İçeriğe geç

VECD (Mafya ile zorla evlilik)

Bölüm 6 · 3 dk okuma

VECD (Mafya ile zorla evlilik)

Bölüm 6

Bölüm 6 - Tehlikeli Rotalar

Lina ile geçirdiğim o bir saat boyunca ona her şeyin göründüğü gibi olmadığını, ailemin borcu yüzünden burada kalmak zorunda olduğumu ama Devrim'in bana zarar vermediğini anlatmaya çalıştım. Lina gitmek istemese de Baras’ın nazik ama kesin uyarısıyla evden çıkarılmıştı.

Tam bir saat sonra, Devrim’in çalışma odasının kapısını çaldım. İçeriden gelen "Gir" sesiyle kapıyı açtığımda, Devrim’i masasının üzerindeki büyük bir Ankara haritasına bakarken buldum. Yanında Baras da vardı.

"Hazır mısın?" diye sordu Devrim, ceketini giyerken.

"Nereye gidiyoruz?"

"Babanın yanına," dedi dürüstçe. "Ona borcunun kapandığını ve senin artık tamamen bana ait olduğunu kendi gözleriyle görmesi gerekiyor. Ayrıca yeraltı dünyasına küçük bir mesaj vermemiz lazım."

Evden çıktığımızda bizi kapıda bekleyen üç siyah zırhlı araçlık bir konvoy vardı. Devrim ortadaki aracın kapısını açıp binmemi bekledi. Yolculuk sessiz ama gergindi. Ankara’nın kalabalık caddelerinden geçip daha tenha, eski fabrika binalarının olduğu bir sanayi bölgesine doğru ilerliyorduk.

"Devrim," dedim sessizliği bozarak. "Babama zarar vermeyeceksin, değil mi?"

Devrim başını bana doğru çevirdi. Gözlerinde saniyelik bir kırılma oldu. Elini kaldırıp yüzüme düşen bir saç telini yavaşça kulağımın arkasına itti. "Sana söz verdim, Efsun," diye fısıldadı. "Sen benim yanımda olduğun sürece, o adama tek bir çizik bile atmayacağım. Ben sözümü tutarım."

Araba aniden büyük bir gürültüyle sarsıldı.

Öndeki aracın patlama sesi kulaklarımı tıkarken, bizim içinde olduğumuz araba sert bir frenle savruldu. Camlar aşağı inen mermi yağmuruyla çatırdamaya başladığında ne olduğunu anlayamadım. Korkuyla çığlık attığımda, Devrim anında üzerime kapandı. Devasa gövdesiyle beni tamamen altına aldı, bir eliyle başımı göğsüne bastırırken diğer eliyle belindeki silahı çekti.

"Baras! Pusu!" diye kükredi Devrim. Sesi arabanın içindeki mermi seslerini bile bastırmıştı.

Göğsüne sığındığım o adamın kalp atışlarını duyabiliyordum. Dışarıda ölüm kol geziyordu, mermiler arabayı delip geçmek istiyordu ama Devrim’in kollarının arasında, onun kokusunun sarıp sarmaladığı o dar alanda, tuhaf bir şekilde zamandan münezzehtim. Bu, ölümün kıyısında yaşanan en tehlikeli, en karanlık Vecd anıydı.

Devrim başını hafifçe kaldırıp gözlerimin içine baktı. Gözlerinde zerre korku yoktu, sadece beni korumaya yemin etmiş bir adamın saf öfkesi vardı.

"Gözlerini kapat, Efsun," dedi, sesi kurşunlardan daha sertti. "Ve sakın bırakma. Ben buradayım."

Mermiler arabanın zırhlı camlarına çarptıkça çıkan o tiz, metalik sesler beynimin içinde yankılanıyordu. Kulaklarımı tıkayıp Devrim’in göğsüne daha da sokuldum. Hayatımda ilk defa ölümle bu kadar yakındım ama tuhaf bir şekilde, üzerime siper olan bu devasa adamın sıcaklığı korkumu bastırıyordu. Kokusu, barut kokusuna karışırken kalbi göğüs kafesini delmek ister gibi atıyordu. Benim için endişeleniyordu; bunu hissedebiliyordum.

"Baras! Sağ kanadı temizleyin, arkadaki araca geçiş yolu açın!" diye kükredi Devrim. Telsizden gelen cızırtılı sesler ve Baras’ın onaylayan komutu arabanın içindeki kaosu daha da büyüttü.

Devrim yavaşça üzerimden çekildi ama bir eli hâlâ saçlarımın arasındaydı, beni aşağıda tutmaya çalışıyordu. Diğer elindeki siyah silahın emniyetini kapattı. Gözlerindeki o kapkara fırtına, şu an dışarıdaki adamlardan çok daha tehlikeli görünüyordu. Kuralları yıkan, dünyaya başkaldıran o "Devrim" tam karşımdaydı.

"Burada kal ve başını sakın kaldırma, Efsun," dedi. Sesi o kadar net ve pürüzsüzdü ki, dışarıda bir savaş çıktığına inanmak zordu.

"Gitme," diye fısıldadım, istemsizce kazağının ucuna tutunarak. Gözlerimden akan bir damla yaş yanağımdan süzüldü. Onu kaybetme düşüncesi, o an içimi yakan en büyük kor oldu. Bu adam beni buraya zorla getirmişti ama şimdi o giderse, bu dünyada yapayalnız kalacaktım.

Devrim duraksadı. Bakışları tutunduğum elime, ardından gözyaşlarıma kaydı. Eğildi; dudaklarını bu kez şakağıma, tam saç diplerime bastırdı. O kadar uzun ve derin öptü ki, dışarıdaki silah sesleri bir anlığına tamamen sessizliğe gömüldü. Bu, ölümün kıyısında ruhumu tamamen esir alan, zamandan ve mekândan kopartan o büyük tutkunun, yani Vecd’in ta kendisiydi.

"Seni bırakmam," diye fısıldadı dudakları tenimdeyken. "Sana söz verdim. Bu kurşunların hiçbiri bize dokunamaz."

Arabanın kapısını hafifçe aralayıp kendini dışarı attığında arkasından bakakaldım. Birkaç saniye sonra dışarıdan gelen çatışma sesleri daha da şiddetlendi. Devrim’in kükreyen sesi ve ardından gelen acı çığlıklar sanayi bölgesinin boş sokaklarında yankılandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.