İçeriğe geç

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 9 · 4 dk okuma

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 9

Mola

Elena'yla birlikte odama girdik, yokluğumu fırsat bilip cama kilit vurduklarını görünce yüzümü ekşitsemde fazla umursamadan yatağıma oturdum. Hastaneden çıkar çıkmaz ne kadar durumum iyi olsa da iki saatlik dinlenme molası almıştım ve açıkçası bu da işime yaramıştı, yoksa direkt olarak eğitime gidecektim. Tabii moladan sonra da maalesef yine eğitime gidecektim ama 2 saat 2 saattir.

Elena arkamdan gelip kapıyı kapattı ve o da hemen karşıma oturdu. Ona doğru gülümserken birden bana sarıldı ve iç çekti.

"Şükürler olsun iyisin, sakin durduğuma bakma gerçekten çok endişelendim," dedi. Ben de ona sarıldım ve sırtını sıvazladım.

"Endişelenmene gerek yok, dürüst olmak gerekirse kendimi ilk defa bu kadar iyi hissediyorum, arada sırada zehir mi içsem n'apsam?" Diyip güldüm, Elena gözlerini açıp saçmalama der gibi baktı ve sonra ikimizde tam anlamıyla geri çekildik.

"Majesteleri ne olduğuna dair net bir rapor istiyordu en son, fakat seni uğraştırmak istemiyorum. O yüzden raporu birebir kendim vereceğim; bana, ben gittikten sonra ne olduğunu anlatır mısın?" Düşündüm, düşündüm ve düşündüm.

"İkinizde sofradan kalktıktan sonra ben bir çırpıda yemeğimi mideme indirdim, ondan sonra da abimin yemeğini..." Son cümleme doğru sesimi alçaltmıştım. Nedense biraz fazla oburluk yapmışım gibi hissediyordum. Yoo, hissetmiyordum. Öyle yapmıştım çünkü.

"Ne zaman kendini kötü hissetmeye başladın peki?"

"Sanırım... Son yediğim yemekten sonra, yani abimin yemeğini yedikten sonra oldu." Biraz düşününce bana da garip geliyordu, abim bir anda bize katılmayı istemişti ve yemek yemek için gittiğimiz restoranttan da yalan söyleyerek kalkmıştı. Elena'nın yanıma geldiği sırada söylediği şey yarım yamalakta olsa hâlâ aklımdaydı, ama biraz daha düşününce ben abimin yemeğini yedikten sonra zehirlenmiştim, yani birisi abimi zehirlemek isterken beni mi zehirlemişti? Bu da mümkün bir senaryoydu. Peki ya diğer senaryo? Sanırım pek iç açıcı değil, çünkü bu sefer ihtimal abimin veya Elena'nın beni bilerek zehirlediği kanısına çıkıyor.

Ki ikiside bu olay için imkansız kişiler.

Elena'yla birlikte bu konuları konuştuk ve o da benim düşünceme katıldı; bunun haricinde abime restoranttan neden ayrıldığını sorduğunu, ve abimin de ona verdiği cevabı bana anlattı. Eğer gerçekten abimin dediği doğruysa tek ihtimal birinin abimi zehirlemeye çalışırken beni zehirlediği oluyordu.

En sonunda Elena raporu vermek için odadan çıktı ve yalnız kaldım. Hemen üstümdeki kabarık elbiseyi çıkararak üstüme rahat bir şeyler geçirdim. Bu koskoca 2 saat içinde ne yapacağımı düşünürken aklıma karnımın acıktığı geldi, Elena'nın söylediğine göre midemi yıkamışlardı bu yüzden bu karın açlığı bana göre gayet normaldi. Hemen santral telefonundan bir meyve tabağı söyledikten sonra lavaboya girdim ve saçlarımı ıslatıp taradım.

Aynaya baktığımda ten rengim hâlâ soluk gibiydi ve boğazımda da acı bir tat vardı ama bunların gün içerisinde geçeceğini bilerek kendimi rahatlattım.

Odama tekrar girince hemen koca şifonyerin üstünde duran bir lastiği alıp saçıma geçirdim ve bir topuz yaptım. Ardından camların olduğu tarafa gidip pencereden dışarıya doğru baktığımda daha dün bu saatlerde buradan aşağıya atladığım aklıma geldi. Derken kapım tıklandı. Atıştırmalıklarım gelmişti!

Kapı açıldı ve hizmetlilerden birisi içeriye elinde koca bir tepsiyle girdi. Bir dakika, hizmetli mi? Hayır. Bu kişi bir hizmetli veya bir görevli değildi, bu benim geçen gün gördüğüm siyah saçlı çocuktu. İyi de burada ne işi var ki? Emin olmak için iyice suratını incelerken duyduğum sesiyle irkildim.

"İnceleyim derken nazar değdireceksin dikkat et," dedi ve elindeki tepsiyi gözüyle işaret etti. Hemen büyük oval şeklindeki masayı odamın ortasına getirdim ve koyması için yer açtım.

"Ne işin var senin burda? Yoksa bir hizmetli misin?"

"Yok değilim, sarayınızın mutfağındaydım ve sizin bir sipariş verdiğinizi duyunca da ben getireyim dedim. Hem bir geçmiş olsunumu da alırsınız fena mı?" Diyerek sırıttı, bu ne anlatıyor ya?

"Sen geçen babamla birlikte toplantıda olan çocuk değil misin? O zaman sormayı unutmuştum da sen kim oluyorsun acaba?" Hem gerçek anlamda hem de küçümseme anlamında sormuştum, artık hangi açıdan anlarsa. Elindeki tepsiyi masaya koyduktan sonra önümde bir reverans yaptı.

"Karşınızda Gölge Krallığının tek veliahtı duruyor leydim." Dediğinde ağzımı açtım, birden n'oluyordu yahu? Tabii bunu söylerken kibirlendiğini de anlamıştım ama konumuz şu anda bu değildi.

"Ama senin kendi krallığında olman gerekmez mi?" Diye küçük bir yem attım, ne yemi onu da bilmiyordum ama olsun.

"Daha bu gün geldim buraya, avcılık eğitimi için burada kalıyorum, babanla yaptığımız toplantı da bununla ilgiliydi zaten, her neyse geçmiş olsun. Dicem de benden daha iyi durumdasın."

"E herhalde yani, onun dışında; senin zorla hizmetlilerden tepsiyi alıp bana zarar vermek için içeriye girmediğini nereden bileceğim?" Gözlerimi kısıp kollarımı göğsümde birleştirdim, sorguyu başlatmıştım bile.

"Camdan atlayarak aşağı inen bir kadına ben zarar versem ne yazar?" Derken o da kollarını benim gibi birleştirdi. Verecek bir cevabım olmadığı için omuz silkmekle yetindim ve ellerimle kış kış yaptım.

"Pekâlâ eğer keyfimi bozmak için geldiysen geri gidebilirsin. Ama gitmeden önce adını söyle, bundan sonra sıklıkla karşılaşacağız gibi duruyor." Kafasıyla onayladı.

"Atlas derler."

"Bana da Zambak derler." Dedikten sonra sofranın önüne bir koltuk çekerek oturdum ve hafif meyveleri yemeye başladım, daha midem yeni yıkanmasaydı neler neler yerdim de işte.

"O zaman ben eğitime gidiyorum, sana da iyi bomboş durmalar." Dediğinde sinirim tavan yapmıştı. Burada keyfime durmuyordum herhalde, aslında keyfime duruyordum ama sonuçta izinliydim.

"Sana da bomboş konuşmalar!" Diye bağırırken kapıyı ardımdan kapattı, çatmıştık yine uyuzun tekine.

Gerçekten de Gölge Krallığının Veliahtı mıydı? Öyle olmasa babamla görüşmezdi zaten ama ne bileyim, ben daha ciddi ve karamsar biri olarak düşünmüştüm. Kafamı çevirip saate doğru baktım, bir saat geçmişti bile! Yaşadığım şokla az daha ağzımdaki üzüm boğazıma kaçacakken durdurdum, bir de boğularak hastaneye yatsaydım tam olurdu.

Bölüm sonu

2 yorum