İçeriğe geç

VENERA

Bölüm 3 · 3 dk okuma

VENERA

Bölüm 3

BÖLÜM 3

Kraliçe

Mavi o gece gelen mesajı kimseye anlatmadı.

Ne Duru'ya.

Ne Yeşim'e.

Ne de Lale'ye.

Kendince mantıklı bir açıklama bulmaya çalışıyordu.

Belki biri şaka yapmıştı.

Belki yanlış numaraydı.

Belki de okulun yeni öğrencisine yapılan saçma bir karşılama geleneğiydi.

Ama içindeki ses ona bunun şaka olmadığını söylüyordu.

Çünkü mesajın tonu farklıydı.

Kısaydı.

Netti.

Ve tehdit gibi hissettiriyordu.

Kayra Demir'den uzak dur.

Neden?

Asıl soru buydu.

Ertesi sabah Mavi okula girdiğinde koridor her zamankinden daha hareketliydi.

Öğrenciler gruplar hâlinde fısıldaşıyordu.

Bir şey olmuştu.

Duru onu görür görmez kolundan tuttu.

"Mavi!"

"Ne oldu?"

"Sen görmedin mi?"

"Neyi?"

Duru telefonunu uzattı.

Bir Instagram paylaşımı açıktı.

Fotoğrafta okulun en popüler kızlarından biri vardı.

Uzun sarı saçları, kusursuz makyajı ve kendinden emin gülümsemesiyle kameraya bakıyordu.

Altında yüzlerce yorum vardı.

Mavi kaşlarını çattı.

"Kim bu?"

Duru'nın gözleri büyüdü.

"Şaka yapıyorsun."

"Hayır."

Lale araya girdi.

"Bu Ece Karahan."

"Tanımam gerekiyor muydu?"

Üçü aynı anda:

"Evet."

Mavi istemsizce güldü.

Ece Karahan.

Venera Akademi'nin kraliçesi.

En azından herkes öyle diyordu.

Ünlü bir iş insanının kızıydı.

Sosyal medyada binlerce takipçisi vardı.

Okulun bütün etkinliklerinde ön plandaydı.

Ve insanların çoğu ona ya hayrandı...

Ya da ondan nefret ediyordu.

Arası yoktu.

Öğle arasında Mavi sonunda Ece'yi canlı olarak gördü.

Kantinin kapısından içeri girdiğinde birkaç kişi ona yol verdi.

Yanında iki kız vardı.

Herkes onu fark etmişti.

Ama Ece sanki buna alışkındı.

Mavi gözlerini devirdi.

"Abartılıyor."

Lale hafifçe güldü.

"Biraz."

"Biraz mı?"

"Tamam. Çok."

Tam o sırada Ece'nin bakışları masalarına kaydı.

Ve Mavi'nin üzerinde durdu.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç saniye.

Sonra gülümsedi.

Ve doğrudan onların masasına doğru yürüdü.

Mavi'nin içinden bir ses:

Bir sorun çıkacak.

dedi.

Yanılmamıştı.

"E sen yeni kızsın."

Ece'nin sesi sakindi.

Ama altında belli belirsiz bir küçümseme vardı.

Mavi ayağa kalkmadı.

Sadece baktı.

"Evet."

"Ece."

"Biliyorum."

Bu cevap Ece'nin hoşuna gitmedi.

Yüzündeki gülümseme küçüldü.

"Demek biliyorsun."

"Bugün herkes senden bahsetti."

O sırada Duru masanın altında Mavi'nin ayağına tekme attı.

Sus demek istiyordu.

Ama artık çok geçti.

Ece birkaç saniye sustu.

Sonra tekrar gülümsedi.

Bu sefer daha sahte bir şekilde.

"Umarım Venera'da mutlu olursun."

Ardından dönüp uzaklaştı.

Masada sessizlik oluştu.

Yeşim ilk konuşan oldu.

"Cesursun."

"Neden?"

"Kimse Ece'yle öyle konuşmaz."

Mavi omuz silkti.

"Ben konuştum."

Duru başını masaya vuracak gibi oldu.

Aynı gün okul çıkışında başka bir şey daha oldu.

Mavi dolabını kapatırken bir ses duydu.

"Yeni kız."

Başını kaldırdı.

Oğuz.

Yanında Alp vardı.

"Ne var?"

"Bu hafta sonu partiye geliyor musun?"

Mavi kaşlarını kaldırdı.

"Parti gerçekten bu kadar önemli mi?"

Alp güldü.

"Venera'da mı?"

"Evet."

"Fazlasıyla."

"Ben daha yeni geldim."

"Tam da bu yüzden gelmelisin."

Mavi cevap vermeden önce bir hareket fark etti.

Koridorun diğer ucunda Kayra vardı.

Arkadaşlarını bekliyor gibiydi.

Ama gözleri kısa bir anlığına Mavi'ye kaydı.

Ve yine aynı şey oldu.

Bakışları buluştu.

Mavi'nin içinde garip bir his oluştu.

Bu his hoşuna gitmiyordu.

Çünkü kontrol edemiyordu.

Akşam eve döndüğünde telefonuna yeni bir mesaj geldi.

Yine bilinmeyen numara.

Kalbi hızlandı.

Mesajı açtı.

Bu sefer daha uzundu.

Sana söyledim.
Ondan uzak dur.
Yoksa zarar göreceksin.

Mavi'nin boğazı kurudu.

Bu şaka değildi.

Kesinlikle değildi.

Tam cevap yazmayı düşünürken telefon tekrar titredi.

Bu kez başka bir numaraydı.

Duru yazmıştı.

Haberleri gördün mü?

Mavi hemen cevap verdi.

Hangi haberleri?

Bir ekran görüntüsü geldi.

Okulun anonim dedikodu hesabından paylaşılmıştı.

Gönderide yalnızca bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta Kayra görünüyordu.

Ve yanında Ece.

Ama dikkat çeken şey fotoğraf değildi.

Altındaki yazıydı.

Bazı sırlar sonsuza kadar saklanamaz.

Mavi'nin kalbi daha hızlı atmaya başladı.

Çünkü bu sadece bir dedikodu gibi görünmüyordu.

Bir tehdit gibi görünüyordu.

Aynı saatlerde...

Venera Akademi'nin boş koridorlarından birinde Ece Karahan yalnız değildi.

Telefonunu kulağına götürmüş konuşuyordu.

Sesi ilk kez gergindi.

"Hayır."

Karşı taraftaki kişi bir şey söyledi.

Ece sertçe nefes verdi.

"Onlara hiçbir şey söylemedim."

Yine sessizlik.

Sonra:

"Tamam."

Telefon kapandı.

Ece birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı.

Yüzündeki özgüven gitmişti.

Yerine korku gelmişti.

Arkasını döndü.

Ve uzaklaşmaya başladı.

Fakat fark etmediği bir şey vardı.

Koridorun sonunda duran gölge onu izliyordu.

Sessizce.

Kıpırdamadan.

Ve o kişi, birkaç hafta sonra yaşanacak olayların ilk adımını çoktan atmıştı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.