İçeriğe geç

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 10 · 4 dk okuma

VELİAHTALAR (Aydınlığın Yeni Veliahtı)

Bölüm 10

Sabır

"Geçmiş olsun Leydim, umarım daha iyisinizdir," diye konuştu eğitimci kadın.

Ona karşı teşekkür ederek iyi olduğumu söyledim, daha sonra ise konuşmamıza bu gün nasıl bir eğitim göreceğim konusunda devam ettik.

"Bu gün sabrınızı güçlendirmeye çalışacağız."

"Tamam, güçlendirelim bakalım." Dedikten sonra eğitime başladık, bana olduğum yere oturmamı söyledi ve ben de dediği gibi yaptım. Daha sonra eğitimci bulunduğumuz odanın kapısını açtı ve çıkıp gitti. Ne olduğunu kavrayamadan önüme döndüm ve beklemeye başladım.

1 saat.

2 saat.

4 saat.

5 saat.

Nereye kaybolmuştu bu kadın? Onu bunu geçtim artık oturmaktanda belim ağrımış hatta sızlamaya bile başlamıştı. Kendi kendime sitem ederken kapı açılıp kapanma sesiyle arkamı döndüm. Eğitimcinin geldiğini düşünsemde o olmadığını görünce yüzümü düştü. Çünkü gelen kişi Atlas'tı.

Beni görünce şaşırmış olacak ki hafif kaşlarını çatmış, gözlerini de kısmıştı.

"Sen oturmaktan başka bir şey bilmez misin ya? En son odanda da oturuyordun, bakıyorum eğitime gelmişsin hâlâ oturuyorsun!" Diye çemkirdi. Ne kadar sinirlensem de sakinliğimi bozmadım, şu anlık odaklanacağım şey bu değildi.

"Bakıyorum da yine gelmiş başımda papağancılık oynuyorsun, bıktık artık biraz da baykuşculuk oyna." Cıkcıkladı.

"Hayvanları bu denli yargılamak hiç güzel bir şey değil aydınlığın veliahtı," iç çektim, hemde öyle bir iç çektim ki o çektiğim nefesle onu boğuyormuşum gibiydi. Ama onunla da uğraşmaya niyetim yoktu.

"Tamam, hadi doğru dürüst bir şekilde dost olalım." Bunu ciddi bir şekilde teklif mi etmiştim şimdi?

"Yoo." Uzattığın 'o' harfine de sana da yumruğu basıcam az kaldı. Nefes verdim, o da verdiğim nefese karşılık gülerek nefes verdi.

"Bak, seninle kavga etmek falan istemiyorum. Zaten 5 saattir şurada kütük gibi oturuyorum neredeyse yerle bütünleşicem, birde burada çene çalacak mecalim yok."

"Durumundan memnun değilsen kalk o zaman yerden." Hiç düşünmemiştim bunu biliyor musun ya? Yüzyılın dahisi konuşuyor yine.

"Eğitimdeyim ya hani," diye çıkıştım

"Oturma eğitimi diye bir şey mi varmış?"

"Maalesef yok ama birazdan yumruk yeme eğitimini göreceksin sen, bizzat benim tarafımdan hemde."

"Daha demin dost olalım diyordun ama."

"Senin benimle dost olmaya değil tost olmaya çalıştığını anlayınca vazgeçtim." Kapı tekrar açılıp kapandı, umutla arkamı tekrar döndüm. Dalga mı geçiyorsunuz?

"Of şu kapıdan eğitimci hariç herkes geçti resmen ya!" Gelen abimdi, genellikle egitim görüp prova yapmak için farklı odalar kullanırdı, ama bu gün buraya gelmişti.

"Zambak eğitimin bitti, seninle şu zehir konusunda konuşmamız gerekiyor."

"Ama daha eğitimci gelmedi?" Dedim soru sorarmış gibi.

"Kendisinden izin aldım," dediğinde rahatlamıştım, ya da ne rahatlaması be adam benimle zehir hakkında konuşacağını söylüyordu, nasıl rahatlayayım?

"Hadi gözün aydın." Dedi Atlas ve odanın içindeki farklı kapılardan birinin içine girdi. Ben de abimin peşine takıldım. Tabii bana ihanet eden bacaklarımla ne kadar yürüyebildim orası bilinmez

Abim beni hemen eğitim odasının kenarına kadar götürüp durdu, burada iyi olacak mıydık acaba? Çok açık bir alandaydık çünkü.

"Elena'nın raporunu okudum, benim tabağımı yedikten sonra kendini kötü hissetmişsin doğru mu?" Başımla onayladım ve devam etti:

"O gün kü restorantta çalışan kişileri sorguladım, garsonların neredeyse hepsi aşçıyı suçladı. Ve o zaman ki aşçıların kimler olduğunu sorduğumda tanımadıklarını, fakat iri bir cüssesi olan bir çaylak aşçının olduğunu söylediler."

"Ee yani?" Diye sorguladım, aslında biraz rahatlamıştım da. Çünkü abimin veya Elena'nın beni zehirlediği düşüncesi beni yıpratıyordu, ikisinin de böyle bir şey yapacağına da inanmıyordum zaten.

"Asıl sorun şu: Birlikte gittiğimiz restorantta o gün Zayn'in eğitimi vardı, biliyorsun büyük abimizin yemek yapmaya karşı bir tutkusu var. Tam emin olmasamda Zayn diye tahmin ediyorum."

"Bir dakika ne? Ama çok saçma, eğer Zayn olsaydı onu tanımama ihtimalleri olmazdı, sonuçta Krallığın ilk erkek çocuğu ve bir kraliyet üyesi. İlla ki oradaki çalışanlara bildirilirdi." Dediğimde abim de bir ikilemeye düşmüş gibiydi, fakat daha sonra bana doğru bakıp yavaşça sarıldı ve nefes verdi.

"Benim yüzümden zehirlendiğin için özür dilerim, size hiç katılmamalıydım. Bir daha böyle bir şey olmayacak çünkü ben olacağım." Çok beklenmedik bir anda bana sarıldığı ve bu cümleleri kurduğu için kendimi garip hissetmiştim, hem abimle sarılmayalı da uzun zaman olmuştu. Ben de ona sarıldım.

"Bu konuda seni suçlamıyorum bilgin olsun, hem şu an kendimi oldukça dinç hissediyorum. Büyük ihtimalle eğer bir daha zehirlenirsem direkt kendimi kustururum bu kadar, artık deneyimliyim." Dedim ve biraz kendimi övdüm. Derken tekrar kapı açılıp kapanma sesi geldi, bu gün şu kapı seslerine doymuştum çok şükür.

Odadan Atlas çıkmıştı, bizi böyle sarılırken görünce birden gözlerini kapayıp sessizce yoluna devam etti.

"Abisiyim yanlış anlaşılacak bir şey yok." Dedi abim geri çekilirken, ben de onu sesimle onayladım.

"Biliyorum, sadece göz zevkim bozuldu." Artık onun bu konuşmalarına alışmıştım fakat abim için aynısı geçerli değildi, kaşları çatılmıştı. Abime doğru bakarken kıkırdadım ve ben de odama doğru yürümeye başladım.

~~~

Odamdayken artık tüm beynimi şu zehirlenme olayı kaplamıştı, aklıma türlü türlü teoriler geliyor ama hiçbiri de bir sonuca varamıyordu. Önce Elena'nın beni uyarması, sonra abimin Zayn'den şüphelenmesi ve daha fazlası. Bana kalırsa her bir teorinin açık bir noktası var ve hiçbir şeyle uyuşmuyor; kapımın altından gelen bir hışırtı sesiyle kafamı çevirdim, odamın hemen girişinde bir mektup duruyordu, kapımın baş ucuna geçip mektubu yerden aldım ve yavaşça açtım. Mektup ortanca abim Louis'den di.

"Selam Çiçek, zehirlendiğini daha demin duydum o yüzden biraz gecikmiş bulundum sanırım, her neyse geçmiş olsun. Belki bu olaydan dolayı midene biraz da olsa hakim olmayı öğrenirsin. Bu arada eğer neden bunları yüz yüze söylemediğimi merak ediyorsan cevabı çok basit: Üşeniyorum."

-Louis

Bazen abimin kendi adını yazarken nasıl üşenmediğini merak ediyorum, ki umarım böyle bir şey de yaşanmaz.

Bölüm sonu

2 yorum