Aynanın karşısına geçmiş şarkı söyleyerek saçımı yapıyordum. Genelde saçıma pek fazla ısı uygulamazdım ama malum bir koca şirkette çalışıyordum. "Hem ne malum belki kısmetin açılır." ay sen bir susar mısın her şeye atlıyorsun. "Aman canım, bende senin iyiliğini düşünüyorum düşünende kabahat." ya bi git düşünme beni. Size çok sevdiğim şarkıyı söyleyemmi başlıyorum. BENİ NİYE SEVMEDİN KİM VAR KİM GÖNLÜNDE HİÇ BÖYLE GÖRMEDİM SEN GİBİ NANKÖRDE. " kulağımızın pasını aldın be. O nasıl ses öyle götünden mi çıktı." ay sen bi sus be ne var ki benim sesimde gayette güzel. Bende ki ego peki. Ay saat kaç olmuş saat 6 olmuş hemen giyinmeliyim yoksa geç kalıcam ilk günden geç kalmak istemem şahsen.
Bu sefer Bordo saten bir gömlek, siyah mini etekle birlikte şık ve uyumlu bir görünüm oluşturdum. Bu kombini tamamlamak için ise siyah büzgülü topuklu çizmeler ve gömlekle aynı tona sahip bordo çanta seçtim; böylece hem renk uyumu hem de bütünlük sağlamış oldum. Bence çok güzel olmuştu.
sıra ise makyaja geçmiştim bu sefer soft ama belirgin bir görünüm katmak istedim. Gözlerde buğulu, koyu tonlu bir far ve eyeliner etkisi yaratan gölgelendirme kullandım. Kaşlar dolgun ve doğal şekilde şekillendirdim. Yanaklarda sıcak, şeftalimsi bir allık ve hafif belirgin çillerle doğal bir ifade elde etmiş oldum. Dudaklarda ise mat görünümlü, nude-kahve tonlarında bir ruj tercih ettim. bence az da olsa güzeldim be. lan saat 7 ye geliyor koş Sude koş . Evden çıktığım gibi taksi çevirdim ve şirketin adresini söyledim.
yarım saate gelmiştim şirkete hızlı adımlarla şirketin içine girdim. Ay şimdi asansöre binmek zorundayım. Asansöre doğru ilerleyip gelmesini bekledim. Beklerken acaba bu akşam ne yesem. Yemek yapma konusunda da iyi değildim yani iki yumurtayı kırmaya bile acizim desem.
Lan oha yanıma doğru çok yakışıklı biri geliyor maşallah ama analar neler doğuruyor böyle. Hele bakın kumral bide boyu da 1.80 civarı filandı ben bile 1.68 iken bunların boyları nasıl hızlı oluyor ben en son lisede uzadım ondan sonrası tık. Ay adam buraya geliyordu. " salak adamı boş versene asansör geldi." ay ben asansörü unuttum.
Asansöre bindim ama kim de bindi o kumral adam ay acaba buna mı kaysak
. " geri zekâlı geri zekâlı konuşma seni odanda ultra mega yakışıklı patronun bekliyor." ıy yok be o dama talip değilim o adam bana çok züppe geldi. " Merhaba, bu şirkette yeni çalışmaya başladın galiba seni ilk defa görüyorum."
kumral mı konuştu. ona dönüp " Evet ,bugün ilk günüm" dedim. "Bu ara kendimi tanıtmadım benim adım Emir." Emir sikimi kemir . AHAHAHa Allahım gülmemek için şuan zor tutuyorum hatta yüzüne söylememek için. " Benim adımda Sude. Tanıştığıma memnun oldum." dedim ve zaten o sıra asansör açıldı benim kata geldik ah be kumral umarım bir daha karşılaşırız. "Bende memnun oldum Sude. " deyip koşarak patronumun odasına koştum nefes nefese kalmıştım.
Kapıyı tıklatıp içeriye girdim alaz bey karşımda sanki beni bekler gibi bir hali vardı. "1 dakika 46 saniye geç kaldın." yuh amk saniyesine kadar söyledi. "Özür dilerim Alaz bey geç kaldığım için." deyip başımı eğdim var ya yaptığım her şey numara . "İlk iş günün olduğu için görmezden geliyorum ama bir daha geç gelirsen mesaiye kalırsın.
Şimdi git bana kahve yap." emrin olur paşam . " Hemen yapıp getiriyorum Alaz bey." deyip koşarak mutfak olduğunu düşündüğüm yere gittim. Kahve kutusunu aramaya başladım.
Nerde lan bu daha fincanı bile bulamamışken bunu bulamazsam ağlarım valla. Söylene söylene ararken arkamda birinin olduğunu fark ettim döndüğümde bugün tanıştığım Emirdi. "Ah , Emir merhaba." dedim ve kahveyi aramaya devam ettim. "İstersen ne aradığını söylersen sana yardım edebilirim" sormayacak sandım. "Aslında iyi olur. Kahve ve kahve fincanı nerede acaba?". deyip Emir hepsinin yerini gösterip tezgaha koydu.
Ona teşekkür ettikten sonra gitti ben ise kahveyi hemen yapıp Alaz beyin odasına girdim. "Alaz bey getirdim kahvenizi." dedim. O ise yüzünde sorgulayan bir ifade vardı. "Ne oldu Alaz bey." yüzüme lütfen böyle bakmasın adamın korkutucu bir suratı var. "Ama yakışıklı demi." sıçıcam şimdi azına ama. "Niye bu kadar geç kaldın altüstü kahve yapıp gelecektin.
Yoksa kahve yapmayı da mı bilmiyorsun?" ay sanane be . "Alaz bey mutfağın yerini buldum ama eşyaların yerini bilmediğim için uzun sürdü." deyip odama gittim. Oh maşallah bu kadar dosya nasıl birikti daha saat 9 buçuktu ama akşama kadar sürer bunlar ah bide patron başka dosyalarda getirirse akşam mesaiye kalmak istemem. Allah'ım n'olur akşama kadar bitmiş olsun.
Öğlen
Ay bunlar bit bit bitmiyor ilk önce dosyaları imzalamakla başladım ilk önce gözüme çok kolay geldi ama hiç öyle değilmiş daha anca bu öğlene kadar imza işlerini hallettim. O sırada kapım çaldı içeriye giren kişi yine Emirdi " Öğle yemeğine bana eşlik etmeye ne dersin?" ay acaba kabul etsem mi daha bugün tanıştık ama birbirimizi tanımak için bence kabul etsem sakınca olmaz. "Olur aslında hem karnım çok acıktı." dedim. "Benim bildiğim çok güzel bir restoran var seni oraya götürmeyi düşündüm yemekleri çok güzel seveceğini düşünüyorum " dedi . "Umarım beğenirim , ben genelde çok seçici bir insanım." deyip asansöre doğru yürüdük.
Konuşmadık sessizliğin keyfini çıkarıyordum. Sessizliği çok severdim. Arabaya doğru yürümeye başladık araba baya lükstü. Kapımı açmasına şaşırmıştım. Ne kadar da kibar bir beyefendi . Restorana girdiğimizde geniş camlardan içeri dolan ışık, mermer masalar ve altın detaylarla birleşince ortam hem sakin hem de zarif hissettiriyordu. Masalar arası geniş, hafif müzik arka planda akışı. Taze bitkiler mekâna canlılık katması tam bir yemek yemeli bir yerdi. Menüyü incelediğimde pek fazla damak zevkimi yansıtmıyordu ama olsun. Izgara somon ve kinao salatası seçtim. Siparişlerimiz gelirken Emir bir konu açtı. "Biliyor musun senden önce ki asistan Alaz beye katlanamadı ve 2 senede istifa etti." ne ay kadına yazık olmuş inşallah benim sonum böyle olmazdı. "Kadına üzüldüm umarım sonum kadın gibi olmaz." ay ben bildiğin çat diye söyledim aman Emir napcak gidip beni mi söyleyecek. Emirle öğle yemeğimizi bitirdikten sonra şirkete geri döndük . E tabi bende çalışmaya devam.
Gece saat 10
Allah'ım saat 10 olmuş ayaklarıma kara sular indi dosya peşinde koştum bütün gün. Ellerim ise narin ellerim koptu lan . Artık yavaş yavaş toplanmaya başlamıştım. Gidem artık çok bile kaldım. Kapıyı açıp dışarı çıktım lan patronun odasından sesler geliyor ah uh lan odada ne oluyor galiba +18 filan mı lan. Yavaşça kulağımı kapıya dayadım biraz daha dayansam tam duyacağım.
Tam dayandım pat diye kapı açıldı e bende ileriye düştüm. Oda da ne görem Alaz bey yarı çıplak kadın ise lan üstünde bir şey yok lan bu o dünkü resepsiyondaki görevli karı orospu karı. Şuan ben onlara bakıyorum onlar bana bakıyor ben utandım lan. Utana sıkıla " Kusura bakmayın odadan sesler gelince bakayım dedim malum şirkette güvenlikçiler dışında kimse kalmadı.
Ben burda yaşanılan her şeyi unuttum görüşmek üzere." deyip sıyrılmaya çalışırken tam arkamı döndüm "Sude dur orda." ay yok ben gideyim. mecbur arkamı dönük bir şekilde beklemeye başladım. Arkamdan kıyafetlerini giyen iki insanın sesleri geliyordu. Ne kadar garip bir cümle oldu lan. Kadın yanımdan kıçını kıvıra kıvıra geçti. Tövbe ya rabbim. Arkamı dönüp Alaz beye baktım. "Senin nişin var hala burada?" sence ay acaba neden hala ben buradayım. "Dosyalar anca bitti Alaz bey. E ben artık gidiyim." gitmeye kalkıştım "Seni ben bırakırım" pardon bırak diyen mi var. "Yok Alaz bey zahmet olmasın giderim ben."
"İtiraz istemiyorum." hadi hadi itiraz ediyorum var mı diyeceğin. "Peki Alaz bey"
