sen o akşam sevgilinin yanındaydın. Fark etmedi kimse."
Bars derin nefes alıp eliyle saçını karıştırdı.
"Nerede şimdi?" Dedi.
"Muğla'da."
"Şimdi neden söylüyorsun?"
"Annem geri gelmek istiyor çünkü. Abimin öldüğünü öğrenmiş." Dedim.
Bars bıkkınla yüzünü kapattı acıyla suratını ekşitse de iyice doğrulup karşıya baktı. Benimle göz teması kurmuyordu belki de aklında doğru söylüyor muyum diye düşünüyordur.
"Mert biliyor değil mi anneni?" Dedi buzdan soğuk sesiyle. Kurduğu cümle sırtıma ok gibi saplandı. Yerimde kıpraşıp yutkundum.
"O nereden çıktı?" Dedim. Her planı her felaketi düşünüp yapabiliyorum ama şu sesim her defasında titreyip beni ele veriyor.
"Mert'in karşılık vereceğinden korktuğun için bunu söylüyorsun." Dedi kendinden emin bir şekilde.
Vurulmuş haftalarca hastanede yatıp hala yarasının acısıyla uyuyamayan adam gitmiş yine o otoriter baskın Bars gelmişti. Bars'ın bıçak gibi kesip attığı soruya karşı bir şey diyemedim. Bana yaklaşan Bars yakından gözlerimin içine baktı.
"Tek bir sorum var sana Verda." Diye fısıldadı. Bu kadar yakınımda yüzüne bakarken öfkeyle aldığı nefesi yüzüme çarpıyordu.
"O korkuyla yanlış bir şey yaptın mı?" Dedi.
Yanlış bir şey yapmam için korkuya ihtiyacım yok ki. Korku sadece bahanemdi. Heja canımı yaktı öldü, boşanmama izin vermeyip üstüne bir de beni aptal yerine koydular Ömer ağa öldü, Dare nene üstüme kuma getirmek istedi en büyük torunu ailesiyle öldü.
Bu kin yeri gelir belki beni bile öldürür.
Başımı sağa sola salladım.
"Ben hiçbir şey yapmadım Bars yemin ederim. Ama annem gelmek istiyor buralara. Korkuyorum." Dedim. Bars hala bana baksa da geri çekilip derin nefes aldı. Başını ağır ağır sallayıp
"Hallederim." Dedi sadece.
Kapı yumruklanınca konu dağıldı.
"Bars oğlum. Oğlum açsana kapıyı." Iraz hem kapıyı açmak için zorluyor hem de kapıya vuruyordu. Suratı düşen Bars'a gülerek baktım.
"Başladı senin mesain." Dedim. Koşarak kapıyı açtım. Iraz beni bile görmeden bitkisel karışımlarla odaya daldı.
Yine Bars'ı küçük çocuğu gibi bakıyor elleriyle bir şeyler yedirip içiriyordu. Bars ne kadar rahatsız olsa da Iraz asla anlamıyor. Bu tabloya gülmeden edemedim. Sabahlığımı giyip kapının önüne çıktım derin nefes aldım.
En azından beklediğimden daha sakin ve iş bitirici bir konuşma oldu. Omzumdan yük kalktı mı bilmiyorum ama Bars'a bir yüklediğimin farkındayım.
Avluya göz attığımda Aran en küçük oğlunu kucağına almış diğer oğlunu kovalıyordu. Vildan tepside kahvaltılıkları getirirken oğlu Vildan'ın arkasına saklanıyor kahkahalar yükseliyordu.
Ne mutlu aile ama!
"Çekil sende şurdan." Deyip arkamdan beni itip odadan çıkan Iraz'a baktım.
İçeri baktığımda Bars'ın da sinirli olduğunu görünce Bars'ın dayanamayıp Iraz'a kızdığını anladım. Kapıyı kapatıp Bars'a yardımcı olmaya çalıştım. Tişörtünü giyerken dişlerini sıkıp
"Sen hiç Aran'la konuştun mu?" Dedi. Başımı sallayıp
"Sadece ilk vurulduğun zaman Aran'ı boğmaya çalıştım. Ama Vildan kurtardı." Dedim Bars gülerek bana baktı omuz silktim.
"O çift öyle." Dedi. Pencereden Arangile bakarak
"Aran Vildan'ı kaçırmıştı zaten. Hatta Vildan'ın bir resmi vardı yastığının altında saklardı." Dedi. Bunları duyunca şaşırmamak elde değil. Aran hiç öyle birine benzemiyordu hatta Vildan Aran'dan boşanmak istediğini bile söylemişti.
Günler geçtikçe rutinlerimize karışıyorduk. Konak temizlenmiş kahve içmek için avluda toplanılmıştı. Simay kahveleri dağıtırken ben de sehpaları çıkarttım. Bars'ın yanına oturunca bu sessizlik fazla sürmedi.
"Sen neler yaptın Aran?" Dedi Bars. Aran kahvesinden içemeden bardağını geri yerine koydu. Başı öne eğik şekilde birkaç dakika durduktan sonra Bars'a baktı. Simay hızla çocukları oyun bahanesiyle uzaklaştırdı.
"Ne diyeyim abi. Karşımdasın sağ salim şükürler olsun ne istersen söyle." Dedi. Sesinde mahcubiyet yoktu. Bars başını salladı.
"Aran başka ne yaptın?" Dedi.
"Abi vallaha başka bir şey yapmadım."
"Abi zaten uzun zamandır Mert'ten de bir haber yok. İki hafta sonra ihale olacak sesi çıkmadı." Diyerek bodoslama konuya daldı Sait.
"Aran'ı kolluyordur." Dedi Bars. Vildan panikle
"O ne demek? Çocuklarıma bir şey mi olacak yine?" Dedi. Bars omuz silkip
"Onu kocana sor." Dedi.
Onlar kendi aralarında konuşurken aklıma Aran'ı geri plana atmak geldi. Madem ihale var ve Mert işine aslında körü körüne bağlı ona tapuları vererek yönünü saptırabilirim.
Hem zaten yapacağımı yaptım. Bars'ın öleceğini düşünmek beni yeterince korkuttu. Bir de Aran'ı veremem sırf Vildan için bile.
"Verda?" Diyerek kolumdan tuttu Bars. İrkilerek ona döndüm.
"Sait sana söylüyor." Dedi.
"Efendim Sait?"
"Yenge Şermin'i diyorum. Okul işini hallettik haftaya gelip götürecekler."
"Çok iyi. Ellerinize sağlık." Deyip gülümsedim.
O tapuları nasıl alacağım? Nasıl vereceğim?
"Aklın nerede?" Diye kulağıma fısıldadı Bars. Beceriksizce gülümseyip
"Bir şey yok." Dedim.
Kahveler bitmiş akşam yemeği kaldırılmış herkes uyumak için odasına gidiyordu. Tam odama girecekken Simay odasından çıkıp
"Verda yarın hazırlık yapacağız bilgin olsun." Dedi. Yine kimleri misafir edeceğiz acaba.
"Ne hazırlığı?"
"Abimlerin ölümünün kırkı çıktı ya dua edilecek baya kalabalık olurlar bilirsin. Hadi iyi geceler." Deyip odasına geri döndü Simay.
Son zamanlarda ne çok ölü, taziye ve dualar olmuştu. Birkaç adım ileri atıp Nazlı ile Beran'ın odasının kapısına bakakaldım. Bu insanlar belki masum olabilir bunu kabul ediyorum ama.. Ama bu ailedeki herkes cani Mert'in bana anlattıkları, gördüklerim, yaşadıklarım. Bir aile soyu can yakmak için büyüyor.
Daha fazla etrafta görünmemek için odama girdim. Bars banyodan çıkmış yarasını pansuman etmeye çalışıyordu. Panikle yanına gidip
"Dur dur. Hem neden duş aldın yaran için tehlikeli olmasın?" Dedim kremi sürerken
"Bir şey olmuyor yara artık kapandı. Yarın ofise gideceğim kendime gelmek istedim." Dedi. Elim Bars'ın göğsünde dondu kaldı.
Bars'a bakıp dudak büzdüm.
"Of çok şanlısın!" Dedim. Merakla bakan Bars'a
"Ben yarın ev süpürüp toz alacağım. Yerleri değiştirelim mi?" Deyip güldüm. Benimle gülen Bars yatağa yattığında değerlendirici bir bakış attı.
"Yarın kaçmak mı istiyorsun?" Başımı salladığımda
"O zaman yarın benimle gel. Hamile kalman için tedaviye başlayalım." Dedi.
Ne diyeceğini bilemedim. Ben ne planlar içinde kendimi boğuyorum Bars bunca olayın içinde bile gebeliği tedaviyi falan düşünüyor. Yatağa girip ışığı kapattım. Yarın o tapuları almam için dışarı çıkmam şart. Gözlerimi sıkı sıkı kapatıp
"Peki." Dedim.
Gördüğüm kabusla irkilerek uyandım. Bars solumda hala uyurken aylarca bütün kabuslarım Beran olmuştu. Aslında yoruldum bu kabuslardan yaptığım canilik sürekli aklımdaydı. Acaba her korkunç şeyler yapan insanlar böyle oluyor mu?
Uykusuzluktan bitkindim ayaklarımı yere sürüyerek banyoya gidip yüzümü yıkadım. Gözlerim kıpkırmızı, tenim soluk ve yorgundum. Midemin bulantısı geçsin diye üstümü giyip terasa çıktım gün yeni aydınlanıyordu.
Terasta ki koltukta otururken yine düşüncelerimden nefes alamadığımı hissettim. Annemin meselesinde içim biraz daha rahat ama dürüst olmalıyım ki Beran'dan sonra başka bir Aşratoğlu ölümüne sebep olmak istemiyorum. Başka kabus istemiyorum.
Mert ise Aran'ı isteyecek alana kadar durmayacak. İstediğim kadar ona aşık rolü yapayım ki bu da fazlasıyla mide bulandırıcı, inanmayacak ne rolü yaparsam yapayım. Zaten upuzun süredir hiçbir duygu hissetmiyorum her şey anlamını yitirdi. Yaşadığıma dair rol yapıyorum kim inanırsa.
Zihnim çok ağrıyor, kendimi yorgun hissediyorum düşünmekten.
"Verda!" Sertçe itilince irkilerek gözlerimi açtım. Karşımda Vildan vardı. Nerede olduğuma göz attığımda terasta uyuyakaldığımı fark ettim.
"Bars seni soruyor." Dedi. Başımı sallayıp kendime gelmek için esnedim. Odama gittiğimde Bars kendi başına hazırlanmış eski gücü yerine gelmiş gibiydi.
"Nerdesin sen?" Dedi beni görür görmez. Onunla gideceğimi unutmasın diye hızla dolaptan kıyafetlerimi çıkarttım.
"Bi ara uyandım hava almak için terasa çıktım. Sonra orada uyuyakalmışım." Dedim bir yandan üstümü giyiyordum.
"1 saate randevu var. Şehrin en iyi doktoru."
Bars bana doktoru anlatırken gözlerimi devirmek istedim. Neden hala çabalıyor? Her şey de akıllıca hareket eden Bars neden burada hayal dünyasında yaşıyor?
Sırf dışarı çıkmak için dediği şeylere karşı çıkmıyor arada başımı sallayıp onaylıyordum. Arabaya bindiğimizde de aklımda ki tek şey şirketten tapuları nasıl çıkartacağımdı.
Geldiğimiz klinikte doktoru beklerken hemen bu işin bitmesini istiyordum. Ne de olsa pusu da bekleyen tilkilerim var değil mi?
"Verda Aşratoğlu? Doktor sizi bekliyor." Sevecenlik konuşan asistana gülümseyip Bars'la doktorun odasına girdik.
Genellikle Bars konuşuyor her şeyi ince ayrıntısına kadar anlatıyordu.
"Peki vurulma nasıl oldu?" Dedi doktor.
Yaşını almış küt kızıl saçlı doktor kemik gözlüğünü burnun ucundan iterek düzeltti.
"Deli saçması diyelim. Sokakta tartışan birinin kurşunu isabet etmişti." Dedim. Bars'ın konuşamayacağı tek konu bu.
Kadın gayet açıklayıcı şekilde tedaviden bahsetti. İlaçları yazarken umutlu olmam için beni sürekli uyardı. Kadının gözünde heyecanlı görünüyordum belki ama ben hala tapuyu nasıl Mert'e veririm diye panik içinde deliriyorum.
Doktorun odasında işimiz bittiğinde Bars aldığı ilaçların poşetini bana verip
"Hadi sen eve geç ben de işimin başına."
Hay sıçayım!
"Hayır" Dedim. Bars şaşkınlıkla bana bakarken kendimi toparlayıp
"Lütfen eve gitmeyeyim. Çok iş var orada birazcık tembellik benim de hakkım. Hem söz sesimi çıkartmam uslu uslu otururum. Bars lütfeen." Diyerek Bars'ı ikna etmeye çalışıyordum. Bars sonunda dayanamayıp
"Tamam. Gel ama sakın beni sinirlendirecek bir şey yapma." Dedi. Başımı sallarken gülmemek için dudaklarımı bastırdım.
Bars'a dediğim gibi sessizce ofisinde oturuyordum. Ciddi manada sessizlik bana iyi gelmişti orada burada çıkan Iraz ve sürekli emirler yağdıran Dare nene yoktu.
Kapı çalıp içeri Ayşegül girdi.
"Bars bey Ceren hanım geldi. Sizinle görüşmek istiyor."
Hemen Bars'a baktım. Hani bu kadın patlama yaptı öldürmeye çalışmıştı hangi yüzle gelebiliyor? Bars kısa bir süre sessiz kalsa da başını sallayıp
"Tamam. Toplantı odasında bekletin." Dedi.
Ayşegül odadan çıkınca kollarımı göğsüme bağlayıp
"Bu sefer nereyi patlatır acaba?" Dedim. Bars önündeki kağıdı imzalayıp ayağa kalktı.
"Ne oldu? Seninde mi bir yerleri patlatasın var?" Dedi. Dudaklarımı büküp
"İster misin?" Dedim. Bars kahkaha atarken odadan çıkmıştı bile.
İçten içe Ceren yüzünden kendimi yemeye başladım. Her konuda karşıma çıktığı yetmezmiş gibi Mert'in de Bars'ında çevresindeydi.
Aklıma Mert gelmesiyle ayaklanıp Bars'ın masasına gittim. En son bu tapuları nereye bırakmıştım ben. Çekmeceleri karıştırırken Bars'ın aslında kadın doğum doktorlarını epey araştırdığını fark ettim.
Bu işi gerçekten çok ciddiye alıyor.
En son umutsuz bir şekilde arkadaki dolaba bakarken tapuların olduğu mavi klasörü gördüm. Nasıl yapacağım şimdi? Böyle kalın bir şeyle ofisten bile çıkamam Mert'e vermem imkansız.
Peki Mert ofise gelip alırsa?
Klasörü dolaptaki en altta olan kilitli çekmeceye koydum. Kilidi üstünde olduğu için çekmeceyi kilitleyip anahtarı Bars'ın kalemliğine attım. Hızla eski oturduğum yere döndüm.
Bu aksiyon bana fazla bile. Nefesimi düzene sokmaya çalışırken buz gibi ifadeyle Bars geldi. Dalgın bakışları beni bulunca kaşlarını çattı.
"Betin benizin solmuş." Dedi. Gözlerimi kırpıştırıp
"Evet ya. Halsizleştim birden eve gidebilir miyiz artık?" Dedim. Bars başını salladı.
"Tamam sen çık ben şu dosyayı Sait'e bırakacağım." Dedi.
Odadan çıkar çıkmaz Ayşegül'ü gördüm. Yanına gidip bütün sevecenliğimle
"Merhaba" Dedim. Ayşegül gerçekten samimi bir kızdı. Havadan sudan konuşmalarımız bitince etrafa bakıp
"Burada kaç kapı var? Yani Bars'ın odasına kadar?" Dedim gülümseyerek. Ayşegül başta şaşırsada omuz silkip
"4 kapı olması gerek. İlk iki kat güvenlikçiler var zaten."
"Tek önden mi girişi var?"
"Arkada tarafta da girişler var ama orada sadece ilk katta güvenlikçi var. Sadece personeller." Dedi. Daha çok bilgi edinmek isterdim ama Bars yanımıza gelmişti bile. Hızla arabaya binerken aklımda Ceren vardı.
Bars daha arabayı çalıştırmadan
"Ne konuştunuz Ceren'le?" Dedim. Bars derin nefes alıp bana baktı.
"Patlamayı o yapmamış. Mert onunla da oynuyormuş. Hatta Mert'in onu öldüreceğinden korkuyor."
"Ona bir şey olmaz."
"İlk defa onu böyle korkak görüyorum. Mert fazla cani olmuş. Benim tanıdığım herkesle iletişimi var hemen hemen. Hatta abimin kaçtığını bizim şehirden biri söylemiş. Ceren bunu duyduğunda bana ulaşmak istemiş ama Mert yapmış yapacağını."
Hassiktir!
Ceren biliyor!
Ceren benim ifşaladığımı biliyor!
Hassiktir!








