İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 42 · 6 dk okuma

VERDA

Bölüm 42

42. B Ö L Ü M

Bars şaşkınlıkla bir bana, bir Ceren’e bakıyordu. Sonunda gözleri elimde tuttuğum makasta kalmıştı. Bir iki adım atıp bana doğru geldi. Ceren, gözyaşları içinde Bars’a bakıyordu.

"Bunu sen mi yaptın?" dedi.

Evet, ben yaptım. Çünkü ben doğmamış bebeğimi kaybettim ve beni hiç kimse sevmedi. Sevilmeyen bir insan neler yapabilir, hiç düşünmüyorlar mı? Yeri gelir her gün ağlayan Verda, birini öldürecek kadar delirebilir. Bunu yaparken pişman bile olmaz.

O an neden bilmiyorum ama Bars bana o kadar yaklaştı ki refleks olarak makası bu sefer de Bars’a salladım. Bars hemen geri çekilip elimi yakalayınca sadece kolunda derin bir kesik açmış oldum.

Omzundan vurmamdan iyi.

"Verda, sen ne yapıyorsun! Şokta mısın, tamamen mi delirdin!" deyip beni sarstı.

Ceren gözleri kapalı şekilde mırıldanırken Bars bir eliyle beni tutarken, bir eliyle telefonu alıp birini aradı.

"Verda… Verda, bana bak, beni dinle. Dışarıda araba var, hadi beni orada bekle." dedi.

Başımı salladım, sendeleyerek dışarı çıktım. Soğuk havayı ciğerlerime kadar çekip az önce yaşananları sindirmeye çalıştım. Umarım ölmüştür, hiç ihtimal vermesem de.

Arabada oturup bomboş zihnimde hissiz halde Ceren’in öldüğünü düşünürken arka arkaya iki araç geldi. Adamlar koşar adımlarla evin içine giriyor, birkaçı çıkıp geri giriyorlardı. Oluşan kargaşaya çatık kaşlarımla bakarken Bars çıktı. Adama bir şeyler söyleyip arabaya bindi.

Hiçbir şey demeden arabayı sürmeye başladı. Bunun rahatlığıyla başımı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Çok geçmeden ani fren beni sertçe savurdu.

"Ne yapıyorsun be!" dedim. Bir şey demeden arabadan indi.

Geldiğimiz yer bir falezdi. Hava karardığı için etrafı net göremiyorum ama kimsenin olmadığı bir yerdi. Bars sigarasını yakıp faleze doğru ilerledi. Üşenerek ben de arabadan inip Bars’ın yanına gittim. Adımlarım dengesizdi, ben tamamen dengesizdim.

"Niye geldik buraya?" dedim. Bars sigarasından uzun bir soluk alıp,

"Amacın neydi? Ceren’i öldürmek mi?" dedi mesafeli sesiyle. Nasıl sinir ediyor bana böyle davranması.

Enayi yerine konuyorum! Beni sevdiğini, benim için her şeyi yapacağını söylemişti. Ona inanıp kendi sözlerimi çiğnedim ve bana böyle davranıyor!

"Çok mu üzülürdün?" dedim.

"Sen gerçekten iyi değilsin, Verda. Sen başka birine dönüştün."

"Belki beni senin doktoruna götürürsün he?" deyip güldüm.

"Nereye kadar gideceksin böyle? Şimdiki planın ne?" dedi. Derin bir nefes alıp yavaşça verdim.

"Sen benimle neden evlendin, hatırlıyor musun? Şey demiştin: 'Seninle evleneceğim, Verda. Sana hayatı zehir edeceğim, kendini öldüreceksin.' Beni bu hâle sen getirmek istedin. Gurur duysana."

"O zaman her şey farklıydı. Ben Ceren’i seviyordum! Ama artık hiçbir şey yokken ev basıp öldürmeye çalışıyorsun!"

"Senin için değil! Ölsün istedim!"

"Lan niye?!"

"Onlar beni öldürdü!"

Dağın tepesinde bağıra bağıra kendimizi ifade etmeye çalışıyorduk. Nefes nefese kalmıştım, biraz sakinleşip,

"Sana karşı içimde hiçbir şey yok, Bars. Ne yaparsan yap. Benim kızımı benden alan herkes ölecek."

"O tetiği ben çektim." dedi Bars kısık sesle. Adımlarımı ona doğru atıp iyice dibine girdim. Gözlerinin içine bakarak,

"Seni de öldürürüm, hiç şüphen olmasın." dedim.

Birkaç dakika sessizce birbirimize baktık. Bars hayretle, ben nefretle. Geri adım atıp,

"Üstelik sadece omzundan vurmam." deyip arabaya ilerledim. Bars arkamdan bağırarak,

"O namluyu kendine de çevir, Verda. Siktir olup kaçan sendin. Her şeyi sen başlattın." dedi.

İşte en çok korktuğum gerçek. Bars bunları söylerken kendimi falezden aşağı atmak istedim ama tek yaptığım arabaya binip kapıyı sertçe kapatmak oldu. Çok geçmeden Bars da arabayı çalıştırdı. Eve gidene kadar bir daha hiç konuşmadık.

Şimdi bile kimden daha çok nefret etsem bilmiyorum. Iraz hazırlamıştı bütün bu oyunları, geceleri gizli telefonla konuşmaları…

O an yanlış yaptığımı anladım. İlk başta Iraz’dan kurtulmalıydım. En azından Heja bu kadar ortalığı karıştırmıyordu.

Konağa geldiğimizde kimse yoktu etrafta. Belli ki herkes odasındaydı; sadece odalardan gelen ışıklar avluyu aydınlatıyordu. Biz de sessizce odamıza çıktık. Konuşmuyorduk, sadece nefes seslerimiz duyuluyordu. Kendimi banyoya atıp soğuk suyun altına girdim. Soğuk su beni kendime getirirken aklıma Ceren geliyordu.

Kendimden nefret ediyorum. Dönüştüğüm kişiden nefret ediyorum.

Savsak adımlarla duştan çıktım. Bars pencerenin önünde sigara içiyordu. Anlık bana bakıp bakışlarını geri çevirdi. İç çamaşırlarımı ve geceliğimi giydikten sonra omzuma pansuman yapmak için kremi çıkarttım. Bir taraftan oksijenli bezi tutarken bir yandan kremin kapağını açmaya çalıştım. Krem elimden düşerken ufak çaplı bir kargaşa içindeydim.

Krem için eğilirken Bars kremi alıp yanıma geldi. Hiçbir şey demeden kremi açıp parmak ucuna aldı. Elini elimin üstüne koyup yarayı açtı. Saç uçlarımdan hâlâ su damlıyordu. Bars yavaş hareketlerle parmak ucunu vücuduma değdirince istemsizce üşüdüm.

O sessizlikte başımı yaraya eğdim. Bars’ın nefesini hissettikçe daha çok üşüyordum. İşini bitirip oksijenli bezi bastırdı. Geri çekilirken,

"Kapanmak üzere, mikrop kapmaz." dedi.

Dikkatlice geceliğimi giyerken gülümsedim.

"Açtığın yarayı en iyi sen bilirsin tabii." deyip yatağa geçtim.

"Verda, ben öyle olsun istemedim. Beni sen çok zorladın." dedi Bars. Sesinde mahçupluk vardı. Yatağa uzanırken gözlerimi kapattım. Bars ışığı kapatmıştı. Bir iki adım sesi ve çakmak sesi, ardından gelen yoğun sigara dumanı…

"Nasıl bir hayatın olsun isterdin?" dedi. İnadına gözlerimi açmadım. Bars konuşmaya devam etti.

"Seni çok seven bir eş, harika bir aile babası, bir de yedi beş memur… Değme keyfine." deyip sustu.

"Ama en çok deli olmayan bir eş." dedi.

"Bars, ne saçmalıyorsun?" dedim gözlerimi açmadan. Tek cevap Bars’ın kısa kahkahasıydı. Şaşkınlıkla gözlerimi açtım. Bars’ı kahkaha atarken hiç görmemiştim.

Sarı berjere oturmuş sigara içiyordu. Saçlarımı toplayıp tam karşısındaki berjere oturdum.

"Sadece huzurlu bir hayatım olsun isterdim. Bana değer veren bir eş isterdim. Canım yanmasın isterdim." dedim. Bars gözlerimin içine dikkatlice bakıp beni dinliyordu.

"Bana değer verdiğini gördüm, Verda. O günden beri aklımdaydın, sadece sen. Dedim ki: 'Ulan Bars, sen delilsen de akıllansan da bu kız yanında olur. Her şeyi siktir et, bu kızın yolundan ilerle.'" dedi.

Onu dinlerken bir sigara da ben yaktım. Hiçbir şey demedi, sadece anlatmaya devam etti.

"O dağ evine o yüzden gitmek istedim. Belki en baştan tanışırız diye."

Bu sefer gülme sırası bendeydi.

"Tabii sonra ailen abimi öldürmeyi seçmişti. Tanışamadan abimin kanına girmiş oldun."

"O günlerde tek planım seninle kaçmaktı. Gerçekten. Hem o ihaleden de ailemden de her şeyden. Seni öldüreceklerdi."

"Sonra?"

"Verda, sen kaçtın. Benim her planımı mahvettin. Önce içimde bir sıkıntı oldu. Çünkü bundan sonraki hayatımda sadece sen olacaktın. Sonra işteki belaları çözmeme engel oldun." dedi.

Huzursuzlukla gözlerimi kırpıştırdım. Derin bir nefes alıp,

"Konuyu nereye getirmek istiyorsun, Bars?" dedim. Sigarasını küllüğe bastırdı, bana bakmadan.

"Benimle savaşmamanı." dedi. Daha sonra gözlerini tembelce bana çevirip baştan aşağı baktı. Gözlerime dikkatlice bakıp,

"Ve benden bir şey saklamaman. Bu uyarıyı bir kez daha yapmıştım."

Bars böyle samimi olup sanki bir şeyler biliyormuş gibi sorunca aptal gibi yelkenleri suya indiresim geliyordu. Her şeyi söyleyip kurtulmak istedim.

"Neden böyle diyorsun?"

"Belli ediyorsun. Ne saklıyorsan seni zora sokacak, sen de çok büyük hatalar yapacaksın."

Hemen aklıma Mert geldi. Annemin yaşaması ve bunu Mert’in bilmesi.

"Senden sakladığım bir şey yok." dedim keskin ve net sesimle. Aksine resmen titriyordum.

Bars başını ağır ağır sallayıp ayağa kalktı. Bana doğru eğildi; tam öpeceğini sandığım an kendini geri çekti. Kaldığım boşlukla Bars’a baktım.

"Bana karşı hiçbir şey hissetmeyen birine mesafeli davranmalıyım." deyip yatağa geçti.

"Sonuçta bize rol biçtiler. Evcilik oynuyoruz sadece. Mesafemi koruyacağıma söz veriyorum. İyi geceler."

Bölüm sonu

34 yorum