İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 38 · 6 dk okuma

VERDA

Bölüm 38

38. B Ö L Ü M

Bornoza sıkıca sarılıp banyodan çıktım. Bars üstünü çoktan giymişti. Beni görünce gülümseyip dudaklarıma öpücük kondurdu.

"Ben hemen ineyim aşağı, malum kutsal pazar kahvaltıları." dedi. Kollarımı omzuna dolarken Bars belimi kavradı. Dudaklarımı büküp

"Yardım etmediğim için benden nefret ediyorlar, farkındasın değil mi?"

"Sence sadece yardım etmediğin için mi?" deyip güldü. Hızla öpücük kondurup sahte sinirle

"Benden nefret etmelerinden rahatsız mısın?" dedim. Bars belimi daha çok sıkıp beni kendine bastırdı.

"Sen benim karımsın. Bu nefretten elbet kurtulursun." dedi. Gülümsedim.

"Kabul et. Bu tartışmalar seni rahatsız etmiyor, değil mi?" dedim. Bu sefer gülme sırası Bars’taydı. Hiçbir şey demeden yüzünü yüzüme yaklaştırıp aramızdaki mesafeyi kapattı. Gözlerimin içine bakıp dudaklarıma kapandı. Öpüşleri tutkuya dönüşürken Bars kendini çekip

"İnmeliyim, yoksa duramayacağız." dedi.

Bars odadan çıkınca hızla üstümü giyinip odadan çıktım. İçerideki büyük salona indim. Herkes masadaydı, tabii Heja hariç. Herkes sessizce kahvaltısını yaparken Ömer Ağa nefes verdi.

"Sait oğlum. Sen anlarsın, bu Heja’nın çevresine, telefonuna iyice bak. Bir bulalım şu şerefsiz iti." dedi. Dare Nene homurdanarak

"Yazıklar olsun! O kepazeliyi gösterenlere yazıklar olsun! Elde avuçta bir kız var! Ona sahip çıkamayan anaya hepten yazıklar olsun!" dedi.

Iraz’a atılan taşı masadaki herkes fark etti. Çoğu kişi büyümüş gözlerle bakarken ben dayanamayıp kıkırdadım. Iraz ise önce Ömer Ağa’ya, sonra Dare Nene’ye baktı.

"Anne, herkesin hatası olabilir. Senin de oğlandan yana şanssızlığın yok mu?"

"Neymiş o?!"

"Saygımı aşmak istemem ama odaların birinde engelli bir kız var. Bazılarının doyumsuzluğu yüzünden." dedi. Dare Nene sinirle Iraz’a dönerken ben keyifle onları izliyordum.

"Doyuramayanların ayıbı—"

"Ana! Bir durun hele! Başladınız yine." dedi Ömer Ağa. Gözlerimi devirdim. Ömer Ağa ise tekrar Sait’e dönüp konuya devam etti.

"En son kimle görüşmüş, belli oluyor mu Heja’nın telefonundan?" dedi.

Sait bir şeyler söylerken Simay çatalı sert bir şekilde tabağa bıraktı.

"Böyle katiller evimize girecek, rahatça çıkacak, öyle mi? Bebeğim var benim. Sait, baba?" dedi. Simay normalde hep sakindi. Sanırım o da delirdi bu konakta.

"Yenge, sen rahat ol. Bir daha aynı şey olmaz. Başımıza musallat olduğu gibi yere indireceğiz bu Mert’i." dedi Beran abi.

Kahvaltımı yapmaya devam ederken gayet sakin bir şekilde peynirden bir lokma daha aldım.

"Oysa Aran başarılı olmak istediği için Mert’i bela etti, değil mi? Ee, nasıl Aran, başarılı oldun mu?" dedim. Bars hariç masadaki herkes bana kitlenmişti. Bu bakışlara alışmıştım artık.

"Verda! Senin canın yandıysa benim de canım yandı." dedi Aran dişlerinin arasından. Bars o sırada başını kaldırıp Aran’a baktı. Çayımdan bir yudum alıp alayla

"Yok ya, yanmamıştır. Yansa duramazdın, bilirim ben." dedim.

"Gelin!" dedi Ömer Ağa. Herkes gibi başımı öne eğeceğime gözlerinin içine baktım. O bana öfkeyle baktı, ben ona tiksintiyle.

"Bebeğine öldükten sonra sahip çıktın he, Verda?" dedi Iraz.

Bu kadın bir şekilde damarımı buluyordu. Gerçekten en acıyan yarama değindiği için birkaç defa yutkundum.

"Anne!" dedi Bars. Iraz omuzlarını silkip

"Ne var canım? Verda hamileliği öğrenir öğrenmez kaçtı gitti, sonra da buldu belasını. Yalan mı?"

"Bunları sana Ceren mi anlattı? O kadar gizli gizli telefonda konuşuyorsunuz ya. Ama lütfen bir dahakine Ceren’e söyle, kocamın arabasını patlatmasın lütfen."

"O ne demek şimdi?!"

"Ben aptal mıyım be! Sen Ceren’le konuşacaksın, birden Bars’ın aracına bomba olacak, şansına Ceren bilecek! Öyle mi?" dedim, yine sesimin yükselmesini durduramadım. Iraz tam ağzını açmıştı ki

"Anne! Verda! Yeter." dedi Bars. Ömer Ağa da ikimize bakıp

"Yine bir kahvaltı yapamadık ağız tadıyla!" deyip ayağa kalktı.

Ömer Ağa’nın masadan kalkması artık kahvaltı bitti demekti. Hepimiz bir yerden masayı toplamaya başlamıştık. Her zamanki gibi Şermin’in kahvaltısını da hazırlayıp odasına götürmüştüm. Tedaviden kaynaklı daha özenli kahvaltı yapması gerekiyordu. Bu süreçte de Şermin’in her şeyiyle ilgilenmeye çalışıyorum.

Şermin’in biten tepsisini mutfağa götürürken aklıma Heja geldi. Hemen bir tepsi de ona hazırlayıp odasına götürdüm. Heja hiç uyumuyor, bir şey yemiyor, öyle deli gibi odanın içinde pinekliyordu. Kahvaltısına bakmadı bile.

"Verda, bizimkiler Can’la ilgili bir şey diyorlar mı?" dedi. Gözleri kıpkırmızı olmuştu ve hâlâ ağlıyordu.

"Tek söyledikleri bir katil olduğu." dedim. Heja yanıma gelip ellerimi tuttu.

"Yalvarırım bana yardım et. Nefes alamıyorum artık. Canım çok acıyor." diyerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Onun bu hâlleri gerçekten üzücüydü. Abimin ölümünde hiç böyle değildi; bu adamı seviyor.

"Heja, inan elimden geleni yapıyorum. Ama tek dedikleri o adamı öldürmek."

Heja kafasını hızla kaldırıp bana baktı. Çenesi titrerken

"Ne!"

"Öyle işte. Adamı öldürecekler, zaten nerede olduğu belli. Belki gün içinde, belki başka zaman. Hem bak, böylesi daha—"

"Verda, sen ne diyorsun! Ben de öldürürüm kendimi. Hayır, hayır." diyerek kendi kendine konuşmaya başladı.

Ben daha fazla duramayacağımı söyleyip odadan çıktım. Kapının önündeyken duraksadım. Bu konağa gelen Verda bunları yapmazdı. Açık açık Heja’yı yönlendiriyordum. Ben böyle birine dönüştüm.

Böyle olmasını ben de istemezdim ama abim öldüğünde Bars’ın bir cümlesi günler boyu kulaklarımda çınlamıştı.

Olması gereken oldu...

Olması gereken oluyor...

Odama girdiğimde içimde boşluk vardı. Yatağıma oturup artık saklamadığım telefonla annemi aradım. Onunla sohbet ederken annemi, yaşamasına rağmen, hiç görmediğimi fark ettim. Annemi bu şehirde öldürmüştüm; yine de Muğla’da mutlu bir hayatının olması en büyük tesellimdi.

Kapı çalınca irkildim. Nazlı kapının diğer tarafından

"Verda. Hadi gel, sofrayı hazırlayacağız avluya. Hava güzel." dedi. O görmese de başımı aşağı yukarı salladım, kendime çeki düzen verdim. Çıkmadan önce tereddütte kalsam da dolabı ve Bars’ın silahının olduğu çekmeceyi açtım. Derin nefes alıp mutfağa girdim.

"Vildan! Canımı sıkmaya başladın artık!" diyen Iraz’a baktım.

Vildan, oğlunun ölümünden sonra çok değişmişti. Artık konakta hiçbir şey yapmıyor, sadece aylak aylak dolaşıyordu. Iraz ise kendine yakışanı yapıyordu. Tezgâha gelirken Simay fısıldayarak

"Geçenlerde de Vildan ablayı saatlerce dövdü. Şimdi de döverse valla—" Simay lafını bitiremeden Vildan’a atılan tokatla mutfak inledi.

Vildan’ı sevmiyorum ama Iraz’ı daha çok sevmiyorum. Üstelik Vildan’ın bu hâlini anlıyorum. Vildan’ı saçından sürüklemeye başlarken sinirle Iraz’ın kolundan çekiştirdim. Vildan’ı arkama alıp Iraz’ın karşısına geçtim.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen!" dedim.

"Sen karışma." deyip öne savrularak arkama aldığım Vildan’a ulaşmaya çalıştı.

"Aptallığından bıktım! Sanki tek kendi çocuğu öldü dünyada!"

Iraz’a öfke ve tiksintiyle baktım. Dişlerimi sıkıp

"Sen evlat acısının ne olduğunu biliyor musun? Sen kimsin de böyle konuşuyorsun!" dedim.

"O çocuklarınız öldüyse sizin beceremediğiniz anneliğinizden. Beceriksizler." dedi. İstem dışı dişlerimi gıcırdatırken Vildan arkamdan

"Umarım sen de evlat acısıyla sınanırsın, anne. Senin de ciğerin yanarsa işin becerisini anlarsın. Evladın gözlerinin önünde ölsün—"

Vildan beddualarını söylerken Iraz dövmek için öne atılıyordu. Ben Vildan’ı korurken Nazlı Iraz’ı çekiyordu. Olaylı akşam yemeği hazırlanmıştı.

Masa hazırlandıktan sonra herkes yerine oturdu. Ne kadar belli edilmese de elle tutulur bir gerginlik vardı.

"Bu hafta sonunu hep birlikte geçirdiğimiz iyi oldu. Haftaya yoğunuz." dedi Ömer Ağa. Beran abi öne eğilip

"Baba, Heja’yı da çağıralım mı?" dedi. Yanımda Bars hemen başını salladı. Bu adamın kız kardeşine bu kadar düşkün olması beni delirtecek.

"Hatasını anlamıştır belki. Hem böyle bize kinlenmeye başlar." dedi Bars.

"Yok oğlum. Her zaman affettik, bak neler yaptı. Bu sefer o burnu iyice sürtecek. Haydi, başlayalım biz." dedi.

Beran ile Bars isteksizce yemeklerini yerken hafif serinti bile titrememe neden olmuştu. Bars bunu görüp

"İstersen üstüne bir şey giy." dedi. Başımı sallayıp müsaade isteyip merdivenleri çıktım.

"Baba!" diye bir çığlık duydum. Merakla kollarımı merdivenin avluya bakan trabzanına yasladım.

Defalarca yutkundum ve titremeye başladım. Amacıma ulaşmış gibi görünüyordum. Tam aşağıda kafasına silah dayamış Heja vardı. Bu görüntünün karşısında ise akşam yemeğini yiyen Aşratoğulları ailesi...

Bölüm sonu

33 yorum

  • Valla ben verdanin yerinde olsam hejdanin aklına girer odasına silah bırakırdım bu aptalda zaten direk sıkar ondan sonra ırazı öldürürüm (gizli bir sekilde) daha sonrada cerene bir selam vermeyelim mi cerenide konuşmak için gece yarısı uçuruma çağırırım onuda orda hakki rahmetine kavustururum sonra 2. Koca adayımız olan mertcigimize barsı sevmediğimi onu öldürmek istediğimi söylerim merte bir depoya barsi cagittiririm buda yanıp tutuşup depoya gelecek zaten barscigimizda depoya gelince belimden silahı çıkarıp merti vururum barsada "Olması gereken het şey oluyor"derim sonrada silahı barsa doğrultup "sevgilin ceren seni cehennemde bekliyor görüşmemek üzere" derim bum bir mermide barsa sonra gitmeden baran in mezarına gider intikamimizi aldığını söylerim e gitmeden babacigima da uğrar veda ederim sonra go to anamın yanına ordan da yurdisina

    3Yanıt
  • Valla ben verdanin yerinde olsam hejdanin aklına girer odasına silah bırakırdım bu aptalda zaten direk sıkar ondan sonra ırazı öldürürüm (gizli bir sekilde) daha sonrada cerene bir selam vermeyelim mi cerenide konuşmak için gece yarısı uçuruma çağırırım onuda orda hakki rahmetine kavustururum sonra 2. Koca adayımız olan mertcigimize barsı sevmediğimi onu öldürmek istediğimi söylerim merte bir depoya barsi cagittiririm buda yanıp tutuşup depoya gelecek zaten barscigimizda depoya gelince belimden silahı çıkarıp merti vururum barsada "Olması gereken het şey oluyor"derim sonrada silahı barsa doğrultup "sevgilin ceren seni cehennemde bekliyor görüşmemek üzere" derim bum bir mermide barsa sonra gitmeden baran in mezarına gider intikamimizi aldığını söylerim e gitmeden babacigima da uğrar veda ederim sonra go to anamın yanına ordan da yurdisina

  • Abi iyide ben barış verdanin yaptıklarını öğrenirse Verda'ya bir şey yapar diye korkuyom

    1Yanıt
  • Abi iyide ben barış verdanin yaptıklarını öğrenirse Verda'ya bir şey yapar diye korkuyom

  • Ulan ne hale getirdiniz su kızı konağa geldi geleli topunuz siktiniz kızın ruhunu delirttiniz he

  • Vildan'ın bedduaları nasıl da kabul aloyu amq Vildan arada gel benim düşmanlara da Bi buddua oku

    2Yanıt