İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 13 · 5 dk okuma

VERDA

Bölüm 13

13. B Ö L Ü M

İlk günlerde kaba, bağıran çağıran, itip kalkan adam dizimde yatıyordu ve beni öptü. Bense ne karşılık verebildim ne itebildim.

Çalan telefonla irkildim. Bars doğrulup telefonunu açarken ben, dün gece Bars rahatsız olmasın diye uzun süre uyumamış, daha fazla dayanamayınca başımı berjere yaslamıştım.

Bars telefonla konuşmasını bitirip:

“Kahvaltıyı dışarıda yapalım. Bugün bir iki saatliğine şirkete uğramam gerekiyor,” dedi.

Bu mu yani?

Dün öptü beni, şimdi sadece bunu mu diyecek? Ya da başka bir şey mi demesi gerekirdi? Hatırlamıyor bile olabilir. Başımı salladım.

Arabaya binerken:

“Burada pek kimse olmaz. Bir ihtiyaç varsa onları da alalım,” dedi.

“Konağa geri dönecek miyiz?” dedim. Bir süre sessiz kaldı.

“Şimdilik öyle bir düşüncem yok. Senin istediğin de bu değil miydi?” dedi.

O konağın dışında her yer bana cennetti. En azından Bars’la bu evde anlaşabiliyorduk. Bars’a bile annesiyle olmamak iyi gelmişti; farklı olmuştu. Değişmişti. Bu bana yeterdi.

Kahvaltıyı yaptıktan sonra beni eve bırakıp gitmişti. Kendimi boşlukta hissettim. Yine bir şey bulurum umuduyla odaları gezip çekmeceleri karıştırdım. Hiçbir şey bulamayınca kapının önüne çıktım.

Aslında burada neler olduğunu merak ediyorum ama pek ayrılmak istemiyorum. Merdivenlerin başına oturdum. Elimi çeneme koyup düşünmeye başladım.

Dün geceyi… Bana ihtiyacı olduğunu söylemişti. Peki benim Bars’a ihtiyacım var mı? Babama karşı herkesin içinde beni koruması, o konakta beni tek bırakmaması… Dün küçük çocuk gibi dizime yatmıştı.

Benim içimde oluşan his ne?

Aklıma annemi aramak geldi. Direkt çantamın en dibinde, çorabımın içine sakladığım telefonu alıp annemi aradım. Annem açar açmaz ağaların misafirliğe geldiği günü anlattım. Babamla yaşadığımız tatlı anıyı…

“Baban evlenecektir şimdi?” Annemin sorusuyla omzum düştü.

“Ya anne, ne evlenmesi, gözünü seveyim. Senden başka kim muhatap olur bununla?”

“Yine de babanın üstüne yürümek olmaz kızım. Ayıptır. Ama bak oğluma, aferin. Anası gibi şirret değil,” dedi.

Aklıma Şermin’in gelmesiyle önce annemin ağzını aramak istedim.

“Anne, bu Ömer Ağa’nın tek karısı Iraz mı?” dedim.

“Tek nikâhlısı o. Bir keresinde Iraz’ın üstüne kuma gelmiş diyorlardı. Ama bilmiyorum, bir sene olmadı kadın konaktaki terastan düştü, öldü.”

Demek bu dünyada Iraz’ın da üstüne kuma gelmiş. Yani Şermin’in annesi öldü. Şermin kumasından olduğu için kızı odalara kapatıp konuşturmuyor. Ömer Ağa sesini bile çıkartmıyor.

“Sen nasılsın kızım?” dedi annem düşüncelerimin arasında.

Upuzun zamandır ilk kez biri nasıl olduğumu sormuştu.

“İyiyim anne. Geleceğim işte yanına.”

“Verda… Beni yanlış anlama, kurban olduğum. Gel istediğin zaman ama bak, Bars evden ayrılmışken seni herkesin içinde kollamışken niye çocuktan kaçmaya çalışıyorsun be kızım? Kendine izin ver. Bars seni herkesten daha iyi sakınır. Seni sevmiyor diye düşünme sakın. Belki zamanla sever.”

Beni sevmiyor mu bilmiyorum ama dün karşımda çok başka biri vardı. Yabancısıyım bu duyguların ama beni önemseyen biri vardı. Bana ihtiyacı olduğunu söyleyen, beni isteyen biri.

“Sen Bars’ı sevdin mi?” Annem net sormuştu. Ben bile kendime henüz bu kadar dürüst sormamıştım.

“Bilmiyorum anne. Ama çok farklı hissediyorum.”

“Verda, şimdilik gelme kızım. Kendini de rahat bırak. Karşında kocan var!”

Annemin birkaç öğüdünden sonra telefonu kapatmıştık. Dış kapının sesini duyunca alelacele telefonu yerine koydum. Aşağı indiğimde Bars’ın gömleğinde ve yüzünde kanlar vardı. Panikle yanına gittim.

“Ne oldu?”

“Kavga ettim.”

“Kimle? Niye?”

“Canım sıkıldı. Hazır boşken bir kavga edeyim dedim. Yoldan geçen birine söyledim, kavga ettik,” dedi alayla.

Sinirle ona bakarken:

“Ben duş alacağım,” deyip yukarı çıktı.

Biraz bekledikten sonra Bars hâlâ odadan çıkmayınca yukarı çıktım. Kendine pansuman yapıyordu. Yatağa oturup:

“Günün kötü mü geçti?” dedim.

Bars eşyaları yerine koyup yanıma oturdu.

“Babamgil işte,” dedi.

Kaşı ve dudağı patlamıştı. Elmacık kemiğinde ise morluk vardı. Ne kadar çekinsem de kendimi tutamayıp elimi usulca yüzündeki morluğa götürdüm. Elimin değmesiyle Bars gözünü kapattı.

Annem haklıydı. Benim ailem Bars olmalıydı artık. Bunu kabullenmem lazımdı. Bars elimi tutup dudaklarına götürdü. Önce elimi, sonra bileğimi öptü. Yukarıya doğru yönelirken daha da yakınlaştı.

Sanki Bars tamamen farklı biri olmuştu. İhtiyacım olan birisi olmuştu.

Dudaklarıma bir buse kondurdu. Her öptüğünde kendimi cennette gibi hissediyordum. Bazen ona karşı hemen kapıldığımı, çok hızlı gittiğimi düşünüyorum ama bu yaşadığım her neyse en güzeli gibi geliyor.

“Çok güzelsin,” dedi fısıltıyla.

Alnını alnıma dayamıştı. İster istemez bu dediğine gülümsedim. Bundan güç almış gibi yüzünü boynuma gömdü. Ellerim yumuşak saçlarına daldı. Öpüşleri göğsüme kadar ilerledi. İçimde utanç olsa da arsızca devam etmesini istedim.

Durup gözlerime baktı.

“Eğer durmamı istiyorsan şimdi söylemelisin,” dedi. Sesinde şehvet vardı. Gözleri koyulaşmıştı.

Bu sefer ona ben yaklaştım. Dudaklarına iyice yaklaşıp:

“Devam et…” diye fısıldadım.

Haylaz bir çocuk gibi gülümsedi. Ben hâlâ otururken o doğrulup dudaklarımızı kavuşturdu. Doğru olan bu olmalıydı.

Nazikçe yatağa itip tamamen uzanmamı sağladı. Kazağımı çıkartmasıyla kendimi tamamen ona bıraktım.

Ellerindeki dondurmayla oturduğum falezin ucuna geldi. Yüzüme bakmadan dondurmayı uzattı. Kollarımı göğsümde bağlayıp almadım. Baran’a öfkeyle bakıyordum.

“Ne var?” dedi omuz silkerek.

“Arsız arsız dondurma uzatıyorsun bir de,” deyip bana doğru uzattığı eline vurdum. Vurmamla dondurma düştü. Baran bir düşen dondurmaya bir de elindekine baktı. Elindekini de yere atıp yanıma oturdu.

“Bana neden böyle davranıyorsun, Verda?”

“Bana abilik yapmadın. Ayrıca başımı yaktın ve sen iyi bir insan değilsin,” dedim.

“Kendine dürüst ol kardeşim. Babam beni daha çok sevdiği için benden nefret ettin.”

“Aptal aptal konuşma.”

“Babamdan çıkaramadığın nefreti benden çıkartmaya çalıştın. Ben altı yaşından beri çalışıyordum sadece. Ben sana bir kötülük yapmadım.”

Evet, fazlasıyla haklıydı ki ben bunları kendime bile itiraf etmiyordum. Yine de Baran’ın haklı oluşunu alt etmek istedim.

“Peki ya aşiret kızını kaçırman? Beni soktuğun hâle bak!” dedim çemkirerek.

“Bu konuda ben sadece kendime zarar verdim. Sen kurtuldun. O adam sana babandan daha iyi davranacak. Ama ben…” deyip başını öne eğdi.

Baran’da o an bir şey fark ettim. Beyaz giyinmişti. Normalde asla sevmezdi beyaz rengini. Kendimi bildim bileli hiç beyaz giydiğini görmemiştim.

“Ben büyük bir oyuna düştüm. Kendimi yaktım,” dedi.

“Ne oldu?” Soruma cevap vermedi. Ayaklarımız uçurumdan sarkıyordu.

“Abi… Ne oldu?” dedim tekrardan.

Baran bana baktı.

“Benden bir şey bırakmadılar. Ya savaş ya kaç, Verda,” deyip ellerinden güç alarak kendini aşağı doğru kaydırdı.

“Baran!” diye bağırırken Baran’ın uçurumda yuvarlandığını görüyordum sadece.

Bölüm sonu

23 yorum