X'İN ANLATIMIYLA...
Her yerde bir yardımcının olması ve düşmanın ne yaptığından daima haberinin olması müthiş bir duygu. Aklında canlandırdığın o zararlı planların gerçekleştirilmiş halini izlemek... bir sadist olup acıdan zevk almak ve her şeyi berbat etmek, bende bir duygu uyandırır; zevk...
Şuan karşımda Vanessa'nın komşu galaksi Vionada neler yaptığını izliyor, onun bu haline gülüyordum. Vanessadan bu hareketi beklemezdim. Galiba minik yardımcılar gerçekten de işe yarıyordu.
Günün yaratığını göndermediğimi fark ettiğimde dudaklarım kıvrıldı. Bu yaratıklar oluşmak için daha bekleyebilirlerdi değil mi? Çünkü Vionanın düşmanı olan ikizimden yardım almamın vakti gelmişti. Vanessa orada günde belki üç yaratıkla savaşmaktan çok mutlu olacak ve sonunda ölümü kazanacaktı. Belki de istediğim gibi elime düşecekti...
"Efendim, Skalt sizi çağırıyor" İşte bu cümle gülümsememi büyüttü. Bir şeytanın bana verdiği bu gülümseme bana duygularını da veriyordu. Bu duygular kendi oğluma bile hücre cezası vermemi kolaylaştırıp işkence çektirmekten zevk aldırıyordu bana. Şimdi ise bu zevki tatmak zorunda kalacak mıyım bunu öğrenecektim.
Ayağa kalktım ve hücrelerin bulunduğu bölüme doğru sert adımlarla yürümeye başladım. Topuklularımın çıkardığı sesi duyanlar bağırmaya başlamışlardı bile...
"Efendim! Yalvarırım biraz su verin! Ölmek üzeriyim!"
"Efendim üzerimde oyuklar oluşmaya başladı! Farelerin yemeği oluyorum, lütfen, yalvarırım bu fareleri çıkartın!"
"Çıkarın beni!"
"Tanrı aşkına beni buradan çıkarın! Köleniz olurum ama lütfen çıkarın!" O kadar çok yalvarma cümleleri çıkıyordu ki yüzlerce dudaktan. Gülümsemeden edemiyordum. Küçümseyici bakışlarımı hepsine birer birer yollarken birden durdum. Herkesin bakışı bendeydi ve bir cümle kuracağımı biliyorlardı. Dudaklarımı araladım ve,
"Siz zaten benim kölemsiniz." Diyerek Skalt'ın hücresine ilerledim. Artık çoğu kişi susmuştu. Fakat hala yalvarmaya devam edenler vardı. Sanki işe yarayacaktı...
Skalt'ın hücresinin önünde durunca ölü bakışlarla gözlerimin içine derinden bakıyordu. Artık herkes susmuştu.
"Benimle ne konuşmak istedin 'oğlum'?" sesim imalı çıkmıştı. Bana ihanet edecekse cezasını çekecekti.
"Bana," duraksadı ve devam etti. "Bana bir soru sormuştun ya hani 'Vanessa'nın düşmanı mısın yoksa dostu mu?' diye," sorduğum soruyu hatırlatmıştı.
"Evet?" Dedim soru sorarcasına. Gözlerim kısılmış, kulaklarım dört açılmıştı.
"Ben şimdi fark ettim. Ben Vanessa'nın ne dostu ne de düşmanıyım anne. Ben, Vanessa'nın kardeşiydim ve öyle kalacağım." ...




