İçeriğe geç

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 3

3. Bölüm

III. Bölüm

Ağır, kirli ruh..

"Bay Magnos?"

Fısıltı halinde çıkan sesim havada kaybolup giderken uzattığı dosya gözlerimin önünde duruyordu. Kywan hızlı bir hareketle dosyayı eline alarak başını onaylar şekilde salladı. Magnos çok farklı görünüyordu. Bunca zamandır nasıl bütün bunları gözden kaçırabildiğimi anlayamıyordum.

Camelia haklıydı, Bay Magnos bir şeyler çeviriyordu ve bu işi de oldukça iyi yapıyordu. Böylesine beceriksiz bir adamın herkesten habersiz gizli işler yürütmesi kesinlikle imkansız gibiydi.

Asıl dikkatimi çeken bay Magnos ile Kywan arasındaki ilişkiydi. Bu kadar zengin olmasına bakılırsa bir yerlerde müdür olduğu açıktı ama sahip olduğu şirketin bay Magnos'un çalıştığı XWork olduğunu tahmin etmiyordum.

Belki de sadece bir Varisti.

Yüksek bir mevkide olduğu apaçık ortadaydı ancak bütün bunların Camelia'nın ölümü ile nasıl bir ilgisi olabilirdi?

"Pekala, şimdilik bunu babamdan gizli tut. Şirkette konuşuruz, izlenmedin değil mi?"

Bay Magnos hafifçe gülümseyerek güven veren gözlerle Kywan'a baktı.

"Hayır, merak etmeyin hayalet gibiyim."

Tuhaf benzetmesi bir beden içinde olsaydım tüylerimi diken diken edebilirdi.

İşinde gerçekten çok başarılı olduğu doğruydu, ondan hiçbir şekilde şüphelenmemiştim. Hala nasıl bunu yapabildiğini anlayamıyordum. Neyi kaçırmıştım ? Bir an önce Camelia ile buluşmam gerekiyordu. Bu durum git gide tuhaf bir hal alıyordu.

Bay Magnos arkasını dönmüş karanlıkta gözden kaybolurken Kywan kapıyı kapatarak mutfağa ilerledi.

Kywan, Camelia ile yürütmeye çalıştığımız başarısız araştırmamızın yeni ve baş şüphelisi olabilir miydi? Camselia ölümü ile ilgili ne biliyordu öğrenmem gerekiyordu.

Kywan elinde ki beyaz dosyayı füme mermer tezgahın üzerine bırakmış, buzdolabından çıkarttığı yiyeceklerle ilgileniyordu.

"Camelia ile bir ilgin var mı?" Diye mırıldandım.

Bu adam birkaç saat içinde aklımda binlerce sorunun oluşmasına neden olmuş ve hepsini yanıtsız bırakmıştı.

Hızlıca masaya bıraktığı dosyanın yanına süzüldüm ve büyük bir dikkatle incelemeye başladım. Dokunmak gibi bir kabiliyetim olmadığı için sadece kapağına bakabiliyordum, eğer şanslıysam Kywan dosyayı inceleme gereği duyardı. Dosyanın üzerinde yalnızca kırmızı belirgin bir uyarı vardı.

XWork Personel Bilgileri [Gizli]

Anlaşılan şirket kendi çalışanlarına dahi güvenmiyordu.

Kywan masadaki dosyayı eline aldığında heyecanla ona baktım ama çekmecelerden birini açarak içine atmış ve sertçe geri kapatmıştı.

"Aç ve incele şunu." Dedim sinirle.

Belki de Bay Magnos'u takip etmeliydim. Çoktan çıkmış olsa da belki acele edersem yetişebilirdim saat de gecenin bir yarısı olduğundan sokaklar boştu, bulmak o kadar da zor olamazdı.

Hızla süzülerek çıkış kapısına ilerledim içinden geçmek için atlamamla kapıdan geriye sıçramam bir oldu. Nasıl olur da kapıdan geçemem?!

Ayağa kalktım ve yavaşça elimi kapıdan dışarı uzattım. İlk defa dokunmaya benzer bu hissin şaşkınlığını yaşarken diğer yandan unuttuğum yeni duyguların seline kapılmıştım.

Panik.

Pencereye doğru süzülmeye başladım, tekrar içinden geçmek için atladığımda kendimi yeniden zeminde buldum.

"Bu-bu da ne? Neden çıkamıyorum ?!" Yerde oturduğum zeminden doğrularak şaşkınlık dolu bakışlarımı ona çevirdim. Cevabını Kywan'dan duymak istercesine ona bağırmıştım.

Kywan elinde bir tabak ve içecekle salona girerken oturduğum yerden ona bakıyordum. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım, hayaletlerin ya da ruhların bir yere hapis olabileceğini bir tür efsane sanıyordum. Onunla karşılaştığımdan beri hiçbir şey yolunda gitmiyordu.

Evin bütün odalarından süzülerek dışarı çıkmak için kendimi duvarlara vursam bile parmağımın ucu dahi dışarı çıkamamıştı. Evin içinde istediğim duvardan geçebiliyorken dışarı açılan hiçbir yerden geçemiyordum.

Panik sefil ruhumda zehir gibi yayılıyordu.

Bir yandan aklımda neler yapabileceğime dair binbir tane düşünce geçiriyor, bir taraftan sakinleşmeye çalışıyordum.

Camelia'yı bulmam gerekiyordu ve bunu bir an önce yapmalıydım.

Camelia'nın beni bulması imkansızdı, burada olduğumu nereden bilecekti ki? Hem beni bulsa bile o da bir ruhtu beni burdan çıkarabilir miydi?

Camelia ile üç günde bir köprüde buluşur, küçük toplantılar ve plan hakkında bilgi paylaşımı yapardık. Şu andan itibaren buradan çıkmak için üç günüm vardı.

Bu adamın gizemi ruhumu bulandırıyordu.

Karanlık bir şeyler vardı, yaptığı her şey zihnimde merak uyandırıyordu. Aklımda oluşan binlerce sorunun cevabını istiyordum.

Sessizce slondan çıkarken ışığı ardından kapatmış ve ayak sesleri git gide uzaklaşmaya başlamıştı.

Koltuktan kalkarak Kywan'ın peşinden üst kata çıkmaya başladım, koridorlar tavanla duvarın birleştiği yerden küçük ışıklandırmalarla yol boyunca aydınlatılmıştı.

Odası olduğunu tahmin ettiğim son kapıya doğru süzüldüm ve içeri girdim. İki kişilik oldukça büyük bir yatakta sırtüstü uzanmış yatıyordu. Yatağın iki tarafında da küçük birer masa lambası vardı ve yattığı tarafta ki kapalıydı.

Yatağın boş tarafına geçtim. Gözlerim istemsizce bedenini süzüyordu. Gizemli ve sırlarla dolu karanlık bir adam görüyordum karşımda ama yattığı yerden yumuşak uyumaya yakın yüz ifadesi düşündüğüm kadar kötü görünmüyordu.

Hemen arkamda yatağın, onun tarafında ki ağırlığı yüzünden eğilen yüzeyini hissedebiliyordum.

"Burada olmamalıydım." Dedim gecenin sessiz karanlığına karışan bir fısıltıyla.

"Her şey olması gerektiği gibi."

Kywan'ın mırıltıyla karışık sesiyle uzandığım yerden hızla doğrularak ona baktım. Kendi kendine mi konuşmuştu yoksa gerçekten beni görebiliyor muydu? Delirmek üzereydim belki de çoktan delirmiştim.

"Beni duyabiliyor musun?"

Bir umutla söylediğim sözler yanıtsız kalmış, Kywan gözlerini açmadan yavaşça kendini uykuya teslim etmeye başlamıştı.

"Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil. Ne çeviriyorsun bilmiyorum ama çözeceğim." Dedim öfkeyle.

Sözlerim tekrar cevapsız kalınca doğrulduğum yatağa yeniden uzandım. Benim buradan tek başıma çıkmam gerekiyordu, başka çarem yoktu.

İlk başta sessiz odanın içinde yanımdaki adamın düzensiz nefes alışlarından başka bir şey yoktu. Bir süre sonra nefesleri yavaşlamış ve düzene girmişti. Bende onun gibi, şimdilik korkumu bir kenara bırakarak zihnimde ki fırtınayı sadece bir süreliğine dindirdim ve sisli rüyalar silsilesine teslim oldum.

Sabah gün ışığı odaya dolarken gecenin bir yarısı düşüncelerle kapattığım gözlerimi açtım. Oda boştu.

Ruhumu aniden telaş kaplarken, odanın içinde giyinme odası olduğunu tahmin ettiğim kapı açıldığında Kywan elinde bir kravat ile yatak odasına girmiş kendi tarafında duvarda boydan uzanan aynanın karşısına geçmişti. Rahatlayarak yatağa geri uzandım.

Henüz gitmemişti, bu durum hala onunla birlikte evden çıkma şansım olduğunu gösteriyordu. Bu saçma planın işe yaramasını umuyordum çünkü aklıma gelen başka hiçbir planım yoktu. Eğer burada sıkışıp kalırsam beni bir daha hiç kimse bulamazdı.

Kywan gömleğinin yakalarını kaldırarak elinde ki kravatla uğraşırken aynadan ona bakıyordum. Keskin ve oldukça belirgin yüz hatları vardı. Bu görünüşü ona kötü bir hava katıyordu, bir şirket yöneticisi olarak ona tam uyan doğuştan gelen bir ciddiyete sahipti.

Kywan'ın gözleri aynanın yansımasından beni bulunca bir an donakaldım. Bakışları bir saniyeden kısa bir süre gözlerimde kaldı.

Elindeki kravatı hızlı bir şekilde bağladıktan sonra arkasını döndü ve odadan çıktı. Peşinden giderken gözüm ilk başta fark etmediğim duvarda asılı bir çerçevenin kenarına sıkıştırılmış küçük fotoğrafa takıldı.

İki adam birbirlerinin omuzlarına kollarını atarak samimi bir poz vermişti. Biri Kywan'dı yani daha genç hali ama diğerini hiç görmemiştim. Ondan yaşça büyük gibi gözüküyordu. Evde ki tek fotoğraf bu olmalıydı. Bu adamı gittikçe daha fazla merak ediyordum.

Ayrıntılara takılmayarak aşağı indim, Kywan elinde tuttuğu telefonuna bakarken kapının zil sesi odayı doldurdu. Kafasını telefonundan kaldırmadan kapıya doğru giderken kendimi koltuklardan birine bırakmış merakla izliyordum.

Kapının açılmasıyla ince bir çığlık koptu. Dikkatle doğrularak kapıya baktığımda yabancı bir kızın Kywan'ın kollarına atıldığını ve askılık gibi boynuna asıldığını gördüm. Kywan bu durumdan mutluymuş gibi görünmüyordu ancak herhangi bir tepki de vermemişti.

"Sevgilim."

Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalkarken olan biteni izliyordum. Kywan kızın ince kollarını yakalarından çekti ve sert sayılabilecek şekilde kendinden uzaklaştırdı.

"Şunu sevmediğimi biliyorsun."

"Özür dilerim ama seni özledim, birkaç gündür şirkete de uğramıyorsun."

Kywan umursamazca arkasını dönerek elinde tuttuğu telefona bakmaya devam etti.

"İşlerim vardı, sen neden burdasın?"

Genç kız elinde ki çantayı koltuğa doğru fırlatınca hemen yanıma düşmüştü. Topuklularının üzerinde yürüyerek hemen yanımda ki koltuğa kuruldu.

"Ee, içecek bir şeyler ikram etmeyecek misin?"

Kywan gözlerini devirerek mutfağa gittiğinde bu işten bir an önce kurtulmak ister gibi bir yüz ifadesi vardı.

Kadın birden ayağa kalktı ve salonda gezinmeye başladı. Etrafı, saklanmış birini arar gibi süzüyor, dolaşırken eşyalara dokunuyordu.

"Ne yapıyorsun?" Kywan elinde tuttuğu bardakla odaya girdi.

Kız cevap vermedi, salonda birkaç adım atarak biraz daha gezindikten sonra tam ortasında, benim karşımda durdu. Gözleri gözlerimde değildi, şimdilik.

"Hayatım, korkma ama..."

Kywan, başını hafifçe eğerek ona bakmaya devam etti.

"..bu evde sana musallat olan bir şey var."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.