Asla özlemediğim an tekrar tekrar yaşanıyor. Yine güneş bile doğmadan kapım kırılacak gibi çalınıyor. Sabahlığımı giyip kapıya koştum. Simay dağınık hâlde,
"Günaydın. Çabuk mutfağa gel, Iraz annenin doğum günü hazırlıklarını yapacağız." dedi.
Gözlerimi ovuştururken sinirle Simay’a kitlendim. Bu konakta bir tane çocuğun doğum gününü görmedim, koskoca kadın için ne telaş bu?
"Ne zaman doğum günü?" dedim.
"Akşam altı gibi. Hadi Verda, lütfen oyalanma." deyip gitti. Kapıyı kapatıp geri yatağa döndüm, oturarak ayılmaya çalıştım.
Ellerimle yüzümü kapatırken Bars’ın hareketlendiğini fark ettim. Ona döndüğümde uyuduğunu gördüm ama asıl takıldığım telefonuydu. İçim içimi yedi o an. Dikkatlice telefonunu aldım. Şifresi 7 şeklinde modeldi, bir keresinde görmüştüm. Gerçi doğum günü falan yapsa bilemezdim.
Bomboş telefonuna bakarken tek bulabildiğim gece gelen mesajdı. Adamları, Ceren’in ölmediğini ve hastanedeki tedavisi bitince ne yapacaklarını sormuş. Bars ise sadece "uzaklaştırın" yazmış.
Daha fazla mutfaktakileri bekletmemek için üstümü giyinip aşağı indim. Iraz ortalıkta yoktu ama hizmetli bile getirmişlerdi. Herhangi bir işin ucundan tutuyormuş gibi yapıp Nazlı’nın yanına gittim.
"Nazlı, neler oluyor Allah aşkına? Ne doğum günü, ne bu hazırlıklar?" dedim. Nazlı yaptığı böreğe un için eğilirken etrafı süzüp kısık sesle,
"Iraz annenin icadı işte. Doğum gününü en özel şekilde kutlar, şehrin her yerinden bütün ağalar hanımlarıyla gelir."
"Bu kadın kendini o kadar çok seviyor ki başkalarının sevmediğini anlamıyor bile." dedim. Nazlı bu sefer bana hak vermişti.
"Nereye sığacak o kadar adam peki?" dedim.
"Önce avluda hediyeleşme, hoş geldin faslı olur. Sonra da terasa çıkarız; zaten camlı kısmı da açınca herkes sığıyor."
Gözlerimi devirirken ayaküstü bir iş için bana seslenen Vildan’a gittim. O kadar istemeden yaptığı belliydi ki… Asla kıvamı tutmayan şeyleri bile oldu diyerek fırına atıyordu.
"İnşallah son yaşı olur!" dedi sessizce.
"Verda!" Seslenene bakınca Dare neneyi gördüm.
"Sen kalk terası süpür, yıka. Ne olur ne olmaz, içerileri de düzenle."
Bütün evi tek başıma bana yaptıracak. Gözlerimi devirerek kalabalık mutfaktan çıkmaya çalıştım. Çıkarken tamamen isteyerek Dare neneye çarpıp elindeki tepsiyi düşürdüm. Bana öfkeyle bakan kadına,
"Ah, pardon, mutfak kalabalık. Ne yapsak, yandaki odayla mı birleştirsek?" deyip çıktım. Mutfağın yanındaki oda Dare neneye aitti.
Ben yukarıya çıkana kadar Beran ile Aran’ı çıkarken görmüştüm. Beyler işlerine gidiyordu, Bars’ı da arabaya binerken görmüştüm.
Saatler geçmesine rağmen terası tamamen bitirememiştim bile. Telefonum çalınca elimdeki süpürgeyi bırakıp koştum. Bilinmeyen numara olunca ister istemez panikledim.
"Alo?" dedim.
"Seni arayacağımı söylemiştim."
Ses Mert’e aitti. Yutkundum. Neden aradı şimdi, ne istiyor? Tabii ki en son ne istediyse onu… Hiçbir şey demedim. Kısa bir sessizliğin ardından Mert,
"Umarım özletmedim kendimi." diyerek güldü. Etrafta birileri var mı diye bakındım. Sessizce,
"Neden aradın?" dedim.
"Senden bir şey isteyeceğim. Hatırlıyorsundur umarım. Bir kurban."
"Ne kurbanı, ben böyle bir şey yapamam!"
"Yaparsın, yaparsın."
Sinirle soludum. Beni kendine mi benzetmeye çalışıyor?!
"Beni rahat bırak. Kurban falan yok!" dedim net sesimle.
"Ama Verda, böyle konuşmadık değil mi? E o zaman ben de annenle uğraşmak zorunda kalırım."
Gözlerimi kapattım. Böyle olacağı belliydi. Annemi kimseye de söyleyemem, annem aslanın ağzında.
"Saçmalama."
"Bugün ya o konaktan biri ölecek ya da…"
Düşüncesi bile aklımın karıncalanmasına yetti.
"Tamam, tamam. Dur!" deyip Mert’i oyalamaya çalıştım. Madem böyle bir sahne yaşanacak, bunu kullanmalıyım. Zamanında bebeğimi öldüren adamla bir iş birliği iğrenç.
"Bugün terasta doğum günü var. Iraz’ın."
"Bars’ın annesi mi?"
"Evet. Konağın yerini biliyorsundur. Onun batı cephesinde toplanılacak, sen de Iraz’ı al. Mert, sadece Iraz, başka kimse değil. Duydun mu, kimseye bir şey yapmayacaksın." dedim.
"Iraz basit kaçacak ama—"
"Hayır! Bak lütfen, başka kimseye bir şey yapma." dedim panikleyerek. Mert bir süre sessiz kaldıktan sonra,
"Tamam. Iraz olabilir."
"Sadece Iraz, söz mü?"
"Söz."
Derin bir nefes aldım. Titreyen ellerimle telefonu kapattım. Iraz için kimsenin üzüleceğini sanmıyorum. Belki benim için iyi bile olabilir, Iraz’ın geberip gitmesi. Heyecanımdan ve panikliğimden kurtulmak için elimi yüzümü yıkayıp işime geri döndüm.
İçimdeki sıkıntı ne yapsam gitmiyordu. Bütün gün boyunca konağın hemen hemen her odasını temizlemiştim. Hatta Mert’i hatırlamamak için Şermin’le vakit bile geçirmiştim.
Ama hava kararmış, beyler eve gelmiş ve hazırlıklar başlamıştı. Önce avluya güzel bir sofra kuruldu. Baştan aşağı masayı hazırlarken istem dışı titriyordum. Bu sefer boyumdan büyük işe kalkıştım. Bu kadar ileriye de gitmemem gerek.
Titreyen ellerimle çatalı koyarken Ömer Ağa’nın sesiyle irkildim.
"Ne olmuş sana, niye böylesin?" dedi. Ömer Ağa’yı görünce daha da panikledim.
"H-hiç ağam. Yoruldum biraz." dedim bakmamaya çalışarak.
"Senin de hâlinin farkındayım gelin. Maşallah soyunda tek kaliteli insan sen çıkmışsın. Her şeye rağmen dimdiksin." dedi. Şaşırarak Ömer Ağa’ya baktım.
Bu konakta Simay’dan sonra bana iyi bir şeyler söyleyen ikinci insan. Ömer Ağa benim için iyi şeyler söyledi. Bunu cidden yaşıyor muyum?
"Sen kendini çok öne atma kızım. Ben senin acılı olduğunun farkındayım." deyip elini omzuma koydu.
"Çok yorulduysan geç kocanla ilgilen, o kadar hizmetli getirttik." dedi. Başımı salladım. Şaşkınlığımdan dolayı birkaç saniye Ömer Ağa’ya baktım, sonunda kendime gelip,
"Teşekkürler ağam." dedim.
Koşar adımlarla odama çıktım. Kapıyı ardımda kapatırken sırtımı yaslayıp düşünmeye başladım. Aslında eskisi kadar Iraz da benimle uğraşmıyordu sanki. Ama birini söylemezsem benim annem ölecek belki de. Annemi Bars’a anlatsam mı?
Bars’la aramda büyük aşk, vazgeçilmez bir sevda yok belki ama bir bağlılık var. Birbirimize alıştığımız, sırlarımızın olduğu toksik bir evlilik. Belki anlayış gösterir ya da en fazla ne olabilir ki?
"Verda?" Bars gömleğini üstüne geçirmişti. Önce kol düğmesini iliklerken öylece duran bana baktı.
Yaklaşık altı saattir aynı stresi, aynı korkuyu yaşadığım için artık midem bulanmaya başlamıştı.
"Neler oluyor?" dedi. Derin bir nefes alıp,
"Bir şey yok. Yoruldum baya." deyip yatağa oturdum.
Ne doğum günüymüş ama! O an aklıma gelen soruyla Bars’a döndüm.
"Bars, sen ne zaman doğdun?" dedim. Bars’ın kahkahasıyla istem dışı ben de gülümsedim. Hemen hemen bir seneyi devireceğiz ve ben kocamın doğum gününü bilmiyorum.
"9 Kasım." dedi. Başımı salladım.
"Belki bilmek istersin—"
"3 Temmuz." İkimiz aynı anda doğum günümü söyledik. Kaşlarım çatıldı. Bars benim doğum günümü biliyordu. Tam nereden bildiğini soracaktım ki kapı çaldı.
"Abi hadi, misafirler gelmeye başladı." dedi Sait.
İstemeden kalkıp üstümü giydim. Yeşil midi elbisemi giyip saçlarımı topladım. Kahküllerimi dikkatle öne alıp ruhsuz yüzüme renk gelsin diye hafif makyaj yaptım.
Bars’la birlikte avluya indik. Gelen insanlara gülümserken aslında içim içimi yiyor. Mert nasıl gelecek, ne yapacak? Hepsi o kadar aklımı meşgul ediyordu ki insanlarla konuşamıyorum bile.
"Aa, Berfu, hoş geldin!" diyen Nazlı’nın sesi beni kendime getirmişti. Koşarak esmer, uzun saçlı bir kadına sarıldı.
"Bars, bak Berfu gelmiş, hatırlarsın." dedi Nazlı. Bars, Berfu’ya dönüp gülümsedi. Birbirlerine sarıldıktan sonra kısık sesle konuşmaya başladılar.
"O ne kız öyle, suratsızsın." dedi Vildan beni dürtüp.
Bars ile Berfu’ya kitlenmiş bir şekilde bakakalmıştım. Bars’ın rahatlığı, Berfu’nun sürekli Bars’ın kolunu tutarak gevşekliği beni delirtmişti.
"Kim bu?" dedim. Vildan kafaya diktiği bardağı sertçe masaya bırakıp,
"Nazlı’nın teyze kızı. Bars’la çok baş göz etmek istediler de Bars o zamanlar kimseyle… biliyorsun işte, aman üf." deyip yanımdan gitti.
Bars’a olan şaşkınlığım hâlâ aynıyken Vildan’dan gelen alkol kokusuyla sarhoş olduğunu anlamam dikkatimi dağıttı. Nereden buldu bu kadın alkolü?
Berfu’nun sesli kahkahası bütün dikkatimi yine oraya çekti. Neden bu kadar sinir oluyorum ki? Banane. Bars’a karşı bir şey hissetmiyorum zaten, neden banane. Daha fazla dayanamayıp kendimden emin adımlarla Bars’ın yanına gittim. Bars beni görür görmez gülümsemesi daha da genişledi. Sanki bana meydan okuyor gibiydi.
Bars’ın sağ tarafında durdum. Berfu’nun gülümsemesi solmuştu. Bars’ın koluna girip Berfu’ya gülümsedim.
"Merhaba." dedim.
Kız gözlerini kırpıştırıp bana baktı. Araya hemen Nazlı girip,
"Durun, tanıştırayım." dedi. Gözümü Berfu’dan ayırmadan,
"Gerek yok Nazlı’cığım, hanımefendi kendini tanıtsın." dedim. Emrivakiliğim bana bile sinir bozucu gelmişti.
"Mm, ben Berfu. Nazlı’nın kuzeni, Bars’ın yakın arkadaşıyım." deyip elini uzattı. Elini sıkarken kahkaha attım.
"Yakın olsan Bars mutlaka senden bahsederdi." dedim.
"Ben Verda. Bars’ın karısıyım."
Bunu öyle bir özgüven ve sahiplikle söylemiştim ki Bars’la neden evlendiğim ya da evlilik hayatımızı bilmesem ben bile hayran kalabilirdim.
Berfu’nun yüzü düşmüştü. Biraz daha sohbet etmeye çalışsa da benden aldığı duvar gibi cevaplar konuyu kapattırmıştı. Sonunda Nazlı da dayanamayıp Berfu’yla birlikte gitmişlerdi. Onlar gider gitmez kolumu Bars’tan çektim. Bars sırıtarak bana bakıyordu.
"Ne var?!" dedim dayanamayıp.
"Senin içinde ne kıskanç bir kadın yatıyormuş." deyip güldü. Sonra tamamen bana dönüp dudaklarını kulağıma değdirdi.
"Yalnız umrunda olmadığımı söylemiştim. Bu kadar net konuşan biri için beklemediğim bir hareket oldu." dedi. Nefesini hissetmemle gözlerim istem dışı kapandı.
Her ne olursa olsun bana meydan okuyor. Sinirle gözlerimi açıp ben de ona döndüm. Birbirimize o kadar yakındık ki bu kalabalıkta herhangi biri görse ayıplardı.
"İlk başta yaptığın aldatmalardan gına gelmiştir belki. Herkesin içinde başka kadınla bu kadar samimi olman bana saygısızlık!" dedim.
Bars’ın o neşeyle bakan gözleri donuklaştı. Sinirle nefes verip geri adım attı. Hayal kırıklığıyla bana bakıp başını aşağı yukarı salladı.
Bir an için ortam hareketlendi. Anladığım kadarıyla konuklar yemeğin ardından gidiyordu. Sadece çok samimi aile dostları bizimle kalıp doğum günü kutlayacaktı.
Ömer Ağa, Dare nene ve Iraz kapıda durmuş misafirleri uğurluyorlardı. Simay bebeğiyle yanıma gelip,
"Verda hadi, sen bizimkilere yardım et. Ben bebeği emzireceğim." dedi. Başımı sallarken terasa hazırlık yapıldığını gördüm.
Kısa süreliğine aklımdan çıkan o sıkıntıyla içime şiddetli bir sıkıntı düştü. Mert, Iraz’ı öldürecek.







