1 AY SONRA
İlkbaharın hafif esintisi saçlarımı okşuyordu. Oturduğum sandalyeden bacaklarımı sallayarak gözlerimi kapattım. Kısa kollu elbisemin uçuştuğunu hissederken derim altın gibi parlıyordu derin nefesler aldım. Eskiden olduğu gibi kuş sesleri yükseliyor huzur beni kollarının altına almıştı.
Tabi çok sürmedi.
"Verda! Koş kapıya oğlum geldi!" Iraz'ın sesi bütün büyüyü bozdu sinirle gözlerimi açıp ayaklarımı yere vura vura kapıyı açtım.
Bars Sait'e yaslanmıştı o istemese de Sait abisinin yürüyemeyeceğini düşünüp ağırlığını üstüne alıyordu. Bu yüzden Bars sinirli gibiydi fazla bekletmeden içeri girmeleri için kenara çekilirken
"Nasıl? Var mı bir şey?" Dedim. Bars Sait'ten ayrılarak kendi başına yürümeye çalıştı.
"İyi ya şükürler olsun. Yara epey küçülmüş son pansumanları artık evde kendimizde yapabilirmişiz." Diyerek elindeki eczane poşetini göstererek içeri girdi Sait.
Bars merdivenlere yöneldiğinde göğsünü tutup dişlerini sıktı. Hala canı acıyor sanırım.
"Bars kahvaltı yap önce" Dedim bana dönmeden
"Sonra yaparım." Deyip bir iki adım atmaya çalıştı Sait koşarak abisinin yanına gitti.
"Dur abi bana yaslan-"
"Sait. Koçum yürüyebiliyorum." Dedi. Konaktaki herkes yine Bars'ın çevresini sardığı için ben uzakta kaldım. Iraz sürekli Bars'ın yanında küçük çocuğu gibi bakarken Dare nene kendi odasında bile uyumuyor bize yakın olan odada uyuyordu.
Bars odaya çıkınca Iraz hemen tepsi hazırlayıp Bars'ın yanına gitti. Bu iş canımı çok sıktığı için kahvaltı bile yapmak istemedim.
Bars hastaneden çıktığından beri yarım saat bile başbaşa kalıp konuşamadık. Iraz ve Dare nene o kadar dibimizdeydi ki nefes bile alamıyorduk özellikle Bars ilgiden baya sıkılmış gibiydi.
Bir de hastaneden çıktıktan sonra ulaşamadığım bir kişi daha vardı. Mert... Ne yaptıysam yapayım Mert'i bulamadım Bars'ı vurduktan sonra kayboldu sanki. Aklıma bir sürü ihtimal geliyordu. Ya annesinin ölümünü kaldıramayıp kendine bir şey yaptıysa? Aran'ı öldürmeden yapar mı ki?
Sofrayı toplarken Aran'a baktım. Bu süreçte hiçbir şekilde göze batmamıştı. Konaktan ayrılmamış benimle ve Bars'la bir kelime dahi konuşmamıştı. Tek yaptığı ailesiyle vakit geçirmek buna en çok Vildan seviniyordu yüzüne renk gelmişti kadının.
Bulaşıkları yıkadıktan sonra biraz sessizlik için mutfak masasında oturdum. Aklıma annem geldi. Annem Muğla'da birçok işte çalışmıştı ama uzun zamandır bir gıda fabrikasında işçi olarak çalışıyordu. İzin aldığı ilk gün direkt geleceğini söylüyordu tabi önümüzdeki bayramı da düşünürsek gelme imkanı daha çok artıyor ve benim de daha az vaktim kalıyordu.
Mutfakta tek başına otururken düşünmekten kafayı yememek için kalkıp odama gittim. Uzun zamandır ilk defa odada Bars dışında kimse yoktu. Yatağın olduğu içerideki odaya geçince Bars'ın uyukladığını gördüm. Aldığı ağrı kesicilerden dolayı hep uyuyordu.
Tişörtünü çıkartarak uyuduğu için yarası ortadaydı. Aklımda Bars'ı rahatsız etmemek için odadan çıkmak vardı ama yara beni kendine çekiyor gibi Bars'ın ayak ucuna oturmuştum bile.
Vurulduğu günü çok iyi hatırlıyorum kendi teslim olmuş gibiydi. Bunu neden yaptı hala cevap bulamadım. Bütün gövdesi mosmordu sanki kim bilir canı ne kadar yanıyor. Yaraya parmak ucumla dokunmak istedim ama hemen kendimi durdurdum. Gerçi hiçbir şey yapmasamda Bars mırıldandı.
Gözleri hala kapalıydı ama uyandığını anladım. İlaç saati yaklaşıyordu. Bars gözlerini ovduktan sonra bana baktı.
"Sen burada mı yaşıyordun?" Deyip güldü yeni uyandığını belli eden sesle. Bende gülümsedim bu ailedeki ilgi onu gerçekten bıktırmıştı. Gülümsemem soldu.
"Canın acıyor mu?" Dedim. Bars tekrar gözlerini kapatıp derin nefes almaya çalıştı.
"Acıma değil de istediğim gibi uyumayı özledim."
Bars göğsünden vurulmuştu ama kurşun çıktığı için ne tam sırt üstü yatabiliyor ne de sağa sola dönebiliyordu.
"Neden Mert'i sen vurmadın?" Dedim. Daha fazla dayanamadım Bars ise sarhoşluktan çıkıp ciddiyeti eline aldı. Dudak büküp pencereye baktı.
"Bitsin istedim." Dedi sadece ben hala ona bakınca bana dönüp
"Artık biri ölmesin sürekli diken üstünde olmayalım diye." Dedi. Bir şey diyemedim sadece bakışlarımı yarasına çevirdim.
"Sen ne yaptın peki?" Dedi Bars.
"Anlamadım."
"Ben vurulduktan sonra Mert öldüğümü garantilemek için bir şeyler daha yapmadı mı? Tek kurşun. Öyle mi?" Dedi. Yutkundum Mert'in namluyu tekrar Bars'a tuttuğunu hatırladığım an ürperdim.
İçimdeki korku. Bars'a bir şey olursa diye deli gibi voltalarım. O 48 saattin her dakikasında diri diri öldüğüm anlar. Ama o günler Bars'sız ne yaparım sorusuna zorda olsa cevap bulmama yardımcı olmuştu.
Tekrar Bars'a bakıp omuz silktim.
"Pek hatırlamıyorum." Her ayrıntısına kadar hatırlıyorum Aran üzerinde yaptığım pazarlığın kelimesine kadar. Bir de şirketi batırmak için uydurduğum yalan..
"Ama bağırıyordum yani aklıma gelen tek şey bu. O da deli gibi bağırmamdan panik oldu galiba. Zaten çok geçmeden silah sesini duyan geldi." Dedim.
"Mert seninle iletişime geçmeye çalıştı mı? Bu aralar ya da daha önce." Tuzaklı soruyu bana atıp merakla baktı Bars. Başımı sallayıp
"Benim Mert'le hiçbir iletişimim yok! Bundan önce de olmadı bundan sonra da!" Dedim yalandan ölen ilk insan olacağım.
Aramızda sessizlik oldu. Ben o günleri tekrar yaşıyorum Bars dediklerimi düşünüyordu. Bars'ın ilaç saati gelince ilaçlarını uzattım. O ilaçları içerken bende denildiği gibi yaraya krem sürüyordum.
Dejavu.
Gerçi o zaman Bars beni omzumdan vurmuştu ama neyse.
Bandı dikkatle yapıştırdık sonra Bars elimi tuttu. Elimi dudaklarına götürerek avcumun içini öptü. Ellerim karıncalandı o an ortam büyülendi. İkimizde gözlerimizi ayırmadan bakıyorduk. Birden kapı yumruklanarak
"Oğlum. Sofra hazır gel kurban olduğum." Dedi Iraz. Yine Iraz! Bars gözlerini kapatıp
"Tamam!" Dedi.
Utanarak kalkıp Bars'ın doğrulmasına ve tişörtünü giymesine yardımcı oldum. Onu olabildiğince darlamamaya çalışıyorum zaten o işi konakta yeterince yapan var. Yine de temkinle Bars masaya gidene kadar arkasından yürüdüm.
Seneler oldu bu konaktayım ben böyle sofra görmedim. Şaşkınlıkla ağzım açık kaldı. Herkes yerine otururken Iraz gülerek Bars'ın tabağına binbir yemeklerden doldurup
"Ye oğlum bunları. Kan yapar." Deyip duruyordu.
Bars ile aramızda 6-7 yaş vardı. Ama Iraz son aylarda Bars'ı 6 yaşında ki çocuk gibi görüyor öyle davranıyordu ben bile şaşırıp bocalıyorum. Yemekler yenirken Sait arada işle ilgili konuşuyor Aran asla sohbete dahil olmuyordu.
"Sen notlarını al abicim. Ben yakın zamanda döneceğim işlerin başına." Dedi Bars. Onlar sohbete devam ederken Vildan kahveleri yapıyor Simay ile ben sofra ile mutfağı topluyorduk.
Artık havada ılıdığı için kahveleri avluda içtik. O ecel terleri döktüğüm haftalardan sonra şu an ki huzura muhtaçtım. Koşuşup oyun oynayan çocukları izlerken Dare nene bastonunu yere vurdu.
"Bak şimdi bu konuyu konuşmanın zamanı değildir ama vakit daralıyor." Dedi. Merakla hepimiz ona döndük. Fincanını bırakıp Bars'la bana baktı.
"Lafı dolandırmam. Verda gebe kalabiliyor musun?" Dedi pat diye. Herkesin içinde sorunca utansamda kaşlarımı çatıp
"Sanane?" Dedim. Konağın kadınları şaşkınlıkla bana baktılar. Konunun ne olduğunu anında anlamıştım ama. Çok bile dayandılar.
"Terbiyesiz bu ne demek?!" Dedi Dare nene omuz silkip
"Böyle soruya böyle cevap." Dedim.
"Bars! Sen söyle kalabiliyor mu kalamıyor mu?"
"Kalamıyor nene. Ben vurduğum için." Dedi Bars. Öyle söylüyordu ki sanki kelimeler ağzından zorla çıkıyordu konuyu konuşmak istemiyordu.
"Bu olmaz işte. Bars koskoca ağa oldu. Ömer'in kaç çocuğu vardı! Bars senin kaç tane var?" Dedi. Kalbim ağzımda atarken öne eğilip
"Ne demek istiyorsun Dare nene?" Dedim.
"Bars'la konuştuk. Kuma gelecek. Aslan oğluma varis lazım."
Yine aynı şeyleri duydum belki ama içim yine aynı şekilde acıdı. Kırgınlıkla Bars'a baktım herkesin içinde konuştuğumuz konuya bak. Dare nene hiç umursamadan Iraz'a bakıp
"Sana dediğimi yaptın mı?"
"Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum." Dedim. Dare beni duymamazlıktan geliyor Iraz'la konuşmaya devam ediyordu. Bende onun inadına aynı şeyi söylemeye devam ettim.
"Cafer'in kızları vardı onlara sorsaydın."
"Ben böyle bir şey kabul etmiyorum."
Bu birkaç defa daha tekrarlanınca elimdeki fincanı sıkı sıkı tutarak elimi öfkeyle masaya vurdum. Fincan kırılırken herkes bana baktı. Elimin kanadığını fark ettim. Körle yatan şaşı kalkarmış.
"Öyle bir şey olmayacak! Ben istemediğim sürece kimse bu konağa adım atmayacak! Hele ki böyle bir sıfatla." Dedim dişlerimin arasından. Dare nene çok net affalamıştı.
"Seni edepsiz soysuz. Bars! Ne diyor bu?" Dedi Dare nene.
"Verda haklı nene."
Dare'nin yüzünü bir tokat gibi savurmuştu bu cümle. Sadece Dare'nin değil Iraz şaşkınlıkla ve hoşnutsuzlukla Bars'a bakıyordu. Bu konuda tam fikir belirtmeyen Iraz Bars'a bakıp
"Oğlum şimdi sen de-"
"Siz bu kadınla evlendirdiniz beni. Bu evlilikle ilgili size asla karşı çıkmadım. Ama bundan sonra evlilikte bu kadın ne derse o."
Bars'ın kurduğu cümle beni bile şaşırtmıştı. Dayanamayıp ona baktım gayet rahat her gün bunları diyormuş gibi sakindi.
"Peh! Karıya böyle şeyler de mi denirmiş." Dedi Dare nene.
"Denir. Verda şimdi hamile kalamıyorsa benim yüzümden. Aklı olmayan kardeşim yüzünden. Bir daha bu mesele açılmayacak. Kuma falan gelmeyecek." Dedi. Gururum okşandı Bars'ın boynuna atlamamak için kendimi zor tuttum. Bars kendini biraz zorlamıştı göğsünü tutarken Iraz hemen panikle
"Oğlum bir şey mi oldu?" Dedi.
"Dur abi ben hemen ilacını getireyim."
"Yok bitki çayını getirin."
"Bak dediğim karışımı sürse yarın kapanır o yara."
Herkes yine bir kelime etmiş hayati konudan çıkılmış Bars'ın beyininin etini yiyorlardı. Ben bile takip edemiyorum Bars bu acılı haliyle nasıl dayanıyor.
"Yeter! Sus!" Diye bağırdı Bars. Zorlanarak ayağa kalkıp
"Susun artık! Sizden bir şey istemiyorum. Uzak durun artık."
"Ben şimdi odama gideceğim. Yarına kadar bir Allah'ın kulunu görmek istemiyorum. Duydunuz mu?" Dedi. Bars zorlanarak yürürken ben dayanamayıp yanına gittim. Belinden sarılarak merdivenleri çıkmasına yardım ettim.
Odaya girince Bars odanın kapısını kilitledi. Bir şey demeden banyoya girip eczane dolabından birkaç şey çıkartıp önüme bıraktı. Tekrar yerine yatarken
"Elini pansuman et. Bir daha da böyle bir hareket yapma. Bize deli olarak ben yeterim." Dedi. Gülümsedim bu akşam için ne kadar teşekkür etsem az. Elimi üstün körü bağladıktan sonra dikkatle yatağa geçtim.
Bars'ın koluna sarılıp kulağına eğildim.
"Teşekkür ederim." Dedim. Bars gözünü açmamıştı ama gülümsediğini görmüştüm. Üstelik uykuya kendimi teslim edene kadar o tebessüm yüzündeydi.









