İçeriğe geç

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 4

4. Bölüm

IV. Bölüm

Umutsuz..

Hissedilebiliyor olmak, hissiz ruhumu tatmin etmeli miydi?

Bu kızın doğaüstü bazı duyularla sahip olduğu belliydi ancak ne sanıyordu beni, hortlak falan mı ? Kimseye musallat olmak gibi bir amacım yoktu, burada kaldığım her saniye işler daha da tuhaflaşıyordu.

Sessizce ona bakmaya devam ettim, beni duymayacağını bilsem de kelimeler boğazımda dizilmiş dışarı çıkmaya korkuyorlardı. Sanki nefes bile alırsam beni duyacakmış gibi, sanki en ufak bir hareketimde beni görecekmiş gibi bütün ruhum kasılmıştı.

Kywan bakışlarını yavaşça üzerime çevirdi.

Birkaç gün öncesine kadar insanların beni görebilmeleri için çok şey verirdim ancak şimdi bu durumda görünmediğimden emin olmak için hareket dahi etmiyordum.

Genç kadının bakışları oturduğum koltuktaydı ancak yüzüme bakmıyordu. Kywan'ın aksine o yalnızca varlığımı hissedebiliyor olmalıydı çünkü Kywan'ın keskin ve nereye baktığını bilen gözleri gözlerimden bir saniye bile ayrılmıyordu.

İfadesiz bir yüz ve yavaş adımlarla karşıma doğru gelerek bakışlarını bir saniye bile gözlerimden çekmeden başını hafifçe yana doğru eğdi. Beynimin bana bir oyunu muydu bilmiyorum ancak Kywan'ın dudaklarından saniyeler içinde ince bir gülümseme geçtiğinden neredeyse emindim.

"Yine saçmalıyorsun Shaille, kahveni iç ve git. Ben de çıkacağım." Dedi ardından siyah gözlerini gözlerimden çekerek elinde ki kahve bardağını hafifçe genç kadına doğru salladı.

Nefes dahi alamıyordum, bu adam aklımı karıştırıyordu. Bu adam ruhumu sarsıyor, bildiğim her şeyden şüphe etmeme sebep oluyordu. Shaille da Kywan gibi oturduğum yere bakmayı keserek yüzüne yapmacık bir gülümseme yerleştirdi ardından Kywan'ın yanına neşeli adımlarla yürüdü ve elinden kahveyi alarak gülümsedi.

"Kahve için teşekkür ederim canım ama kimin torunu olduğumu unutuyorsun. Bu yüzden sana bir şey getirdim."

Bana bakmayı kestikleri de ruhumun ne kadar gerildiğini yeni fark edebilmiştim. Shaille kahvesini masaya bırakarak topuklu ayakkabılarının çıkardığı tok bir sesle yanıma kadar geldi.

O yaklaşırken istemsizce yeniden nefesimi tutmuştum ancak uzaklaşma isteğime rağmen içimde bir yerlerde varlığımı fark etmesini istiyordum. Bütün korkuma rağmen birilerinin ruhumun hala yaşadığını bilmesini istiyordum.

Shaille çantasına uzandı, çıkarttığı sarı bir kağıdı ona uzattı.

"Bu ne?" Kywan'ın tok sesi Shaille'nin bu hallerine şaşırmadığını ve başına da ilk defa gelmediğini gösteriyordu.

Bakışlarımı Kywan gibi bende Shaille'nın elinde tuttuğu küçük sarı kağıda çevirdim.

Genç kız tatlı tatlı gülümseyerek Kywan'ın kolunu tutuyordu. "Sadece seni korumak için, yanında bulunduramaz mısın?"

"Neden bu tür saçmalıklarla uğraşıyorsun?"

Sözleri biter bitmez; "Sen neden böyle saçma bir kadınla berabersin?" Dedim birdenbire istemsizce.

Bir an Kywan'ın siyah gözlerinin yeniden gözlerimi bulmasını bekledim ancak beni duyan hiç kimse yoktu. Shaille kaşlarını çatarak bakışlarını Kywan'ın sert yüzüne kilitledi. Bu tür şeyleri oldukça ciddiye aldığı belliydi ancak hala neler döndüğünü anlayamıyordum.

"Saçmalık değiller, ölen insanların ruhları gerçek ve etrafımızda dolaşıyorlar. Bırak seni onlardan koruyayım."

Kywan elinde ki kağıdı byruştutup masaya bırakarak seri bir hareketle ceketini giymeye başladı. O sırada oturduğum yerden kalkarak yavaşça süzüldüm.

Kywan "Korunmaya ihtiyacım yok." Dedi sertçe, bir yandan dağınık bıraktığı dosyalarını topluyordu ardından kaldığı yerden devam etti.

"Ölen insanların yaşayanların arasında yeri yok." Dedi. Shailla somurttu ancak samimiyet yoktu.

"Bana inanmalısın hem ayrıca büyükannemin gelmiş geçmiş en iyi falcı olduğunu bilmiyor musun? Bu işte ne kadar başarılı olduğumuzu sende biliyorsun."

Kywan gözlerini devirerek çıkışa doğru yürüdüğünde bende peşinden ayaklandım.

"Alırsam yakamdan düşecek misin? Gidip daha mantıklı işler yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?"

Kywan tek elinde topladığı dosyaları kolunun altına sıkıştırarak bıkkınca Shaille'ye baktı.

Bense aceleyle Kywan'ın arkasına geçip saklanıyordum. Bu kağıt ya da büyü işleri umurumda değildi, kimseye de musallat olmaya niyetim yoktu yalnızca dışarı çıkmak istiyordum.

O kapıyı açtığında hızlıca dışarı süzülecektim, işe yaramak zorundaydı çünkü başka hiçbir fikrim yoktu.

"Pekala pekala, yakandan düşeceğim ama bir süreliğine. Ayrıca sen önden git." Dedi ve gülümsedi.

"Neden?"

Shailla ellerini mahçup bir görüntü ilw birbirine kenetledi. "Kapılarına ve pencerelerine bu tılsımlardan koymuştum."

Kywan öfkeyle kaşlarını çattı, bu duruma alışık olabilirdi ancak tepkisiz kalmadığını anlayabiliyordum.

"Kafana göre evime saçma sapan işe yaramaz şeyler getirip durma."

Shailla ellerini havaya teslim olur gibi kaldırdı.

"Biraz sakinleş sadece kötü ruhların girmesini önlemeliydi ama bir tanesi aradan kaçmış olmalı. Merak etme yarın bunun icabına bakarım."

Demek evde tutsak kalmamın sebebi bu kız yüzündendi, yapıştırdığı büyü ya da her ne ise beni esir etmişti. Şimdi de şıllık icabıma bakmaktan bahsediyordu.

Şu anda hiç olmadığı kadar Camelia'ya ihtiyacım vardı. Buradan çıkmak için yanıp tutuşuyordum. Eğer kaçmayı başarırsam bu eve geri dönmek gibi bir niyetim de asla olmayacaktı.

"Gideceğim." Dedim Kywan'ın arkasından. Beni duyup duymadığını bilmiyordum ancak şuan duymasını diledim.

"Gideceğim. Bu yüzden ona izin verme."

Panik ister istemez ruhumu sarıyordu, korkuyordum.

"Gerçekten, kafayı yemişsin. Kağıtlarını da toplayıp git." Dedi Kywan. Gittikçe öfkeleniyor gibiydi.

"Tılsım." Dedi Shaille gözlerini devirerek.

"Her ne haltsa evimde hiçbirini istemiyorum."

Shailla derin birkaç nefes aldı ve elini şakağına koydu.

"Anladım ama bana inanmalısın. Evde yalnız değilsin Kywan. Varlığını hissediyorum, yarın bunu halletmek için geleceğim sonra bir daha bu konuyu açmayacağım."

"Ne yapıyorsan ben evde yokken yapsan iyi edersin ayrıca yarın geldiğimde bu saçmalıkların hiçbirini görmek istemiyorum."

Olamaz. Olamaz. Yaşıyor olsaydım bu korku ölmek için yeterli bir sebep olurdu benim için.

"Lütfen ona izin verme." Sessiz yakarışım Kywan'a ulaşmış gibi görünmüyordu. Eline aldığı araba anahtarları ve telefonu kontrol etti.

Shailla saate baktı.

"Tamam tamam, sen geç kalmadın mı artık ?"

Kywan da kolunda ki saate baktıktan sonra aceleyle ceketini aldı ve hızlı adımlarla kapıya doğru yöneldi. Arkasından çıkmak için hamle yaptım ancak Shaille bedeniyle kapının önünü kapatınca bir an duraksadım.

Buradan çıkmak için son şansım olabilirdi bu yüzden beklemeden içinden geçmek için hareketlendim ancak ona çarparak yere düşmem bir olmuştu.

Bir insanın içinden geçememiştim.

Ruhumda yaşadığım şaşkınlıkla kalakaldım. Başımı kaldırarak zeminde oturduğum yerden ona baktım.

Shaille kapıyı hızlıca kapattığında gözlerini kısarak arkasını döndü. Beni göremediğini anlayabiliyordum, bakışlarımız hiçbir zaman kesişmiyordu. Etrafa bakıyor, odayı süzüyordu ama ben ayaklarının dibinde yerde oturuyordum.

Nasıl olduğunu tam olarak anlayamasam da bir şekilde ruhani şeyleri hissedebiliyordu.

Etrafta biraz daha gezindikten sonra durdu ve hafifçe gülümsedi. Kahve bardağından bir yudum daha aldı ardından adımlarını kapıya çevirdi.

"Kişisel algılama, zararsız olsan da senin yerin burası değil. Acını dindirdiğimi düşünebilirsin."

Kağıyı açtı, aralığından son kez tekrar içeriye baktı.

"Burada uslu uslu otur tamam mı? Son gününün tadını çıkar, senin işini yarın bitireceğim."

Şimdi işim bitmişti işte, Camelia'ya bile veda edememiştim. Kutsal ve ruhani şeylerden her ne kadar anlamasam da Shaille'nin bu konuda da başarılı olduğu bir gerçekti.

Saçma bulduğum o kağıt parçaları şimdi sonumu getirecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.