İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 14 · 6 dk okuma

VERDA

Bölüm 14

14. B Ö L Ü M

İrkilerek uyandım. Bu ne biçim kabustu böyle. Nefesimi bile düzeltemeden Bars’ın telefonu çaldı. Bars doğrulmadan telefonu açtı.

Karşıdaki ne söyledi bilmiyorum ama Bars yataktan doğrulup bana baktı.

“Tamam. Hemen geliyoruz.” dedi.

“Ne oldu?” dedim. Bars üstünü giyerken,

“Bilmiyorum. Konaktan çağırıyorlar.”

Gördüğüm kabus zaten içime bir sıkıntı veriyorken, üstüne konağın azameti çıktı.

“Neden çağırıyorlar?”

“Verda, kalk hadi. Bilmiyorum, hemen gidelim.” diyerek banyoya geçti.

Panikle hazırlandık. İkimizin de arabada sesi çıkmadı. Bars’ın hareketlerinden bir şey çıkartmaya çalışıyorum ama sadece acele ve tedirginlik görüyorum. Kesin Iraz bir oyun yaptı, eve dönmemiz için.

Konağın kapısında herkes dizilmiş bekliyordu. Ömer Ağa sinirli, Dare Nene kendinden emin şekilde oturmuş, Iraz volta atıyordu. Büyük bir sıkıntı olduğu bariz belliydi.

Bars hemen babaannesinin elini öpüp babasının yanına gitti. Iraz gözleriyle beni takip ederken ben Nazlı’nın yanına gittim.

“Neler oluyor?” dedim. Nazlı sessizce,

“Ah Verda ah—”

“Aşratoğulları!”

Kapının dışında tanıdık bir ses duymamla kalbimin delindiğini hissettim. Kapı sonuna kadar açıldı. Karşımda kabuslarım olmuş Baran vardı. Baran ve aptal olduğuna emin olduğum Heja.

Baran’ı görünce rüyamda söyledikleri geldi. Ne gerçekçi rüyaydı…

Baran, Heja’yı iterek içeri soktu. Saçı başı dağınık, sinirli duruyordu.

“Ne oluyor lan sana!” dedi Beran Abi.

Baran herkese bakmıştı ama bende takılı kalmıştı. O siniri gitmiş, onun yerine şefkat gelmişti. Uzun süre Baran’la göz gözedik. Sanki rüyamda konuştuklarımızı sadece bakışarak konuşuyorduk.

“Bu nasıl geliş?” dedi Ömer Ağa. Baran yine aynı öfkesine bürünüp,

“İadeye geldim!” dedi ve hemen ekledi:

“Senin kızının, senin karının oyunlarında boğmaya çalıştınız lan beni!”

Anlamsız gözlerle Heja’ya baktım. Annesine bakıyordu.

“Gösterişli gelmiştin, dilin mi tutuldu? Adam gibi anlat derdini.” dedi Bars.

Baran’la Bars birbirlerine kitlenmişti. Baran alayla gülüp,

“Senin bacının namussuzluğunu anan Iraz benimle kapatmaya çalışmış. Heja başka adamla birlikte olup, o adam da bacına siktiri çekince annen çözümü benden yana kullanmış!” diye bağırdı.

Şaşkınlıktan gözlerim yuvalarından çıkacaktı. Baran ise az önce kıyameti koparmamış gibi,

“Sana böyle bir şey yapıldı mı damat? Bu nasıl berdel?” dedi sessizce.

Her şey iki aptalın iğrenç planından mı oldu? Ben bu yüzden mi evlendim? Nasıl bir yalandır bu? Iraz, kızı için birçok kişinin hayatıyla nasıl oynar, bu nasıl vicdansızlık?

“Yalan söylüyor!” diye Baran’ın üstüne yürümeye başladı Iraz.

Neden bilmiyorum ama sanki refleks gibi Baran’ın önüne durdum. Iraz ona zarar vermesin istedim. Bu hareketimle gözleri üstüme almıştım. Bars’ın kaşları çatılmıştı.

“Yalan söylemiyorum. Bak, bütün kanıtlar var!” deyip cebinden kâğıtlar çıkarttı. Hepsi fotokopi kâğıdına çıkarılmış mesajlardı.

“Namussuz kızınızı size iade ediyorum. Bacımı da götürüyorum.” deyip kulağıma sessizce,

“Verda, ‘boş ol’ de.” dedi.

Tamam, berbat bir oyunun içindeydik ama ben Bars’ı bırakmak istemiyorum ki. Yine onunla o dağ evine gitmeyi, güzel güzel yaşamayı istiyorum.

“Ne saçmalıyorsun lan sen!” dedi Bars bana doğru adım atarak.

“Kimin evinden kimi alıyorsun?” diyerek Bars’a destek çıktı Sait.

“Verda benimle gelecek! Verda, boşa şunu hadi!”

O kadar daralmıştım ki midem bulanmaya başladı. Iraz’ın bu yaptıkları yüzünden gitmem en doğrusu ama Bars…

Iraz ısrarla yalan olduğunu söyleyip kızını aklıyordu. Heja sadece ağlıyormuş gibi yapıp annesini destekliyordu. Ortalık gerçek anlamda karışmıştı.

Bars kolumdan tutup beni kendine çekerken Baran ısrarla beni götüreceğini söylüyordu.

“Durun!” Dare Nene bastonunu vurup herkesi susturdu. Oturduğu yerden kalkıp yanımıza geldi.

“Olanlar doğrudur, yanlıştır bilinmez. Ama her türlüsü bizim adımıza leke!” dedi.

“Verda Aşratoğlu olmuştur, bunu ölüm döndürür! Hiçbir yere gitmeyecek! Heja dul kalmıştır!” dedi.

Dare Nene’nin dediklerini yeni algılamıştım. Heja dul kaldı dediğine göre Baran’ı öldüreceklerdi. Her şey durmuştu. Dare Nene Aran’ın omzunu sıvazladı, Aran başını aşağı yukarı salladı.

“H-hayır. Hayır, ne yapıyorsunuz? Gözünü seveyim Bars!” Bars’ı iterek abimin önüne geçtim.

Her ne olursa olsun ölmesin. Haklı; o hep sevildiği için kıskandım ya da bilmiyorum, gerçekten beni asla sevmediği için kızgınım ona. Ama sırf Iraz’ın oyunları yüzünden ölmesi…

Bars ısrarla beni kendine çekiyordu. Sesler tamamen karışmıştı. Bir yandan Bars’ın, Ömer Ağa’nın ve Aran’ın sesleri, diğer yandan Heja’nın ağlayışları… Kendi sesimi duyamıyordum bile.

“Bars, söyle dursunlar.” diye zırlarken Bars beni hızlıca kendine çekti. Sürükleyerek merdivenlere götürmeye çalışırken ben hâlâ direniyor ve Bars’ın ses çıkarmamasına delirecek gibi oluyordum.

Odanın önüne geldiğimizde Bars gözlerimi kapattı. Aynı anda şiddetli bir silah sesi koca konağı sarstı.

Patlama sesi kulaklarımda çınlarken çırpınmalarım durdu. Bars’ın elini ittirip trabzanlardan avluya baktım. Baran’ı göremiyordum ama Ömer Ağa’nın ayaklarına kadar sızan kanı gördüm.

Bu konağa adım attığımdan beri kaçıncı kaybımdı bu?

İçimde her şey durdu. Ne acı, ne ağlamak, ne bağırmak… Bomboş kaldım. Bars’a baktım. Bana tedirginlikle bakıyordu.

“Verda, olması gereken oldu.” dedi.

Olması gereken kime göre buydu? Kim kazandı şimdi? Sadece başımı aşağı yukarı salladım. Bars’ı ittirerek odaya girdim. Karşıdaki berjer’e oturdum.

Avluda belli belirsiz bağırışlar, sesler geliyordu. Gözlerimi kapattım. İçim buz gibiydi.

Yemin ederim ki bu ailenin hepsi bu konakta ölecek. Baran’ın ölümünü hepsinden çıkaracağım.

Kaç saattir burada böyle oturduğumu bilmiyorum. Sadece kapı çaldı ve içeri Bars girdi. Karşımdaki berjer’e oturdu.

“Verda… iyi misin?” dedi. Yüzüne bakmadım.

Bana da yazıklar olsun, bu adama kaptırdım kendimi.

“Hadi toparlan, bak sofra hazır. Nene seni çağırıyor.” dedi. Elimle saçımı toplayıp omuzlarımı dikleştirdim.

“Tamam. Elimi yüzümü yıkayıp geleceğim.” dedim.

“Bekliyorum.”

“Bekleme, sen git. Geleceğim, korkma. Nene, küçük düşürmem seni!” deyip ayağa kalktım. Bars derin bir nefes alarak odadan çıktı.

Bars çıkar çıkmaz direkt Şermin’in odasına gittim. Şermin korkarak bakıyordu.

“Selam Şermin. Acıktın mı?” deyip arabasının arkasına geçip dışarı çıkarttım.

Dikkatlice merdivenden indirdim. Az önce kan gölü olan avluda binbir çeşit sofra hazırlanmıştı.

“Bir tabak daha çıkarın!” deyip Şermin’i masaya götürdüm.

Herkes şaşkınlıkla bana bakıyordu.

Ömer Ağa ayağa kalktı ama adım atamadı, yerinde kalakaldı. Iraz elinde duran bardağı yere düşürürken umursamaz tavrımla Şermin için yanımdaki sandalyeyi çekip yanıma aldım.

Az önce abimin öldürüldüğü bu yerde binbir çeşit yemek hazırlanmış, kimse hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Üstelik kaldırım taşlarının arasında duran kurumuş kana rağmen.

Madem böyle yaşanıyordu bu konakta, ayak uyduracaktım. Umursamayacaktım hiçbir şeyi!

Tabağıma birkaç yemekten alıp Şermin’in önüne koydum.

“Verda, ne yaptığını sanıyorsun sen?!” dedi Bars dişlerinin arasından. Umursamadım. Herkes yavaş yavaş şaşkınlığını atmaya çalışıyordu.

“Nazlı! Kızı odasına götür!” dedi Iraz.

“Hayır, bir yere gitmiyor.” dedim yüzlerine bakmadan, gayet sakin bir şekilde.

Iraz, Ömer Ağa’ya bir şeyler diyordu. Onu dinlemek bile istemedim. Arada Beran Abi ve Bars da dahil oluyorlardı. Sanki daha çok annelerini sakinleştirmeye çalışıyorlardı. En sonunda başımda dikilen Dare Nene bağırarak,

“Yeter! Gelin, kalk masadan! Masanın bereketini kaçırdın!” dedi.

Bağırması sinirimi o kadar çok bozmuştu ki çatalı fırlatıp ayağa kalktım.

“Ne bereketinden bahsediyorsun sen! Neyin bereketi bu konakta, lanetten başka ne var?!”

“Verda, sakin ol azıcık.” Sessizce beni uyarmaya çalışan Simay’a bakarken Iraz’ın üstüme yürüdüğünü fark ettim.

“Seni edepsiz!” deyip elini havaya kaldırdığı an, sinirle bileğinden tutup sıkmaya başladım. İçimdeki buz tutmuş hisleri alev alev yakıyordu nefretim. Hatta şu anda bu kadının boğazına yapışmak, kafasını masaya vurmak, bıçaklamak, her türlü eziyeti uygulamak istedim.

Ona rağmen yapabildiğim tek şey, sıktığım bileğinden geriye ittirmek oldu. Vildan, Iraz’ı destek amaçlı tutarken Bars sert bir şekilde beni kolumdan sürüklemeye başladı. Aynı anda Nazlı, Şermin’i götürüyordu.

Ama tek duyulan ses yine Iraz’ındı.

“Gördünüz mü? Beni öldürecekti, gördünüz! Edepsiz!”

İster istemez gülümsedim. Bars odaya itene kadar.

“Amacın neydi?! Neye ulaştın şimdi?!” diye bağırmaya başladı.

Hiç umursamadım. Kendisi karşımda deli gibi kızıyordu bana.

Bunlar daha iyi günler. Yemin ederim ki bu konak bana nasıl cehennem olduysa onlara da olacak!

Benim canım nasıl yandıysa, onlar da kendilerini yakacaklar.

Yemin ederim ki…

Bölüm sonu

26 yorum