Ah şu yağmurlu günde başıma gelmeyen kalmadı. Abi sadece iş görüşmesine gitcem ya bu kadar zor olmamalı. Embesil taksici beni yarı yolda indirmeseydi her şey çok güzeldi. Hızlı adımlarla şirket denilen yerin önündeydim lan burasının şirket olduğuna emin misiniz? Ben değilim gökdelen desem yani götdelen aklınıza gelmiş olabilir şahsen benim aklıma zaten nerde sapık iğrenç her şey geliyor aklıma. İçeriye girdiğimde insan karmaşası vardı. Abi yavaş olun sakin sanki arkalarından at koşturuyor.
Görevlinin yanına geldiğimde yüzendeki benim kıçım kalkık ifadesini okuyabiliyordum. "Merhaba, ben iş başvurusu için gelmiştim acaba nerde beklemem gerekiyor?" dememle kadın kafasını kaldırıp bana baktı. " Imm tatlım en üst kata çık hemen karşıda bekleme odası var zaten üstende yazıyor kör değilsen bulursun" ben bunun azına sıçmazmıyım. Seni kaltak şey. "Teşekkürler" deyip asansörün olduğu kısma ilerledim asansöre bindikten sonra her kata çıktıktan sonra insan biniyordu.
Sonunda inmiştim asansörden bit bit bitmiyor abi. Bekleme odasının olduğu bölüme ilerlemeye başladım önce kapıyı tıklattım ama ses gelmeyince içeri girdim ve içerde kimse yoktu. Olum neden kimse yok lan . Oda çok sadeydi . Oturmak için karşıdaki koltuğa oturdum. Bi süre beklemeye başladım ama ne gelen vardı nede giden.
Yarım saat sonra
Bekle bekle kimsecikler yok . Abi acaba benim burda olduğumu filan unuttular mı? Telefona da bakmadım zaten şarjı bitmesin diye. Gerçekten artık dayanamıyorum ee artık kalkcam mecbur birileri varmı diye bakalım bi zahmet. Odadan çıktığım gibi soğuk yüzüme vurdu birde açıkta kalan yerlerime çok sade bir bordo elbise giymiştim. Olum napmışlar lan klimayı açık unutmuşlar herhalde. Direk gözümü siyah kapı çekti. İçimdeki şey "Sude ,oraya git bence hem ne güzel aksiyon çıkar sana" içimdeki şeytana uymaya karar verdim.
Kapıyı çalmadan destursuz girdim valla. Anam karşımda 1.90 üstü iri yapılı kaslı esmer maşallah çok yakışıklı bir adam ." Valla sevgilisi veya karısı çok şanslı kız böyle sexy adam kaldımı lan etrafta" başladı içimdeki konuşmaya eğre bu konuşmaya devam ederse açık sözlülüğüm tutarsa yedim boku. Ben adama bakıyom o bana bakıyo. Galiba ilk konuşmayı ben yapıcam. Önce küçük bir öksürükle başladım.
" Şey ben bekleme odasında yarım saaten fazla bekliyorum da bu yüzden odalara bakma ihtiyacı duydum kusursa bakmayın sizin oda da olduğunuzu bilmiyordum" dedim .
Önce baktı sonra süzdü ve en sonunda dikleşip " Niçin oda da bekliyordun?" ananın amından dolayı bekliyordum dicem sonra adam beni asar filan mazallah "Ben asistanlık başvurusu için gelmiştim" deyip gözlerimi oda da gezindirmeye başladım dikkatim çok çabuk dağılıyordu bak ben bu huyumu hiç sevmiyorum odaklandın mı çok odaklanırım abi ne kadar garip bir insanmışım be. "He sen şu yeni asistansın" ne ara asistanlığa kabul edildim lan bunlar bizim dosyalara bakıp seçmiyeceklermiydi. "Ne ara kabul edildim ben.
Seçmeler filan yapılacaktı yani ben öyle biliyorum" dedim
yüzüme sırıtarak bakıyordu azını burnunu dağıtıvercen sonra diğer
tarafa yollucan bunu ah ne kadar isterdim. Lan ben bu adamı daha yeni tanıyorum niye onun hakkında böyle konuşuyorum. Bi insana kanın kaynamayınca böyle oluyor işte. "Baktım kimsecikler kalmadı bekleme odasında bende seni geldiğin gibi aldım." lan nasıl kimsecikler kalmadı. "Anladım yani artık o zaman bu asistanlık meselesini konuşalım. " dedim konuşup gidelim valla her yerim ağrıyor. "Tabi ki hemen konuşalım. Öncelikle kurallarım vardır bu dosyada hepsi yazıyor istersen oku yada okuma sana kalmış" dedi tabi ben dururmuyum açtım dosyayı başladım okumaya.
Kural 1: İlk 2 yıl mecburu çalışmak zorunlu. Eğer ilk 2 yıl içinde istifa etmeye kalkışılırsanız 10 yıl belli bir miktar ödemek zorundasınız
Kural 2: Çok acil olmadığı sürece patronun evine gitmek yasak
Kural 3: Patronun ile cinsel veya herhangi bir ilişkiye girilemez.
Kural 4: Toplantılara katılmak zorunlu. (Hasta olmadığınız sürece)
Kural 5 : Özel hayatını işe karıştırmazsın
...
Yuh ama daha nicesi lan ee şimdi ben kabul edildim mecbur iki yıl çalışmak zorunda mıyım. Keşke okulumu tam bitirseydim. Ah anamı dinlemedim. Ama şimdi annem böyle iyi bir yerde çalışacağım için çok mutlu eee bide maaşı da iyiydi. Mecbur kağıdı imzalayacaktım. İmzamı attıktan sonra " Beni tanıyorsundur sanırım?" yok tanımıyom zaten tanımam mı Alaz Alp Demirkan . Adamın soyadı bile güzel. " Sizi tanımasam neden bu şirketi seçeyim." adamın sadece ismini biliyorum onun dışında yok ha bide yer altı işlerle uğraşıldığı düşünülüyor. Ben pek de ürkmedim değil. Adamın her yerde şirketi var adam milyoner resmen . Zengin bebesi . " Beni tanıman iyi o zaman yarın sabah 8 de burda ol."
"Tamamdır Alaz Bey" yarın beni inşallah güzel bir şey bekliyordur.
Yazarın bakışından
Alaz Sude'yi gördüğünde tanımıştı fotoğraftan değil geçmişten. Belki de Sude hatırlamıyordu ama Alaz için derindi Sude odaya girdiğinde Alaz önce odada ki güzel kokuyu çekti. Sonra ise Sude'nin konuşmasını dinledi o kadar özlemiş tiki sesini hasret gidermek istedi önce daha sonra rahat tavırlarıyla Sude'nin konuşmasının bittiğini fark edip konuşmaya başladı. Sude'nin yüz ifadesinden onun kendisine sinir olduğunu fark etti Sude içindeki duyguları genelde yüzüne yansıtırdı ama içindekilerini de söylemekten çekinmezdi. Yazdığı anlaşma kağıdı ise saçmalıktan ibaretti onun için sadece anlamaması içindi .
Peki bu hikayede onların sonu nasıl olacaktı kader onları tekrardan bir araya getirmişken yine ayırmazdı dimi?