İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 33 · 6 dk okuma

VERDA

Bölüm 33

33. B Ö L Ü M

Adımlarım doğru düşündüğüm yerdeydi. Saçımı toplayıp terliklerimi çıkarttım. Yorganı açıp yatağa girince, tam uyumamış olan Bars hareketlenip beni kendine çekti. Bir süre onu izleyip elimi yüzünde dolaştırdım. Kendimi çok tuhaf hissediyorum.

Bars’ı seviyorum ama sanki hissedemiyorum bu duyguyu. Yaşadığım her acı, her felaket sanki duygularımı benden almış gibiydi. Duygularımı doğru yaşayamıyorum gibi geliyor. Gözlerimi kapatıp uyumak istedim. Çünkü her ne olursa olsun doğru yolum burası değil mi?

İçimi kin doldurduğu için ve Bars’tan gelen geç sevgi her şeyin çözümü olamadı. Başka şeyler düşünmeye çalışıp uyumak istedim.

Uykunun en tatlı kısmında sinir bozucu telefon sesiyle kıprandım. Bana tamamen sarılı beden irkilerek telefona uzandı. O kadar uykusuzdum ki gözlerimi açamadım bile.

Bars telefonla konuşurken birden kapımızın yumruklanmasıyla irkilen ben oldum. Merakla Bars’a bakarken yüzü bembeyazdı. Avludan Ömer ağanın sesi geliyordu. Panikle bir oraya bir buraya bakındım.

“Neler oluyor?”

Bars beni duymamıştı. Telefondakine sadece birkaç cümle söyledikten sonra kapıyı yumruklayana bağırarak,

“Bekleyin abicim, üstümü giyip geliyorum.” dedi.

“Abi, Beran abimle Sait gitti.” diyen Aran’ın sesini duydum.

“Bars! Ne oluyor? Ne bu kargaşa?”

Bars bana bakmadan üstünü giyerken,

“Orospu çocuğunun yeni oyunu!” dedi sadece. Ama kimden bahsettiğini çok iyi anlamıştım. Uykunun sersemliğiyle birlikte uzun süre Mert’in ne yaptığını düşündüm. Bars tam çıkacakken,

“Ne yapmış?”

“Babamla benim ofisimi patlatmış. Karşılık veriyor belki bana... Ama neden o kadar zaman geçtikten sonra? Neden bugün? Bir oyunu var, belli.” dedi. Alnımdan öpüp çıktı.

Neden bugün? Eğer arabasına binseydim söylerdi. Ya da Mert bu, ya öldürür ya kaçırırdı. Yatağa tekrar uzandım ama bu sefer hiç uykum yoktu. Düşüncelerimle boğuşurken kapı çaldı.

“Abi?” Heja’nın sesini duydum. Yorganı başıma kadar çekip ondan kurtulmak istedim. Bu kadar nefret ettiğim kişiye böyle sahtekâr davranabildiğim için ben de fena sayılmam belki.

Aklımdaki en büyük soru işareti, Mert hiç Heja’ya çaktırmıyor muydu? Merakla yataktan doğrulup kapıyı açtım. Heja gülümseyip,

“Abim gitti mi?” dedi. Başımı sallarken,

“Gelsene.” deyip içeri davet ettim. Berjere oturup ilk dakikalarda Heja’nın boş konuşmalarını çektikten sonra bir yolunu bulup konuyu Mert’e getirmiştim.

“Ee, ne iş yapıyor bu çocuk?” dedim.

“Babasının mimarlık şirketinde çalışıyormuş.” deyip bu konu hakkında ilgimi çekmeyen anısını anlattı. O kadar zor ki tahammül etmek! Heja’ya biraz yaklaşıp masum bir şekilde,

“Abilerin bu kadar baskı gösteriyorsa tanıştırsana Can’la. Tanıdıkları zaman bu kadar kısıtlamazlar.” dedim. Heja duraksadı. Kendince ölçtü biçti.

“Bilmem ki... Şimdi bu kaçmadan sonra—” deyip konuyu Baran’a getirdi. Yüzümdeki ifadeyi silmemek için zor durdum.

“Ah doğru, o konular. Ben sana sadece fikir vermek istedim. Baksana, gözlerinin içi parlıyor çocuğu anlatınca.” dedim. Heja’yla istemediğim sohbet fazlasıyla uzamıştı ama sonunda bitmişti. Kahvaltı hazırlama saatine kadar biraz daha uyumuş, Nazlı tarafından uyandırılmıştım.

Mutfakta hazırlık içindeyken Iraz, Ömer ağayla konuşup yanımıza geldi.

“Hadi şükür, birine bir şey olmamış. Birazdan hepsi kahvaltıya gelecekler.” dedi.

Olanları o kadar merak ediyorum ki ne ara masayı hazırladık anlamadım bile. Sonunda geldiklerinde hepsinin yüzü asıktı. Muhteşem bir tiyatro oynanıyordu kahvaltı masasında. Çocuklar da olduğu için herkes keyfi yerindeymiş gibi davranıyor, gülüşüyor, şakalaşıyordu. Ama Dare nene daha fazla dayanamayıp,

“E, ne oldu şimdi? Gece gece felaket vardı?” dedi. Ömer ağa sesli bir şekilde nefes verdi.

“Bilmiyorum anacım. İtin biri oynuyor işte.” dedi kısık sesle.

“Çok büyük mü zarar?” dedim Bars’a bakarak.

“Daha da büyük olurmuş da... İş arkadaşlarımızdan Ceren kızımız fark etmiş bir şeyleri. O yüzden sadece benimle Bars’ın odası gitti.” dedi Ömer ağa.

Ceren ya. Aman ne tatlı!

“E, iyi iyi. Ceren yardım eder artık size.” dedi Iraz. Ceren’i ilk tanıdığım zaman Iraz’a demediğini bırakmamıştı.

“Hayır! Ceren falan olmayacak bir daha!” dedi Bars. Masadakilerin aksine sesi daha yüksek çıkmıştı. Kısa sessizlikten sonra Sait,

“Abi, neler oldu anlatacak mısınız artık?” dedi. Bars tamamen Sait’e dönerek,

“Neyi merak ediyorsun?”

“Bu kadar paranoyak olmanı. Tamam, elbette haklısındır ama... Ceren ne olursa olsun ortağımız gibiydi. Hem bu bebek işi...” dedi. Sonlara doğru sesi kısılırken Nazlı,

“Evet. Bu iş nasıl oldu, anlatın artık.” dedi. Dare nene Heja’ya seslenip gözleriyle çocukları işaret etti. Heja başını sallayıp çocukları içeriye götürdü. Masada elle tutulur bir gerginlik vardı. Dare nene Bars’la bana bakarak,

“Şu işi uzatmadan olduğu gibi anlatın hele. Biz ne hikâyeler de yaşadık!” dedi. Son cümlesini Vildan’a bakarak söylemişti.

Bars’a baktım. Anlatmamı istiyor gibiydi. Belki herkese her şeyi anlatsam üstüme gelmezlerdi. En kötüsünden Iraz’ın Ceren projesi yarım kalırdı.

“Şey... Ben hamile olduğumu öğrenmiştim.” dedim. Herkes öyle pür dikkat beni dinliyordu ki heyecandan konuşamayacağımı hissettim.

“Burada mutlu değildim. Gitmek istedim. Annemin evine kaçtım. Tam hatırlamıyorum o günleri.”

Çok iyi hatırlıyorum!

“Dışarı çıkmıştım, Mert çıktı karşıma. Dediğim gibi hatırlamıyorum. Arabasına bindirdi, bir eve götürdü... Orada sizinle ilgili bilgiler verdi. Ne kadar doğru bilmiyorum.”

“Neydi onlar?” dedi Ömer ağa.

“Bars’la ilgili işte. İş yerinde birini öldürmüş, psikolojik sıkıntılı, ilk eşinizi öldüren...” dedim. Iraz elini masaya vurdu.

“Bu ne demek şimdi?!” diye bağırdı. Ama bana değil, Ömer ağaya bağırdı. Dare bakışıyla Iraz’ı sustururken,

“Benim çocuklarım hiçbir şey yapmadı. Aklı ermezdi o zaman. Hepsi yalan!” dedi Dare nene. Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum.

“Her neyse... Sonra onunla kalmamı istedi. Ben istemedim. Hatta kaçtığım yere geri dönmeyi bile istedim.”

Her şeyi en baştan yaşıyormuş gibi olunca gözlerimi kapattım.

“Daha sonra elimi, gözlerimi bağlayıp beni bir yere götürdü.” dedim. Daha fazla anlatamayacağımı anlayan Bars,

“Sonra beni çağırdı. Depo gibi bir yer. Bebeğimi vurmamı istedi. Eğer vurmazsam bir emirle yeğenlerimi öldürecekti. Gözlerimle gördüm, o çocukların hepsi ölümle burun burunaydı.” Bars bunları anlatırken masadaki herkesin yüzünü izliyordum.

Şaşkınlık ve hüzün vardı hepsinde. Iraz’da bile.

“Üstelik bebeğimi öldürmezsem çocukların ölüm emrini verecek olan Ceren’di.”

O an hüzünlüymüş gibi davranan Iraz eski hâline döndü. Duygusuz yüzünde hiçbir ifade seçemedim.

“Bundan sonra böyle mi olacak?” dedi Vildan. Uzun zaman sonra ilk defa sesini duymuştum. Bu hepimizi şaşırtmıştı. Vildan sırayla herkese bakarken erkeklere,

“Seni öldürseler ya, seni, seni. Niye masum çocuklar ölüyor?” dedi. Masada sessizlik olmuştu. Dare nene ayağa kalkıp,

“Yeter hadi! Bundan sonra bu mesele konuşulmayacak. Kalan sağları koruyun hele bir!” deyip masadan kalktı.

Dare nene giderken herkes ayaklanmıştı. Aklıma gelenle Bars’ı kolundan tutup,

“Benim artık bir telefona ihtiyacım var.” dedim. Bars başını sallarken, Ömer ağa çağırdığı için bir şey demeden gitti.

Koca konakta yine sadece hanımlar kalmıştı. Cenaze çıkmış gibi herkes sessizdi. Çocuklar bile avluda koşturmuyordu. Bars gelene kadar ders çalışıp Heja’dan kaçmaya çalışmıştım. Akşam yemeğini hazırlamak için mutfağa girdiğimde yine Iraz’ın telefonla konuştuğunu gördüm. Beni görünce susup telefonu kapattı. Sakince tabakları çıkarırken Iraz arkamdaki masada oturuyordu. Derin nefes alıp,

“Ee, Ceren’le planlar nasıl gidiyor?” deyip ona baktım. Şaşkın suratı gülümsememe neden oldu.

“Ne demek o?” dedi.

“Bana bak, Iraz Hanım. Benimle uğraşma. Hele ki bu iğrenç oyunları hiç oynama! Sana yemin ederim, senin canını senden alırım. Beni sakın deneme.” dedim. Sesim benim bile beklemediğim bir soğukluktaydı. Iraz’ın gözleri büyüdü.

“Sen beni tehdit mi ediyorsun?”

“Yoo. Öyle. Sohbet edelim diye.”

İşime geri dönerken arkamda bıraktığım soru işaretinin farkındaydım. Elbette blöf yapmıyorum. Aşratoğulları’na bir can verdiysem, bir can da almadan asla uyumayacağım.

Bölüm sonu

12 yorum