İçeriğe geç

Varla yok arası

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Varla yok arası

Bölüm 3

Aynanın iki yüzü

Aden, odanın içinde geçirdiği zamanın ağırlığını hissetmeye başlamıştı. Üç ya da dört saat geçmişti ve düşüncelerinin labirentinde kaybolmuş gibiydi. Tam o sırada kapı açıldı ve Kaan, içeri girdi. “Hazır mısın?” dedi, sesi her zamanki gibi sakin ama karizmatik bir tınıyla yankılandı. Aden, başını kaldırarak ona baktı. “Nereye?” diye sordu, merakla. “Dışarı çıkacağız,” diye yanıtladı Kaan, gülümseyerek. Aden, bu teklifi kabul etti; belki de dışarıda biraz hava almak, karanlığın içinden kurtulmasına yardımcı olabilirdi. Odanın köşesindeki masanın üzerine bırakılmış telefon, aniden çalmaya başladı. Aden, hızlıca yanına gitti ve ekrana baktığında dayısının ismini gördü. “Alo?” diye yanıtladı. “Neredesin, Aden? Uzun zamandır haber alamadık,” dedi dayısı, sesindeki endişe hissediliyordu. Aden, “Birkaç süre buralarda olamayacağım,” diye yanıtladı, içindeki kaygıyı gizlemeye çalışarak. Yarım saat sonra Kaan, aşağıda beklediğini söyledi ve Aden, telefonu kapatıp onun yanına gitti. Aşağıya inip arabaya bindiklerinde, Kaan hafif bir gülümsemeyle, “Bugün çok güzel görünüyorsun,” dedi. Aden, bu iltifattan dolayı hafifçe utandı ama gülümsedi. Araba çalıştığında, ikisi de kendilerini tanıtma gereği hissettiler. Kaan, “Ben Kaan Karayel iş adamıyım. Ama senin geçmişin daha ilginç,” dedi. Aden, derin bir nefes alarak, “Ben de eski bir subaydım,” diye yanıtladı. Kaan hemen sordu, “Neden bıraktın?” Aden, gözlerini yola dikerken, “Babam öldüğünde, subaylığı bırakmak zorunda kaldım. Geri dönmeyi hiç istemiyorum,” dedi. Bu sözler, Kaan’ın dikkatini çekmişti. “Anladım,” dedi, bir süre sessizlik içinde yola devam ettiler. Kaan, arabayı lüks bir mekanın önünde durdurduğunda, Aden’in kalbinde bir heyecan dalgası yükseldi. Kapı açıldığında, dışarıda bekleyen insanlar, onları görünce saygıyla eğildiler. Aden, bu durum karşısında şaşırmıştı; ne kadar da hızlı değişmişti her şey. İçeri girdiklerinde, masalarına oturdular ve yemek yemeye başladılar. Yemek sırasında Aden, Kaan’a dönerek, “Beni neden koruyorsun?” diye sordu. Kaan, gözlerini Aden’in gözlerinden ayırmadan, “Abine sözüm var,” dedi. Aden, “Abim mi?” diye şaşırarak sordu. Kaan, abisiyle olan dostluklarını ve ona neden söz verdiğini anlattı. Aden, “Peki abim şimdi nerede?” diye sordu. Kaan, “ Başka ülkede, İsviçre’de,” diye yanıtladı. Aden, “Beni ona götürür müsün?” dedi, ama Kaan, “Şu an olmaz, biraz zaman alır,” diye ekledi. Aden, bu durumu kabullenerek, yemeğine devam etti. Yemekten sonra dışarı çıkarken, aniden magazincilerle karşılaştılar. Kaan, Aden'e hızlıca “Rol yapmalıyız,” dedi. Aden, gülümseyerek Kaan’a yaklaştı ve birlikte yalandan sevgili rolü oynamaya başladılar. Birkaç soruya yanıt verdikten sonra mekandan ayrıldılar. Ama eve varmadan önce,Aden evine gitmek istediğini söyledi. “Birkaç parça eşya ve eski mektuplarımı almam gerek,” dedi Aden. Kaan arabayı Aden'in evine sürmeye balsadi evin önüne vardıklarında Aden hizlica inip kapıyı açtı odasına çıkıp dolpataki bikac parça eşyalarını çıkarmaya başladı komodini açarak içindeki eskimis ama bı o kadarda güzel mektupları aldı Kaan ona bakarak “Bunlar ne?” diye sordu, Aden “Babamdan kalan son mektuplar,” diye yanıtladı. Eşyalarını aldıktan sonra, arabaya bindiler. Yolda ilerlerken, Kaan aniden frenin tutmadığını fark etti. “Aden, tutun!” diye bağırdı. Uçurumun kenarında mahsur kaldıkları an, kalpleri birden hızlandı. Aden, korkuyla Kaan’a baktı. “Ne yapacağız?” diye fısıldadı. Kaan, “Sakin ol. Önce düşünmemiz gerekiyor,” dedi, yüzündeki kararlılıkla. Ama içindeki korku, bu durumu daha da zorlaştırıyordu. Uçurumun kenarında, her an her şeyin sona erebileceğini düşünerek, hayatlarının tam ortasında duruyorlardı.

Bölüm sonu

2 yorum