Malikânenin arkasındaki cam kaplı kış bahçesinde, kuş sütü eksik bir kahvaltı masası hazırlanmıştı. Ancak ikimizin de iştahı yerinde değildi. Devrim sandalyemi çekip oturmama yardım ettikten sonra tam karşıma geçti.
"Burası senin yeni evin, Efsun," diyerek başladı söze. Bakışları o kadar sabitti ki, insanı hipnotize ediyordu. "Ve bu evde güvende olmanın tek bir yolu var: Bana tamamen güvenmek."
"Sana nasıl güvenebilirim, Devrim?" dedim, çay bardağını ellerimin arasında sıkıştırırken. "Beni buraya zorla getirdin. Ailemi tehdit ettin."
"Seni buraya getirdim çünkü dışarıda babanın pisliğini temizlemek için seni canından edecek düzinelerce adam var," dedi, öne doğru eğilerek. Sesi sertleşmişti ama içinde bana zarar vermek isteyen bir ton yoktu. "Savaş’ı duydun. O adamlar seni bana karşı kullanmak için bir an bile düşünmez. Bu yüzden kurallar basit: Benden habersiz bu evden adım dahi atmayacaksın. Yanında her zaman Baras veya benim seçtiğim bir koruma olacak. Ve en önemlisi..."
Durdu. Elini masanın üzerinden uzatıp parmaklarımı kavradı. Dokunuşu yine o tanıdık elektrik dalgasını ruhuma yaydı. Vecd dedikleri şey buydu belki de; onun yanındayken mantığımın tamamen dev dışı kalması.
"...bana asla yalan söylemeyeceksin. Bu dünyada herkes bana ihanet edebilir, Efsun. Ama sen edemezsin. Çünkü sen artık benim soyadımı taşıyorsun."
Tam ona cevap verecekken, kış bahçesinin kapısı hızla açıldı. İçeriye nefes nefese giren sarışın, renkli gözlü genç bir kız girdi. Üzerindeki kolej montu ve dağınık saçlarıyla buradaki kasvetli havaya tamamen aykırıydı. Bu, Efsun’un en yakın arkadaşı Lina’dan başkası değildi.
"Efsun!" diye çığlık attı Lina, korumaları nasıl atlattığını anlamadığım bir hızla bana doğru koşarak. "Aman Tanrım, iyi misin? Gazetelerde gördüm, o evlilik... seni zorladılar mı?"
Devrim anında ayağa kalktı. Boyunun verdiği o devasa gölge Lina’nın üzerine çöktüğünde, Lina korkuyla bir adım geri çekildi. Baras hemen arkasında belirdi, Lina’yı kolundan tutmak üzereydi ki Devrim eliyle durdurdu.
"Arkadaşın misafirperverliğimizi biraz yanlış anlamış," dedi Devrim, sesinde hafif, alaycı bir tonla. Sonra bana döndü. "Onunla yalnız kalmana izin veriyorum. Rahatça konuşun. Ama Baras kapıda olacak."
Devrim ve Baras kış bahçesinden çıkarken, Devrim kapının eşiğinde durup bana son bir kez baktı. "Bir saat sonra odamda ol, Efsun. Bir yere gideceğiz," dedi ve gözden kayboldu.
🕯️