İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 52 · 7 dk okuma

VERDA

Bölüm 52

52. B Ö L Ü M

Zaman durdu hiçbir şekilde geçmiyor. Kalbim şakaklarım da sanki vücudum titriyor sanki cehennemdeymişim gibi yandığımı hissediyorum.

Mert Bars'a uzattığı silah dışında her şey kaybolmuştu. Hiç eli titremiyor gözünü kırpmıyordu. Bilakis Bars'ta aynı şekilde gayet sakin eli belinde Mert'e bakıyordu.

Tek nefes alamayacak kadar panikleyen bendim.

"Neler oluyor?!" Diye bağırdım. Mert alt dudağını dişleyip güldü. Gülümsemesi kahkahaya dönüştü korkuyla Mert'e baktım o tamamen delirmiş. Aniden ciddileşip

"Bugün öleceksin biliyorsun." Dedi Bars'a. Bars'ın ise sol dudağı kıvrıldı. Mert ciddi olsa da Bars alay ediyor.

"Ya. Siz ikinizde delirdiniz mi? Biriniz bir şey desin!" Dedim.

"Annem öldü!" Diye bağırdı Mert. Sesi kapalı otoparkta defalarca tekrarlandı duvarı yıkıp geçti.

Şaşkınlıkla ağzım açıldı. Mert üvey annesinden bahsetmişti. Nasıl ölebilir bunun suçlusu neden Bars olsun ki? Aklımda ki sorularla yanımda soğukkanlı duran Bars'a baktım. Tüm gece birlikteydik ne ara birini öldürecek!

"Ne?" Dedim.

Bars hiç konuşmadığı için sadece ben Mert'le konuşmaya çalışıyordum.

"Beni İstanbul'dan buraya siz getirdiniz. Ulan sizin ben amınıza koyayım. Her şeyi ilk Aşratoğulları başlattı! Siktiniz attınız lan her şeyi!" Mert bir yandan bağırarak konuşuyorken yüzü kıpkırmızı olmuş alnındaki damarlar bile çıkmıştı sinirden.

"Bitiren sen olsaydın. Neden devam ettin?" Dedi Bars. Sonunda Bars konuşmuştu karşısında sinir krizi geçiren adama karşı alay edercesine sakinlikle konuşuyordu.

"Evet. Evet evet bugün burada bu bitecek." Dedi Mert.

"K-kim? Nasıl öldü?" Dedim panikle Mert'e. Bars'ta iyiden iyiye silahını çıkartacak şekilde kavramıştı.

"Aran. Annemi arabayla ezdi geçti. Kollarımda annem öldü." Dedi. Sesi titrememişti ama o kadar hüzünlü gelmişti ki içim acıdı.

Yine Aran!

Bars bunu duyunca elini belinden çekti silah belinde kaldı. Mert ise hiç şakası olmadığını hala silahı oynatmadan Bars'a tutmasıyla gösteriyordu. Bars'ın bu sakinliği beni öldürecek neden tepki vermiyor!

"Bunu yaptığın zaman bitecek mi? Her şey?" Dedi Bars. Mert başını sallayıp

"Büyük ihtimalle." Dedi. Bars omuz silkip

"Peki." Dedi.

Bense bu kabusun bir an önce bitmesi için dualar ediyorum.

Sıkışık otoparkta patlayan silah sesi irkilerek gözlerimi kapatmama neden oldu. Kulağımda ağır çınlamayla olduğum yerde kaldım. Gözlerimi hala sıkı sıkıya kapatırken vücudumda bir acı hissediyor muyum diye kendimi yokladım. Ağır çınlama azalmaya başlayınca ilk duyduğum ses birinin yere yığılma sesiydi. Korkuyla gözlerimi açtım.

Bars..

Eliyle göğsünü tutan Bars yerdeydi.

Çınlama devam ederken bacaklarım boşaldı. İster istemez Bars'ın yanı başına çöktüm. Konuşamayacak kadar canı acıyor olmalı. Bir şey yapmalıyım ne yapacağım! Bars'ın gözleri kapanmaya başlarken hemen ambulansı aramak için telefonumu çıkarttım.

Titreyen ellerimle telefonu alırken üstümde bir gölge düştü. Mert yanımıza gelmiş silahı yine Bars'a tutuyordu.

"Y-yapma yapma. Lütfen." Dedim. Dilim dönmüyor konuşamıyorum sanki. Mert bana baktı kaşlarını çatıp

"Neden?" Dedi.

Korkuyorum çünkü. Allah kahretsin ki Bars'a bir şey olacak diye korkuyorum.

Hadi Verda bul bir şeyler.

Sakin ol aklını çalıştır.

"Bars'ı öldürünce eline bir şey geçmez! Bütün planları b-bozuyorsun." Dedim. Ne kadar dikkat etsemde sesim titriyor. Mert epey yorgun görününce onun bu affalamasından yararlanmaya çalıştın.

"Bu sefer Aran gidip ailende ki diğer insanları öldürecek! Sıkıntı Aran'da! Aran ölmeden Bars'ı ölmeyecek. Ben sana Aran'ı getireceğim." Dedim. Bars umarım bunları duymuyorsundur.

"Tek Aran'ın ölmesiyle olmaz. Bu da ölece-"

"Hayır! Sen bana bırak. Senin için şirketi batıracak bir sürü evrak toplamıştım. Bars'ın patronu olacaktın. Mert bana güvenmen gerekiyor. Bak elbet silah sesi duyulmuştur birazdan polis gelir. Hadi sen git." Dedim bir yandan Bars'ın yarasına bastırıp kanı yavaşlatmaya çalıştım.

Mert allak bullaktı. Dediklerim aklına yattı ki başını sallayıp kapşonunu çekti.

"Bana en kısa zamanda Aran'ı getir Verda. Yoksa yaşayan herkesi öldürürüm." Deyip koşarak gitti.

Ambulans diye bağırmalarım, titreyerek yardım çağırmam, birkaç insanın çığlıklarımı duyarak gelmesi, Sait'i arayıp bir şeyler gevelemem, bir film şeridi gibi kısa kısa yaşandı. Tıpkı Mert gibi üstüm başım kana bulaşmıştı.

Tek başıma ameliyathanenin önünde otururken gerçekten bütün bunlar yaşandı mı diye defalarca kendime sordum. Ya şimdi Bars ölse? Ne yapacağım ben hiç günün birinde Bars'tan ayrılacağımı düşünmemiştim ki. Belirsizlik mi beni şu an ağlatıyor yoksa Bars'ın ölme ihtimali mi?

Koşarak gelen Sait'e baktım. Arkasında Simay, Iraz, Vildan ve Aran'da vardı. Sait nefes nefese kalmış korkuyla bana bakıyordu.

"Ne oldu?" Dedi. Göğsü inip kalkarken yüzü kıpkırmızı olmuştu. Ben bir şey diyemeden Iraz ameliyathanenin kapısını zorladı.

"Nerede oğlum?! Açın hemen kapıyı oğlum nerde Bars! Annem neredesin oğlum." Diye bağırmaya başladı.

Aran ve Simay hemen Iraz'ı durdurmaya çalışırken birkaç sağlık görevlisi de Iraz'ı sakinleştirmeye çalıştı. Sait yaşanan arbededen sıkılmış gibi nefes verip Iraz'ın koluna girdi. Karşıma oturtarak

"Sakin ol burada otur." Dedi. Iraz göğsüne vurarak

"Oğlum. Yeter! Bars'ı da kaybedemem yeter!" Diye bağırmaya devam ediyordu.

Bu atmosfer iki saattir hissettiklerimi gün yüzüne çıkartmıştı. Bu bir günahımın bedeli miydi? Iraz zaptedilemedi daha fazla uğraşmayan sağlıkçılar sakinleştirici serum takmak için Iraz'ı götürdüler.

Gözleri üstümde hissettim. Sait'e baktım aynı merakla bakmaya devam ediyordu.

"Mert yaptı." Diye fısıldadım. Ambulans için bağırdığımda kendimi öyle zorlamışım ki sesim çıkmıyor boğazım ağrıyordu. Sait arkasını dönerek sinirle saçlarını çekiştirdi.

"Nasıl oluyor ya!" Dedi Simay.

"Orospu çocuğu durmuyor." Dedi Aran. Aran konuşunca direkt ona döndüm. Yanaklarımın içini dişledim.

"Senin yüzünden oldu!" Deyip ayağa kalktım. Hiç düşünmeden Aran'ın yakasına yapışıp arkasındaki duvara sırtını vurdum.

"Sen yaptın! Yine sen yaptın!" Diyerek Aran'ı sarsmaya başladım. Herkes başta şaşırsada ilk Vildan olmak üzere beni uzaklaştırmaya çalıştılar. Aran ise iğrenerek bakıyordu. O bakış beni daha çok çileden çıkarttı. Dayanamayıp boğazını sıkmaya başladım.

"Adamın annesini öldürdün diye Bars'ı vurdu. Bu adamı sen başımıza sardın. Bebeğim öldü! Oğlun öldü oğlun! Abin öldü! Daha niye durmuyorsun sen Aran! Allah senin belanı versin her şey senin yüzünden oluyor!" Diyip boğazını sıkıyordum var gücümle.

Ölecekse ölsün.

Hatta şu an ne oluyorsa olsun.

Vildan kollarıma yapışmış beni Aran'dan ayırmaya çalışıyordu.

"Yeter be! Delirdin iyice defol git." Diyip beni saçımdan tutup geriye çekti.

Ben acıyla birkaç adım geri giderken Aran boğazını tutup öksürmeye başladı. Saç diplerim zonkluyordu.

"Neler olduğunu tekrar anlat Verda. Vildan sende abımı şuraya oturttur." Dedi Sait.

"Aran Mert'i yine kışkırtmış işte. Üstelik kimseye haber vermeden. Bilseydim gider miydik okula falan." Deyip sustum.

Okul işini de durduk yere çıkartmıştım sırf annemin işinde köşeye sıkıştım diye. Bunu hatırlayınca kendimi daha suçlu hissettim Aran yaşarken kendimi suçlu hissettiğim için bu sefer kendime kızdım. Sanırım delilik bulaşıcı şimdi de ben kafayı yiyorum. Oturarak ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım..

Aradan o kadar uzun zaman geçmişti ki artık saatleri saymayı bıraktım. Sonunda doktor ameliyathaneden çıkınca bir adımda yanında oldum.

"Bars Aşratoğulu'nun eşiyim. Durumu nedir?" Dedim. Sesim hala titriyordu gözyaşım gözlerimde nöbetteydi. Doktor maskesini çıkartıp

"Ameliyat başarılı geçti kurşun içeride değildi. Ancak ameliyat ne kadar rahat geçerse geçsin önümüzdeki 48 saat çok önemli. Hazırlıklı olalım. Tekrardan geçmiş olsun." Dedi.

İçimdeki bütün sıkıntıyı dışarı atmak istedim. Sanki göğüs kafesim ciğerimi parçalıyor içim kandan geçilmiyordu. Hala kapının orada doktorun dedilerini iyiye mi kötüye mi yoracağımı düşünürken Bars çıktı.

Hemşire odanın numarasını söylemişti ama ben Bars'ta kaldığım için anlamamıştım bile. Yüzü sararmıştı. Ellerinde, ağzında, gövdesinde bir şeyler vardı Bars'ı böyle görmek o kadar garipti ki.

Bars hep güçlü dik duran yenilmez biriydi yani ben onu tanımış aklımda hep böyle kalmıştı. Bugün Mert'e silahını bile çıkartmadı. Neden bunu yaptın Bars neden bıraktın her şeyi? Aklından ne geçtiğini o kadar merak ediyorum ki. Yorulmuş olabilir belki de Mert'ten mi yoksa Aran'dan mı? Bütün bunların ölümlerin biteceğini düşündü belki de.

Benim sebep olduğum ölümlere.

Bars'ı odasına girdiğimde yatağın kenarındaki sandalyede oturup Iraz'ın ağıtları eşliğinde Bars'a serum takan hemşireyi izliyordum. Odada ki herkes üzgünken ben bir tek Aran'a baktım. Gözleri kırmızı herkesten uzakta Bars'a bakıyordu.

Bir anlığına göz göze geldik. Hemen gözlerini kaçırırken Mert'in benden Aran'ı istediğini hatırladım. Her şeye rağmen iki oğlu ve Vildan var. Şimdilik bunu düşünmemem gerekiyor.

Refakatçi kalacağımı söylediğimde Iraz itiraz etse de Sait onu gitmeye ikna etmişti. Herkes odadan çıkarken en son Sait çıkmış bir şey olursa aramamı söylemişti. Kapının kapanma sesini duyunca tekrardan Bars'ı izlemeye başladım.

Ölümsüz sandığım adamı..

"Senden bugün daha çok nefret ettim." Diye fısıldadım. Gözlerim hızla dolmuş özgürlüğüne kavuşmuştu bile.

"Beni bu hale getirdiğin için." Dizlerimi karnıma kadar çekip alnımı dizime dayadım.

"Beni kendine bağlı hale getirmişsin. Senden boşanacaktım bak şimdi bana! Sen olmasan nerede kalırım onu bile bilmiyorum!"

Her söylediğim acımı dindirmesede içimdeki öfke ateşini soğutuyordu.

"Şimdi bana neler neler derdin. Sırf haksız çıkartmak için." Dedim Bars'a baktım. Makinelerin sesleriyle daha önce ettiğimiz nice berbat kavgayı anımsayıp

"Bars uyan. Ben kavgalarımıza bile bağımlı olmuşum." Deyip tereddütle elini tuttum.

Bölüm sonu

15 yorum