İçeriğe geç

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 8 · 5 dk okuma

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 8

Endişe

Elena, Zambağı kolları arasına aldı ve etraflarındaki insan kalabalığını sakinleştirerek dışarıya çıktı. Zambağın ağzından köpükler çıkıyor, ten rengi de git gide soluklaşıyordu.

Restorantın önüne çıktıklarında

Elena hemen önünde duran at arabasına binip güvenlikleri bilgilendirdi ve hastaneye giden en kısa yolun boşaltılmasını istedi.

"İçimde kötü hisler var," diye kendi kendine mırıldanıyordu. "Ben sofradan uzaklaştığımda neler oldu bilmiyorum ama bu işin içinde başka şeyler var."

Elena Zambak'ın tansiyonunun düşmemesi için ayak ve bacaklarını yüksekte tutmaya çalışıyordu, üstüne üstlük tavanı açık bir atlı arabada oldukları için de geçtikleri sokaklardaki halk onları rahatça görebiliyordu.

5-6 dakika içinde hastaneye vardılar; Elena, Zambağı aceleci ama yavaş tavrıyla tekrar kucağına aldı ve getirilen sedyeye hafifçe yatırdı, Zambak sedyeyle birlikte hastaneye doğru ilerlerken Elena'da mektup yollamak için kağıt ve kalem bulmaya çalışıyordu. Atlı arabayı kullanan adamın yanına gitti.

"Bayım, acaba kağıt ve kaleminiz var mı?" Diye sordu, adam olumlu anlamda başını sallayınca Elena hemen kağıt ve kalemi alıp gelişen bu talihsiz olayı yazıya dökmeye başladı, yazısı bitince de mektubu imzalayarak katladı ve sürücüye verdi.

"Bu mektubu saraydaki baş muhafızlara iletin, ve onlar da majestelerine iletsinler!" Diye hızlıca konuştu. Sürücü vakit kaybetmeden direkt yola koyulunca o da hastaneye girdi ve Zambağın götürüldüğü odayı bulup içeri girmeye çalıştı, ama birisi onu kolundan tutunca durmak zorunda kaldı ve arkasını döndü. Karşısındaki kişi Everest'ti

"İçeride bir kraliyet üyesi var o yüzden bu odaya öylece giremezsiniz."

"Karşınızda bir kraliyet muhafızı var o yüzden öylece yapacağım şeyleri engelleyemezsiniz." Diye soludu Elena, Everest duyduğu cümleye karşı biraz şaşırmış gibi yapıp hatırlamışçasına gözünü açtı.

"Siz bu gün kardeşimin yanında olan muhafızsınız, yanlış mıyım?" Elena başıyla onayladıktan sonra saygı kuralı yüzünden Everest'in önünde bir reverans yaptı ve doğruca Zambağın bulunduğu odaya girdi. Zambak dümdüz bir yatağa yatırılmıştı ve ağzından geçirilen bir boruyla midesi yıkanıyordu, aynı zamanda kollarında da serumlar vardı ve oksijen maskesi takılıydı. Elena bu görüntü karşısında inanılmaz derecede suçluluk hissederken odanın içine Everest'te girdi. Gördüğü manzara karşısında yüzünü ekşitti ve Elena'ya doğru döndü.

"Kardeşimi koruma göreviniz sırasında ne yapıyordunuz acaba?" Diye kinayeyle sordu. Elena bu soru karşısında bocalasa da aklına Everest'in hâlâ şüpheli davrandığı geldi.

Mutfağa inip bir şeyler arama...

Topluluk alana çıkıp konuklara küçümseyici ve üzgün bir şekilde bakmak...

Zambak'a halk görüşmesi sırasında eşlik etmek istemesi...

Ve gittiğimiz restorantta lavabo diyerek farklı bir yere gitmesi...

Elena düşündüğü şey sonrası hayrete düşer gibi elini ağzına götürdü; gözleri sürekli başka yerlere gidip geliyor ve yerinde duramıyordu. Everest Zambak'ı bilerek zehirlemiş olabilir miydi? Elena sakinleşmeye çalışarak derin bir nefes aldı, vereceği cevabı çok dikkatli seçmeliydi çünkü eğer 'sizi takip ettim lavaboya gitmediniz' derse başına kötü şeyler gelebilirdi. Hızlıca düşündükten sonra kendinden emin bir şekilde cevap verdi:

"Siz masadan lavabo için kalkınca ben de yemekten önce elimi yıkamak için lavaboya gidecektim ve gittiğimiz restoranta ilk defa geldiğim için de sizi takip ettim. Size seslenecektim fakat aslında sadece masadan değil, restoranttan da ayrıldığınızı öğrendim. Geri döndüğümde ise leydim bir anda yere düşüp bayıldı," dedi kinayeyle. Ondan şüphelendiğini açıkça belli ediyordu, Elena kollarını göğsünde birleştirdi ve beklemeye başladı.

"Benden şüpheleniyorsun yani?" Dedi Everest soğuk kanlı bir şekilde, asla açık vermeyişi de Elena'nın gözünden kaçmamıştı.

"Bir kraliyet üyesine saygısızlık yapmak istemem, fakat şu anki durum bu saygının ötesine geçiyor."

"Pekâlâ, o şüphelerini cevapsız bırakalım o zaman: Masadan lavabo bahanesiyle kalktım ve restoranttan çıktım çünkü her şey çok sıkıcı ilerliyordu, en azından benim için. Üstüne bu günlük yapmam gereken başka işlerim de vardı ve ben bunları erteleyerek size katıldığım için her türlü erkenden geri dönmem gerekiyordu. Eğer Zambak zehirlendiyse bunu çalışanların yaptığı aşikar gibi bence." Dedi ve geri çekildi, kendinden çok emin bir şekilde konuşuyordu. Elena başını sallayınca ikisinin arasındaki muhabbet sonlanmıştı.

~~~

Kapı tıklandı, içeriden kısa bir 'gel' sesinden sonra kapı açıldı ve baş muhafızlardan birisi içeriye girdi. Yaptığı asker selamından sonra elinde tuttuğu mektubu yavaşça ilerleyerek majestelerine gösterdi.

"Kralım, direkt sizi bilgilendirmek amacıyla gelen bir mektubunuz var. Sanırsam Leydi Zambak'ın yanındaki muhafızdan gönderilmiş."

"Alayım," dedi ve mektubu baş muhafızdan alarak açıp okumaya başladı.

Aydınlık Krakllığı'nın Majestelerine...

Kralım, şu anda biz Leydi Zambak ile beraber Ay Işığı Hastanesindeyiz. Hatta Leydim çoktan sedyeye konulup götürüldü bile lakin lafı fazla uzatmaya niyetim yok. Gördüklerim üzerine şunu söylemek mümkün: Leydi Zambak zehirlendi. Biliyorum ki bu olay benim sorumluluğum altında gerçekleşti ve Leydimi koruyamadım, fakat lütfen bana olan kızgınlığınız yüzünden Leydime karşı veya diğer muhafızlara karşı kötü davranmayın. Affınıza sığınıyorum...

-M. Elena

Majesteleri sakince ayağa kalktı, içindeki endişe ve korkuyu dışarıya belli etmemeye çalışırken "Atları hazırlayın, Ay Işığı Hastanesi'ne gidiyoruz," diyip yürümeye başladı.

"Emrinizi inkar etmek gibi olmasın, fakat 5 dakika sonra görüşmeniz gereken konuklarınız var. Bu konuda ne yapalım?" Diye sordu muhafız hızlıca. Saat sabah dokuza yaklaşıyordu.

"Onları da durumdan haberdar edin."

"Emredersiniz."

~~~

Zambak yavaş yavaş kendine geliyordu, hemen baş ucunda duran Elena da o sırada Zambağın yüzüne kolonya suyu serpmekteydi.

Zambağın gözü açıldı...

Açıldı...

Açıldı...

Ve Elenanın yavaşça yüzüne serptiği kolonya gözüne girdi.

"Ayh!!" dedi a harfini uzatarak, bir anda yatarken oturur pozisyona gelmesi Elena'nın yüreğine indirmişti. O da Zambak'la birlikte bağırınca içeriye hemşirelerden birisi girdi. Zambak bir sağa bir sola bakınıp duruyordu.

"Arkadaş bari hastayken huzur buliğim yahu!" Diyerek ayağa kalkmaya çalıştı, fakat Elena'nın tutuşuyla durmak zorunda kaldı.

"A Elena! Sende mi buradaydın?"

"Leydim kollarınızda serumlar var, ani hareketler yapmayın lütfen." Zambak duyduğu 'leydim' kelimesine karşı göz devirsede o kadar kafaya takmadan gözlerini doğruca kollarına götürdü. O sırada yanlarına kadar gelen hemşire serumları yavaşça Zambak'ın kollarından çıkarmaya başlamıştı.

"Ee Elena, nolmuş bana anlatsana birazcık," dedi Zambak ve arkasına yaslandı. Elena söze girecekken içeriye majestelerinin girdiğini görünce hemen ayağa kalkıp kralı selamladı, Zambak'ta o tarafa doğru bakınca babasını görmesi şokuyla ağzını açtı.

"Kızım?"

"Baba? Yani öhm majesteleri?"

"İyi misin?"

"İyi miyim? Bilmem Elena iyi miyim?"

"Bunu sizin bilmeniz gerekiyor leydim." Dedi Elena ve gülerek geri çekildi.

"Ama sen de hiç yardımcı olmuyorsun," diye hay

ıflanırken tekrar babasına doğru döndü.

"Eğer şu an eğitime gönderileceksem hiç iyi değilim."

Yazarın notu: Bu bölümü 3. Kişi ağızından anlattığım için fazla iyi yazamadığımı düşünüyorum, 3. Şahıs ağızından anlatımda pek iyi değilim çünkü. Lütfen bu kusuru görmezden gelin, okuduğunuz için teşekkür ederim 🫀🌘

Bölüm sonu

6 yorum